<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hristiyan Blog &#124; Hristiyanlık ile ilgili bilgiler ve güncel haberler &#187; Teoloji</title>
	<atom:link href="http://www.hristiyanblog.com/kategori/teoloji/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.hristiyanblog.com</link>
	<description>Hristiyanlık ile ilgili bilgilerin bulunduğu güncel blog</description>
	<lastBuildDate>Thu, 03 Jun 2010 13:50:33 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Orijinal Günah Üzerine 3 Farklı Görüş</title>
		<link>http://www.hristiyanblog.com/orijinal-gunah/</link>
		<comments>http://www.hristiyanblog.com/orijinal-gunah/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 25 Sep 2009 19:29:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Teoloji]]></category>
		<category><![CDATA[arminianizm]]></category>
		<category><![CDATA[kalvinizm]]></category>
		<category><![CDATA[orijinal günah]]></category>
		<category><![CDATA[orjinal günah]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hristiyanblog.com/?p=304</guid>
		<description><![CDATA[
Orijinal günah üzerine öne sürülmüş 3 farklı görüşün (Pelagianizm, Arminianizm, Kalvinizm) neyi, nasıl kabul ettiğine dair maddeler halinde bir açıklama.
Okumak için tıklayın!
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.hristiyanblog.com/wp-content/uploads/2009/09/orijinalgunah.jpg" alt="orijinal orjinal gunah" title="orijinal orjinal gunah" width="541" height="200" class="alignnone size-full wp-image-305" /><br />
Orijinal günah üzerine öne sürülmüş 3 farklı görüşün (Pelagianizm, Arminianizm, <a href="http://www.hristiyan.gen.tr/forum/protestan-reformunun-5-t324.html">Kalvinizm</a>) neyi, nasıl kabul ettiğine dair maddeler halinde bir açıklama.<br />
<strong><a href="http://www.hristiyan.gen.tr/forum/orjinal-gunah-uzerine-p886.html">Okumak için tıklayın!</a></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hristiyanblog.com/orijinal-gunah/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Vahiy Doktrini</title>
		<link>http://www.hristiyanblog.com/vahiy-doktrini/</link>
		<comments>http://www.hristiyanblog.com/vahiy-doktrini/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 Sep 2009 19:11:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Teoloji]]></category>
		<category><![CDATA[genel vahiy]]></category>
		<category><![CDATA[özel vahiy]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberlik]]></category>
		<category><![CDATA[vahiy]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hristiyanblog.com/?p=251</guid>
		<description><![CDATA[
İnsan normal olarak üç biçimde bilgi edinmektedir. Bunlardan bir tanesi empirik yani deneyimlerle öğrenmesidir diğeri rationalism yoludur yani doğrudan mantığa hitap eden mantık yoludur, diğeri başkalarının sağladığı bilgilere olan güven anlamına gelen iman yoludur.
Pavlus’un anlatımına göre insanın henüz göremediği, anlayamadığı ve aklının almadığı çok önemli gerçekler vardır. Ve bu gerçeklerin empirizim ya da rationalizm yoluyla [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.hristiyanblog.com/wp-content/uploads/2009/09/vahiydoktrini.jpg" alt="vahiy doktrini" title="vahiy doktrini" width="541" height="200" class="alignnone size-full wp-image-252" /><br />
İnsan normal olarak üç biçimde bilgi edinmektedir. Bunlardan bir tanesi empirik yani deneyimlerle öğrenmesidir diğeri rationalism yoludur yani doğrudan mantığa hitap eden mantık yoludur, diğeri başkalarının sağladığı bilgilere olan güven anlamına gelen iman yoludur.<br />
Pavlus’un anlatımına göre insanın henüz göremediği, anlayamadığı ve aklının almadığı çok önemli gerçekler vardır. Ve bu gerçeklerin empirizim ya da rationalizm yoluyla anlaşılması mümkün değildir (1.Korintliler 2:10).<br />
<strong><a href="http://www.hristiyan.gen.tr/forum/tanri-konustu-mu-t359.html">Bu Yazının Devamını Okumak İçin Tıklayın!</a></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hristiyanblog.com/vahiy-doktrini/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Teoloji Nedir?</title>
