<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hristiyan Blog &#124; Hristiyanlık ile ilgili bilgiler ve güncel haberler &#187; Makale</title>
	<atom:link href="http://www.hristiyanblog.com/kategori/makale/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.hristiyanblog.com</link>
	<description>Hristiyanlık ile ilgili bilgilerin bulunduğu güncel blog</description>
	<lastBuildDate>Thu, 04 Nov 2010 09:33:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.4</generator>
		<item>
		<title>Sağlıksız Varlık</title>
		<link>http://www.hristiyanblog.com/sagliksiz-varlik/</link>
		<comments>http://www.hristiyanblog.com/sagliksiz-varlik/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 10 Aug 2010 16:56:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[İsa Mesih]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıksız varlık]]></category>
		<category><![CDATA[Tanrı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hristiyanblog.com/?p=362</guid>
		<description><![CDATA[Keşke her yapı sapasağlam olsaydı. Depremlerde çöken konutlar, sele kasırgaya dayanamayan binalar, emekçilerin canını yutan ocaklar. Ve en önemlisi, yaşam yolculuğu bozukluğa, kötülüğe her an açık olan insan. Onun yaratılışına ve sonrasına ilişkin şunlar yazılmıştır: &#8220;Tanrı insanı kendi benzeyişinde yarattı. Onu Tanrı’nın benzeyişinde yarattı; onları erkek ve dişi yarattı&#8221; (Yaratılış 1:27). &#8220;Tanrı insanı doğru yarattı; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.hristiyanblog.com/wp-content/uploads/2009/10/sagliksizvarlik.jpg" alt="sagliksiz varlik" title="sagliksiz varlik" width="541" height="200" class="alignnone size-full wp-image-363" /><br />
Keşke her yapı sapasağlam olsaydı. Depremlerde çöken konutlar, sele kasırgaya dayanamayan binalar, emekçilerin canını yutan ocaklar. Ve en önemlisi, yaşam yolculuğu bozukluğa, kötülüğe her an açık olan insan. Onun yaratılışına ve sonrasına ilişkin şunlar yazılmıştır: &#8220;Tanrı insanı kendi benzeyişinde yarattı. Onu Tanrı’nın benzeyişinde yarattı; onları erkek ve dişi yarattı&#8221; (Yaratılış 1:27). &#8220;Tanrı insanı doğru yarattı; ama onlar pek çok düzen aradılar&#8221; (Vaiz 7:29). Budur üzücü gelişim.</p>
<p>Kutsal-kusursuz Yaratan elbette bozuk insanı yaratamazdı. O’nun Yaratıcı’lığına inanan, her yapıtı kusursuz yaptığını kabul eder. O şu bilgiyi verir Kutsal Sözü’nde: &#8220;Yüceliğim için yarattğım, ona biçim verdiğim, evet kendisini oluşturduğum, adımla çağrılan her insanı ‘getir’ diyeceğim&#8221; (Yeşaya 43:7). Yazıklar olsun! Yaşam düzeniyle Yaratanı’nı yüceltmeye yaratılan insan tam tersine, yapıcısına yüz karası olmuş: &#8220;Tanrı’nın adı uluslar arasında sizin yüzünüzden kötülenmektedir&#8221; diye yazılıdır din bağlılarına (Romalılar 2:24). Ne denli acıklı bir görünüm, değil mi?</p>
