yaratan
Kutsal Kitap teolojisi her zaman yaratan ve yaratılan arasındaki o önemli ayrımı vurgulamaktadır. Yani insan yaratanı kendi aklına, nedenlerine, düşüncesine, algılarına göre ÅŸekillendiremez. İnsan sınırlıdır. Bu baÄŸlamda yeniden vurgulamak gerekirse Tanrı’nın var oluÅŸu bize baÄŸlı deÄŸildir. Yu. 5:26′da şöyle diyor: “Çünkü Baba, kendisinde yaÅŸam olduÄŸu gibi, OÄŸula da kendisinde yaÅŸam olma özelliÄŸini verdi”. YaÅŸam ve her ÅŸey O’ndan geldiÄŸine göre ve her ÅŸeyin çıkışı Kendisine ait olduÄŸuna göre Tanrı, Kendisi dışında hiçbir ÅŸeye baÄŸlı deÄŸildir.

Her ÅŸey Kendisine baÄŸlı ve Kendisinden kaynaklı olduÄŸuna göre, Tanrı Kendi sınırsızlığında deÄŸiÅŸmezliÄŸin de abidesidir. Bu nedenle “Her bakımdan deÄŸiÅŸken, kararsız olan kiÅŸi Rab’den bir ÅŸey alacağın ummasın” (Yak. 1:7) ayeti doÄŸrultusunda kararsız, deÄŸiÅŸken ve sınırlı olan insanın Rab’le kolay bir bağı olması, Rab lütuf göstermedikçe mümkün de deÄŸildir. Bu nedenle, Tanrı’yı tanımlamak, anlamak, varlığına karar verip vermemek insanın kararlarına baÄŸlı deÄŸildir.

Tanrı muhteÅŸem varlığında, görkeminde, yaratıcılığında, gücünde, sınırsızlığında hep sürekli olarak aynı biçimde deÄŸiÅŸmeksizin var olmaya devam edendir. DeÄŸiÅŸmez olması, O’nun sadece Kendine baÄŸlı olmasından kaynaklanmaktadır. Bu nedenle O, Kendi varlığı içinde yarattığı her ÅŸeyin içinde ve üstünde her ÅŸeyi tam olarak bilendir. O’nun istemi bütün gerçeklerin nedenidir. Her ÅŸeyin temelinde, önünde, arkasında, üstünde yani tam olarak her ÅŸeyi kapsayan bir biçimde Tanrı’nın istemiyle yaratılmışlık vardır.
“Her ÅŸeyi kendi isteÄŸi doÄŸrultusunda düzenleyen Tanrı’nın amacı uyarınca önceden belirlenip Mesih’te seçildik” (Ef. 1:11). Ayette görüldüğü gibi, her ÅŸey ama her ÅŸey O’nun isteÄŸi doÄŸrultusunda düzenlenmiÅŸtir. Bizler de bu istem doÄŸrultusunda önceden belirlenip Mesih İsa’da seçilmiÅŸ olanlarız.

Genelde bu noktaya gelindiÄŸinde, bazıları oldukça yanlış teolojik anlayışlara gitmektedirler. Bu insanlar Tanrı’nın evreni, dünyayı ve içindeki her ÅŸeyi yalnız olduÄŸu için yarattığı gibi bir fikre kapılmaktadırlar. Bu kiÅŸilere göre, sanki Tanrı her ÅŸeyi Kendisini oyalamak için yaratmıştır. Ya da bazıları Tanrı’nın bir ÅŸeyler yapmak için tarihe baktığını düşünmektedirler. Yani Tanrı tarihe ve olaylara bakmakta ve duruma göre tavır koymakta, hareket etmektedir. Bir baÅŸka tarz düşünce de, Tanrı’nın tarihe bakıp Kendisini kimlerin seçtiÄŸini görmesi ve ona göre hareket etmesidir. Görüldüğü gibi, bütün bu ve benzeri düşünceler hep Tanrı’nın her ÅŸeyin sahibi olduÄŸu noktasından öteye taÅŸman ve bazı insanları oldukça farklı noktalara götüren düşüncelerdir.

Yu. 3:57′ye baktığımızda, “İsa şöyle yanıt verdi: ‘Sana doÄŸrusunu söyleyeyim, bir kimse sudan ve Ruh’tan doÄŸmadıkça Tanrı’nın EgemenliÄŸi’ne giremez* Bedenden doÄŸan bedendir, Ruh’tan doÄŸan ruhtur Sana, ‘Yeniden doÄŸmaksınız’ dediÄŸime ÅŸaÅŸma’” sözlerini okuyoruz. Bu sözleri kapsayan bütün bölümü okuduÄŸumuzda, aslında bir insanda ruhsal olarak yeniden doÄŸuÅŸun gerçekleÅŸmesinde tek etkin ve yetkin olanın, Tanrı’nın Ruhu olduÄŸunu görüyoruz. Tanrı’nın Ruh’u, Kendi istemi ve gücüyle Kendi yarattığı evrende hareket etmekte ve Kendi yarattığı insanların yüreklerinde iÅŸlemektedir.

Bir imanlı arkadaşımın şöyle dua ettiÄŸine tanık oldum “Ya Rab, seni özgür kılıyoruz, bizim üzerimizde iÅŸle, izin veriyoruz Rab’bim”. Bu dua oldukça kafa karıştıran bir duadır. Aslında yanlış bilinen Tanrı teolojisinin dile getirilmesidir. Böyle bir dille ve böyle bir ifadeyle dua, aslında Mesih İsa’yı Tanrı hükümranlığını öne çıkaran bir ilahiyatla algılayan samimi bir Hristiyan’ı oldukça yaralamaktadır. Çünkü Yaratan ve yaratılan çizgisi burada birbirine girmekte, karıştırılmakta ve Tanrı adeta bize baÄŸlı kılınmaktadır.
Oysa bize göre bizim her ÅŸeyimiz, soluÄŸumuz, hayatımız tamamen Tanrı’ya baÄŸlıdır. O’na baÄŸlı olmadığımız bir küçücük lahza, an dahi yoktur. Sınırlı insanlar olarak, varlığımızı ancak sınırsıza baÄŸlı olarak sürdürebiliriz. Bütün hareketlerimiz, davranışlarımız, bütün her ÅŸeyimiz yalnızca O’nda mümkündür.

Yalnız burada çok doÄŸru anlamamız gereken bir nokta bulunmaktadır. Tanrı’nın hükümranlığından, O’nun her ÅŸeye egemen olduÄŸundan bahsederken, O’nun keyfi olarak davrandığını söylememiz mümkün deÄŸildir. Ya da keyfi davrandığını düşünmeye kalkışmamız çok büyük yanlıştır. Tanrı’nın hükümranlığı tamamen hikmet, doÄŸruluk ve kutsallık temelleri üzerine kurulmuÅŸ bir hükümranlıktır. Kısacası hikmetli, doÄŸru ve kutsal olanın hükümran olma hakkı üzerine kurulmuÅŸ olan bir hükümranlıktır bu hükümranlık. Ve böylesine muhteÅŸem egemenlik sahibi olan RAB Tanrı, vaatlerde bulunarak ve antlar içerek, Kendisini Kendi istemi doÄŸrultusunda sözlerine baÄŸlı kılmıştır.
İşte biz böylesine bir egemenlik sahibi olan muhteÅŸem bir Tanrı’ya güvene davet edilmiÅŸ bulunmaktayız.

Yazan: Rev. Prof. Robert Lynn