		<link>http://www.hristiyanblog.com/teoloji-nedir/</link>
		<comments>http://www.hristiyanblog.com/teoloji-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 Sep 2009 19:04:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Teoloji]]></category>
		<category><![CDATA[tanrı bilgisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hristiyanblog.com/?p=249</guid>
		<description><![CDATA[
Teoloji iki kelimenin bir araya gelmesinden kaynaklanmaktadır. Teos-Tanrı, Logos –Kelam ya da çalışma anlamındadır. Tanrı ve Tanrı Sözü üzerinde çalışma anlamına gelmektedir. Tanrı’nın kendini açıklamak için insana olan vahyi üzerinde çalışma anlamındadır. Tanrı bize kendi açıklamalarını yapmasaydı bizim O’nun hakkında bilmemiz mümkün olmayacaktı. (Eyüb 11:7-8) Tanrı ile insan arasında bir bilgi boşluğu, ayrımı, aralığı vradır. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.hristiyanblog.com/wp-content/uploads/2009/09/teoloji-nedir.jpg" alt="teoloji" title="teoloji" width="541" height="200" class="alignnone size-full wp-image-248" /><br />
Teoloji iki kelimenin bir araya gelmesinden kaynaklanmaktadır. Teos-Tanrı, Logos –Kelam ya da çalışma anlamındadır. Tanrı ve Tanrı Sözü üzerinde çalışma anlamına gelmektedir. Tanrı’nın kendini açıklamak için insana olan vahyi üzerinde çalışma anlamındadır. Tanrı bize kendi açıklamalarını yapmasaydı bizim O’nun hakkında bilmemiz mümkün olmayacaktı. (Eyüb 11:7-8) Tanrı ile insan arasında bir bilgi boşluğu, ayrımı, aralığı vradır. İnsan bunu kendi başına aşamaz. </p>
<p><strong><a href="http://www.hristiyan.gen.tr/forum/teoloji-nedir-p796.html">Bu yazının devamını okumak için tıklayın!</a></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hristiyanblog.com/teoloji-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kurtuluş Bilimi (Soteriyoloji)</title>
		<link>http://www.hristiyanblog.com/kurtulus-bilimi-soteriyoloji/</link>
		<comments>http://www.hristiyanblog.com/kurtulus-bilimi-soteriyoloji/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Sep 2009 15:25:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Teoloji]]></category>
		<category><![CDATA[kurtuluş bilimi]]></category>
		<category><![CDATA[soteriyoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hristiyanblog.com/?p=238</guid>
		<description><![CDATA[
“KURTULUŞ” kısa bir kelime olmasına karşın Kutsal Kitap bu konuyu İsa Mesih ile bağlantılı bir doktrin olarak ele alır. Özetle, düşmüş insanın ÖLÜMDEN YAŞAMA geçişini anlatır. Kutsal Yazıların güvencesinde bize Hristiyan kimliğimizi, Hristiyan olarak ayrılacağımızı ve sonsuzlukta ne olacağımızı bize öğretir. İlk Günahın getirdiği düşüş, ölüm ve yargının sonucunda Kurtuluş Doktrini bizlere Tanrı’nın Mesih’te yaptığı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.hristiyanblog.com/wp-content/uploads/2009/09/kurtulusbilimi.jpg" alt="kurtulus bilimi" title="kurtulus bilimi" width="541" height="200" class="alignnone size-full wp-image-237" /><br />
“KURTULUŞ” kısa bir kelime olmasına karşın Kutsal Kitap bu konuyu İsa Mesih ile bağlantılı bir doktrin olarak ele alır. Özetle, düşmüş insanın ÖLÜMDEN YAŞAMA geçişini anlatır. Kutsal Yazıların güvencesinde bize Hristiyan kimliğimizi, Hristiyan olarak ayrılacağımızı ve sonsuzlukta ne olacağımızı bize öğretir. İlk Günahın getirdiği düşüş, ölüm ve yargının sonucunda Kurtuluş Doktrini bizlere Tanrı’nın Mesih’te yaptığı iyi işi açıkladığında geleceğin bilinmezliği Tanrı’yı tanımamızda açıklığa kavuşur. Kurtuluş Doktrini bizlere sadece nasıl kurtulduğumuzu açıklamaz, Tanrı’yı daha iyi tanımamızı sağladığı gibi, bütün kalbimizle, bütün aklımızla, bütün gücümüzle O’na olan hizmetimizi sevinç içinde devam ettirmemiz için de bizleri teşvik eder. Böylece Tanrı’nın yasasını sevmeyi, Tanrı’nın Yasasını yapmayı ve Tanrı’nın Yasasından zevk almayı da öğretir.<br />
