"insan" ile etiketlenmiş yazıları görüntülüyorsunuz

insan tanrı seçenek
Aslında insan Tanrı konusunda yalnızca iki seçeneÄŸe sahiptir. O zaman bize düşen sadece iki seçenek bulunmaktadır. Yaratılmış olarak ya Tanrı’yı yüceltip O’ndan sonsuza kadar zevk almak ya da bunun tam aksini yapmak. Bunun ikisi arasında olabilecek, durulabilecek her hangi bir yer yoktur.

Biz yolda yürürken, gezerken, çalışırken, otururken, kalkarken, ibadet ederken, dua ederken hep O muhteÅŸem hükümranın yarattığı, tamamladığı yeryüzünde, göğün altındayız. Ve kısacası aslında hepimiz O’na ait olduÄŸumuz için herkesin böylesi bir tek hükümranın önünde diz çökmekten ve O’na yücelik vermekten baÅŸka çıkar yolu yoktur. Ve böyle bir hükümranın, “Mesih Rab’dir” diye bize ilan ettiÄŸi müjdesinin ardı sıra gitmekten baÅŸka da aslında yolumuz yoktur.
okumaya devam edin…

tanrı
Westminster İnanç Açıklaması’nın Kısa Katekizm’inde (ilmihalinde) şöyle bir soru yer almaktadır: “Mesih krallık görevini nasıl yapar?” Bunun cevabı, “Mesih krallık görevini, bizleri Kendisine boyun eÄŸdirerek, bizleri yönetip koruyarak, Kendisinin ve bizim bütün düşmanlarımızı zapt ederek ve yenerek yapar” demektedir.
Bizi zevk için ezip geçecek bir Tanrı’ya aslında güvenmemiz ve hatta saygıdan kaynaklı bir korku duymamız mümkün deÄŸildir. Fakat bizlerin uÄŸruna kendi ellerine çiviler çaktırabilecek olan bir Tanrı’ya yürekten bir saygı ve bu saygıdan kaynaklı korku duyarız. Ve yürekten güveniriz.

Bu nedenle, Reform geleneÄŸindeki bir Hristiyan için Tanrı’nın egemenliÄŸinin kurtaran lütfü her zaman esas olandır. Yani Luther’in lütfü vurgulaması, Calvin’in öğretisinde Tanrı hükümranlığını öne çıkarmak ÅŸartıyla lütfün ne denli önemli olduÄŸunun dile getirilmesi ÅŸeklinde yerini bulmaktadır. Her ÅŸeye kadir, her ÅŸeyin sahibi, evrenin hakimi olan o yüce Yaratan o görkeminin ifadesi olarak yaptığı her ÅŸeyi lütfundan dolayı yapmaktadır. Mesih İsa’da bize saÄŸlanan kurtarış, bağışlanma, sonsuz yaÅŸam hep bu hükümran Tanrı’nın lütfunun bize dökülmesidir. Bu geleneÄŸin samimi inanlısının bakış açısı hep bu en zirve noktadan baÅŸlamaktadır.
okumaya devam edin…

yaratan
Kutsal Kitap teolojisi her zaman yaratan ve yaratılan arasındaki o önemli ayrımı vurgulamaktadır. Yani insan yaratanı kendi aklına, nedenlerine, düşüncesine, algılarına göre ÅŸekillendiremez. İnsan sınırlıdır. Bu baÄŸlamda yeniden vurgulamak gerekirse Tanrı’nın var oluÅŸu bize baÄŸlı deÄŸildir. Yu. 5:26′da şöyle diyor: “Çünkü Baba, kendisinde yaÅŸam olduÄŸu gibi, OÄŸula da kendisinde yaÅŸam olma özelliÄŸini verdi”. YaÅŸam ve her ÅŸey O’ndan geldiÄŸine göre ve her ÅŸeyin çıkışı Kendisine ait olduÄŸuna göre Tanrı, Kendisi dışında hiçbir ÅŸeye baÄŸlı deÄŸildir.

Her ÅŸey Kendisine baÄŸlı ve Kendisinden kaynaklı olduÄŸuna göre, Tanrı Kendi sınırsızlığında deÄŸiÅŸmezliÄŸin de abidesidir. Bu nedenle “Her bakımdan deÄŸiÅŸken, kararsız olan kiÅŸi Rab’den bir ÅŸey alacağın ummasın” (Yak. 1:7) ayeti doÄŸrultusunda kararsız, deÄŸiÅŸken ve sınırlı olan insanın Rab’le kolay bir bağı olması, Rab lütuf göstermedikçe mümkün de deÄŸildir. Bu nedenle, Tanrı’yı tanımlamak, anlamak, varlığına karar verip vermemek insanın kararlarına baÄŸlı deÄŸildir.
okumaya devam edin…


© 2012 Hristiyan Blog | Hristiyanlık ile ilgili bilgiler ve güncel haberler
Created by Hristiyan.gen.tr
vandelay theme