<p>İnsan tarihin hangi döneminde bozuldu? Atalarımızın Tanrı istemini bir yana itip iblisin istemini uyguladıkları an! Atalarımız iblise uyruk olmayı seçti, kutsal kusursuz yaşamdan günahlı yaşama geçti. Bunu kişisel karar ve istekleriyle yaptılar. Ve tüm insanlık ailesinin başı, kökeni, pınarı niteliğinde bu güzelim soyun her kuşağını, her canını boyunlarına aldılar. Kutsal Söz buna ‘Özgün ve Kalıtımlı Günah’ demiş. Yapımız çürüktür. Irk, ulus, dil, din, siyasi tutum, eğitim ve daha her ne varsa, temelde hepimiz günah yargısı giymiş sağlıksız Adem çocuklarıyız. Birinin Adem’e dayanmadığını savlaması, elmanın elma ağacında yetişmediğini savunması gibidir. Ama hiç kimse salt Adem’in günahlılığı sonucunda yargılanmaz. Herkes özgür isteğiyle günah işler, ardından da din şartlarına, törelerine sarılarak günahını sildirmeye çabalar. Çürük elmanın çürüklüğünü gidermeye çabalamak gibidir bu.<br />
<span id="more-362"></span><br />
Ademoğlu Yaratan’ın başlangıçta verdiği ruhsal dinçliği, doğruluğu, kutsallığı, sevgiyi hakkı, adaleti yitirdi. Günah yaşamın her yanına dal budak saldı. Bu sonuç aklı, isteği, eylemleri olumsuz biçimde etkiledi, güzeli çirkinleştirdi. Ruhsal kavram yitirilmiş bulunuyor.. Bozuk akıl bozuk istekler enikler: Bencil, kapkaççı, çalımcı, çıkarcı, inatçı, karalayıcı, büyüklenici, göz dikici, hak çiğneyici, sömürücü, terör yöntemleri bulucu, baskıcı, işkenceci, kinci, sövücü, gözdağı verici, öç alıcı, kendi kendini mahvedici. Göstergelerin tümü çürük yapılı insana yönelik..<br />
Sağlıklı, erdemli tutum hepimizin gözü önünde. Bunları uygulamaya çağrı açık açık belirtiliyor. Ne etmeli ki, ademoğlu bir sürü sağlıksız isteğe bağlı. Günaha tutsak kişi onlardan kaçacağı şeylere seğirtir, sığınacağı değerlerden uzaklaşır. İğreneceği şeyleri özler, özeneceği şeyleri teper. Yereceği şeyleri över, öveceği şeyleri yerer. Bu tutum, çürük yapının varlığa egemen kesilmesinden kaynaklanmakta. Yaratan’ın böyle dengesiz bir varlık yaratmadığı kanıt mı ister? Günahlı insanın içinden dışarıya fokur fokur irin birikintisi çıkmakta: Günah çıkartısı.</p>
<p>Hak adalet sözleri hep duyulur, öte yandan da çiğnenir. Yargı kuruluşları yasaları işlerliğe koymaya çalışır. Ne yazık; birçok alanda bunu kesinleştiremez. Tanrı’nın On Buyruk’u adalet gereğini duyurur. On Buyruk’un her biri çiğnenmiş. Tanrı adaletin uygulanışından vazgeçemez. Yasayla, şeriatla, sevapla düzeltilemeyen adalet ağlamakta. Bu savsaklığa karşı Tanrı sağlayışı sunulmakta: İnsanın günahını günahsız İsa Mesih yüklendi.  Zedelenen adaletin dileğini Mesih ödedi. Adaleti sarsan insanın sağlığı yitiktir. Adaleti zorlayan insan bunu kavrayıp imanla Rab İsa Mesih’e sığınınca, hem adaletsizliği kaldırılır, hem de İsa Mesih’in doğruluğuyla donatılır o.</p>
<p>Tanrı kayrasıyla kurtuluşa eren şu  içtenlikli ikrarı yükseltir: &#8220;Bedenin ve düşük aklın istekleri neyse onu uyguladık. Bütün ötekiler gibi, biz de doğal yapımız gereği tanrısal öfkenin çocuklarıydık&#8221; (Efesoslular 2:3). Günahlı insan kurtarıcı İsa Mesih’in bağışlamalığıyla arıtılıp affedilince bağış gönencinde yaşayana doğrultulan Tanrı buyruğu şu olur: &#8220;Bir zamanlar böyle yaşarken, siz de vaktinizi bunlarla geçiriyordunuz. Ama şimdi bunların tümünü üzerinizden atın; Kızgınlığı, öfkeyi, kötülüğü, sövücülüğü, ağzınızdan çıkabilecek kirli sözleri. Madem ki eski insanı yaptıklarıyla birlikte kesip attınız, öyleyse birbirinize yalan söylemeyin. Bunun yerine bilgide yenilenen, kendisini yaratana benzeyen yeni insanı giyindiniz&#8221; (Koloseliler 3:7-10).</p>