Bu kısa çalışma Kurtuluş Bilimine giriş niteliğinde olup, bu konuda daha geniş araştırma yapmak isteyenlere Mesih merkezli bir bakış açısı kazandırmasını diliyorum.<br />
BABA, OĞUL VE KUTSAL RUH’UN KRALLIĞI ŞİMDİ VE DAİMA ÖVÜLSÜN, ŞİMDİ VE SONSUZA DEK KUTLU KILINSIN. AMİN!<br />
Saygılarımla,<br />
Rev. İlhan Keskinöz<br />
<strong><a href="http://www.hristiyan.gen.tr/forum/kurtulus-bilimine-giris-t342.html">Bu yazının devamını okumak için tıklayın!</a></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hristiyanblog.com/kurtulus-bilimi-soteriyoloji/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sakramentler Ne Söylerler?</title>
		<link>http://www.hristiyanblog.com/sakramentler-ne-soylerler/</link>
		<comments>http://www.hristiyanblog.com/sakramentler-ne-soylerler/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Sep 2009 23:17:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Teoloji]]></category>
		<category><![CDATA[İsa Mesih]]></category>
		<category><![CDATA[komünyon]]></category>
		<category><![CDATA[mesih]]></category>
		<category><![CDATA[sakrament]]></category>
		<category><![CDATA[Sakramentler]]></category>
		<category><![CDATA[vaftiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hristiyanblog.com/?p=218</guid>
		<description><![CDATA[
Birincisi bizleri kutsallık ya da Mesih’e benzerlik yolunda bir kenara ayırırlar. Sakramentler Mesihte sahip olduğumuz yeni kimliği tanımlarlar ve bizleri bu kimliğe uygun bir biçimde yaşamaya çağırırlar. Vaftiz bizlerin Mesihle birlikte gömüldüğümüzü, eski benliğimize öldüğümüzü gösterir. Bizler artık Mesihte yeni bir yaşama dirildik, Tanrının tarih içindeki yeni bir dönemine dirildik. Mesih’in bizlere kendini karşılıksız olarak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.hristiyanblog.com/wp-content/uploads/2009/09/sakramentlernesoylerler.jpg" alt="sakramentler" title="sakramentler" width="541" height="200" class="alignnone size-full wp-image-219" /><br />
Birincisi bizleri kutsallık ya da Mesih’e benzerlik yolunda bir kenara ayırırlar. Sakramentler Mesihte sahip olduğumuz yeni kimliği tanımlarlar ve bizleri bu kimliğe uygun bir biçimde yaşamaya çağırırlar. Vaftiz bizlerin Mesihle birlikte gömüldüğümüzü, eski benliğimize öldüğümüzü gösterir. Bizler artık Mesihte yeni bir yaşama dirildik, Tanrının tarih içindeki yeni bir dönemine dirildik. Mesih’in bizlere kendini karşılıksız olarak verdiği sofrayı hatırladığımızda bizler de kendimizi sevgide başkalarına karşılıksız verebiliriz. Ancak, Sakramentleri şöyle algılamamalıyız. Sakramentler bizleri dünyadan ayrı kılmaz. Bizi dünyadan ayrı kılan sakramentler dünyayı dışlamaya mazeret olarak kullanılamaz. Sakramentler bizlerin gururla dünyaya bakıp, ben kurtuldum sen kurtulmadın diye dışlamamıza izin vermezler. Buna yol hazırlamazlar.<br />
<span id="more-218"></span><br />
İsa bir örneğinde bir Ferisi ve vergi memurundan bahsediyordu. Yahudi toplumunda vergi memurları çok dışlanan bir kitleydi. Bu insanlar bir anlamda Roma imparatorluğu ile işbirliği yapan paralı işbirlikçiler olarak görülüyorlardı. Tanrının önünde böyle iki kişi dua ediyordu. Ferisi, vergi memuru için ‘hamdolsun ben böyle biri değilim’ diye dua ediyordu. Bu ferisi eski antlaşma sakramentlerinin anlamını kaybetmişti. Sünnet ve Fısıh sakramentlerinin anlamının bir kısmı da İsrailin dünyaya ışık olarak çağrılmış olmalarıydı. Yunusu hatırlayın. Tanrı Yunusu Nineveliler için Müjdeyi paylaşması için gönderdi. Yunus şunu dedi ‘‘Tanrım sen hata yapıyorsun’’ ve ters yöne doğru gitti. Gördüğünüz gibi burada da Yunus için antlaşmanın sakramentleri dünyayı dışlamak için izin belgesi oldu. </p>
