
Çok sık duyulan bir savunma sözü: “Dinimiz tolerans dinidir.” Ve ardından kendi kendini kutlama.. Müsamaha ya da hoşgörü anlamına gelen bu kullanımın kökenbilimi, ayrımlı kanış ya da inanca izin vermek, onu serbest bırakmak, ona katlanmaktır. Şu dönemde sık sık duyulan bu uygulamanın gerisinde neler saklıdır? Yerine göre başka başka anlama çekilen bu görüş her dilenen uca esnetilebilir, sağlıklı tutum sanılırken çok sağlıksız sonuçlara yol açabilir. Toleransla ne demek istendiğini kavrayabilmek için konuya Tanrı Sözü’nün ışığı altında eğilmek yararlıdır.
İpin ucu bu sözü kullananların elindedir: “İşime geldikçe kanışında sana serbestlik tanıyorum; ama onu kesebilme hakkı ve yetkisi daima elimde.. Üstünlüğümü tanı, hakkı veren de çekebilen de ben olduğumu anımsa!” Tolerans sözü hakça davranışa saygısı olanın hiç kullanmaması gereken, alt yanı karanlık bir yöntemdir.
Öte yandan özellikle aktöre, sağtöre (etik) değerlerinin kayıp gittiği şu çağda, her eyleme ya da davranışa bile bile göz yumarak ‘eyvallah’ demek toleransın yeni bir kuşanımı. Hiçbir atılımı kınamayacaksın. Kısıtsız seks özgürlüğü mü? Kafaya estiği gibi bir kadını bırakıp başka kadını almak mı, ya da çokevliliği kucaklamak mı? Kumarcılık, içkicilik, uyuşturuculuk, şovenizm, ırkçılık mı? Sanat maskesi altında her tür çirkinlik mi? vb. Tolerans günlerindeyiz, başkalarının işine karışamazsın!
okumaya devam edin…