<p>Ademoğlu niçin içtenlikli sevgiyle sevemiyor? Niçin candan affedemiyor? Niçin kincilik besliyor? Niçin barışı geliştiremiyor? Niçin adalet kapsamında yönetilemiyor, hem de bu düzeyde yönetemiyor? Niçin yıkıcı duyguları bastıramıyor? Haksızlığa katlanacak yerde niçin haksızlığı haksızlıkla karşılıyor? Çünkü bu tür erdemli davranışlar sadece sağlam ve kutsal bir yürekten kaynaklanabilir. Öte yandan hasta yüreğin ürünü, kaynağına özgü bozukluk çıkartısıdır. Kaynağın neyse sen de osun!</p>
<p>Atamız Adem’le başlayan günah kişisel sorundur. Sonra da toplumsal ve evrensel sorun. Günah bozukluğuyla etkilenmeyen yön yoktur. İşte Kutsal Söz’ün yargısı: &#8220;Bir tek insan yüzünden günah nasıl dünyaya girdiyse günah yüzünden de ölüm dünyaya girdi. Böylece bütün insanları ölüm sardı. Çünkü tümü günah işledi&#8221; (Romalılar 5:12). Bir inancın denektaşı, günah sorununa nasıl yaklaştığı, günahtan arıtılma gereğini nasıl ele aldığıdır. İncil’in her günahlıya müjdesi şudur: &#8220;Ama Tanrı kayrasının ve armağanının bir tek insanın —İsa Mesih’in— kayrasında bunca kişi yararına bollukla dağıtılması daha kesindir&#8221; (Romalılar 5:15). Buna senden ne yanıt gerekir?</p>
<p><strong>Yazan: Thomas Cosmades</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hristiyanblog.com/sagliksiz-varlik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anlamsız Yaşam</title>
		<link>http://www.hristiyanblog.com/anlamsiz-yasam/</link>
		<comments>http://www.hristiyanblog.com/anlamsiz-yasam/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 07 Aug 2010 16:49:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[anlamsız yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hristiyanblog.com/anlamsiz-yasam/</guid>
		<description><![CDATA[Yaratan’ın varlığa armağan ettiği şu gözler sürekli güzellik, içaçıcılık, yapıcılık görüyor olsaydı yaşam yolculuğu beğeni dizisine, imreni gezisine dönüşürdü. Oysa gördüklerimiz bambaşka! Keşke gözlerim dinmek bilmeyen acılar zincirine tanık olmasaydı. Keşke yeryüzündeki olayları donuklaşmış biçimde görebilseydim. Keşke her olgu ve sonuçlamada canımı yatıştırabilecek gözlükleri bulup takabilseydim. Ne yazık! İsteklerimin gerçekleşemeyeceğini bilerek bunlarla yaşamaya zorunluyum. Gözlerimi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.hristiyanblog.com/wp-content/uploads/2009/10/anlamsizyasam.jpg" alt="anlamsiz yaşam" title="anlamsiz yaşam" width="541" height="200" class="alignnone size-full wp-image-360" /><br />
Yaratan’ın varlığa armağan ettiği şu gözler sürekli güzellik, içaçıcılık, yapıcılık görüyor olsaydı yaşam yolculuğu beğeni dizisine, imreni gezisine dönüşürdü. Oysa gördüklerimiz bambaşka! Keşke gözlerim dinmek bilmeyen acılar zincirine tanık olmasaydı. Keşke yeryüzündeki olayları donuklaşmış biçimde görebilseydim. Keşke her olgu ve sonuçlamada canımı yatıştırabilecek gözlükleri bulup takabilseydim. Ne yazık! İsteklerimin gerçekleşemeyeceğini bilerek bunlarla yaşamaya zorunluyum.</p>