<p>İkinci olarak sakramentler bizleri hizmete çağırırlar: En azından bizleri komşumuzla ilgilenmeye çağırırlar. Bu da Tanrı lütfunu iletmek için fiziksel öğeleri kullanmasının bir parçasıdır. Evet, sakramentler gerçekten bizleri tamamen ruhsal olan Tanrı ile ilişkilendirirler. Aynı şekilde sakramentlerin fiziksel ve materyal özellikleri olduğundan bizleri komşularımızla ilişkilendirirler. 1.Korintliler 11.bölümde, sürekli olarak Rab`bin sofrasını yapan bir kilise topluluğunun varlığını görürüz. Ama bu toplulukta çok kötü bir şey de mevcuttur. Rab`bin sofrasına çok fazla yemek getiriyorlar. Fakat bu davranışlarında öylesine aşırılığa gidiyorlar ki, Rab`bin sofrasını bir ziyafete çeviriyorlar. Gelen  kişilerin kendi evle rinde birçok yiyecekleri olmasına rağmen, bu şölende bu sofrada yemeğe geliyorlardı. Çoğu zaman da bu yemeğe aç gelen fakirler aç bir biçimde geri dönüyorlardı. </p>
<p>Bu zengin kişiler yedikleri yemek aracılığı ile İsa ile ilişkilerinin derinleşmesini isterken diğer taraftan fakirleri dışlıyorlardı. Pavlus bu yemeğe ilişkin acı bir değerlendirme yapıyor. Sizin yemeğiniz Rab`bin sofrası değildir. Çünkü bu gerçekten Rab`bin sofrası olsaydı diğerlerini hizmet için dışarıya gönderecekti. Rab`bin sofrası bizleri diğerlerine hizmete yönlendirir. Adalet için çalışmaya yönlendirir. Bunun nedeni de sakramentlerin gösterdiği göklerin egemenliğinin yalnızca ruhsal alemde olmamasından kaynaklanır. Göklerin egemenliği kilisenin dışında dünyada da mevcuttur. </p>
<p>Diğer bir uygulaması da şudur: Sakramentler bizleri ilk orijinal çağrımıza çağırır. Erkek ve Kadının o ilk konumuna. Yaratılış 1:28’e bakalım. İnsanın ilk aldığı çağrı nedir?<br />
 “Semereli olun ve çoğalın ve hükmedin ” buna bağlı olarak 2:15’i okuyalım.<br />
‘‘Ve Rab Tanrı adamı aldı, baksın ve onu korusun diye Aden bahçesine koydu’’.<br />
Bu iki pasajı birlikte okursak karşımıza şu çıkar: Bizim aldığımız ilk çağrı Tanrının hükmü altında ve O’nun yüceliği için yaradılışa bakmak ve bu yaradılışa hizmet etmektir. Peygamberler , kahinler ve krallar olarak Tanrıya hizmetimizi dünyaya bakarak gerçekleştiriyoruz. Buna çağrıldık. Bu nedenle sakramentler bizleri ilk çağrımıza yönlendiriyorlar. Bunu gerçekleştirmeye çağırıyorlar. Tanrının yarattığı dünyanın iyi hizmetkarları olmaya çağrıldık. Bilim ilerledikçe ortaya çıkan şey bizlerin yaradılışa ne kadar bağımlı olduğumuz gerçeğidir. Bu nedenle kendi iyiliğimiz için bu yaradılışa bakmalıyız. Fakat nihai olarak en yüce amacımız, bu yaradılışa bakmakta Tanrının yücelik almasıdır. Sakramentler bizlere Tanrının yaratmış olduğu dünyayı çarpıtıp ya da kötü amaçla kullanamayacağımızı gösterir. Bizler doğayı feth etmemeliyiz. Ona yıkıcı bir tarzda hükmetmemeliyiz. Bizlere bir fayda sağladığı sürece doğaya istediğimiz bir şeyi yapamayız.Bununla sakramentin ne alakası var diyebiliriz. Beden alma olayı bununla ilgilidir. Ademin insanlığı nerden geliyor? Tanrı dünyadaki bu tozu alıyor ve bunun içerisine hayat üflüyor ve Adem yaratılıyor. Beden almayı düşünün. Tanrı beden alıp dünyaya geldiğinde artık yalnızca yarattığı insana hayat üflemekle kalmıyor bu insanı birlikteliğe alıyor. Yine beden almış Tanrı oğlu çok iyi olarak yaratmış olduğu suyu, ekmeği ve şarabı alarak diyor ki, bütün bunlar size sunduğum lütfun bir göstergesidir. Tanrının böylesine derin bir onurla donattığı bu öğeleri bizler nasıl yanlış olarak kullanabiliriz. Bunlar bizi kapanış noktasına getirir.</p>
<p>Yazan: Rev. Prof. Robert Lynn</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hristiyanblog.com/sakramentler-ne-soylerler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mühür Olarak Sakrament</title>
		<link>http://www.hristiyanblog.com/muhur-olarak-sakrament/</link>
		<comments>http://www.hristiyanblog.com/muhur-olarak-sakrament/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Sep 2009 18:07:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Teoloji]]></category>
		<category><![CDATA[mühür]]></category>
		<category><![CDATA[sakramanetler]]></category>
		<category><![CDATA[sakrament]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hristiyanblog.com/?p=214</guid>
		<description><![CDATA[
