Justinus’un Mektupları

justinus
Kilise Babalarından Mektuplar Serisinin 5.Bölümü: Justinus’un Mektupları
Justinus’la çağımızın ikinci yüzyılına giriyoruz ve başlangıç Kilise’sinden ayrılıyoruz. Bu devirde Hristiyanlar’ın büyük kısmı paganizmden gelmektedir. Hristiyanlık Greko-Romen dünyada yaşamaktadır. Kilise’de de çok yaygın olan, Marcion herezisi dönemidir. Bu herezi, Eski Antlaşma’nın Tanrı’sı ile Yeni Antlaşma’nın Tanrı’sı arasında kesin bir ayırım yapmaktadır. Biri öç alıcı ve kıskanç bir Tanrı’dır, diğeri sevgi Tanrı’sıdır. Bugün Justinus’un yazılı eserleri olarak elimizde şunlar kalmıştır: Birinci Apoloji: Hristiyanlar’ın ve Hristiyan’lığın savunulması, 150 yılına doğru imparator Antoninus’a hitap eder. Tryphon’la Diyalog: 160 yılına doğru Efes’te bir Hristiyan’la bir Yahudi arasındaki diyalog. Gerçekte bu, Eski Antlaşma’nın Hristiyanlık açısından okunmasıdır.

Justinus Filistin kökenlidir, Naplusa’da (eski Sichem), Samiriye’de doğmuştur. Ataları Yunanlı muhacirlerdir. Bu durum, bir Grek formasyonuna sahip olmasını açıklamaktadır. Justinus, Tanrı’yla ilgili gerçeğin peşinde koşan kaygılı bir inançsal ruha sahiptir. Büyük filozoflara başvuracaktır. Kentten kente birçok yolculuk yapmıştır. 135 yılına doğru, Efes’te yaşlı bir Hristiyan filozofa rastlaması Justinus’a yeni bir yol açar. Bu gizemli ihtiyar ona şöyle demişti: “Her şeyden önce, aydınlık kapılarının sana açılması için dua et. Çünkü eğer Tanrı ve Mesih ona anlamayı bahşetmemişse, kimse göremez ve de anlayamaz.” Bunun üzerine Justinus, tereddüt etmeksizin, Hristiyan imanını benimser ve tinsel buluşunu Yahudiler’e ve paganlara da nakletmek ister. İhtida etmiş bir filozof olan Justinus bütün yaşamı boyunca filozof olarak kalacaktır. Justinus’la Kilise içinde yeni bir görev, laik bir Hristiyan filozof görevi doğar. Justinus Roma’ya yerleşir. 165 yılında, imparator Marcus Aurelius zamanında Justinus, öğrencilerinden altısı ile birlikte tutuklanır. Hristiyan olduğu için öldürülür.

Justinus bir optimist’tir. Çok açık kafalıdır ve bu durum ona, felsefe ve akıl düzeyinde her türlü karşılaştırmayı serinkanlılıkla kabul etmek imkânını vermektedir. Justinus bir tarih teolojisinin temellerini atmaktadır. Fakat Justinus’un en kişisel teolojik özelliği, kuşkusuz onun, Tanrı Sözü üzerindeki öğretişidir. Justinus’a göre, Tanrı Sözü bilginin kaynağıdır. Fakat Tanrı Sözü aynı zamanda bilginin konusudur. Çünkü Tanrı’yı açıklayan, Tanrı Sözü’dür.
DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN!

Kitap Yakanlar

kitap yakanlar
Düşük ademoğlunun kaba ve çirkin eylemlerinden biri KİTAP YAKMA’dır. Kimler kimler buna önayak olmadı! Özellikle dikta rejimlerinin öncüleri, dinci kuşaklar, görüşü sıfıra inmiş bağnazlar. Bazen çok sayıda kitap yakılır, bazen tek kitap. Kanı beynine çıkan gürültücüler yaktıkları, kül ettikleri kitapları ne okudu, ne de inceledi. Elbette, kitle psikolojisiyle kaba kuvvetin kinci çark dişleri yağlanarak eylem sürdürülürken bu yöntemlere hiç önem verilemez.