<p>Gözlerimi şimdiki yaşama açtım, yavaş yavaş dünya göz kapaklarımın önünde sergilendi: Yürek burkan, acıtan, ağlatan bir yeryuvarlağı. Baktım, hizmeti aranılan bir park uzmanı. Çölü güllük gülistanlık ediyor, çirkinliği güzelliğe dönüştürüyor. Aman bilmez kanser ciğerlerini kemiriyor, altı ayda ölümün pençesine boyun eğiyor. O güzelim iş yarıda kalıyor, ailesi ne edeceğini şaşırıyor. Anlamdan yoksun yaradılış!<br />
<span id="more-361"></span><br />
Baktım erdemli bir kadın,  sevgiyle dolu bir anne, sağa sola iyilik eylemleriyle dolu; herkesin övgüsü.. Ne var ki kocası içkiye, kumara, hovardalığa tutsak; aileye ilgisi gitmiş. Üstelik ikide bir karısını pataklıyor. Anne çocuklarına tutkun. Aman, babalarının yolunu tutmasınlar, diyor. Sevgisini yağdırdığı çocuklar annenin huyunu alacak yerde, babanın düzensiz izini tutuyor. Böyle tersleme böylesi sevgiye!</p>
<p>Baktım, dünyaya gözlerini açmaları ellerinde olmayan yavrular. Gün ışığını görmeden ana rahminden kazınanlar var. Doğanlardan kimisi aç, kimisi çıplak, kimisi okumasız-yazmasız, kimisi yuvasız, kimisi ilaçsız, kimisi uyuşturucu kullanan anneden, kimisi de AIDS hastalığına tutulan insandan dünyaya gelmiş. Aralarında ne değerler kaynayıp gidiyor! Dehalar yetişebilirdi bunlardan, insanlığa geniş çapta yardım sunabilirdi, bilimi zenginleştirebilirdi. Ne yazık! Hiçbiri gerçekleşemeyecek. Yorumlanamayan bir yaşam!</p>
<p>Baktım, mitolojide Mars olarak bilinen savaş tanrısı, şu yirminci yüzyılda yaklaşık yüz milyon canı biçmiş, soykırımları uygulamış, krematoryomlar kurmuş, ocaklar kurutmuş, kentleri kül viran etmiş, tüyleri ürperten zalimlikleri işkenceleri eniklemiş ve daha neler yapmamış! Günümüzde terörizmi körüklemiş, insan haklarının yüzüne tükürmüş. Şu haksız adaletsiz ortamı düzeltmeye benim elimden ne gelebilir ki?<br />
Baktım, iki genç. Biri tığ gibi, öbürüyse gül gibi olabilirken, gencecik yaşta ayartılmış. Sigara, marijuana, şırınga derken eroin kurbanı bir erkek ve bir de kız! Sanki kadavra kesilmişler. Düşük beden, çökük omuzlar, sarsık adımlar.. Ve bu korkutucu görünüm dört bucakta genç insanları hep biçmekte. Mezar açmış ağzını! Ve şişirmiş keseyi uyuşturucu tacirleri. Yüzüne tükürülsün kahredici cehennem işkencesinin..</p>
<p>Baktım, Yaratan’ın kusursuzlukta, güzellikte oluşturduğu hava, toprak, sular, canlı varlıklar, bitkiler, kısacası tüm doğa.. Herbirinin kendine özgü sağlığı, çekiciliği belirgin. Ama baştanbaşa bozukluğa, yozlaşmaya, pisliğe bırakılmış güzelim doğa! Kirlenmiş, çirkinleşmiş, kökü kurumuş. Kurulu düzenden yararlanmak, onunla gurulanmak dururken, ademoğlu çevresini bozmuş, herşeyi yozlaştırmış, acılar zinciri oluşturmuş. Bu ne yıkıcılık, ne acımazlık! O güzel düzen neden yitirilmiş!</p>