Şimdi de mühür olarak sakrament nedir ona bakalım: Bir mühür bir şeyi onaylar ya da resmileştirir. Bir şeyin üzerine herhangi bir mühür konduğunda bunun anlamı bu gerçektir demektir. Şimdi bakacağımız ayet pek de mühür olarak sakrament örneği göstermese de bir mühürün ne işe yaradığını göstermek için iyi bir ayet. Ester 3:12’ye bakalım. “Kralın katipleri çağrıldılar... [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.hristiyanblog.com/wp-content/uploads/2009/09/muhurolaraksakrament.jpg" alt="sakrament" title="sakrament" width="541" height="200" class="alignnone size-full wp-image-215" /><br />
Şimdi de mühür olarak sakrament nedir ona bakalım: Bir mühür bir şeyi onaylar ya da resmileştirir. Bir şeyin üzerine herhangi bir mühür konduğunda bunun anlamı bu gerçektir demektir. Şimdi bakacağımız ayet pek de mühür olarak sakrament örneği göstermese de bir mühürün ne işe yaradığını göstermek için iyi bir ayet. Ester 3:12’ye bakalım. “Kralın katipleri çağrıldılar... yazısına göre... yazıldı... kralın yüzüğü ile mühürlendi.”<br />
<span id="more-214"></span><br />
Yazılan bildiri rulo halinde katlanıp, balmumu kullanılarak mühürlenirdi. Eritilen bu mum yumuşaktı. Kralın kendine has mührü vardı. Mum üzerine bu yüzüğü bastırırdı. Tabi ki bunun çok belirgin bir amacı vardı. Yalnızca kral kralın mührüne sahipti. Eğer size üzerinde kralın mührünü taşıyan bir mesaj gelirse bilirdiniz ki, bu kraldan gelmiş bir mektuptu.<br />
Kitapta kral Ahaşveroş’un önemli bir mesajı vardı. Bu mesaj gönderilmeden önce mühür basıldı. Gerçekten mesaj kraldan geliyordu. Burada hatırlamamız gereken şey mührün kral için değil, mesajı alacak olan kişi için faydalı olduğudur. Çünkü kral bunun içinde ne olduğunu zaten biliyor. Mesajı getiren kişi gelip bunu verdiğinde, okuyanlar bu mesajın kraldan geldiğini anlayabilirler. Bu mesaj üzerinde herhangi bir mühür olmasaydı bile hala kralın mesajıydı. Bu hala onun hükmüdür. Şimdi kendi mührünü koymuş olarak kendine bağlı olanlar mutlaka bu mesajın kendisinden geldiğini bileceklerdi. Mesaj üzerindeki mühür kendi krallarının halkına söylemek istediğinin bir kanıtıdır. Gerçek sözlerin ifadesidir. Bu örneği sakramentler düşüncesine getirelim. Romalılar 4:11’i göz önüne alalım.</p>
<p>‘‘İbrahim daha sünnetsizken imanla aklandığının kanıtı olarak sünnet işaretini aldı. Öyle ki, sünnetsiz oldukları halde iman edenlerin hepsinin manevi babası olsun ve böylece onlar da aklanmış sayılsın. ’’ </p>
<p>Burada sünnet yalnızca İbrahimin aklanmasının bir işareti değildi, ama aynı zamanda sünnet aracılığı ile aklanmışlığın mührünü de aldı demektedir. Sünnet sakramentini aldıktan sonra İbrahim, Tanrı`nın gerçekten kendine bir vaat verdiğini daha iyi idrak etti. Tanrının başka insanlara vaatler verdiğine inanmak başka bir şeydir, Fakat aynı vaatlerin bana da verildiğine inanmak başka bir şeydir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hristiyanblog.com/muhur-olarak-sakrament/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İşaret Olarak Sakrament</title>
		<link>http://www.hristiyanblog.com/isaret-olarak-sakrament/</link>
		<comments>http://www.hristiyanblog.com/isaret-olarak-sakrament/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Sep 2009 17:57:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Teoloji]]></category>
		<category><![CDATA[İsa Mesih]]></category>
		<category><![CDATA[sakrament]]></category>
		<category><![CDATA[Sakramentler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hristiyanblog.com/?p=210</guid>
		<description><![CDATA[
İşaretlere bakalım. İşaret gerçeğin kendisi değildir ama bir gerçeği gösteren araçtır. Diğer değişle bir işaret başka bir şeyin tanıtıldığı araçtır. İşaret başka bir şeyi göstererek oraya bakın der. Bu nedenle bizler vaftizden ve Rab'bin sofrasından bahsederken bunlara işaret deriz.. Başka bir şeye işaret ederler. Bunların bizlere işaret ettiği ve gösterdikleri  Müjde, İsa ve Tanrının [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.hristiyanblog.com/wp-content/uploads/2009/09/isaretolaraksakrament.jpg" alt="sakrament" title="sakrament" width="541" height="200" class="alignnone size-full wp-image-211" /><br />
