Sağlıksız Varlık

KeÅŸke her yapı sapasaÄŸlam olsaydı. Depremlerde çöken konutlar, sele kasırgaya dayanamayan binalar, emekçilerin canını yutan ocaklar. Ve en önemlisi, yaÅŸam yolculuÄŸu bozukluÄŸa, kötülüğe her an açık olan insan. Onun yaratılışına ve sonrasına iliÅŸkin ÅŸunlar yazılmıştır: “Tanrı insanı kendi benzeyiÅŸinde yarattı. Onu Tanrı’nın benzeyiÅŸinde yarattı; onları erkek ve diÅŸi yarattı” (Yaratılış 1:27). “Tanrı insanı doÄŸru yarattı; ama onlar pek çok düzen aradılar” (Vaiz 7:29). Budur üzücü geliÅŸim.
Kutsal-kusursuz Yaratan elbette bozuk insanı yaratamazdı. O’nun Yaratıcı’lığına inanan, her yapıtı kusursuz yaptığını kabul eder. O ÅŸu bilgiyi verir Kutsal Sözü’nde: “YüceliÄŸim için yarattğım, ona biçim verdiÄŸim, evet kendisini oluÅŸturduÄŸum, adımla çaÄŸrılan her insanı ‘getir’ diyeceÄŸim” (YeÅŸaya 43:7). Yazıklar olsun! YaÅŸam düzeniyle Yaratanı’nı yüceltmeye yaratılan insan tam tersine, yapıcısına yüz karası olmuÅŸ: “Tanrı’nın adı uluslar arasında sizin yüzünüzden kötülenmektedir” diye yazılıdır din baÄŸlılarına (Romalılar 2:24). Ne denli acıklı bir görünüm, deÄŸil mi?
İnsan tarihin hangi döneminde bozuldu? Atalarımızın Tanrı istemini bir yana itip iblisin istemini uyguladıkları an! Atalarımız iblise uyruk olmayı seçti, kutsal kusursuz yaşamdan günahlı yaşama geçti. Bunu kişisel karar ve istekleriyle yaptılar. Ve tüm insanlık ailesinin başı, kökeni, pınarı niteliğinde bu güzelim soyun her kuşağını, her canını boyunlarına aldılar. Kutsal Söz buna ‘Özgün ve Kalıtımlı Günah’ demiş. Yapımız çürüktür. Irk, ulus, dil, din, siyasi tutum, eğitim ve daha her ne varsa, temelde hepimiz günah yargısı giymiş sağlıksız Adem çocuklarıyız. Birinin Adem’e dayanmadığını savlaması, elmanın elma ağacında yetişmediğini savunması gibidir. Ama hiç kimse salt Adem’in günahlılığı sonucunda yargılanmaz. Herkes özgür isteğiyle günah işler, ardından da din şartlarına, törelerine sarılarak günahını sildirmeye çabalar. Çürük elmanın çürüklüğünü gidermeye çabalamak gibidir bu.
Ademoğlu Yaratan’ın başlangıçta verdiği ruhsal dinçliği, doğruluğu, kutsallığı, sevgiyi hakkı, adaleti yitirdi. Günah yaşamın her yanına dal budak saldı. Bu sonuç aklı, isteği, eylemleri olumsuz biçimde etkiledi, güzeli çirkinleştirdi. Ruhsal kavram yitirilmiş bulunuyor.. Bozuk akıl bozuk istekler enikler: Bencil, kapkaççı, çalımcı, çıkarcı, inatçı, karalayıcı, büyüklenici, göz dikici, hak çiğneyici, sömürücü, terör yöntemleri bulucu, baskıcı, işkenceci, kinci, sövücü, gözdağı verici, öç alıcı, kendi kendini mahvedici. Göstergelerin tümü çürük yapılı insana yönelik..
Sağlıklı, erdemli tutum hepimizin gözü önünde. Bunları uygulamaya çağrı açık açık belirtiliyor. Ne etmeli ki, ademoğlu bir sürü sağlıksız isteğe bağlı. Günaha tutsak kişi onlardan kaçacağı şeylere seğirtir, sığınacağı değerlerden uzaklaşır. İğreneceği şeyleri özler, özeneceği şeyleri teper. Yereceği şeyleri över, öveceği şeyleri yerer. Bu tutum, çürük yapının varlığa egemen kesilmesinden kaynaklanmakta. Yaratan’ın böyle dengesiz bir varlık yaratmadığı kanıt mı ister? Günahlı insanın içinden dışarıya fokur fokur irin birikintisi çıkmakta: Günah çıkartısı.
