<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hristiyan Blog &#124; Hristiyanlık ile ilgili bilgiler ve güncel haberler &#187; Tanrı</title>
	<atom:link href="http://www.hristiyanblog.com/kategori/tanri/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.hristiyanblog.com</link>
	<description>Hristiyanlık ile ilgili bilgilerin bulunduğu güncel blog</description>
	<lastBuildDate>Thu, 04 Nov 2010 09:33:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.4</generator>
		<item>
		<title>Dünyanın ve İnsanın Yaratılışı</title>
		<link>http://www.hristiyanblog.com/dunya-yaratilis/</link>
		<comments>http://www.hristiyanblog.com/dunya-yaratilis/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 Oct 2010 18:22:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tanrı]]></category>
		<category><![CDATA[Yaratılış]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hristiyanblog.com/?p=899</guid>
		<description><![CDATA[Başlangıçta Tanrı göğü ve yeri yarattı. Yer boştu, yeryüzü şekilleri yoktu; engin karanlıklarla kaplıydı. Tanrı`nın Ruhu suların üzerinde dalgalanıyordu. Tanrı, “Işık olsun” diye buyurdu ve ışık oldu. Tanrı ışığın iyi olduğunu gördü ve onu karanlıktan ayırdı. Işığa “Gündüz”, karanlığa “Gece” adını verdi. Akşam oldu, sabah oldu ve ilk gün oluştu. Tanrı, “Suların ortasında bir kubbe [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.hristiyanblog.com/wp-content/uploads/2010/10/kkyaratilis.jpg" alt="" title="yaratılış" width="610" height="200" class="alignnone size-full wp-image-900" /></p>
<p>Başlangıçta Tanrı göğü ve yeri yarattı. Yer boştu, yeryüzü şekilleri yoktu; engin karanlıklarla kaplıydı. Tanrı`nın Ruhu suların üzerinde dalgalanıyordu. Tanrı, “Işık olsun” diye buyurdu ve ışık oldu. Tanrı ışığın iyi olduğunu gördü ve onu karanlıktan ayırdı. Işığa “Gündüz”, karanlığa “Gece” adını verdi. Akşam oldu, sabah oldu ve ilk gün oluştu. Tanrı, “Suların ortasında bir kubbe olsun, suları birbirinden ayırsın” diye buyurdu. Ve öyle oldu. Tanrı gökkubbeyi yarattı. Kubbenin altındaki suları üstündeki sulardan ayırdı. Kubbeye “Gök” adını verdi. Akşam oldu, sabah oldu ve ikinci gün oluştu. Tanrı, “Göğün altındaki sular bir yere toplansın, kuru toprak görünsün” diye buyurdu ve öyle oldu. Kuru alana “Kara”, toplanan sulara “Deniz” adını verdi. Tanrı bunun iyi olduğunu gördü. Tanrı, “Yeryüzü bitkiler, tohum veren otlar, türüne göre tohumu meyvesinde bulunan meyve ağaçları üretsin” diye buyurdu ve öyle oldu. Yeryüzü bitkiler, türüne göre tohum veren otlar, tohumu meyvesinde bulunan meyve ağaçları yetiştirdi. Tanrı bunun iyi olduğunu gördü. Akşam oldu, sabah oldu ve üçüncü gün oluştu.<span id="more-899"></span> Tanrı şöyle buyurdu: “Gökkubbede gündüzü geceden ayıracak, yeryüzünü aydınlatacak ışıklar olsun. Belirtileri, mevsimleri, günleri, yılları göstersin.” Ve öyle oldu. Tanrı büyüğü gündüze, küçüğü geceye egemen olacak iki büyük ışığı ve yıldızları yarattı. Yeryüzünü aydınlatmak, gündüze ve geceye egemen olmak, ışığı karanlıktan ayırmak için onları gökkubbeye yerleştirdi. Tanrı bunun iyi olduğunu gördü. Akşam oldu, sabah oldu ve dördüncü gün oluştu. Tanrı, “Sular canlı yaratıklarla dolup taşsın, yeryüzünün üzerinde, gökte kuşlar uçuşsun” diye buyurdu. Tanrı büyük deniz canavarlarını, sularda kaynaşan canlıları ve uçan çeşitli varlıkları yarattı. Bunun iyi olduğunu gördü. Tanrı, “Verimli olun, çoğalın, denizleri doldurun, yeryüzünde kuşlar çoğalsın” diyerek onları kutsadı. Akşam oldu, sabah oldu ve beşinci gün oluştu. Tanrı, “Yeryüzü çeşit çeşit canlı yaratık, evcil ve yabanıl hayvan, sürüngen*fa* türetsin” diye buyurdu. Ve öyle oldu. Tanrı çeşit çeşit yabanıl hayvan, evcil hayvan, sürüngen yarattı. Bunun iyi olduğunu gördü. Tanrı, “İnsanı kendi suretimizde, kendimize benzer yaratalım” dedi, “Denizdeki balıklara, gökteki kuşlara, evcil hayvanlara, sürüngenlere, yeryüzünün tümüne egemen olsun.” Tanrı insanı kendi suretinde yarattı. Böylece insan Tanrı suretinde yaratılmış oldu. İnsanları erkek ve dişi olarak yarattı. Onları kutsayarak, “Verimli olun, çoğalın” dedi, “Yeryüzünü doldurun ve denetiminize alın; denizdeki balıklara, gökteki kuşlara, yeryüzünde yaşayan bütün canlılara egemen olun. İşte yeryüzünde tohum veren her otu, tohumu meyvesinde bulunan her meyve ağacını size veriyorum. Bunlar size yiyecek olacak. Yabanıl hayvanlara, gökteki kuşlara, sürüngenlere -soluk alıp veren bütün hayvanlara- yiyecek olarak yeşil otları veriyorum.” Ve öyle oldu. Tanrı yarattıklarına baktı ve her şeyin çok iyi olduğunu gördü. Akşam oldu, sabah oldu ve altıncı gün oluştu.</p>