İşaretlere bakalım. İşaret gerçeğin kendisi değildir ama bir gerçeği gösteren araçtır. Diğer değişle bir işaret başka bir şeyin tanıtıldığı araçtır. İşaret başka bir şeyi göstererek oraya bakın der. Bu nedenle bizler vaftizden ve Rab'bin sofrasından bahsederken bunlara işaret deriz.. Başka bir şeye işaret ederler. Bunların bizlere işaret ettiği ve gösterdikleri  Müjde, İsa ve Tanrının İsa'daki vaatleridir. </p>
<p>Şimdi bunun için Romalılar 4:11'in ilk yarısına bakalım.<br />
 “Sünnet işaretini aldı...” diyor. Burada Eski Antlaşma sakramentinden bahsediyor ama görüş aynı. İşaret var. İbrahim aklandığının kanıtı olarak sünnet işaretini alıyor. Şimdi bu işareti daha geniş çerçevesi içersinde inceleyelim. Yaratılış 11:9-14 “gulfe etinde sünnet olacaksınız... ahtin işareti budur.”<br />
<span id="more-210"></span><br />
Bu ayetlerle karşımıza çıkan şeye dikkat edelim. Bu demin Romalılar 4’te okuduğumuz ayetin arka planındaki tarihi içeriktir. Burada sakramentlerin işaretler olarak görev yaptığına dair çok güzel örnekler var. Burada aynı zamanda Tanrı sözü ve sakrament arasındaki ilişki içinde çok güzel örnek var. Karşımıza şu çıkıyor 9. ve 10. Ayetin ilk yarısında Tanrı bir vaatle İbrahim'e geliyor. </p>
<p>“İbrahim seninle ahdimi gerçekleştiriyorum. Bu ahdi seninle, senin çocuklarınla ve onların çocukları ile yapıyorum, tüm nesiller boyunca bu ahdi seninle yapıyorum.”<br />
 Tanrı burada İbrahim`e Müjde ile geliyor. Çünkü bu antlaşmanın özünde yatan şey tüm Kutsal Kitap antlaşmalarının özünde yatan şeydir.<br />
“İbrahim Ben senin Tanrın olacağım. Sen ve zürriyetin benim halkım olacaksınız.”diyor </p>
<p>Bu vaatleri verdikten sonra halkına bir de sakrament veriyor. Halkına onlarla yapmış olduğu antlaşmanın bir işaretini veriyor. İşaretin işlevi başka bir şeyi parmakla gösterip ona bakın demektir. Bunun ışığı altında tüm sünnet olayının İsrail ailesi içinde nasıl kendini gösterdiğini düşünün. Her ne zaman yıkansa, giysi değiştirse İbrahim kendi üzerinde bu antlaşmaya ait bir işaret taşıyor. Şunu söyleyebiliriz, erkekler bunu çok iyi anlıyabiliyorlardı. Bu işareti bir İsrail erkeği her zaman anlıyabiliyordu. Sünnet edilme sekiz günlük olan her erkek çocuk için geçerliydi. Küçük çocukların alt bezleri olmadan nasıl koştuğunu biliriz. Bütün İsrail çocuklarının alt bezleri olmadan koşuşturduklarını düşünün. Bu sünnetli görünüm vaadin işaretini taşımaktadır. Tanrı bunu iyi bir fikir olduğu için önermedi. Aslında Tanrı sünneti Tanrı halkına Mesih'te vermiş olduğu vaadi, çok bilindik bir biçimde göstermek için düzenlemişti. Bu nedenle Tanrının sakramentler olarak sunmuş olduğu bu işaretler bizlere Mesih'teki vaatleri açıklarlar. Müjdedeki Mesih`i açıklarlar. Eğer olayı vaatten ayrı olarak düşünürsek vaftiz olayı yalnızca suyla ıslatma olmaktan öteye gitmeyecektir. Ama bu vaatle birleştiği zaman su Tanrı lütfunun beden alması olarak karşımıza çıkar. Sakramentler kendilerinden ötede bizlere bir şeyler bildiren işaretlerdir. </p>
<p>Yazan: Rev. Prof. Robert Lynn</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hristiyanblog.com/isaret-olarak-sakrament/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kutsalların Dayanması Öğretisi</title>
		<link>http://www.hristiyanblog.com/kutsallarin-dayanmasi-ogretisi/</link>
		<comments>http://www.hristiyanblog.com/kutsallarin-dayanmasi-ogretisi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 05 Sep 2009 17:09:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Teoloji]]></category>
		<category><![CDATA[john owen]]></category>
		<category><![CDATA[kutsalların dayanması]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hristiyanblog.com/?p=122</guid>
		<description><![CDATA[
John Owen'ın kaleminden Kutsalların Dayanması öğretisi ve bu öğretiyi bazı ayetleri kullanarak çarpıtanlara karşı yazılmış bir yazı.

