"Makale" kategorisindeki yazıları görüntülüyorsunuz

ferisiler
İsa, Ferisileri şu sözlerle azarlamıştı: “Kutsal Yazıları araştırıyorsunuz. Çünkü bunlarda sonsuz yaşama sahip olduğunuzu sanıyorsunuz” (Yuhanna 5:39). Ferisiler, teoloji konusunda çok bilgililerdi. İncil’lerinin, yani Eski Antlaşma’nın bölümlerini ve ayetlerini ezbere biliyorlardı. (Pazar okulu öğretmenlerinin çok sevdiği ayet ezberleme yarışında birinci olurlardı!) Ancak, Tanrı Sözü’nün esas özünü anlayamamışlardı.

Ama en azından Kutsal Yazıları itinayla okuyup, araştırıyorlardı. Çoğu Hristiyan İncil’lerini asla okumaz. Büyük bir içtenlikle bir gün okumayı arzularlar, ama şimdilik başka işlerle uğraşmaları gereklidir. Teolojik tartışmalara girdiklerinde, ordan burdan bir kaç ayet gösterebilirler ancak çok azı Kutsal Yazıları itinayla araştırırlar. Kutsal Kitap çalışmalarına gider, diğer İnanlılarla hoş vakit geçirir, güzel tartışmalara girer ve lezzetli yemekler yeriz. Çoğu zaman, bu tür çalışmalarda, Kutsal Kitabı çalışmaktan başka herşeyi yaparız, ve gerçekten de çalıştığımız zamanlarda ise çok yüzeysel kalırız.
Bu Yazının Devamını Okumak İçin Burayı Tıklayın!

din dinler
Amerika adeta bir kazan gibi. Her çeşit etnik grup ve inançtan gelen birçok insan bir milleti oluşturuyor e pluribus unum, birçok kişiden teklik oluşuyor. Bizim milli birlik görüşümüz dini hoşgörü kuralının önemi üzerinde ayakta duruyor. Dinsel hoşgörü kuralı bütün dini sistemlere kendini ifade etme ve yasa önünde eşitlik garantisi veriyor. Hiçbir din ne hükümetin ne de yasaların önünde ayrıcalıklı olma hakkına sahip olamıyor. Amerika Birleşik Devleti hükümeti kurucu babalarının arzusu doğrultusunda “milli bir din üzerine” bina olmuyor. Bu nedenle yasalar önünde ayrıcalıklı konumda olabilecek hiçbir devlet kilisemiz bulunmamaktadır.

Eşit hoşgörü kuralı yüzünden aklımıza hiçbir dinin ayrıcalıklı bir iddiasının bulunabileceği fikri gelmemektedir. Yasal dini tolerans, iddia edilen hiçbir değer hakkında bir fikir ileri sürememektedir. Eşit hoşgörü aynı zamanda eşit değer anlamına da gelmektedir. Bu nedenle Hristiyanlar ya da başka din sahipleri kendi inançları hakkında ayrıcalıklı
iddialarda bulundukları zaman bu durumun ortaya koyduğu dar görüş şok ve kızgınlıkla cevap bulmaktadır. Ayrıcalıklı bir biçimde dinsel iddialarda bulunmak milletin yüzüne çarpan bir tokat gibidir.

Altmışlı yıllarda işaret parmağını havaya kaldırmak sadece ünlü bir futbol takımının liderliğini gösterme simgesi değil; aynı zamanda ‘İsa Hareketi” denilen bir hareketin üyelerinin Tanrı’ya giden tek yolun Mesih İsa’nın yolu olduğunu göstermek için kullandıkları bir simgeydi. İsa topluluğunun ateşliliği büyük bir karşı koyma ve düşmanlıkla karşılandı.
okumaya devam edin…

Bumerang

Yorum yok

bumerang
Avustralya yerlilerinin öteden beri kullanageldikleri, ileriye doğru fırlatınca daima atana geri gelen eğri bir değnekleri vardır. Adı BUMERANG’dır. Yerliler bunu ustalıkla kullanırlar. Fırlattıklarında, varacağı yere çarpıp işini sonuçlar, sonra yine geri gelir. Bilmeyenler onun kullanılışını merakla seyreder. Bu ilginç silaha ilişkin anlamlı şakalar dolaşır. Söylendiğine göre, birisi yeni bir bumerang elde etmiş, eskisini fırlatıp atmak istemiş. Ne yazık ki, her fırlatışta o gerisin geriye gelmiş! Adam eskisinden bir türlü yakayı kurtaramamış.

Ademoğlunun varlığında bu inatçı gitmezlikle etkisini sürdüren bir güç vardır. Buna da GÜNAH der Tanrı. Günahından hoşlanana pek rastlanamaz. Ondan bezen kişi kötülüğünü kucaklamak istemez. Birçoğu onu fırlatıp atmak için çabayla didinir durur. Ne var ki, bugüne dek tek kişi olsun kendi uğraşlarıyla günahı üzerinden atamadı. Bazıları tövbe istiğfar eder, kötülüğünü durduracağına ilişkin yemin billah dizisini ardı ardına çeker. Ne gam! Tam baştan savdım diye düşünürken aynı günah, yanında başkalarını da sürükleyerek bir zafer havasıyla sırıtır. Kutsal Tanrı bunu binlerce yıl önce Musa aracılığıyla anımsattı: “Kesinlikle bilin, günahlarınız sizi bulacaktır” (Çölde Sayım 23:23).
okumaya devam edin…

Kitap Yakanlar

Yorum yok

kitap yakanlar
Düşük ademoğlunun kaba ve çirkin eylemlerinden biri KİTAP YAKMA’dır. Kimler kimler buna önayak olmadı! Özellikle dikta rejimlerinin öncüleri, dinci kuşaklar, görüşü sıfıra inmiş bağnazlar. Bazen çok sayıda kitap yakılır, bazen tek kitap. Kanı beynine çıkan gürültücüler yaktıkları, kül ettikleri kitapları ne okudu, ne de inceledi. Elbette, kitle psikolojisiyle kaba kuvvetin kinci çark dişleri yağlanarak eylem sürdürülürken bu yöntemlere hiç önem verilemez.

Eski Çin’de bir imparator, uyruklarının eğitilmesini, bilgi edinmesini istemediğinden tüm kitapları yaktırmış. Bu uygulamadan esinlenen “Kültür İhtilali” bir-iki kuşak önce Çin’de ne tarihsel yapıt bıraktı, ne de kitap! Tümünü yıktı, kül etti. Kayser Avgust kitap yaktıran ilk Roma imparatoruydu. Hükümeti eleştiren yargılandı, kitabı yakıldı. Karanlık çağlarda kitap dumanları çevreyi sardı. Hıristiyan reformcularından Wyclif kitaplarıyla birlikte yakıldı. Öğrencisi Jan Huss bir kazığa bağla-narak yakıldı. 1520’de Martin Luther’in kitapları küle dönüştürüldü. Kitaplar yakılırken sanki acı acı protesto sesleri çıkarıyordu. Başka yazarların kulakları burunları kesildi, kitapları önlerinde yakıldı.
okumaya devam edin…


© 2012 Hristiyan Blog | Hristiyanlık ile ilgili bilgiler ve güncel haberler
Created by Hristiyan.gen.tr
vandelay theme