<p>Gök ve yer bütün öğeleriyle tamamlandı. Yedinci güne gelindiğinde Tanrı yapmakta olduğu işi bitirdi. Yaptığı işten o gün dinlendi. Yedinci günü kutsadı. Onu kutsal bir gün olarak belirledi. Çünkü Tanrı o gün yaptığı, Yarattığı bütün işi bitirip dinlendi. Göğün ve yerin Yaratılış öyküsü: RAB Tanrı göğü ve yeri Yarattığında, yeryüzünde yabanıl bir fidan, bir ot bile bitmemişti. Çünkü RAB Tanrı henüz yeryüzüne yağmur göndermemişti. Toprağı işleyecek insan da yoktu. Yerden yükselen buhar*fb* bütün toprakları suluyordu. RAB Tanrı Adem`i topraktan Yarattı ve burnuna yaşam soluğunu üfledi. Böylece Adem yaşayan varlık oldu. RAB Tanrı doğuda, Aden`de bir bahçe dikti. Yarattığı Adem`i oraya koydu. Bahçede iyi meyve veren türlü türlü güzel ağaç yetiştirdi. Bahçenin ortasında yaşam ağacıyla iyiyle kötüyü bilme ağacı vardı. Aden`den bir ırmak doğuyor, bahçeyi sulayıp orada dört kola ayrılıyordu. İlk ırmağın adı Pişon`dur. Altın kaynakları olan Havila sınırları boyunca akar. Orada iyi altın, reçine ve oniks bulunur. İkinci ırmağın adı Gihon`dur, Kûş sınırları boyunca akar. Üçüncü ırmağın adı Dicle`dir, Asur`un doğusundan akar. Dördüncü ırmak ise Fırat`tır. RAB Tanrı Aden bahçesine bakması, onu işlemesi için Adem`i oraya koydu. Ona, “Bahçede istediğin ağacın meyvesini yiyebilirsin” diye buyurdu, Ama iyiyle kötüyü bilme ağacından yeme. Çünkü ondan yediğin gün kesinlikle ölürsün. Sonra, “Adem`in yalnız kalması iyi değil” dedi, “Ona uygun bir Yardımcı Yaratacağım.” RAB Tanrı yerdeki hayvanların, gökteki kuşların tümünü topraktan Yar.atmıştı. Onlara ne ad vereceğini görmek için hepsini Adem`e getirdi. Adem her birine ne ad verdiyse, o canlı o adla anıldı. Adem bütün evcil ve yabanıl hayvanlara, gökte uçan kuşlara ad koydu. Ama kendisi için uygun bir Yardımcı bulunmadı. RAB Tanrı Adem`e derin bir uyku verdi. Adem uyurken, RAB Tanrı onun kaburga kemiklerinden birini alıp yerini etle kapadı. Adem`den aldığı kaburga kemiğinden bir kadın Yaratarak onu Adem`e getirdi. Adem, “İşte, bu benim kemiklerimden alınmış kemik, Etimden alınmış ettir” dedi, “Ona `Kadın denilecek, Çünkü o adamdan alındı.” Bu nedenle adam annesini babasını bırakıp karısına bağlanacak, ikisi tek beden olacak. Adem de karısı da çıplaktılar, henüz utanç nedir bilmiyorlardı. (Kutsal Kitap, Yaratılış Bölümü 1. ve 2. bölümler)</p>
<p><a href="http://www.hristiyan.gen.tr/kutsal-kitap.php">Kutsal Kitap&#8217;tan yaratılışı okumaya devam etmek için burayı tıklayın!</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hristiyanblog.com/dunya-yaratilis/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tanrı ile Dostluk</title>
		<link>http://www.hristiyanblog.com/tanri-ile-dostluk/</link>
		<comments>http://www.hristiyanblog.com/tanri-ile-dostluk/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Oct 2009 22:37:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tanrı]]></category>
		<category><![CDATA[dostluk]]></category>
		<category><![CDATA[Hristiyanlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hristiyanblog.com/?p=372</guid>
		<description><![CDATA[&#8230;Güdülerimizin olduğu yüreklerimizi incelemeyi ve tek başına kazanmayı reddettiğimizde; ruhsal huzursuzluklarımız artıyor. İlişkiler ve etkinliklerin çoğuna eşlik eden döküntüleri, canlılığımızın kaldırdığı gibi Tanrı&#8217;nın işlerinde işlek olarak, etken kalarak, doğru şekilde devam ederek kendi kendimizi eğitebiliriz. Yalnızlık anlarında, kendi kenimizi incelemenin güç çalışmasını tek başına ele alarak ve kendimizi geriye doğru çekerek disiplin altına almadıkça; dinginlik, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.hristiyanblog.com/wp-content/uploads/2009/10/tanriiledostluk.jpg" alt="tanrı" title="tanrı" width="541" height="200" class="alignnone size-full wp-image-373" /><br />
&#8230;Güdülerimizin olduğu yüreklerimizi incelemeyi ve tek başına kazanmayı reddettiğimizde; ruhsal huzursuzluklarımız artıyor. İlişkiler ve etkinliklerin çoğuna eşlik eden döküntüleri, canlılığımızın kaldırdığı gibi Tanrı&#8217;nın işlerinde işlek olarak, etken kalarak, doğru şekilde devam ederek kendi kendimizi eğitebiliriz. Yalnızlık anlarında, kendi kenimizi incelemenin güç çalışmasını tek başına ele alarak ve kendimizi geriye doğru çekerek disiplin altına almadıkça; dinginlik, yalnızca ufak bir düş olarak kalacaktır. Nasıl işleğim olabilir.. ve bir son gibi ne kadar boş ! Sözcükleri söylüyoruz, ama onların hiçbir anlamı yok. Kendimizi yaşamayan doğrularda gidip gelirken buluyoruz ve bir ruhanilik uyduruyoruz.<br />
<strong><a href="http://www.hristiyan.gen.tr/forum/tanri-dostluk-t162.html">Devamını okumak için tıkla!</a></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hristiyanblog.com/tanri-ile-dostluk/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Göklerdeki Babamız</title>
		<link>http://www.hristiyanblog.com/goklerdeki-babamiz/</link>
		<comments>http://www.hristiyanblog.com/goklerdeki-babamiz/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 Sep 2009 16:34:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tanrı]]></category>
		<category><![CDATA[baba]]></category>
		<category><![CDATA[göklerdeki babamız]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hristiyanblog.com/?p=314</guid>
		<description><![CDATA[Hiçbir şey Tanrı konusunda yapılan sadık, içten ve sürekli bir araştırma kadar insan aklını daha fazla genişletemeyecek; insan ruhunu daha fazla büyütmeyecektir. Kederinizi kaybetmek ister miydiniz? Üzüntülerinizi atıp kurtulmak ister miydiniz? O zaman gidin ve kendinizi Tanrı&#8217;nın derin sularına bırakın; O&#8217;nun uçsuz bucaksızlığında kaybolun ve kendinizi dinlenmiş, tazelenmiş ve canlanmış bulun. Tanrı konusunda derin derin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.hristiyanblog.com/wp-content/uploads/2009/09/goklerdekibabamiz.jpg" alt="goklerdeki babamiz" title="goklerdeki babamiz" width="541" height="200" class="alignnone size-full wp-image-315" /><br />