<p>Baktım, dinler Tanrı-insan, insan-insan ilişkilerini sağlıklı doğrultuya sokacak yerde sen sen, ben ben çatışmalarını körüklüyor, Tanrı doğrultusunda hak, adalet, kutsal yaşam gereğini belirtecek yerde, bireyleri bağnazlığa sürükleyen din baskılarını, dışlamaları kışkırtıyor; yaşam düzeni yerine töreyi, biçimi öğretiyor, iç yaşam parlaklığını tanıtacak yerde, sadece göz boyayan giysiler, türbanlar, başlıklar, sakallarla alemi oyalıyor; açları doyuracak, yaşamı kurtaracak yerde siyasal oyunlarla sinirleri gerginleştiriyor kin saçıyor, adam öldürülsün, terörizm eylemleri yapılsın diye fetva çıkarıyor. Yapmacık davranışla azizlik satıyor ve azizlik ediyor. Anlamsız oyunbazlık!</p>
<p>Baktım, yalan gerçeği karanlığa boğuyor. Hiç ara verilmeksizin saf kafalara yalan pompalanıyor, nicelerin yöntemi tersine gidiyor. Yasasızlık yasasayarları bastırıyor. Adaletsizlik her yana duman attırıyor. Kaba kuvvet güçsüzü sindiriyor. Haksızlık hakka üstün geliyor, hak hukuk tarihe karışıyor. Sevgi inim inim inliyor.  Bilek gücüyle beslenen yetki yetersizi eziyor. Mezarlıklardan ses seda çıkmıyor. Kılıcın gücü kılıçsıza gülüyor. Zalimlik övülüyor; alt edilene, ona zaten bu yaraşırdı deniyor. Bu muydu herkesi eşitlikte, özgürlükte yaratanın öngördüğü ortam? Rafa mı atılacaktı tüm haklar? Böylesi düzensiz dengesiz dünyadan anlam çıkarmak da sanki ne?</p>
<p>Şu bozukdüzen dünyada anlam taşıyan, cana can katan bir ortam  aradım. Bunu bulmak için Tanrı açıklamasına döndüm: Öncesiz çağlardan, yüceliğin parlaklığından; çalkantılı yeryüzüne bambaşka biri gelmiş. İnsan değilken insan bedeni bürünmüş, salt sevgiyle donatılmış, ademoğullarının acılarına katılmış, güçlü eliyle güçsüze yardım sağlamış. Düşmanlıklar zincirini sevgiyle göğüslemiş, bir yanağına vurana öbür yanağı çevirmiş. Birgün O’nu kıskıvrak bağlamışlar, tiye alarak yargılamışlar, sonra da bir tepeye yürütüp iki eşkıya arasında asmışlar. Ama Yaratan’ın peygamberler ağzıyla haber verdiği göksel-evrensel sunu buymuş. O asılınca, üç saat süreyle her yanı karanlık örtmüş, yer titremiş, melekler ağlamış, kurtuluş bulanlar sevinmiş, Ölmüş, O’nu gömmüşler, ama üçüncü gün güçle dirilmiş, yengiyle göklere çıkmış, Kutsal Ruhu’nu göndermiş, kişileri sonsuz cezadan sonsuz yaşama aktaran Kişi olduğunu kanıtlamış. Yeniden gelişinin, hicransız düzeni gerçekleştireceğini her yanda duyurmuş. Anlamdan yoksun varlığa anlam getiren Tanrı sağlayışı meğer buymuş.</p>
<p><strong>Yazan: Thomas Cosmades</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hristiyanblog.com/anlamsiz-yasam/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Karakter Oluşturan İlkeler</title>
		<link>http://www.hristiyanblog.com/karakter-olusturan-ilkeler/</link>
		<comments>http://www.hristiyanblog.com/karakter-olusturan-ilkeler/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 13 May 2010 22:32:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[ilke]]></category>
		<category><![CDATA[karakter]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hristiyanblog.com/?p=368</guid>
