"Tanrı" kategorisindeki yazıları görüntülüyorsunuz

Başlangıçta Tanrı göğü ve yeri yarattı. Yer boştu, yeryüzü şekilleri yoktu; engin karanlıklarla kaplıydı. Tanrı`nın Ruhu suların üzerinde dalgalanıyordu. Tanrı, “Işık olsun” diye buyurdu ve ışık oldu. Tanrı ışığın iyi olduğunu gördü ve onu karanlıktan ayırdı. Işığa “Gündüz”, karanlığa “Gece” adını verdi. Akşam oldu, sabah oldu ve ilk gün oluştu. Tanrı, “Suların ortasında bir kubbe olsun, suları birbirinden ayırsın” diye buyurdu. Ve öyle oldu. Tanrı gökkubbeyi yarattı. Kubbenin altındaki suları üstündeki sulardan ayırdı. Kubbeye “Gök” adını verdi. Akşam oldu, sabah oldu ve ikinci gün oluştu. Tanrı, “Göğün altındaki sular bir yere toplansın, kuru toprak görünsün” diye buyurdu ve öyle oldu. Kuru alana “Kara”, toplanan sulara “Deniz” adını verdi. Tanrı bunun iyi olduğunu gördü. Tanrı, “Yeryüzü bitkiler, tohum veren otlar, türüne göre tohumu meyvesinde bulunan meyve ağaçları üretsin” diye buyurdu ve öyle oldu. Yeryüzü bitkiler, türüne göre tohum veren otlar, tohumu meyvesinde bulunan meyve ağaçları yetiştirdi. Tanrı bunun iyi olduğunu gördü. Akşam oldu, sabah oldu ve üçüncü gün oluştu. okumaya devam edin…

tanrı
…Güdülerimizin olduğu yüreklerimizi incelemeyi ve tek başına kazanmayı reddettiğimizde; ruhsal huzursuzluklarımız artıyor. İlişkiler ve etkinliklerin çoğuna eşlik eden döküntüleri, canlılığımızın kaldırdığı gibi Tanrı’nın işlerinde işlek olarak, etken kalarak, doğru şekilde devam ederek kendi kendimizi eğitebiliriz. Yalnızlık anlarında, kendi kenimizi incelemenin güç çalışmasını tek başına ele alarak ve kendimizi geriye doğru çekerek disiplin altına almadıkça; dinginlik, yalnızca ufak bir düş olarak kalacaktır. Nasıl işleğim olabilir.. ve bir son gibi ne kadar boş ! Sözcükleri söylüyoruz, ama onların hiçbir anlamı yok. Kendimizi yaşamayan doğrularda gidip gelirken buluyoruz ve bir ruhanilik uyduruyoruz.
Devamını okumak için tıkla!

goklerdeki babamiz
Hiçbir şey Tanrı konusunda yapılan sadık, içten ve sürekli bir araştırma kadar insan aklını daha fazla genişletemeyecek; insan ruhunu daha fazla büyütmeyecektir. Kederinizi kaybetmek ister miydiniz? Üzüntülerinizi atıp kurtulmak ister miydiniz? O zaman gidin ve kendinizi Tanrı’nın derin sularına bırakın; O’nun uçsuz bucaksızlığında kaybolun ve kendinizi dinlenmiş, tazelenmiş ve canlanmış bulun. Tanrı konusunda derin derin düşünmekten başka, ruha böyle huzur veren; üzüntüleri ve kederleri böyle dindiren; felaket rüzgarlarına böyle huzur getiren başka hiçbir şey bilmiyorum.
Charles Haddon Spurgeon
okumaya devam edin…

insan tanrı seçenek
Aslında insan Tanrı konusunda yalnızca iki seçeneğe sahiptir. O zaman bize düşen sadece iki seçenek bulunmaktadır. Yaratılmış olarak ya Tanrı’yı yüceltip O’ndan sonsuza kadar zevk almak ya da bunun tam aksini yapmak. Bunun ikisi arasında olabilecek, durulabilecek her hangi bir yer yoktur.

Biz yolda yürürken, gezerken, çalışırken, otururken, kalkarken, ibadet ederken, dua ederken hep O muhteşem hükümranın yarattığı, tamamladığı yeryüzünde, göğün altındayız. Ve kısacası aslında hepimiz O’na ait olduğumuz için herkesin böylesi bir tek hükümranın önünde diz çökmekten ve O’na yücelik vermekten başka çıkar yolu yoktur. Ve böyle bir hükümranın, “Mesih Rab’dir” diye bize ilan ettiği müjdesinin ardı sıra gitmekten başka da aslında yolumuz yoktur.
okumaya devam edin…


© 2012 Hristiyan Blog | Hristiyanlık ile ilgili bilgiler ve güncel haberler
Created by Hristiyan.gen.tr
vandelay theme