Hiçbir şey Tanrı konusunda yapılan sadık, içten ve sürekli bir araştırma kadar insan aklını daha fazla genişletemeyecek; insan ruhunu daha fazla büyütmeyecektir. Kederinizi kaybetmek ister miydiniz? Üzüntülerinizi atıp kurtulmak ister miydiniz? O zaman gidin ve kendinizi Tanrı&#8217;nın derin sularına bırakın; O&#8217;nun uçsuz bucaksızlığında kaybolun ve kendinizi dinlenmiş, tazelenmiş ve canlanmış bulun. Tanrı konusunda derin derin düşünmekten başka, ruha böyle huzur veren; üzüntüleri ve kederleri böyle dindiren; felaket rüzgarlarına böyle huzur getiren başka hiçbir şey bilmiyorum.<br />
<em><strong>Charles Haddon Spurgeon</strong></em><br />
<span id="more-314"></span><br />
Eğer Tanrı hakkındaki düşüncelerimiz doğru değilse, zihnimize uygulayacağımız diğer her öğreti hatalı olacaktır. Bu, Tanrı&#8217;nın nasıl olduğu hakkında insanların kendi fikirlerini yürütmekte kendilerini serbest hissettiklerinden beri en önemli öğretidir. Kendini Hıristiyan olarak adlandıran bazıları, &#8220;Benim Tanrım asla kimseyi cehenneme gönderemez&#8221; demektedir. Böyle bir ifade, Kutsal Kitap&#8217;ın tüm söylediklerini inkar ederseniz ve konuya sadece kendi fikirlerinizi empoze ederseniz mümkün olabilir. Bu yaklaşım, Tanrı&#8217;yı bizim için mantıklı olan kalıplara sığdırmaya çalışıp O&#8217;nu küçülterek belki de işlenebilecek en büyük günaha sebep olur (Mezmur 50:21).</p>
<p>Eski Antlaşma&#8217;da Tanrı&#8217;yı en çok kederlendiren günahlardan birinin putperestlik olmasının sebebi budur. Bu, tek olan gerçek Tanrı&#8217;nın yerine insan ürünü olan nesneleri ve düşün-celeri koymak demektir (Yeremya 10:3-5). Bu, Tanrı&#8217;nın karakterine atılan iftiradır ve tüm tapınış işe yaramazlık içerisinde cereyan eder.</p>
<p><strong>Tanrı Neye Benzer?</strong><br />
Bu sorunun yanıtı, Tanrı&#8217;nın bizim bildiğimiz ya da deneyim kazandığımız hiçbir şeye benzemediğidir. Yeşaya kitabında Tanrı&#8217;yı, bizlere şu soruyu sorarken görüyoruz&#8221;Beni kime benzetecek, kime denk tutacaksınız? Kiminle karşılaştıracaksınız ki, benzer olalım?&#8221; (Yeşaya 46:5). Mezmur yazarı da aynı şeyi sormaktadır: &#8220;Çünkü göklerde RAB&#8217;be kim eş koşulur? Kim benzer RAB&#8217;be ilahi varlıklar arasında?&#8221; (Mezmur 89:6).</p>
<p>Eğer bu doğruysa, Tanrı hakkında nasıl bilgi sahibi olabiliriz? Bunun için, Tanrı&#8217;nın kendisini bizlere açıklamak için seçtiği yere gitmemiz gerekir; yani Kutsal Kitap&#8217;a gitmemiz gerekir. Kutsal Kitap&#8217;ta Tanrı&#8217;nın özelliklerini keşfedebiliriz. Bizim keşfedebileceğimiz herhangi bir özellik, Tanrı&#8217;nın bizlere kendisi hakkında söylemeyi seçtiği bir özelliktir. Neden bunları bilmemiz gerekir? İlk olarak, Tanrı bizlere kendisi hakkında bir şeyler gösterecek kadar lütufkarsa, O&#8217;nun verdiklerini almamız gerekir. İkinci olarak da, Tanrıbilimi bir Hıristiyanın aklını meşgul edebilecek en büyük ve en harika konudur.</p>
<p><strong>Tanrı Kutsaldır</strong><br />
Kutsal Yazılar&#8217;da Tanrı hakkında en çok söylenen şey, O&#8217;nun Kutsal olduğudur (Mezmur 99:9; 119:9; Vahiy 15:4). Bu, O&#8217;un tüm günahlardan ve kötülükten uzak olduğu ve kendisinde tam ahlaksal bir yetkinlik bulunduğu anlamına gelir. Bu önemli gerçek, diğer herşeyi etkiler ve bundan dolayıdır ki, Tanrı&#8217;nın sevgisi kutsal bir sevgidir; adaleti kutsal bir adalettir; öfkesi kutsal bir öfkedir. Tanrı kutsal olmayan hiçbir şey yapmaz. Bu müthiş bir gerçektir, aynı zamanda rahatlatıcı bir gerçek. Çünkü bizlere sağladığı kurtuluş kutsal bir kurtuluştur. O&#8217;nun planında aksaklık veya kusur yoktur; bu yüzden aksama ihtimali de yoktur.</p>
<p><strong>Tanrı Egemendir</strong><br />
Bu, Tanrı&#8217;nın tüm yarattıkları üzerinde mutlak yönetim hakkı ve yetkisi olduğu anlamına gelir (1. Tarihler 29:11-12). Tanrı kendi istek ve amaçlarını yerine getirme gücüne sahiptir. O, düşmanlarının zaferini gördüğünde çaresizce bakan bir masal kralı değil; herşeye gücü yeten (tüm güce sahip olan), herşeyi bilen (tüm bilgilere sahip olan), her yerde varolandır (tüm yerlerde olandır). İstediği herşeyi, istediği zamanda ve iste-diği kişiyle yapar (Eyüp 23:13).<br />
Böyle bir varlığın bizim Tanrı&#8217;mız olduğunu bilmek ne büyük bir sevinç ve rahatlıktır!</p>
<p><strong>Herşey Tanrı&#8217;nın Hakimiyetindedir </strong><br />
O, halkının yaşamında sürekli çalışmaktadır. Bu nedenle şans eseri veya tesadüfen hiçbir şey yaşamayız. Tanrı destekler, rehberlik eder ve her olayı yönetir (Yaratılış 41:22). Bazen bizler için bunu görmek zordur, fakat Pavlus bizlere Tanrı&#8217;nın herşeyi kendi isteği doğrultusunda düzenlediğini söylemektedir (Efesliler 1:11). Pavlus&#8217;a zor anlarda huzuru ve iç rahatlığını sağlayan şey, Tanrı hakkındaki bu büyük gerçeğe iman etmesidir.</p>
<p><strong>Tanrı İyidir</strong><br />
Tanrı iyidir; sevecen ve cömerttir; yumuşak kalplidir ve de şefkatle doludur (Mezmur 145:9, 15-16). O&#8217;nda merhametten yoksun ve akıl dışı hiçbir davranış yoktur, ancak Tanrı&#8217;nın iyiliği zayıflık veya yumuşaklık değildir. O insanların istismar edebileceği, kendisinden kolaylıkla bir şeyler koparabileceği bir varlık değildir. Bu iyilik, halkı olarak bizler için Tanrı&#8217;ya güvenebileceğimiz anlamına gelmektedir. O&#8217;na güvenebiliriz; bunu yaparak karşılaştığımız durum her ne olursa olsun, bunu Tanrı&#8217;nın bizim iyiliğimiz için kullanacağını biliriz.</p>
<p><strong>Tanrı Sevgidir</strong><br />
