Yaşamın Tadı ve Ötesi

İnsanlığın başına Demokles’in kılıcı gibi asılı duran nükleer savaş öcüsü yaklaşık on yıldır etkisini yitirdi. Bir bakımdan rahatladık. Ama başka başka kılıçlar, hem de yoğunlaşan hızla güncel yaşamı baskıda, korkuda, kuşkuda kıskıvrak sıkıştırıyor: Uyuşturucular salgını, AIDS virüsü, cinayetler, mafialar, kanlı eylemler, ekonomik bunalımlar, çevre kirlilikleri, nükleer artıkları, asit yağmuru, nüfus patlayışı, işsizlik, eğitimsizlik, sağlıkta bakımsızlık, siyasette yolsuzluk, ve ve ve.. Bunlara doğa felaketlerini de eklersek altı sakat, kaygan yeryüzünde bulunduğumuz o anda akılları oyalıyor.
Bu sorunlar birçok kişiyi düşündürmekle birlikte, onlara karşı umursamazlıkla davrananlar, kayıtsız kalanlar da çok! Günümüzden birkaç bin yıl önce Eyub şöyle demiş: “Ademoğlu sıkıntıya doğar. Tıpkı kıvılcımların yukarıya uçuştuğu gibi… Kadından doğmuş insanın günleri kısadır ve sıkıntıyla doludur” (5:7; 14:1). Genel bunalım yalnız ademoğullarını değil, yaşayan varlıkları ve tüm doğayı etkilemiş. Bu görünüm Kutsal Kitap’ta şöyle anlatılır: “Tüm yaradılışın şu ana dek birlikte inlediğini ve doğum sancısı çekercesine birlikte kıvrandığını biliyoruz” (Romalılar 8:22).
Şu çileli dünyayı kapsayan genel acı ve sarsıntı, İsa Mesih’e inananların güvenlikle beklediği parlak çağı haber veriyor. Karanlık ışığın habercisidir, demiş bir düşünür. Evet, İsa Mesih’in günahtan arıttığı kadına erkeğe O’nun görkemli gelişini güvenle gözleyene, çalkantılı yeryüzünde Bin Yıllık barış ve esenlik hükümranlığını kesin imanla bekleyene sarsılmaz gerçek budur.
Şu bunalımlı çağın ötesindeki durumla tanış olmak, kişinin varlığına karşı en başta beliren sorumluluğudur. Bu konuda Tanrı hiç kimseyi bilgisiz bırakmıyor. Yeryüzüne ilk kez gelip kurtuluş sağlayan Mesih, ikinci gelişinde kendisini bekleyenlere esenlik getirecek. Şimdiki yaşamın ötesindeki gelişimleri öğrenmek somut bilgi edinmektir. Konuya ilişkin Mesih’in anlattığı ilginç bir olay var: “Varlıklı bir adam vardı. Giysileri erguvan çiçeği renginde ince ketendendi. Kapısının önüne Lazaros adında bir yoksulu yatırırlardı. Bedeni baştan başa açık yaralarla doluydu. Varlıklı adamın sofrasından atılan atıklarla karnını doyurmaya özlem duyardı. Köpekler de gelip açık yaralarını yalarlardı. Günlerden bir gün yoksul adam öldü, melekler tarafından Ibrahim’in yanında oturmaya götürüldü. Varlıklı adam da öldü ve gömüldü. Ölüler ülkesinde işkence çekerken gözlerini kaldırınca ırakta İbrahim’i ve yanında oturan Lazaros’u gördü. ‘Ey İbrahim baba!’ diye seslendi, ‘Bana acı. Lazaros’u gönder de parmağının ucunu suya batırsın, dilimi serinletsin. Çünkü bu alevin ortasında acıyla kıvranıyorum.’ Ama İbrahim şu yanıtı verdi: ‘Ey oğul, yaşamında iyi şeylerle gönenç bulduğunu, Lazaros’un ise türlü kötülükler çektiğini anımsa. Ama şimdi o avutuluyor, sense acıyla kıvranıyorsun. Üstelik, bizimle sizin aranızda koca bir boşluk saptanmıştır. Öyle ki, buradan oraya geçmek isteyenler bunu başaramasın; oradan da hiç kimse bizim bulunduğumuz yere geçemesin.’ Bunun üzerine adam, ‘Sana yalvarırım, ey baba!’ dedi, ‘Lazaros’u babamın evine sal. Beş kardeşim var. Onları uyarsın ki, onlar da bu işkence yerine gelmesinler.’ Ama İbrahim şu yanıtı verdi: ‘Musa’yı ve peygamberleri biliyorlar. Onları dinlesinler.’ Adam, ‘Hayır, İbrahim baba’ dedi, ‘Ama ölülerden biri onlara giderse, günahlarından dönerler.’ İbrahim de ona, ‘Eğer Musa’yı ve peygamberleri dinlemiyorlarsa, ölüler arasından biri dirilse bile inanmazlar’ diye karşılık verdi“ (Luka 16:19-31).
Düşünceleri şu geçici yaşamın ötesine, zaman ve mekan kavramının ilerisine, sonsuza, sonsuzun görünümüne taşıyan Rab İsa Mesih canlı bir gelişimi ayrıntılarıyla açıklıyor. O herşeyi bilendir; öncesiz çağlardan geldi, sonsuza yükseldi. O’nun değindiği dönemde de bunalımlar eksik değildi. Adı verilmeyen kişinin tüm kovalayışı yazlıkkışlık evler, parlak giysiler, iştah açıcı yiyecekler, kazanç getiren uğraşlardı. Bunların gönencindeyken acıma duygusunu körletti. Canı kayrasıyla kurtaran, seven ve acıyan Rabbi gerçek kişiliğinde tanımamak, O’na Babam diyememek sevgiyi acıyışı düğümler, yaşama da sonsuza da sağlıklı yaklaşımı engeller. Şu sağlıksız dönem sağlıklı görüşü, sağduyulu yaklaşımı gerektirir. Bunuysa İsa Mesih verir.
Yaşama-sonsuza ilişkin böyle bir kavrama gelmeyenin durumu bencillik derininde çalkantı, geleceği de umutsuzluk karanlığında iniltidir. Varlıklı kişi kısa yaşamın özüne, içeriğine hiç eğilmedi. Kafasında kurduğu giderayak formüllerle yaşam gizinin basitine gitti, akılsızlığın ürününü devşirdi. İşler tıkırındayken günah boyunduruğunu, kurtuluş gereğini, sosyal yükümlülükler çağrısını hasıraltı etti. Gününü gün etmenin aldatıcılığıyla kenetlendi; günlerden birgün öldü ve gömüldü. Parlak cenaze töreni, bol keseden övgü canını gelecek işkenceden kurtaramadı. Mesih’in kurtarışını tepmek onun yaşamına mal oldu. Sayısız kişinin tutumu bu değil mi?
Yazan: Thomas Cosmades
Yorumlar
Yorum yapın Geri izleme