"İsa Mesih" ile etiketlenmiş yazıları görüntülüyorsunuz

tanrı sözü
Bir ilahiyat öğretmeni olarak zaman zaman meraklı öğrencilerimin soruları ile karşılaşıyorum. Bu tarz merak sorularını hiçbir zaman bilgisayar listesi haline getirmemiÅŸ olmama raÄŸmen sık sık sorulan soruları sıralamaya kalksam bu soru liste başında yer alan sorulardan olurdu. Sık sık sorulan sorulardan biri “Mesih İsa’yı duymamış Afrika’da yaÅŸayan zavallı bir yerliye ne olacak?” sorusudur. Bu sorudaki derin kaygı, modern çağın medya iletiÅŸiminden yararlanamayan, yeryüzünün ücra bir köşesinde yaÅŸayan insan içindir. Bu kiÅŸi Kutsal Kitap’ın müjdesinden en ufak bir söz bile duymaksızın yaÅŸamış ve ölmüştür. Böyle bir kiÅŸi Tanrı önünde ne olacaktır?

Bu soru neden sıklıkla sorulmaktadır? Neden birçok öğrenci bu soruya takılıp kalmıştır? Belki bu merakı teÅŸvik eden baÅŸka faktörler vardır. Her ÅŸeyden önce, Batı dünyası, Hristiyanlığın temelinde Tanrı sevgisini olduÄŸu konusundan yeterli bilgiye sahiptir. Buna ilave olarak Hristiyan inancının özünün Mesih’in eÅŸsiz kiÅŸiliÄŸinin önemi ve yaptığı iÅŸler olduÄŸu konusunda da ortak bir anlayış vardır. EÄŸer Mesih eÅŸsizse ve kurtuluÅŸ için gerekliyse bu konu hakkında hiçbir bilgisi olmayan kiÅŸi böyle bir kurtuluÅŸtan nasıl yararlanabilir? EÄŸer Tanrı insanları bu kadar çok seviyorsa o zaman neden hiç kimse bundan’mahrum olmasın diye gökyüzüne ilahi bir mesaj yazmadı? Neden Mesih İsa’nın kurtarışının “müjdesi” ondan yararlanabilme imkanı olan kültürle sınırlıdır?
okumaya devam edin…

olimpiyatlar
Ürkeklikle debelenen yeryuvarlağı bir sürecik ışıltıya sahne: Geçici olsa da, Olimpiyat meÅŸalesinin parıltısı insanlığa sanki bir umut ışığı saçıyor. 1896′da Baron de Coubertin’in atılımıyla gündeme gelen çaÄŸdaÅŸ Olimpiyatlar 108 yıl sonra yeniden Atina’ya dönüyor. Taa baÅŸlangıçta tanrılarla ilgili oyunlar İ.Ö. 776 yılında Olimpos’ta baÅŸtanrı Zefs’in ÅŸerefine uygulandı, aralıksız olarak İ.S. 393′e dek sürdü. Böylesi uzun süreli baÅŸka bir düzenleme bilinmez. 1924′teyse kış oyunları yeni bir çaÄŸ açtı.

İlk ve tek karşılaşma 192 metrelik bir koşuydu. Kazanana yaban zeytin dallarından örülmüş basit ama şerefli bir taç takılırdı. Bunun onuru reklamcılık milyonlarından daha şanlıydı. Kazanabilmek için krallar bile halktan yarışçılarla koşuşurdu. Kazananın önemine müzik bestelenir, yontucular mermerden büstünü oyar, ozanlar onu öven şiirler yazardı. Kovalanan amaç, sağlıklı akıl sağlıklı bedende barınır düzgüsüydü. Sonraları Latince üç kelimeyle özetlendi başarının doruğu. CITIUS, ALTIUS, FORTIUS: Daha hızlı, daha yüksek, daha güçlü. Amaç hep aynıdır.
okumaya devam edin…

nemrut
İlkel çaÄŸlarda yaban hayvanları ademoÄŸullarını en çok korkutan düşmandı. Tüm yeryüzünün egemeni kesilmiÅŸti bunlar. Her yanda cana mala karşı baÅŸ tehlikeyi oluÅŸturuyordu. Günahlılığı, günahı öneme almayan insanları Tanrı şöyle uyarırdı: “Yaban hayvanlarını aranıza göndereceÄŸim, sizi çocuklarınızdan edecekler, hayvanlarınızı parçalayacaklar, sayınızı tümden azaltacaklar, yollarınız ıssız kalacak” (Levililer 26:22). Nuh’un günlerinden sonra güçlü biri çıktı ortaya, tarihte bilinen ilk devlet kurucu-önder oldu.. Hem de bir deÄŸil yedi ülke oluÅŸturdu. Adı Nemrut olan bu yiÄŸidin özelliÄŸi ne olabilirdi? Yaban hayvanlarını avlayarak insanları savunmakta erbap mı erbaptı o! Öyle ki, “RAB’bin katında Nemrut gibi güçlü avcı” halk deyimi olmuÅŸtu (Yaradılış 10:9). Yeryüzünde bilinen güçlülerin, etkinlerin, fatihlerin ilkiydi o. (I Tarihler 1:10).

Ademoğulları hayvanlardan tiril tiril titrerken, Nemrut —anlamı Yiğit’tir— onların hakkından gelerek herkesin hayranlığını kazandı, bunun sonucunda ülke ardına ülke kurdu. Şu çalkantılı dönemde güçlü biri belirerek tüm teröristlerin, çetelerin, mafiaların, rehine alanların, vandalların, uyuşturucu tacirlerinin hakkından gelebilse, insanlığın onu ne denli onurlandıracağı bir düşünülsün! Hiç kuşkusuz, birçok ulus böyle birine sahip çıkmaya yarışacaktır.
okumaya devam edin…

sakramentler
Birincisi bizleri kutsallık ya da Mesih’e benzerlik yolunda bir kenara ayırırlar. Sakramentler Mesihte sahip olduğumuz yeni kimliği tanımlarlar ve bizleri bu kimliğe uygun bir biçimde yaşamaya çağırırlar. Vaftiz bizlerin Mesihle birlikte gömüldüğümüzü, eski benliğimize öldüğümüzü gösterir. Bizler artık Mesihte yeni bir yaşama dirildik, Tanrının tarih içindeki yeni bir dönemine dirildik. Mesih’in bizlere kendini karşılıksız olarak verdiği sofrayı hatırladığımızda bizler de kendimizi sevgide başkalarına karşılıksız verebiliriz. Ancak, Sakramentleri şöyle algılamamalıyız. Sakramentler bizleri dünyadan ayrı kılmaz. Bizi dünyadan ayrı kılan sakramentler dünyayı dışlamaya mazeret olarak kullanılamaz. Sakramentler bizlerin gururla dünyaya bakıp, ben kurtuldum sen kurtulmadın diye dışlamamıza izin vermezler. Buna yol hazırlamazlar.
okumaya devam edin…


© 2012 Hristiyan Blog | Hristiyanlık ile ilgili bilgiler ve güncel haberler
Created by Hristiyan.gen.tr
vandelay theme