Eğer Tanrı sevgi olmasaydı, hiçbirimiz için bir umut olmazdı. İlahi sevgi özensiz, sulu, aşırı duygusal değildir; sevdikleri için işleyen bir sevgidir.<br />
Bu, hak edilmemiş bir sevgidir (Romalılar 5:6-8).<br />
Bizim tarafımızdan aranmamış bir sevgidir (1.Yuhanna 4:10).<br />
Hayal edilemez bir sevgidir (1. Yuhanna 3:1).</p>
<p>Tanrı hakkında Kutsal Kitap&#8217;ın bizlere öğrettiği daha birçok gerçek vardır. Bunları daha sonra bu kitapta göreceğiz. Fakat şu an devam edeceğimiz konuların temelini dayandırmak için bu kadarı yeterlidir. Her Kutsal Kitap öğretisi Tanrı&#8217;nın kalbinde ve aklında meydana gelir. Her öğreti Tanrı&#8217;nın karakterini açıklayacak zenginliktedir ve her biri Tanrı&#8217;ya olan sevgimizi derinleştirir.<br />
<em><strong>Peter Jeffery</strong></em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hristiyanblog.com/goklerdeki-babamiz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnsan Tanrı Konusunda Yalnızca İki Seçeneğe Sahiptir</title>
		<link>http://www.hristiyanblog.com/insan-tanri-secenek/</link>
		<comments>http://www.hristiyanblog.com/insan-tanri-secenek/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 Sep 2009 19:53:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tanrı]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[İsa Mesih]]></category>
		<category><![CDATA[seçenek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hristiyanblog.com/?p=175</guid>
		<description><![CDATA[Aslında insan Tanrı konusunda yalnızca iki seçeneğe sahiptir. O zaman bize düşen sadece iki seçenek bulunmaktadır. Yaratılmış olarak ya Tanrı&#8217;yı yüceltip O&#8217;ndan sonsuza kadar zevk almak ya da bunun tam aksini yapmak. Bunun ikisi arasında olabilecek, durulabilecek her hangi bir yer yoktur. Biz yolda yürürken, gezerken, çalışırken, otururken, kalkarken, ibadet ederken, dua ederken hep O [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.hristiyanblog.com/wp-content/uploads/2009/09/insantanrisecenek.jpg" alt="insan tanrı seçenek" title="insan tanrı seçenek" width="541" height="200" class="alignnone size-full wp-image-176" /><br />
Aslında insan Tanrı konusunda yalnızca iki seçeneğe sahiptir. O zaman bize düşen sadece iki seçenek bulunmaktadır. Yaratılmış olarak ya Tanrı&#8217;yı yüceltip O&#8217;ndan sonsuza kadar zevk almak ya da bunun tam aksini yapmak. Bunun ikisi arasında olabilecek, durulabilecek her hangi bir yer yoktur.</p>
<p>Biz yolda yürürken, gezerken, çalışırken, otururken, kalkarken, ibadet ederken, dua ederken hep O muhteşem hükümranın yarattığı, tamamladığı yeryüzünde, göğün altındayız. Ve kısacası aslında hepimiz O&#8217;na ait olduğumuz için herkesin böylesi bir tek hükümranın önünde diz çökmekten ve O&#8217;na yücelik vermekten başka çıkar yolu yoktur. Ve böyle bir hükümranın, &#8220;Mesih Rab&#8217;dir&#8221; diye bize ilan ettiği müjdesinin ardı sıra gitmekten başka da aslında yolumuz yoktur.<br />
<span id="more-175"></span><br />
Tanınan bir ilahiyatçı olan B.B Warfield, özellikle Hristiyan inancının Reform geleneğine öncülük eden Calvin&#8217;in açıkladığı Kutsal Kitap öğretişleri üzerinde dururken, Tanrı&#8217;ya tam bir bağlılığın ve tam bir güvenin dua için en iyi duruş olduğunu ve bunun tam, tek doğru ve kalbe ait bir inanç ve din olduğunu ifade etmektedir. Ve buradan bizi hemen İncil&#8217;deki o iyi bilinen anlatıma götürür. Bu anlatımında Mesih İsa, vergi görevlisiyle Ferisinin dualarını, dua yüreklerini, tavır ve davranışlarını karşılaştırmaktadır:<br />
&#8220;Kendi doğruluklarına güvenip başkalarına tepeden bakan bazı kişilere İsa şu benzetmeyi anlattı: &#8216;Biri Ferisi, öbürü vergi görevlisi iki kişi dua etmek üzere tapınağa çıktı. Ferisi ayakta kendi kendine şöyle dua etti: &#8216;Tanrım, öbür insanlara soygunculara, hak yiyenlere, zina edenlere ya da şu vergi görevlisine benzemediğim için sana şükrederim. Haftada iki gün oruç tutuyor, bütün kazancımın ondalığını veriyorum.&#8217; Vergi görevlisi ise uzakta durdu, gözlerini göğe kaldırmak bile istemiyordu, ancak göğsünü döverek, &#8216;Tanrım, ben günahkara merhamet et&#8217; diyordu.</p>
<p>&#8220;Size şunu söyleyeyim, Ferisi değil, bu adam aklanmış olarak evine döndü. Çünkü kendini yücelten herkes alçaltılacak, kendini alçaltan ise yüceltilecektir&#8221; (Luk. 18:914).<br />
Ferisi örneklemesinde, o dönemin çok tutucu bir din önderinin aslında kendisinin pek de farkında olmadan yaptığı o önemli hatalar dile getirilmektedir. Bu dini önder ne yazık ki, kendisini tam doğru bir dindar görürken bencillik, kendini beğenmişlik, gurur, başarı, kendinden tatmin olmak gibi bir takım hal ve hareketleri üzerinde taşımaktadır. Aslında bu örnekteki Ferisi kendisini Tanrı&#8217;yla en yakın kişi olarak değerlendirmektedir. Oysa işin aslı ve hatta görünüşü sanki kendisinin Tanrı&#8217;ya ihtiyacı yokmuş da, Tanrı&#8217;nın kendisine ihtiyacı varmış gibi bir görünüştür.</p>
<p>Vergi mültezimiyse o dönemde Roma için vergi toplamasından ötürü zaten halkın, İsrail&#8217;in hor gördüğü bir kişidir ve burada Tanrı&#8217;nın hoşnut olduğu kişi olarak karşımıza çıkmaktadır. Çünkü o, gerçekten samimi bir biçimde Tanrı&#8217;ya bağlı olarak, yürekten dua etmekte ve hatta günahlılığının farkında, gözlerini bile Rab&#8217;be kaldıramamaktadır.<br />
Bu örnekle Mesih İsa&#8217;nın söylemek istediği yürekten, samimi, gerçekler üzerine bina edilmiş bir imanın esas, gerçek ve kabul gören, Tanrı&#8217;yı hoşnut eden bir iman olduğudur.<br />
