Nemrut Gibi Güçlü

İlkel çaÄŸlarda yaban hayvanları ademoÄŸullarını en çok korkutan düşmandı. Tüm yeryüzünün egemeni kesilmiÅŸti bunlar. Her yanda cana mala karşı baÅŸ tehlikeyi oluÅŸturuyordu. Günahlılığı, günahı öneme almayan insanları Tanrı şöyle uyarırdı: “Yaban hayvanlarını aranıza göndereceÄŸim, sizi çocuklarınızdan edecekler, hayvanlarınızı parçalayacaklar, sayınızı tümden azaltacaklar, yollarınız ıssız kalacak” (Levililer 26:22). Nuh’un günlerinden sonra güçlü biri çıktı ortaya, tarihte bilinen ilk devlet kurucu-önder oldu.. Hem de bir deÄŸil yedi ülke oluÅŸturdu. Adı Nemrut olan bu yiÄŸidin özelliÄŸi ne olabilirdi? Yaban hayvanlarını avlayarak insanları savunmakta erbap mı erbaptı o! Öyle ki, “RAB’bin katında Nemrut gibi güçlü avcı” halk deyimi olmuÅŸtu (Yaradılış 10:9). Yeryüzünde bilinen güçlülerin, etkinlerin, fatihlerin ilkiydi o. (I Tarihler 1:10).
Ademoğulları hayvanlardan tiril tiril titrerken, Nemrut —anlamı Yiğit’tir— onların hakkından gelerek herkesin hayranlığını kazandı, bunun sonucunda ülke ardına ülke kurdu. Şu çalkantılı dönemde güçlü biri belirerek tüm teröristlerin, çetelerin, mafiaların, rehine alanların, vandalların, uyuşturucu tacirlerinin hakkından gelebilse, insanlığın onu ne denli onurlandıracağı bir düşünülsün! Hiç kuşkusuz, birçok ulus böyle birine sahip çıkmaya yarışacaktır.
İşin sonunda Nemrut ilk imparatorluk kurucusu oldu. Yeryüzünde güçlü, etkili olmayı ilk kez o gösterdi. Iyilikseverliğini, yardımcılığını kişisel yararına dönüştürebilen kurnaz ve açıkgöz biridir Nemrut. İnsan kuşaklarında, başa geçenlerin kullanageldiği başarılı yöntem oldu bu. Yaban hayvanlarını ustalıkla avlamak, ademoğullarını demir elle yönetmeye yeterli geldi. Hayvanları öldürmek daha sonraki savaşlara bir eğitim ve hazırlıktı. Toplumları yönetmekte hüner göstermek de güç gelmedi ona. Sonunda Babil, Erek, Nineve gibi güçlü kentlerin kurucusu oldu. Yeryüzünde başsız yöneticisiz dolaşan, birbirleriyle bağlantısı bulunmayan aile kuşaklarını devlete dönüştürdü. Bileğinin gücünü göstererek.. Başarılı avcı, saygın yönetmen kesildi. Nemrut Dağı başta olmak üzere birçok yere ve bölgeye adını verdi.
Budur ulus-devlet kavramının başlangıcı. Ve Nemrut kovalayışını kesin başarıyla dorukladı. Herkes ondan korktu, başarılarını övdü, adına saygı duydu, deyimler buldu. Devlet yönetmenin ince sanatını uyguladı, hem de geliştirdi bu çok önemli insan. O gün bu gün nicelerin örneğidir Nemrut.
Tanrı’dan insanlığa Kurtarıcı-Barış BaÅŸkanı olarak gelen İsa Mesih, Nemrut’tan baÅŸlayarak devlet, ülke yöneticilerine iliÅŸkin ÅŸu kısa ve özlü gerçeÄŸi açıklar: “Ulusların kralları onlar üzerinde egemen kesilirler. Onları yönetenler yaptıkları iyiliklerle tanınırlar” (Luka 22:25). Ülke yönetmenin tekniÄŸi budur. Önderler, partiler ya da diktatörler hep bu felsefeye uyarak toplumları yönetebiliyor, egemenliklerini kuruyor. Kovalayışları, insanların yararına iyilikleriyle tanınmak.. Siyaset alanında böbürlenme, büyüklenme, baÅŸarıya deÄŸinme, nutuk çekme bu amaçtan kaynaklanır. Burada yalan da, riya da, hile de, vatandaÅŸa iÅŸkence de bulunur. Her köşede, her bucakta, saÄŸda ya da solda görünüm budur: İyilikseverliÄŸinle alkışlan, ustalıkla egemenliÄŸini kullan! Öylesi baÅŸarılı biriydi ki Nemrut, yönetimi tarihte ilk ‘Altın Çağ’ diye bilindi.
