Biz Tanrı’yı Yüceltmek İçin Yaratıldık

Westminster İnanç Açıklaması’nın Kısa Katekizm'inde (ilmihalinde) şöyle bir soru yer almaktadır: "Mesih krallık görevini nasıl yapar?" Bunun cevabı, "Mesih krallık görevini, bizleri Kendisine boyun eğdirerek, bizleri yönetip koruyarak, Kendisinin ve bizim bütün düşmanlarımızı zapt ederek ve yenerek yapar" demektedir.
Bizi zevk için ezip geçecek bir Tanrı'ya aslında güvenmemiz ve hatta saygıdan kaynaklı bir korku duymamız mümkün değildir. Fakat bizlerin uğruna kendi ellerine çiviler çaktırabilecek olan bir Tanrı'ya yürekten bir saygı ve bu saygıdan kaynaklı korku duyarız. Ve yürekten güveniriz.
Bu nedenle, Reform geleneğindeki bir Hristiyan için Tanrı'nın egemenliğinin kurtaran lütfü her zaman esas olandır. Yani Luther'in lütfü vurgulaması, Calvin'in öğretisinde Tanrı hükümranlığını öne çıkarmak şartıyla lütfün ne denli önemli olduğunun dile getirilmesi şeklinde yerini bulmaktadır. Her şeye kadir, her şeyin sahibi, evrenin hakimi olan o yüce Yaratan o görkeminin ifadesi olarak yaptığı her şeyi lütfundan dolayı yapmaktadır. Mesih İsa'da bize sağlanan kurtarış, bağışlanma, sonsuz yaşam hep bu hükümran Tanrı'nın lütfunun bize dökülmesidir. Bu geleneğin samimi inanlısının bakış açısı hep bu en zirve noktadan başlamaktadır.