Warfield de, Mesih İsa&#8217;nın söylemek istediğinden hareketle, doğru bir biçimde dua eden her bir samimi Hristiyan&#8217;ın bu vergi toplayıcısının durumunda olduğunu dile getirmektedir. Tanrı böyle bir imanla yaklaşan ve gerçekten samimiyetle ibadet eden bir imanlıdan hoşnut olmaktadır. Mesih İsa&#8217;nın sözleri bize zaten bunu açıkça göstermektedir. Yalnız Warfield&#8217;in örneğinde biraz daha geniş bir söylem dikkatimizi çekmektedir; samimi bir imanlının bu dua duruşunun aslında yaşamın her noktasında olması gerektiğini vurgulamaktadır.</p>
<p>Kısacası Mesih İsa&#8217;ya samimi iman eden, O&#8217;nu kurtarıcısı ve Rab&#8217;bi olarak kabul eden ve O&#8217;nun hükümranlığının, muhteşemliğinin farkındalığı içinde yaşayan imanlının her işinde, davranışında, kısacası yaşamında O&#8217;nu yüceltmeye ve O&#8217;ndan zevk almaya devam etmesi gerekmektedir. Çoğumuz ne yazık ki, dua anında gerçekten yürekten, gönlümüzün derinliklerinde Rab&#8217;bimizle konuşuruz, O&#8217;na yürek40 ten yaklaşırız ama diz üstünden kalktıktan sonra adeta artık başka insan olmuşuzdur. Reform geleneğinde Tanrı hükümranlığını, krallığını, görkemini anlayan samimi bir Mesih inanlısı, samimi bir Hristiyan içinse durum aslında oldukça farklı olmalıdır. O sinemaya giderken, televizyon izlerken, çalışırken, hatta eğlenirken bile yine Tanrı&#8217;yı yüceltmek ve O&#8217;nun varlığından, yaratılmış olmaktan, O&#8217;nun görkeminden zevk almak durumundadır. Bu, hayat boyu ibadet, hayat boyu dua, hayat boyu Rab&#8217;bin tahtının önünde saniye saniye sürdürülen bir yaşam anlamındadır.</p>
<p>Kısacası, bu anlayıştaki kişi için yaşam bir ibadettir. Yalnız bu dünyadan kaçarak, manastıra kapanarak, sürekli dudakların ezbere dualar mırıldadığı ve insanları inanan inanmayan diye ayıran, ona kötü, buna imansız diye damga vuran radikal, bencil, gururlu bir dindarlık hayatı değildir. Bu, yaratılmış olmanın gerçekten farkına varan, Tanrı’nın yarattığı her şeyin ne kadar iyi olduğunu gören, izlediği bir tiyatrodan, dinlediği güzel bir müzikten ve o muhteşem Sanatçı’nın varlığından zevk alan bir biçimde yaşam sürmektir. Tanrı&#8217;nın Mesih İsa&#8217; da sağladığı kurtarışı bütün bir yaşam boyu saniye saniye hissetmek ve yaşamaktır. Ve bu, ancak göksel bir lütuf olarak Tanrı tarafından verilmekte ve Tanrı tarafından sunulmaktadır. Bu herkese nasip olmayacağı için, buna sahip olanlar bir başka coşkuyu, bir başka sevinci de paylaşmaktadırlar. Lütfün değerini çok daha fazla algılamakta ve çok daha fazla bu lütfün üzerine titremektedirler.</p>
<p>Yazan: Rev. Prof. Robert Lynn</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hristiyanblog.com/insan-tanri-secenek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yaratan ve Yaratılan Arasında Önemli Bir Ayrım Vardır</title>
		<link>http://www.hristiyanblog.com/yaratan-ve-yaratilan/</link>
		<comments>http://www.hristiyanblog.com/yaratan-ve-yaratilan/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 Sep 2009 20:07:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tanrı]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[yaradan]]></category>
		<category><![CDATA[yaratan]]></category>
		<category><![CDATA[Yaratılış]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hristiyanblog.com/?p=167</guid>
		<description><![CDATA[Kutsal Kitap teolojisi her zaman yaratan ve yaratılan arasındaki o önemli ayrımı vurgulamaktadır. Yani insan yaratanı kendi aklına, nedenlerine, düşüncesine, algılarına göre şekillendiremez. İnsan sınırlıdır. Bu bağlamda yeniden vurgulamak gerekirse Tanrı’nın var oluşu bize bağlı değildir. Yu. 5:26&#8242;da şöyle diyor: &#8220;Çünkü Baba, kendisinde yaşam olduğu gibi, Oğula da kendisinde yaşam olma özelliğini verdi&#8221;. Yaşam ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.hristiyanblog.com/wp-content/uploads/2009/09/yaratanfark.jpg" alt="yaratan" title="yaratan" width="541" height="200" class="alignnone size-full wp-image-168" /><br />
Kutsal Kitap teolojisi her zaman yaratan ve yaratılan arasındaki o önemli ayrımı vurgulamaktadır. Yani insan yaratanı kendi aklına, nedenlerine, düşüncesine, algılarına göre şekillendiremez. İnsan sınırlıdır. Bu bağlamda yeniden vurgulamak gerekirse Tanrı’nın var oluşu bize bağlı değildir. Yu. 5:26&#8242;da şöyle diyor: &#8220;Çünkü Baba, kendisinde yaşam olduğu gibi, Oğula da kendisinde yaşam olma özelliğini verdi&#8221;. Yaşam ve her şey O&#8217;ndan geldiğine göre ve her şeyin çıkışı Kendisine ait olduğuna göre Tanrı, Kendisi dışında hiçbir şeye bağlı değildir.</p>
<p>Her şey Kendisine bağlı ve Kendisinden kaynaklı olduğuna göre, Tanrı Kendi sınırsızlığında değişmezliğin de abidesidir. Bu nedenle &#8220;Her bakımdan değişken, kararsız olan kişi Rab&#8217;den bir şey alacağın ummasın&#8221; (Yak. 1:7) ayeti doğrultusunda kararsız, değişken ve sınırlı olan insanın Rab&#8217;le kolay bir bağı olması, Rab lütuf göstermedikçe mümkün de değildir. Bu nedenle, Tanrı&#8217;yı tanımlamak, anlamak, varlığına karar verip vermemek insanın kararlarına bağlı değildir.<br />
<span id="more-167"></span><br />