		<description><![CDATA[Karakter Oluşturan İlkeler isimli yazıyı okumak için burayı tıklayın!]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.hristiyanblog.com/wp-content/uploads/2009/10/karakterolusturanilkeler.jpg" alt="karakterolusturanilkeler" title="karakterolusturanilkeler" width="541" height="200" class="alignnone size-full wp-image-369" /><br />
Karakter Oluşturan İlkeler isimli yazıyı okumak için <strong><a href="http://www.hristiyan.gen.tr/forum/karakter-olusturan-ilkeler-t429.html">burayı tıklayın!</a></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hristiyanblog.com/karakter-olusturan-ilkeler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnsanın Öfkesi ve Tanrı&#8217;nın Öfkesi</title>
		<link>http://www.hristiyanblog.com/insan-ofke-tanri/</link>
		<comments>http://www.hristiyanblog.com/insan-ofke-tanri/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 29 Jan 2010 23:19:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[öfke]]></category>
		<category><![CDATA[thomas cosmades]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hristiyanblog.com/?p=447</guid>
		<description><![CDATA[Nedir kitap yakma türünden erdeme, sağduyuya, gerçeğe rest çekeni etkileyen dağıtıcı gücün etkeni? KIZGINLIK, ÖFKE.. Başka yolla başa çıkamadığı bilgiye, inanca, görüşe çok sert bir eylemle yıkıcılığı sancağı kılmak.. Çünkü bu öfkeye set çekebilen gücün yeterliliğini tanımamış o!  Kızgınlık bardağından içki içen pişmanlık yatağında kan kusacaktır. Öfke, hiddet, kızgınlık aynı ocakta kaynamış zehir zıkkım insan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.hristiyanblog.com/wp-content/uploads/2010/01/makale.png"><img src="http://www.hristiyanblog.com/wp-content/uploads/2010/01/makale.png" alt="" title="makale" width="120" height="130" class="alignleft size-full wp-image-445" /></a>Nedir kitap yakma türünden erdeme, sağduyuya, gerçeğe rest çekeni etkileyen dağıtıcı gücün etkeni? KIZGINLIK, ÖFKE.. Başka yolla başa çıkamadığı bilgiye, inanca, görüşe çok sert bir eylemle yıkıcılığı sancağı kılmak.. Çünkü bu öfkeye set çekebilen gücün yeterliliğini tanımamış o!  Kızgınlık bardağından içki içen pişmanlık yatağında kan kusacaktır. Öfke, hiddet, kızgınlık aynı ocakta kaynamış zehir zıkkım insan tepkisidir. Bunun getirdiği zarar, üzgü, yıkım dille anlatılamaz. Sevgiyi, acımayı, hoşgörüyü, bağışlayıcılığı kökten dışlayan çirkinlik alemidir öfke.</p>
<p>Tarih boyunca öfke sonucu ne denli savaşlar, soykırımlar, katliamlar oldu; oluyor da.. Ademoğlunun temel tutsaklığı öfkeyedir. Uygarlığın doruklaştığı şu döneme ‘Öfke Çağı’ dememiz hiç de yanlış olmaz. Bir futbol takımı oyun yitirir, yanlıları küplere biner, huligan yıkımını enikler. Toplumuna karşı bazılarının kanı başına sıçrar, ormanları ateşe verir ya da içerleyişini başka taşkınlıklara yöneltir. Terörizm eylemini esinleyen, yönelten duygu elbette yanıp tutuşan öfkedir. Bunun en belirgin, kahredici göstergesi, <em>11 Eylül 2001</em> cinnetidir. On dokuz kişiye öfke öylesi egemen olmuş ki, değerlerin tümünü —kendi canlarına saygıyı da— bir yana itiyor. Ve bu eylem Allah’a yükletiliyor!<br />
<span id="more-447"></span><br />