Ama Nemrut’un açtığı Altın ÇaÄŸ tüm insanlığın özlemle beklediÄŸi Altın Çağ’ın tam tersi oldu. Tanrı Sözü’nde gerçek Altın ÇaÄŸ tanıtılır: “Biz gökler ülkesindeniz. Oradan bir Kurtarıcı’yı, Rab İsa Mesih’i bekliyoruz. O bu zavallı bedenimizi deÄŸiÅŸtirip kendi yüce bedenine benzer kılacak. Her ÅŸeyi kendine bağımlı kılma gücünü kullanarak bu iÅŸi uygulayacak” (Filippililer 3:20, 21). Nemrut tüm soydaÅŸları gibi günahlı ve kusurluydu. Åžu bozukdüzen yeryüzünde yaÅŸamı kutsal, yetkisi kesin bir hükümranın yönetimi bekleniyor.
Nemrut’tan sonra gelen tüm yöneticiler yersel imparatorluklar kurdu; bunlar battı yerini baÅŸkasına bıraktı. Yaklaşık iki bin yıl önce egemen güç Roma’ydı. “Roma’yı yöneten dünyayı yönetir” derlerdi. Uluslar zamana kısıtlı tarihin bir görünümüdür. Birçok Altın ÇaÄŸ enkaza dönüştü. Tanrı şöyle buyurur: “Toplumlar boÅŸ yere emek veriyor, ulusların emeÄŸi alevlere yakıttır” (Yeremya 51:58). Ve şöyle: “Herkes baÅŸta bulunan yetkilere bağımlı olsun. Çünkü Tanrı’dan olmayan yetki yoktur. Var olanları Tanrı atamıştır” (Romalılar 13:1).
Bozuk ortama bozuk yönetim.. Tarihin geliÅŸimi bunu göstermekte. Ama egemen Tanrı’nın Altın Çağı ırakta deÄŸil: “Yedinci melek boruyu öttürdü. Gökte gür sesler duyuldu. Şöyle diyordu: ‘Dünyanın hükümranlığı Rabbimize ve O’nun Mesihi’ne geçti. O, çaÄŸlar çağı hükümranlık sürecek’” (Vahiy 11:15). Salt günahsız kiÅŸi kusursuz hükümranlığı kurabilir. Yaratan’ın hak yönetimi İsa Mesih’in geliÅŸinde, O’nun tüm evreni kapsayan barış, adalet, doÄŸruluk egemenliÄŸini kuruÅŸunda açıklanacak. Bu Mesih ilk geliÅŸinde Tanrı Kuzusu olarak sunuldu, ikinci kez evrensel hükümran olarak belirecek.
Yeryüzünün birçok ülkesinde üç önemli kol yönetimi sürdürür: YARGI: Ülkenin yasalarını savunan ve uygulayan yargılama mekanizması. YASAMA: Ülkeyi yönetebilecek yasaları çıkaran ve düzenleyen temsilciler kurulu: YÜRÜTME: Ülkeyi düzenli biçimde yöneten yetkili kurul yani, hükümet. Hepimizin ona baÄŸlı bulunduÄŸu yönetim tekniÄŸi eskidir. İlk yönetimi kuran Nemrut’tan bu yana nice yönetmen, yasaman, yargılayan geldi geçti. İsa’dan yaklaşık 750 yıl önce YeÅŸaya ÅŸu çarpıcı peygamberliÄŸi dile getirdi: “RAB Yargıcımız, RAB Yasamanımız, RAB Hükümranımızdır. Bizi O kurtaracak” (YeÅŸaya 33:22).
Kusurlu, ölümlü Adem soyundan yükselen hiçbir önder sürekli barışı, refahı, kurtuluşu getiremedi. Tersine bunları vaat eden pek çok yönetici savaş, sömürü, baskı, hatta işkence getirdi. Kötü yönetmenlerin baskısıyla inim inim inleyen toplumların sayısı kabarık. Kutsal Söz’de ‘Karanlığın egemenliği’’ diye bir söz kullanılır (Koloseliler 1:13). Yöneticiler sağlıklı yasalar çıkarmayı, yasal yargılama uygulamayı, adaletli yönetim kurmayı isterken, insansal yetersizlik bu aşamaya çıkabilmeyi sürekli olarak engellemekte. Parlak yönetimin bütünleyicisi, insan bedeni kuşanarak yeryüzüne gelen, günahtan arıtarak kurtarabilen İsa Mesih’tir. O şu dönemde günahlıları özgür kılıyor. Yeniden gelişindeyse tüm kurulu düzeni karanlığın egemenliğinden eşi benzeri olmayan nurun özgürlüğüne kavuşturması bekleniyor.