Tanrı muhteşem varlığında, görkeminde, yaratıcılığında, gücünde, sınırsızlığında hep sürekli olarak aynı biçimde değişmeksizin var olmaya devam edendir. Değişmez olması, O&#8217;nun sadece Kendine bağlı olmasından kaynaklanmaktadır. Bu nedenle O, Kendi varlığı içinde yarattığı her şeyin içinde ve üstünde her şeyi tam olarak bilendir. O&#8217;nun istemi bütün gerçeklerin nedenidir. Her şeyin temelinde, önünde, arkasında, üstünde yani tam olarak her şeyi kapsayan bir biçimde Tanrı’nın istemiyle yaratılmışlık vardır.<br />
&#8220;Her şeyi kendi isteği doğrultusunda düzenleyen Tanrı&#8217;nın amacı uyarınca önceden belirlenip Mesih&#8217;te seçildik&#8221; (Ef. 1:11). Ayette görüldüğü gibi, her şey ama her şey O&#8217;nun isteği doğrultusunda düzenlenmiştir. Bizler de bu istem doğrultusunda önceden belirlenip Mesih İsa&#8217;da seçilmiş olanlarız.</p>
<p>Genelde bu noktaya gelindiğinde, bazıları oldukça yanlış teolojik anlayışlara gitmektedirler. Bu insanlar Tanrı&#8217;nın evreni, dünyayı ve içindeki her şeyi yalnız olduğu için yarattığı gibi bir fikre kapılmaktadırlar. Bu kişilere göre, sanki Tanrı her şeyi Kendisini oyalamak için yaratmıştır. Ya da bazıları Tanrı&#8217;nın bir şeyler yapmak için tarihe baktığını düşünmektedirler. Yani Tanrı tarihe ve olaylara bakmakta ve duruma göre tavır koymakta, hareket etmektedir. Bir başka tarz düşünce de, Tanrı&#8217;nın tarihe bakıp Kendisini kimlerin seçtiğini görmesi ve ona göre hareket etmesidir. Görüldüğü gibi, bütün bu ve benzeri düşünceler hep Tanrı&#8217;nın her şeyin sahibi olduğu noktasından öteye taşman ve bazı insanları oldukça farklı noktalara götüren düşüncelerdir.</p>
<p>Yu. 3:57&#8242;ye baktığımızda, &#8220;İsa şöyle yanıt verdi: &#8216;Sana doğrusunu söyleyeyim, bir kimse sudan ve Ruh&#8217;tan doğmadıkça Tanrı&#8217;nın Egemenliği&#8217;ne giremez* Bedenden doğan bedendir, Ruh&#8217;tan doğan ruhtur Sana, &#8216;Yeniden doğmaksınız&#8217; dediğime şaşma&#8217;&#8221; sözlerini okuyoruz. Bu sözleri kapsayan bütün bölümü okuduğumuzda, aslında bir insanda ruhsal olarak yeniden doğuşun gerçekleşmesinde tek etkin ve yetkin olanın, Tanrı&#8217;nın Ruhu olduğunu görüyoruz. Tanrı&#8217;nın Ruh&#8217;u, Kendi istemi ve gücüyle Kendi yarattığı evrende hareket etmekte ve Kendi yarattığı insanların yüreklerinde işlemektedir.</p>
<p>Bir imanlı arkadaşımın şöyle dua ettiğine tanık oldum &#8220;Ya Rab, seni özgür kılıyoruz, bizim üzerimizde işle, izin veriyoruz Rab&#8217;bim&#8221;. Bu dua oldukça kafa karıştıran bir duadır. Aslında yanlış bilinen Tanrı teolojisinin dile getirilmesidir. Böyle bir dille ve böyle bir ifadeyle dua, aslında Mesih İsa&#8217;yı Tanrı hükümranlığını öne çıkaran bir ilahiyatla algılayan samimi bir Hristiyan&#8217;ı oldukça yaralamaktadır. Çünkü Yaratan ve yaratılan çizgisi burada birbirine girmekte, karıştırılmakta ve Tanrı adeta bize bağlı kılınmaktadır.<br />
Oysa bize göre bizim her şeyimiz, soluğumuz, hayatımız tamamen Tanrı&#8217;ya bağlıdır. O&#8217;na bağlı olmadığımız bir küçücük lahza, an dahi yoktur. Sınırlı insanlar olarak, varlığımızı ancak sınırsıza bağlı olarak sürdürebiliriz. Bütün hareketlerimiz, davranışlarımız, bütün her şeyimiz yalnızca O&#8217;nda mümkündür.</p>
<p>Yalnız burada çok doğru anlamamız gereken bir nokta bulunmaktadır. Tanrı&#8217;nın hükümranlığından, O&#8217;nun her şeye egemen olduğundan bahsederken, O&#8217;nun keyfi olarak davrandığını söylememiz mümkün değildir. Ya da keyfi davrandığını düşünmeye kalkışmamız çok büyük yanlıştır. Tanrı&#8217;nın hükümranlığı tamamen hikmet, doğruluk ve kutsallık temelleri üzerine kurulmuş bir hükümranlıktır. Kısacası hikmetli, doğru ve kutsal olanın hükümran olma hakkı üzerine kurulmuş olan bir hükümranlıktır bu hükümranlık. Ve böylesine muhteşem egemenlik sahibi olan RAB Tanrı, vaatlerde bulunarak ve antlar içerek, Kendisini Kendi istemi doğrultusunda sözlerine bağlı kılmıştır.<br />
İşte biz böylesine bir egemenlik sahibi olan muhteşem bir Tanrı&#8217;ya güvene davet edilmiş bulunmaktayız.</p>
<p><strong>Yazan:</strong> Rev. Prof. Robert Lynn</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hristiyanblog.com/yaratan-ve-yaratilan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tanrı Her Şeyin Başlangıcıdır</title>
		<link>http://www.hristiyanblog.com/tanri-baslangic/</link>
		<comments>http://www.hristiyanblog.com/tanri-baslangic/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 07 Sep 2009 18:05:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tanrı]]></category>
		<category><![CDATA[başlangıç]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hristiyanblog.com/?p=150</guid>
		<description><![CDATA[Tanrı her şeyin başlangıcıdır. Kutsal Kitap Tanrı&#8217;nın bize Kendisini anlattığı özel vahyidir. Kendisine çağırdıklarına, Kendi halkına hitap eden Kutsal Kitap daha ilk sözleriyle Tanrı&#8217;yı, Tanrı kavramını, O&#8217;nun yaratıcılığını, sahipliğini bize açıklamaktadır. Bu nedenle, Tanrı&#8217;nın Kutsal Kitap’ına samimi bir biçimde iman eden bir kişi için, Kutsal Kitap nereden başlarsa onun da oradan başlaması adeta bir olmazsa [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.hristiyanblog.com/wp-content/uploads/2009/09/tanribaslangictir.jpg" alt="tanrı başlangıç" title="tanrı başlangıç" width="541" height="200" class="alignnone size-full wp-image-151" /><br />
