"adem" ile etiketlenmiş yazıları görüntülüyorsunuz

tanrı
Westminster İnanç Açıklaması’nın Kısa Katekizm’inde (ilmihalinde) şöyle bir soru yer almaktadır: “Mesih krallık görevini nasıl yapar?” Bunun cevabı, “Mesih krallık görevini, bizleri Kendisine boyun eÄŸdirerek, bizleri yönetip koruyarak, Kendisinin ve bizim bütün düşmanlarımızı zapt ederek ve yenerek yapar” demektedir.
Bizi zevk için ezip geçecek bir Tanrı’ya aslında güvenmemiz ve hatta saygıdan kaynaklı bir korku duymamız mümkün deÄŸildir. Fakat bizlerin uÄŸruna kendi ellerine çiviler çaktırabilecek olan bir Tanrı’ya yürekten bir saygı ve bu saygıdan kaynaklı korku duyarız. Ve yürekten güveniriz.

Bu nedenle, Reform geleneÄŸindeki bir Hristiyan için Tanrı’nın egemenliÄŸinin kurtaran lütfü her zaman esas olandır. Yani Luther’in lütfü vurgulaması, Calvin’in öğretisinde Tanrı hükümranlığını öne çıkarmak ÅŸartıyla lütfün ne denli önemli olduÄŸunun dile getirilmesi ÅŸeklinde yerini bulmaktadır. Her ÅŸeye kadir, her ÅŸeyin sahibi, evrenin hakimi olan o yüce Yaratan o görkeminin ifadesi olarak yaptığı her ÅŸeyi lütfundan dolayı yapmaktadır. Mesih İsa’da bize saÄŸlanan kurtarış, bağışlanma, sonsuz yaÅŸam hep bu hükümran Tanrı’nın lütfunun bize dökülmesidir. Bu geleneÄŸin samimi inanlısının bakış açısı hep bu en zirve noktadan baÅŸlamaktadır.
okumaya devam edin…

ilk insanlık
Dikkat edersek, edindiÄŸimiz bilgilerin çoÄŸuna ikinci, üçüncü hatta bazen onuncu elden sahip oluyoruz. Ne yazık ki, “kulaktan dolma ” bilgiler çok yaygın ve yanıltıcı olabiliyor. Hatta bu benim prensibim, felsefem ya da siyasi düşüncem dediÄŸimiz ÅŸeyler de aslında bizim deÄŸil, ancak öğretmenlerimiz, dostlarımız ya da medya gibi belirli etkenlerden kaynaklanan düşüncelerdir. Dini konulara gelince çoÄŸu vatandaÅŸ hararetle tartışmayı sever, ama ne yazık ki esas kaynakları okuyup araÅŸtıran kiÅŸiler azınlıktadır. Oysa insanın yaradılışı ve amacı gibi bizi yakından ilgilendiren önemli konularda kesin ve emin kaynaklara baÅŸvurmak gerek.

Bu yüzden insanın baÅŸlangıçta nasıl ve ne amaçla yaratıldığını araÅŸtırmak için Tanrı’nın deÄŸiÅŸmez ve ebedi sözü olan Tevrat’ın ayetlerini birinci ağızdan inceleyeceÄŸiz. İnsanlığın öyküsünün baÅŸlangıcı binlerce sene önce Tevrat’ın ilk bölümlerinde ayrıntılı bir ÅŸekilde kaydedilmiÅŸ bulunuyor. Kutsal Kitap’ın ilk sözleri şöyledir:
“BaÅŸlangıçta Tanrı göğü ve yeri yarattı. Yer boÅŸtu, yeryüzü ÅŸekilleri yoktu; engin karanlıklarla kaplıydı. Tanrı’nın Ruhu suların üzerinde dalgalanıyordu.” (Yaratılış 1:12)
Tevrat’ın bu ilk ayetlerinden Tanrı’nın tüm evreni hiç yoktan, tek bir söz ile yarattığını anlıyoruz. Fakat ilginçtir Tanrı’nın kocaman evreni yaratmasından hemen sonra, ikinci ayetin hemen başında Tanrı’nın, doÄŸrudan insanların yaÅŸayacağı küreye yani bizim dünyamıza yöneldiÄŸini görüyoruz. Tanrı tüm ilgisiyle dünyanın yaratılışına odaklanıyor. İkinci ayet yaÅŸadığımız yeryüzünün diÄŸer tüm gezegenler gibi ‘boÅŸ’, ‘ÅŸekilsiz’ ve ‘engin sularla kaplı’ olduÄŸunu belirtiyor. Fakat Rab, evrenin muazzam bakış açısından önemsiz ve deÄŸersiz görünen bizim yaÅŸadığımız bu küreyi seçip üzerine yoÄŸunlaÅŸmaya karar verdi. İlk bölümün devamında Tanrı’nın dünyamızı altı gün içerisinde nasıl mükemmel ve yaÅŸanır bir hale getirdiÄŸini okuyoruz.
okumaya devam edin…


© 2012 Hristiyan Blog | Hristiyanlık ile ilgili bilgiler ve güncel haberler
Created by Hristiyan.gen.tr
vandelay theme