İnsanlığın İlk Hali

Dikkat edersek, edindiğimiz bilgilerin çoğuna ikinci, üçüncü hatta bazen onuncu elden sahip oluyoruz. Ne yazık ki, "kulaktan dolma " bilgiler çok yaygın ve yanıltıcı olabiliyor. Hatta bu benim prensibim, felsefem ya da siyasi düşüncem dediğimiz şeyler de aslında bizim değil, ancak öğretmenlerimiz, dostlarımız ya da medya gibi belirli etkenlerden kaynaklanan düşüncelerdir. Dini konulara gelince çoğu vatandaş hararetle tartışmayı sever, ama ne yazık ki esas kaynakları okuyup araştıran kişiler azınlıktadır. Oysa insanın yaradılışı ve amacı gibi bizi yakından ilgilendiren önemli konularda kesin ve emin kaynaklara başvurmak gerek.
Bu yüzden insanın başlangıçta nasıl ve ne amaçla yaratıldığını araştırmak için Tanrı'nın değişmez ve ebedi sözü olan Tevrat'ın ayetlerini birinci ağızdan inceleyeceğiz. İnsanlığın öyküsünün başlangıcı binlerce sene önce Tevrat'ın ilk bölümlerinde ayrıntılı bir şekilde kaydedilmiş bulunuyor. Kutsal Kitap’ın ilk sözleri şöyledir:
"Başlangıçta Tanrı göğü ve yeri yarattı. Yer boştu, yeryüzü şekilleri yoktu; engin karanlıklarla kaplıydı. Tanrı'nın Ruhu suların üzerinde dalgalanıyordu." (Yaratılış 1:12)
Tevrat'ın bu ilk ayetlerinden Tanrı'nın tüm evreni hiç yoktan, tek bir söz ile yarattığını anlıyoruz. Fakat ilginçtir Tanrı'nın kocaman evreni yaratmasından hemen sonra, ikinci ayetin hemen başında Tanrı'nın, doğrudan insanların yaşayacağı küreye yani bizim dünyamıza yöneldiğini görüyoruz. Tanrı tüm ilgisiyle dünyanın yaratılışına odaklanıyor. İkinci ayet yaşadığımız yeryüzünün diğer tüm gezegenler gibi 'boş', 'şekilsiz' ve 'engin sularla kaplı' olduğunu belirtiyor. Fakat Rab, evrenin muazzam bakış açısından önemsiz ve değersiz görünen bizim yaşadığımız bu küreyi seçip üzerine yoğunlaşmaya karar verdi. İlk bölümün devamında Tanrı'nın dünyamızı altı gün içerisinde nasıl mükemmel ve yaşanır bir hale getirdiğini okuyoruz.