Tanrı her şeyin başlangıcıdır. Kutsal Kitap Tanrı&#8217;nın bize Kendisini anlattığı özel vahyidir. Kendisine çağırdıklarına, Kendi halkına hitap eden Kutsal Kitap daha ilk sözleriyle Tanrı&#8217;yı, Tanrı kavramını, O&#8217;nun yaratıcılığını, sahipliğini bize açıklamaktadır. Bu nedenle, Tanrı&#8217;nın Kutsal Kitap’ına samimi bir biçimde iman eden bir kişi için, Kutsal Kitap nereden başlarsa onun da oradan başlaması adeta bir olmazsa olmaz ilkedir.</p>
<p>İman eden kişinin de Kutsal Kitap’ın başladığı yerden başlaması ne demektir? Bütün düşüncemizin yegane sahibi Tanrı&#8217;dır. Bizim bilgimiz sınırlıdır, konuşmamız sınırlıdır. Oysa her şeye kadir olan Tanrı bütün bilginin sahibidir. O, her şeyin de başı olduğuna göre, o zaman düşüncemizin sahibi olarak O, bizim de başımızdır. Kısacası, bütün düşüncelerimiz ancak O&#8217;nda başlamış olmaktadır.<br />
<span id="more-150"></span><br />
Bütün istemlerimiz yine O&#8217;nunla başlamalıdır. Çünkü istemin sahibi O olduğuna göre istemi de yerine getirecek olan Rab&#8217;bin Kendisidir. Bütün etkinlikler de yine Tanrı&#8217;yla başlamak durumundadır. Çünkü Tanrı’nın ifadesi nettir: &#8220;Başlangıçta Tanrı göğü ve yeri yarattı&#8221; (Yar. 1:1). Burada dikkat etmemiz gereken bir nokta vardır. O da şudur: Musa kendi nedenlerinin ardı sıra gidip sonuçta Tanrı&#8217;yı bulmuş değildir. Düşünüp Tanrı&#8217;ya ulaşmış da değildir. O, düşüncesine Tanrı&#8217;yla başlamış, nedenlerine yukarıdan aşağıya doğru inerek anlam vermiştir.</p>
<p>Bu bağlamda bizler hiçbir zaman herhangi bir tanrı ya da bir çeşit bir tanrıyla başlayan kişiler değiliz, olamayız. Yani her şeye Kendisiyle başladığımız Tanrı’nın, Kendisini tanrı denilen başka her şeyden ayıran bir takım önemli ayırıcı özellikleri vardır. Gerçek Tanrı, tanrı diye yüceltilen her şeyden tamamen farklıdır. Başladığımız Tanrı her şeyden önce Kutsal Kitap&#8217;ta kendisini açıklayan hem kutsal, hem de Kutsal Üçlük&#8217;te tek bir olan Tanrıdır. Bu Tanrı sonsuz olan Tanrı&#8217;dır. Sonsuzdur ama kişiseldir. Yani yarattıklarıyla ilişki içinde olan Tanrı&#8217;dır. Demek ki, her işe ve her şeye başladığımız Tanrı, öyle tanrı denilen birçok nesneyle yan yana bile getirilemeyecek olan, Kutsal Kitap&#8217;ta kendisini açıklayan o Kutsal Üçlük&#8217;te tek olan Tanrıdır. Kendisini Baba, Oğul ve Kutsal Ruh&#8217;ta açıklamaktadır. Tanrı açık bir biçimde konuşmuş ve vahyiyle bizlere kendisini tanıtmış Olan&#8217;dır.<br />
<strong>Yazan:</strong> Rev. Prof. Robert Lynn</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hristiyanblog.com/tanri-baslangic/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tanrı Değişmezdir</title>
		<link>http://www.hristiyanblog.com/tanri-degismezdir/</link>
		<comments>http://www.hristiyanblog.com/tanri-degismezdir/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 Sep 2009 17:58:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tanrı]]></category>
		<category><![CDATA[kutsalların dayanması]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hristiyanblog.com/?p=79</guid>
		<description><![CDATA[Kutsalların dayanmasının temelinde bunların her biri vardır. Bundan sonraki birkaç bölümde bu beş yöntemden söz edeceğiz. Bu bölümde Tann&#8217;nın değişmeyen doğasını göz önüne alacağız. Kutsalların Dayanması hakkındaki bu yazıyı okumak için tıklayın!]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.hristiyanblog.com/wp-content/uploads/2009/09/tanridegismezdir.jpg" alt="John Owen" title="John Owen" width="541" height="200" class="alignnone size-full wp-image-80" /><br />
<strong>Kutsalların dayanması</strong>nın temelinde bunların her biri vardır. Bundan sonraki birkaç bölümde bu beş yöntemden söz edeceğiz. Bu bölümde Tann&#8217;nın değişmeyen doğasını göz önüne alacağız. <strong><a href="http://www.hristiyan.gen.tr/forum/tanri-degismezdir-kutsallarin-t244.html">Kutsalların Dayanması hakkındaki bu yazıyı okumak için tıklayın!</a></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hristiyanblog.com/tanri-degismezdir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tanrı&#8217;nın Planı</title>
		<link>http://www.hristiyanblog.com/tanrinin-plani/</link>
		<comments>http://www.hristiyanblog.com/tanrinin-plani/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 28 Aug 2009 23:34:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tanrı]]></category>
		<category><![CDATA[kurtuluş]]></category>
		<category><![CDATA[seçilmişlik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hristiyanblog.com/?p=53</guid>
		<description><![CDATA[Tanrı&#8217;nın bizim için olan planları hakkında güzel bir yazı dizisi. İsa Mesih aracılığıyla Tanrı&#8217;nın seçilmişlerine sağladığı kurtuluş planı ve daha fazlasını bu yazı dizisinde okuyabilirsiniz. Bu yazıyı okumak için burayı tıklayın!]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.hristiyanblog.com/wp-content/uploads/2009/08/tanriplan.jpg" alt="Tanrı" title="Tanrı" width="541" height="200" class="alignnone size-full wp-image-54" /><br />
Tanrı&#8217;nın bizim için olan planları hakkında güzel bir yazı dizisi. İsa Mesih aracılığıyla Tanrı&#8217;nın seçilmişlerine sağladığı kurtuluş planı ve daha fazlasını bu yazı dizisinde okuyabilirsiniz.</p>
<p><strong><a href="http://www.hristiyan.gen.tr/forum/tanrinin-plani-p443.html">Bu yazıyı okumak için burayı tıklayın!</a></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hristiyanblog.com/tanrinin-plani/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Var Olan Her Şey Tanrı&#8217;yı Yüceltiyor</title>