Kutsalların Dayanması Öğretisinin Kullanımı
Kutsalların Dayanması Öğretisini Ayetleri Kullanarak Çarpıtanlar

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-123" title="kutsalların dayanması" src="http://www.hristiyanblog.com/wp-content/uploads/2009/09/kutsallarindayanmasijohnowen.jpg" alt="kutsalların dayanması" width="541" height="200" /><br />
John Owen'ın kaleminden Kutsalların Dayanması öğretisi ve bu öğretiyi bazı ayetleri kullanarak çarpıtanlara karşı yazılmış bir yazı.</p>
<ol>
<li><a href="http://www.hristiyan.gen.tr/forum/kutsallarin-dayanmasi-ogretisinin-t265.html">Kutsalların Dayanması Öğretisinin Kullanımı</a></li>
<li><a href="http://www.hristiyan.gen.tr/forum/kutsallarin-dayanmasi-ogretisini-t266.html">Kutsalların Dayanması Öğretisini Ayetleri Kullanarak Çarpıtanlar</a></li>
</ol>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hristiyanblog.com/kutsallarin-dayanmasi-ogretisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tanrı&#8217;nın Vaadi ve Sorumluluğumuz</title>
		<link>http://www.hristiyanblog.com/tanri-vaat-sorumluluk/</link>
		<comments>http://www.hristiyanblog.com/tanri-vaat-sorumluluk/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 04 Sep 2009 13:47:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Teoloji]]></category>
		<category><![CDATA[hristiyan]]></category>
		<category><![CDATA[imanlı]]></category>
		<category><![CDATA[pavlus]]></category>
		<category><![CDATA[sorumluluk]]></category>
		<category><![CDATA[Tanrı]]></category>
		<category><![CDATA[vaat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hristiyanblog.com/?p=110</guid>
		<description><![CDATA[
Romalılar 8:13'de Elçi Pavlus okuyucularını iki olası yaşam tarzıyla yüzleştirmektedir. Birincisi şudur, "benliğe göre yaşarsanız, öleceksiniz. " Diğer alternatif ise şudur, "bedenin kötü işlerini Ruh 'la öldürürseniz, yaşayacaksınız." Bu kitabın amacı, yukarıda belirtilen yaşam tarzlarından ikincisini incelemektir. İncelememize, elimizdeki metni oluşturan beş öğeyi inceleyerek başlayacağız:
İlk olarak, "öldürürseniz" kelimesinde kullanılan koşul ekine bakalım: "öldürürseniz ". Pavlus [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.hristiyanblog.com/wp-content/uploads/2009/09/tanrivaatsorumluluk.jpg" alt="tanrı vaat" title="tanrı vaat" width="541" height="200" class="alignnone size-full wp-image-111" /><br />
Romalılar 8:13'de Elçi Pavlus okuyucularını iki olası yaşam tarzıyla yüzleştirmektedir. Birincisi şudur, "benliğe göre yaşarsanız, öleceksiniz. " Diğer alternatif ise şudur, "bedenin kötü işlerini Ruh 'la öldürürseniz, yaşayacaksınız." Bu kitabın amacı, yukarıda belirtilen yaşam tarzlarından ikincisini incelemektir. İncelememize, elimizdeki metni oluşturan beş öğeyi inceleyerek başlayacağız:</p>
<p><strong>İlk olarak,</strong> "öldürürseniz" kelimesinde kullanılan koşul ekine bakalım: "öldürürseniz ". Pavlus bu ifadeyi bedenin kötü işlerini öldürmekle, yaşamak arasındaki bir bağıntıyı belirtmek için kullanmaktadır. Bir başka değişle bu, hasta bir adama, "Eğer bu ilacı alırsan, bir süre sonra kendini daha iyi hissedeceksin" demeye benzer. Kendisine verilen öğüdü dinlediği taktirde bu hasta adama iyileşeceği vaadi verilmektedir. Aynı şekilde, metnimiz bizlere "bedenin kötü işlerini öldürmenin ", "yaşam " elde etmenin kesin tek yolu olduğunu söylemektedir. Günahı gerçekten öldürmekle sonsuz yaşam arasında kopmaz bir bağ bulunmaktadır. "Günahı öldürürseniz yaşayacaksınız!" Pavlus'un buyurduğu sorumluluğu yerine getirmenin amacı budur.<br />
<span id="more-110"></span><br />
<strong>İkinci olarak</strong>, "öldürürseniz" ifadesindeki “niz” {siz öldürürseniz) eki, bu sorumluluğun ve vaadin kimler için geçerli olduğunu belirtmektedir. Buradaki "siz" kelimesi, birinci ayette "Mesih İsa'ya ait olanlar" ifadesiyle tanımlanan inanlıları belirtmektedir. "Benliğin değil, Ruh 'un denetiminde" (ayet 9) olanları, içlerinde Kutsal Ruh'un yaşadığı (ayet 10,11) kişileri belirtir. Gerçek inanlı bir kimseden başkasının bu sorumluluğu yerine getirmesini beklemek budalaca ve mantıksızdır. Pavlus'un kimlere yazdığını ve o kişilere ne yapmaları gerektiğini söylediğini dikkatlice düşünürsek aşağıdaki şu sonucu çıkarabiliriz:<br />
"Günahın mahkum edici gücünden kesinlikle özgür olan gerçek inanlılar, kendileri hakkındaki bu gerçeğe rağmen yaşamları boyunca, içlerindeki günahın gücünü öldürmeyi kendilerine vazife edinmelidirler".</p>