İsa Mesih Tanrı yasasını yüreÄŸe, varlığa iÅŸler. Kutsal Söz’de yasamana Hakkak denir. Hakkak elle yazı ya da ÅŸekil oyar. Günahlıyı arıtmaya atanan Mesih, ölmesi, dirilmesiyle kurtuluÅŸ eylemini noktaladığını şöyle anlatır: “Onlarla giriÅŸeceÄŸim antlaÅŸma budur: O günlerin ardından yasalarımı yüreklerine yerleÅŸtireceÄŸim ve akıllarının içine yazacağım. Günahlarını ve yasasızlıklarını artık anımsamayacağım” (İbranilere 10:16,17). Bu Hakkak’ın özelliÄŸi tümden baÅŸkadır, kendine özgüdür, eylemi sonuçlayıcıdır.
Kurtarıcı İsa Mesih arıttığı yüreği günahlılığında bırakmaz. Oraya Tanrı’nın kusursuz yasalarını işler. Sağlıklı yasa, sağlıklı yürekte etkinliğini gösterir. Tüm yasaların kökeni olarak bilinen ON BUYRUĞU Musa’ya veren Tanrı bunların varlıkta kök salarak ürün getirebilmesi için onun ardından yeni yürek verir. Böyle etkin ve sonuçlu olur Kutsal Ruh’un kurtuluşu bütünlemesi. Bırak Kurtarıcı’nın güçlü sağlayışı canını arıtsın; hiç bozulmayacak, yozlaşmayacak Tanrı yasalarını tüm etkinlikle varlığına işlesin.
Bundan başka, Tanrı evrensel yasasını uygulamaya Mesih’i atadı. Günahsız Mesih insan soyunun günahını üstüne alınca, günahlı gibi yargılandı. Ölüm cezası giyerek çarmıha çakıldı, bir hükümlü niteliğinde öldü. Üçüncü gün ölüler arasından dirilerek göklere yükselen Mesih kişilerin de, ulusların da yargıcıdır. Inanlısını yanına almaya, insansal-evrensel çapta kötülüklerin toplamını yargılamaya ve tümünü noktalamaya gelecek.
Mesih tüm kurulu düzeni, insanlık ailesini adalet, doÄŸruluk, eÅŸitlik kapsamında yönetmeye gelecek: “Güvenilir tanık, ölülerin ilk-doÄŸanı, yeryüzü hükümranlarının baÅŸkanı O’dur… İşte bulutlarla geliyor. Her göz O’nu görecek. Bedenini delenler de O’nu görecek. Yeryüzündeki tüm ırklar O’nun için dövünecekler. Evet, Amin” (Vahiy 1:5, 7). “İşte InsanoÄŸlu’na benzer biri göklerin bulutlarıyla geldi… Ve O’na egemenlik, yücelik, hükümranlık verildi. Öyle ki, tüm toplumlar, uluslar, diller O’na hizmet etsin. EgemenliÄŸi hiç son bulmayacak olan sonsuz egemenliktir. Hükümranlığıysa hiç yıkılmayacak hükümranlıktır” (Daniel 7:13, 14).
Gücü benzersiz Nemrut’un öncülük ettiÄŸi uluslar, imparatorluklar, diktalar panoraması geçiyor. Ölümlü insanlığı yöneten ölümlü-günahlı önderler sürekli sevgi-sevinç huzurunu kuramadı. Bu bozuk düzenin ötesinde kutsal Tanrı’nın düzenini tüm evrende gerçekleÅŸtirecek kiÅŸi bekliyor. Mesih ÅŸimdiki kudurgan dönemde saÄŸladığı kurtarışla günahlı, yargılı insanı pak yaÅŸama, doÄŸal aklın kavrayamayacağı gönence getiriyor. Bu çağın ötesindeyse, tüm evrenin yönetimini sarsılmaz yetkisine geçireceÄŸi kesinlikle bekleniyor. Tüm doÄŸa, her canlı varlık bu kutlu geliÅŸimi içtenlikle bekliyor. “Tanrı’nın ölüleri ve dirileri yargılamaya atadığı kiÅŸinin O olduÄŸunu kanıtlayalım diye kendisi bize buyruk verdi” (Habercilerin İşleri 10:42). “Çünkü sular denizi nasıl kaplıyorsa, yeryüzü RAB görkeminin bilgisiyle dolu olacak” (YeÅŸaya 11:9; Habakkuk 2:14).
O parlak bekleyiÅŸ bu dönemde şöyle kutlanır: “Sizlere Baba Tanrı’dan ve Rab İsa Mesih’ten kayra ve esenlik olsun… Kendi gücüne baÄŸlı meleklerle gökten geldiÄŸinde, siz acı çekenleri bizlerle birlikte sıkıntıdan kurtarıp rahata kavuÅŸturmak da aynı hak tutumdur… Kutsal yaÅŸamlılar arasında yüceltilmek ve tüm inanlılarda hayranlık uyandırmak üzere O geldiÄŸinde…” (II Sel. 1:2,7,10).
Yazan: Thomas Cosmades
Yorumlar
Yorum yapın Geri izleme