		<link>http://www.hristiyanblog.com/augustinus-tanri-yuceltiyor/</link>
		<comments>http://www.hristiyanblog.com/augustinus-tanri-yuceltiyor/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 28 Aug 2009 14:09:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tanrı]]></category>
		<category><![CDATA[augustinus]]></category>
		<category><![CDATA[itiraflar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hristiyanblog.com/?p=44</guid>
		<description><![CDATA[Senin için kötü yoktur, yalnız senin için değil ama bütün evren için de, çünkü onun dışında senin kurmuş olduğun düzeni bozacak ve dağıtacak hiçbir şey çıkmaz, işin ayrıntısında, bazı öğeler başkalarıyla uyum içinde olmadıklarından, onları kötü olarak sayarız. Oysa bu aynı öğeler daha başkalarıyla uyum içinde olurlar, bu yüzden de iyi olurlar. Bunlar kendilerinden de [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-45" title="aziz augustinus" src="http://www.hristiyanblog.com/wp-content/uploads/2009/08/augustinus.jpg" alt="aziz augustinus" width="541" height="200" /><br />
Senin için kötü yoktur, yalnız senin için değil ama bütün evren için de, çünkü onun dışında senin kurmuş olduğun düzeni bozacak ve dağıtacak hiçbir şey çıkmaz, işin ayrıntısında, bazı öğeler başkalarıyla uyum içinde olmadıklarından, onları kötü olarak sayarız. Oysa bu aynı öğeler daha başkalarıyla uyum içinde olurlar, bu yüzden de iyi olurlar. Bunlar kendilerinden de iyidirler. Kendi aralarında uyum sağlayamayan bu öğelere, rüzgarlarla ve bulutlarla kaplı göğüyle dünya diyoruz. &#8220;Bu şeyler olmamalı&#8221; demiyorum. Bununla birlikte onları ayrı ayrı incelediğimde, daha iyi olmalarım isteyebilirim, yine de seni bu şeyler için bile yüceltmeliyim. Çünkü herşey seni yüceltmemiz gerektiğini bağırıyor: &#8220;Yeryüzündeki ejderhalar, uçurumlar, ateş, buz, kar, dolu, sözünün aracı olan fırtınalar; dağlar ve bütün tepeler, meyve ağaçları ve bütün serviler, hayvanlar ve bütün sürüler, sürüngenler ve bütün kanatlı kuşlar, yeryüzü kralları ve bütün halklar, prensler ve dünyanın bütün yargıçlan, delikanlılar ve bakireler, yaşlılar ve gençler herkes adım yüceltsin&#8221;. Tanrım, Göklerdeki varlıklar seni yükseklerden yüceltsin, meleklerin ve bütün güçler seni yüceltsin, güneş ve ay, bütün yıldızlar ve ışık seni yüceltsin, göklerin gökleri ve göklerin altındaki sular da adını yüceltsinler. Bütünüyle ele aldığımdan varlıkların daha iyi olmasını arzu etmiyordum; kuşkusuz yukardaki öğeler aşağıdakilerden daha iyi geliyordu bana; ama sağlıklı düşününce bütün, tek tek ele alındığında yukardaki öğelerden daha iyi geliyordu.<br />
<span id="more-44"></span><br />
Yaratıklarından herhangi birini beğenmeyen bir kimse sağlıklı kafa yapısına (sahip değildir, ben de böyleydim, çünkü yarattıklarının birçok şeyinden hoşnut değildim. Ruhum hoşuna gitmeyenin Tanrı olduğunu söyleyecek kadar cesaret sahibi değildi. Hoşlanmadığı onca şeyin senden gelebileceğini kabul edemiyordu. İşte bu nedenledir ki, iki ayrı tözün varlığına inanmıştım, ama içim rahat değildi, başkaların yinelediği hataları yinelemekten başka bir şey yapmıyordum. Bu sapkınlıktan kurtulduktan sonra kafamda sonsuz uzaya yayılmış bir Tanrı yarattım, ve bunun sen olduğunu sandım, ve onu yüreğime yerleştirdim, yüreğim senin gözünde iğrenç olan bir putun tapınağı durumuna düştü. Ancak benim haberim olmadan kafamı eline alarak bir daha boş şeylere takılırlasın diye gözlerimi kapatınca, biraz kendimden uzaklaştım, çılgınlığım yatıştı. Sende uyandım, seni hayal ettiğimden başka bir şekilde sonsuz olarak gördüm, bu vizyon bedenden gelmiyordu.</p>
<p><strong>Aziz Augustinus (İtiraflar)</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hristiyanblog.com/augustinus-tanri-yuceltiyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tanrı(Elohim) Sözcüğünün Anlamı</title>
		<link>http://www.hristiyanblog.com/tanri-elohim-anlami/</link>
		<comments>http://www.hristiyanblog.com/tanri-elohim-anlami/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 27 Aug 2009 20:28:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tanrı]]></category>
		<category><![CDATA[elohim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hristiyanblog.com/?p=33</guid>
		<description><![CDATA[Tanrı(Orjinal adıyla &#8216;Elohim&#8217;) sözcüğü birkaç kelimenin baş harflerinden meydana gelen bir kısaltma isim değildir.  Bu yazıda Tanrı’nın belirli bir adının/ünvanının İbranice ve Türkçe karşılıklarıyla Kutsal Kitap’ta ilk kez kullanıldığı ayetlere göre verilmiştir. Bu yazıyı okumak için tıklayın!]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-34" title="Tanrı" src="http://www.hristiyanblog.com/wp-content/uploads/2009/08/tanrisozcugu.jpg" alt="Tanrı" width="541" height="200" /><br />
Tanrı(Orjinal adıyla &#8216;Elohim&#8217;) sözcüğü birkaç kelimenin baş harflerinden meydana gelen bir kısaltma isim değildir.  Bu yazıda Tanrı’nın belirli bir adının/ünvanının İbranice ve Türkçe karşılıklarıyla Kutsal Kitap’ta ilk kez kullanıldığı ayetlere göre verilmiştir.<br />
<a href="http://www.hristiyan.gen.tr/forum/tanri-sozcugunun-anlami-t193.html">Bu yazıyı okumak için tıklayın!</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hristiyanblog.com/tanri-elohim-anlami/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