Hak adalet sözleri hep duyulur, öte yandan da çiğnenir. Yargı kuruluşları yasaları işlerliğe koymaya çalışır. Ne yazık; birçok alanda bunu kesinleştiremez. Tanrı’nın On Buyruk’u adalet gereğini duyurur. On Buyruk’un her biri çiğnenmiş. Tanrı adaletin uygulanışından vazgeçemez. Yasayla, şeriatla, sevapla düzeltilemeyen adalet ağlamakta. Bu savsaklığa karşı Tanrı sağlayışı sunulmakta: İnsanın günahını günahsız İsa Mesih yüklendi. Zedelenen adaletin dileğini Mesih ödedi. Adaleti sarsan insanın sağlığı yitiktir. Adaleti zorlayan insan bunu kavrayıp imanla Rab İsa Mesih’e sığınınca, hem adaletsizliği kaldırılır, hem de İsa Mesih’in doğruluğuyla donatılır o.
Tanrı kayrasıyla kurtuluÅŸa eren ÅŸu içtenlikli ikrarı yükseltir: “Bedenin ve düşük aklın istekleri neyse onu uyguladık. Bütün ötekiler gibi, biz de doÄŸal yapımız gereÄŸi tanrısal öfkenin çocuklarıydık” (Efesoslular 2:3). Günahlı insan kurtarıcı İsa Mesih’in bağışlamalığıyla arıtılıp affedilince bağış gönencinde yaÅŸayana doÄŸrultulan Tanrı buyruÄŸu ÅŸu olur: “Bir zamanlar böyle yaÅŸarken, siz de vaktinizi bunlarla geçiriyordunuz. Ama ÅŸimdi bunların tümünü üzerinizden atın; Kızgınlığı, öfkeyi, kötülüğü, sövücülüğü, aÄŸzınızdan çıkabilecek kirli sözleri. Madem ki eski insanı yaptıklarıyla birlikte kesip attınız, öyleyse birbirinize yalan söylemeyin. Bunun yerine bilgide yenilenen, kendisini yaratana benzeyen yeni insanı giyindiniz” (Koloseliler 3:7-10).
Ademoğlu niçin içtenlikli sevgiyle sevemiyor? Niçin candan affedemiyor? Niçin kincilik besliyor? Niçin barışı geliştiremiyor? Niçin adalet kapsamında yönetilemiyor, hem de bu düzeyde yönetemiyor? Niçin yıkıcı duyguları bastıramıyor? Haksızlığa katlanacak yerde niçin haksızlığı haksızlıkla karşılıyor? Çünkü bu tür erdemli davranışlar sadece sağlam ve kutsal bir yürekten kaynaklanabilir. Öte yandan hasta yüreğin ürünü, kaynağına özgü bozukluk çıkartısıdır. Kaynağın neyse sen de osun!
Atamız Adem’le baÅŸlayan günah kiÅŸisel sorundur. Sonra da toplumsal ve evrensel sorun. Günah bozukluÄŸuyla etkilenmeyen yön yoktur. İşte Kutsal Söz’ün yargısı: “Bir tek insan yüzünden günah nasıl dünyaya girdiyse günah yüzünden de ölüm dünyaya girdi. Böylece bütün insanları ölüm sardı. Çünkü tümü günah iÅŸledi” (Romalılar 5:12). Bir inancın denektaşı, günah sorununa nasıl yaklaÅŸtığı, günahtan arıtılma gereÄŸini nasıl ele aldığıdır. İncil’in her günahlıya müjdesi ÅŸudur: “Ama Tanrı kayrasının ve armaÄŸanının bir tek insanın —İsa Mesih’in— kayrasında bunca kiÅŸi yararına bollukla dağıtılması daha kesindir” (Romalılar 5:15). Buna senden ne yanıt gerekir?
Yazan: Thomas Cosmades
Yorumlar
Yorum yapın Geri izleme