temel gereksinim
Isı, ışık, elektrik, denge ve devinim kurallarını iyice bilmeyenin fizik dalında çalışmaya heveslenmesi yanlışlar zincirini oluşturur. Kimya etkilerini ve bileşimlerini kavrayamayanın formüller simgelemesi gülünç sonuçlar doğurur. Bunlara benzer olarak sağlıklı yaşam görünüşüyle ilgili aktöre, sağtöre, etik, erdem, özveri, sevgi, sevecenlik, yararlılık ilkelerini benimsemeyenin Tanrı konusunu etmesi, laf cambazlığıyla uğraşmaya eşitdeğerdir.

Tanrı’ya beğenilen, insan kardeşi sevindiren yaşamı belirten ve apaçık sergileyen İsa Mesih, kişinin temel gereksinimlerini güneşin nesneleri parlattığı gibi, tüm şüphe bulutlarını dağıtırcasına tanımladı. Yeryüzündeki parlak hizmetine başlarken bir dağa çekildi, kırk gün kırk gece oruç tuttu, dua etti O. Doğallıkla bu uzun süre sonunda açlık duydu. Günahsız İsa’yı günaha kışkırtmayı kendine amaç edinen iblis, bulunmaz fırsatın ele geçtiğini sandı. Kirli düşüncesi binlerce yıl geriye, Aden bahçesine gitti. Yaradan’ın kusursuz-günahsız yapıtı Adem’le Havva’yı ustalıkla nasıl tongaya getirmişti! O yenginin tadı daha anısındaydı. İnsan soyu o gün günaha tutsaklanarak, Yaradanı’yla sağlıklı ilişkiden koparılarak cennetten atılmamış mıydı? Ama şeytanın oyunu karşısında çaresiz kalmayan Tanrı şimdi Kurtarıcı’yı gönderiyordu.

İsa’yı sıradan bir kötülüğe dürtmekle değil, O’nu yasal sayılan eylemlerle bozabileceğini tasarlayan iblis insanlığın kurtarıcısına aynı sinsilikle yaklaştı. İblis Mesih’i gerçek amacından saptırabileceğini sandı. “Eğer Tanrı’nın Oğlu’ysan” dedi, “Söyle şu taşlar ekmek olsun!” Mucize işleyen İsa’ya bundan daha doğal bir öneri gelebilir miydi? Ne var ki, yeryüzüne gelişinin amacını ve sonuçlayacağı eylemin sonucunu çok iyi bilen Isa böyle bir oyuna gelemezdi. Hemen şeytanı yanıtladı: “İnsan yalnız ekmekle yaşamaz, Tanrı’nın ağzından çıkan her Söz’le yaşar” (Matta 4:1-4).

Tanrı’nın hiç eskimeyen, değişmeyen ilkelerini insanlığa anlatan Mesih, sağlıklı amaca ulaşmak için doğal sayılan gereksinimlerin bile ikinci sıraya itilmesi gerektiğini belirtti. Taşları somunlara dönüştürüp açlığını gidermek İsa’ya en kolay işti elbette. İki ayrı durumda birkaç ekmekle balığı çoğaltarak binlerce insanı doyuran O değil midir? Kırk yıl süreyle çölde susuz ekmeksiz dolaşan İsrail toplumunu yüceden gönderdiği manayla besleyen kimdi? Ama çıkarcılığa, yararcılığa hiçbir durumda ödün vermeyen Mesih, iblisin çirkin önerisine uyarak eyleme başvurmadığını insanlara ve meleklere gösterdi.

Yiyeceğe gereksinim yaşamda ilk sırayı mı tutar? Belki! Ama belirli durumlarda bunun kişiyi bencil davranışa götürdüğü de yadsınamaz. Oburluk, açgözlülük, pisboğazlık, tıka basa atıştırarak mide fesadına uğramak da bambaşka konu. Bunların yanı sıra, tok acın halinden anlamaz, tok evin aç kedisi, acından ölmek gibi deyimler açlıktan kırılanları anımsatan uyarıcı, eleştirici kullanımlardır. Insanlık ailesinde altı kişiden birinin açlıktan kıvrandığı, her geçen gün kırk beş bin çocuğun açlık ve hastalıktan öldüğü, insan kardeşin çöp tenekelerinden yiyecek aradığı utandırıcı bir dünyadayız. Kutsal Kitap’ta şu gerçek belirtilir: “Yemekler mide içindir, mide de yemekler için. Tanrı onu da, ötekini de ortadan kaldıracak. Beden de rasgele cinsel ilişki için değildir, Rab içindir. Rab da bedenin esenliği içindir” (I.Korintoslular 6:13).

Doğal düzeyde doğan, yetişen ve yaşamını sürdüren ademoğlu bir sürü isteme tutsaktır. Insan bedeni kuşanarak insanlar arasına gelen kurtarıcı Mesih, somut ve sağlıklı değerlerin doğal düzey ötesinde bulunanlar olduğunu gösterdi. Maddi şeylere bağlılık, çıkarcılık, bencillik, rüşvetçilik, açgözlülük puta tapıcılıkla eşit tutulur Kutsal Kitap’ta. Bu tutsaklıklardan özgürlük doğal gereçlerle, dinsel göreneklerle sağlanamaz. Böyle köklü bir aşamaya ruhsal-göksel güçle varılır. Tanrı Mesihi’ni bunu gerçekleştirmeye gönderdi.

Yaradan toprağı suyu yaptı. Toprağı suya gereksinimli kıldı; suyu da, toprağı sulamaya.. Suyun toprağı sulaması sevindiricidir. Günaha tutsak ademoğlunu kurtarmaya, ona yepyeni yaşam sağlamaya gelen Mesih, insanın sadece para kazanmakla, mal mülk yapmakla, uyku uyumakla, zevk, keyf, seks ardından koşmakla yaşam amacına ulaşamayacağını vurgular. İsa, Tanrı’nın ağzından çıkan her Söz’le kişinin canını doyurması gerektiğini belirtir.

İsa Mesih’in şu bildirisi seni de içerir: „Insan tüm dünyayı kazanır da canını zarara uğratırsa ne yararı olur? Ya da, insan canına karşılık ne ödeyebilir?“ (Matta 16:26). Temel değerlerin sürekli kaydığı, hep altüst edildiği ortamdayız. Yaşamda en üstün saydığın değer ne olabilir? Kurtarıcı Mesih’in vurguladığına göre, bu kendi canındır. İsa bunu bir kuram, yorum, görüş olarak öne sürmedi. Canın kurtulsun diye kendi canını kurtulmalık kıldı. Tövbeyle, imanla O’nu değerlendirmek Tanrı ve melekler karşısında en sağlam karardır.

Yazan: Thomas Cosmades