<p><strong>Üçüncü olarak,</strong> "Ruh'la" ifadesi bu sorumluluğun yerine getirilmesinde kullanılan ana aracı belirtmektedir. Buradaki Ruh, ayet 11 'deki Ruh ile aynıdır. Bizim içimizde yaşar (ayet 9) ve bize yaşam verir (ayet 11). O, oğulluk Ruhudur (ayet 15) ve bize güçsüzlüğümüzde yardım eder (ayet 26). Bundan başka bir yolla günahı öldürme çabalan sonuçsuz kalacaktır, faydasızdır. İnsanlar bunu başka yollarla yapmayı deneyebilirler.' Geçmişte her zaman yapmışlardır ve gelecekte de yapacaklardır. "Ama" der Pavlus, "bu Ruh'un işidir". Bunu yalnızca O yapabilir. Kendi gücünüze dayanarak, kendi kafanızdaki düşüncelere göre günahı öldürmek sizi sahte ve dışsal doğruluğa götürür, ki bu da tüm sahte dinlerin özünde yatan şeydir.</p>
<p><strong>Dördüncü   olarak,</strong> "bedenin   kötü   işlerini... öldürürseniz" ifadesi bizlere yapılması gerekeni göstermektedir. Bu ifadeyi üç tane soru sorup, bu soruları cevaplayarak inceleyelim:<br />
<strong>a)</strong> "Beden" kelimesiyle ne kastedilmektedir? Pavlus'un Romalılar 8. bölümde özgürce kullandığı "doğal benlik"  ifadesiyle eş anlamlı bir kelimedir "beden"? Pavlus burada doğal benlik ile Ruh arasındaki farkı vurgulamaktadır. Beden, insanın içindeki günahın kendini ifade etmesi için kullandığı araçtır. Bu nedenle Pavlus, insanın doğal bozulmuşluğunu ve düşmüşlüğünü simgelemesi için "beden" kelimesini kullanmaktadır.<br />
<strong><br />
b)</strong> "Kötü işler" ifadesiyle ne kastedilmektedir? Bu da, doğal benliğin, yani günahlı doğanın ürettiği günahlı davranışları belirtmektedir. Galatyalılar 5:19'da belirtilen davranışlar, Pavlus'un bu kötü "işler"t ilişkin verdiği örneklerdir. Pavlus'un esas üzerinde durduğu dışsal "kötü işler" değil, ancak bunların içsel sebepleridir. Karşısında radikal bir şekilde mücadele edilmesi gereken serbest kötü arzulardır bu kötü işleri üreten.</p>
<p><strong>c)</strong> "Öldürürseniz", ya da "öldürmek" kelimesiyle ne kastedilmektedir? Bu kelime mecaz anlamda kullanılmıştır.<br />
Bir hayvanın öldürülmesini düşünün. Hayvanı öldürmek ' Örn. Romalılar 9:3032. demek, kendi istediği şeyi yapıp, arzu ettiği şeyi yapamasın diye onun gücünü, kuvvetini ve yaşamını almaktır. İşte burada oluşturulmak istenen tablo da budur. Doğal benlik (içte kalan günah), tüm kaynakları, yetenekleri, bilgisi, zekası, gücü vb. ile bir insana, "eski yaradılışa " benzetilmektedir. Pavlus, bunun öldürülmesi gerektiğini söyler. Öldürülmeli, gücü, kuvveti ve hayatı Ruh'la alınmalıdır.</p>
<p>Aslında bir anlamda bu artık bitmiş bir olaydır. Eski yaradılışın "Mesih'le birlikte çarmıha gerildiği" söylenir.  Bizler, "Mesih'le birlikte öldük".  Bu, yeniden doğduğumuzda gerçekleşti.  Fakat buna rağmen, her inanlının içinde halen kendisini sürekli olarak göstermeyi arzulayan günah kalıntıları bulunmaktadır. Bu günahlı doğanın kalıntılarını öldürmek her inanlının görevidir. Günahlı doğanın ya da doğal benliğin arzularının yerine getirilmesinin önüne geçmek için bu sürekli yapılmalıdır. Dördüncü olarak, "yaşayacaksınız" ifadesi, inanlıları bu sorumluluğu yerine getirmeye teşvik etmek için verilmiş bir vaattir. Vaat edilen bu yaşam, bir önceki durumda yapılan ölüm tehdidinin tam karşıtıdır "benliğe göre yaşarsanız, öleceksiniz".^ Belki de burada Pavlus'un aklında Mesih'teki ruhsal yaşam olduğu kadar sonsuz yaşam da bulunmaktadır. Her gerçek inanlı bu yaşama sahiptir ancak böylesine bir yaşamın getirdiği sevinç, esenlik ve gücü kaybedebilirler. Başka bir konu içersinde Elçi Pavlus şöyle yazmaktadır, "Siz Rab'be bağlı kalırsanız, biz gerçekten yaşarız".  Yani, "şimdi, yaşamımın bana faydası var, çünkü sevincim ve esenliğim var". Benzer şekilde elçinin burada söylediği de şudur, "Dünyadayken iyi, dinamik, esenlik dolu, ruhsal bir hayat yaşayacaksınız ve sonunda ebedi bir ödül alacaksınız. "</p>
<p>Eğer bu vaadi bu şekilde algılarsak, önümüzdeki sorumluluğu yerine getirmek için sebeplerimiz artacaktır:<br />
<em>Ruhsal yaşantımızın gücü, kuvveti ve tadı, doğal benliğin işlerini öldürmemize bağlıdır.</em></p>
<p>Yazan: John Owen</p>
<p><a href="http://www.hristiyan.gen.tr/forum/"><strong>Bu yazıyı forumda tartışmak ve diğer konularada gözatmak için forumumuzu ziyaret edebilirsiniz.<br />
Foruma gitmek için burayı tıklayın!</strong></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hristiyanblog.com/tanri-vaat-sorumluluk/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