Eski Çin’de bir imparator, uyruklarının eğitilmesini, bilgi edinmesini istemediğinden tüm kitapları yaktırmış. Bu uygulamadan esinlenen “Kültür İhtilali” bir-iki kuşak önce Çin’de ne tarihsel yapıt bıraktı, ne de kitap! Tümünü yıktı, kül etti. Kayser Avgust kitap yaktıran ilk Roma imparatoruydu. Hükümeti eleştiren yargılandı, kitabı yakıldı. Karanlık çağlarda kitap dumanları çevreyi sardı. Hıristiyan reformcularından Wyclif kitaplarıyla birlikte yakıldı. Öğrencisi Jan Huss bir kazığa bağla-narak yakıldı. 1520’de Martin Luther’in kitapları küle dönüştürüldü. Kitaplar yakılırken sanki acı acı protesto sesleri çıkarıyordu. Başka yazarların kulakları burunları kesildi, kitapları önlerinde yakıldı.
okumaya devam edin…

Üçlü Birlik Gizemi

üçlü birlik
Üçlü Birlik kavramının bu kadar çok şaşkınlık yaratmasını sağlayan şey, Eski Antlaşma’daki, tektanrıcılık üzerine olan bu hararetli buyruktur. Eğer Tanrı tekse, nasıl oluyor da biz üç kişiye – Baba, Oğul ve Kutsal Ruh – tapınmayı doğru kabul edebiliyoruz? Üçlü Birlik kavramı bu soruyu yanıtlamayı amaçlamaktadır. Üçlü Birlik formülü şudur: “Tanrı öz olarak bir, kişilik olarak üçtür.” Bu yazıyı okumak için tıklayın!

Kurtuluş Bilimi (Soteriyoloji)

kurtulus bilimi
“KURTULUŞ” kısa bir kelime olmasına karşın Kutsal Kitap bu konuyu İsa Mesih ile bağlantılı bir doktrin olarak ele alır. Özetle, düşmüş insanın ÖLÜMDEN YAŞAMA geçişini anlatır. Kutsal Yazıların güvencesinde bize Hristiyan kimliğimizi, Hristiyan olarak ayrılacağımızı ve sonsuzlukta ne olacağımızı bize öğretir. İlk Günahın getirdiği düşüş, ölüm ve yargının sonucunda Kurtuluş Doktrini bizlere Tanrı’nın Mesih’te yaptığı iyi işi açıkladığında geleceğin bilinmezliği Tanrı’yı tanımamızda açıklığa kavuşur. Kurtuluş Doktrini bizlere sadece nasıl kurtulduğumuzu açıklamaz, Tanrı’yı daha iyi tanımamızı sağladığı gibi, bütün kalbimizle, bütün aklımızla, bütün gücümüzle O’na olan hizmetimizi sevinç içinde devam ettirmemiz için de bizleri teşvik eder. Böylece Tanrı’nın yasasını sevmeyi, Tanrı’nın Yasasını yapmayı ve Tanrı’nın Yasasından zevk almayı da öğretir.
Bu kısa çalışma Kurtuluş Bilimine giriş niteliğinde olup, bu konuda daha geniş araştırma yapmak isteyenlere Mesih merkezli bir bakış açısı kazandırmasını diliyorum.
BABA, OĞUL VE KUTSAL RUH’UN KRALLIĞI ŞİMDİ VE DAİMA ÖVÜLSÜN, ŞİMDİ VE SONSUZA DEK KUTLU KILINSIN. AMİN!
Saygılarımla,
Rev. İlhan Keskinöz
Bu yazının devamını okumak için tıklayın!


© 2012 Hristiyan Blog | Hristiyanlık ile ilgili bilgiler ve güncel haberler
Created by Hristiyan.gen.tr
vandelay theme