Eski çağın insanı kızgınlığı kişileştirerek onu ürkü alevleri saçan bir tanrı biçimine sokuyor. Kızgınlık var masmavi gökte beliren bulutçuk gibi hemen dağılır, başkasıysa yıkıcı kasırgalar getiren kapkaranlık bulutlara dönüşür. İncil’de şu Tanrı buyruğu vurgulanır:<em> &#8220;Öfkeye kapılınca bunu günaha dönüştürmeyin. Öfkenizin üzerine güneş batmasın. İblise fırsat vermeyin&#8221; (Efesoslular 2:26,27).</em> Barış Başkanı İsa Mesih şu uyarıyı duyurur:<em> &#8220;Size derim ki, kardeşine öfkelenen herkes yargılanmayı hak edecektir&#8221; (Matta 5:22).</em> Rab, yıkıcı, dağıtıcı, ağlatıcı öfkeden söz etmekte. Günahı arıtıp varlığa egemen olunca O, öfke bulutlarını kesenkes dağıtır. Karşısındakini çamura toprağa batıran, galiz sövmeleri bastıran, gözdağı savuran ya da bıçağa sarılan kızgınlık, iblisin fırsatı ele alarak çaresiz kişiyi yönetmesinin belirgin örneğidir.</p>
<p>Bu dönümde, insan kızgınlığından apayrı özellikle beliren Tanrı kızgınlığına eğilmek yararlı olur. Bu kızgınlık Kutsal Söz’de şu sözlerle anlatılır: <em>&#8220;Tanrı adil bir yargıçtır; güngünden öfke saçar&#8230; Kızgınlığının gücü üzerimden geçti; korku beni yedi bitirdi&#8230; Eriyip tükeniyoruz öfkenden; kızgınlığından dehşete düşüyoruz&#8221; (Mezmur 7:11; 88:16; 90:7).</em> Ademoğlunun okşadığı, hiç bırakmadığı günaha karşı güngünden öfke taşıyan Tanrı, kişiye kesin ve belirgin uyarıda bulunur. Şaşmaz değişmez adaleti herkesi hakça yargılar. O’nun adaletini kendi kaprislerine, dinsel yorumlarına, öç alevlerine, kişisel büyüklenmelere alet yaparak günahını örtbas edenlere yaraşan yargı öfkeyle dolu Hak Yargıç’ın elinden yaraşan cezayı almaktır. Tanrı’nın hak kızgınlığı O’nun kutsallığından kaynaklanır, insanınkiyse cehennem alevlerinden beslenir.</p>
<p>Birçok ilişkide ölçüsüz ademoğlu, kızgınken ölçüsüzlüğünü tüm çirkinliğiyle sergiler. İnsanın öfkesi kötü ilişkileri, yıkımı enikler. Öte yandan Tanrı’nın kızgınlığı her durumda kendi adalet ilkesini savunur. Insansal öfke bencil çıkarcı duygulardan beslenir. Hıncı, kıskançlığı, çekememezliği, güvensizliği, kuşkuyu, korkuyu içerleyişi ve bu türden aşağılık duygularını dışarıya verir. Adil Yaratan-Kurtaran bunlardan bir tekiyle etkilenemez. O’nun öfkesi her durumda kutsallık-doğruluk sınırı içinde işler. Tanrısal kızgınlığın tek ereği, günahlının sarstığı evrensel düzen ve erdem ilkelerini savunmak, sarsılan dengeyi saptamaktır.</p>
<p>Temizliğe saygısı olan, her tür kirlilik karşısında iğrenti duyan kişi Tanrı’nın günah doğrultusunda taşıdığı kızgınlığı daha iyi kavrayabilir. Kutsal Tanrı öz varlığıyla çelişki oluşturan hiçbir bozukluğa sünger geçirmez. Ters durumda egemenliğinin ayaklar altında çiğnenmesine göz yuman biri olurdu. Hayır! O’nun adaleti tamdır, öfkesi korkutucudur. Musa peygamber günahlının sarsıntısına değinerek Tanrı’ya şöyle yakınır: <em>&#8220;Bütün günlerimiz Senin gazabında geçiyor; Yıllarımızı bir soluk gibi bitirmekteyiz&#8221; (Mezmur 90:9).</em> İşin şaşırtıcı yönü, günahı öfkeyle karşılayan Tanrı öte yandan sevgisini de kısmaz. O günahtan nefret eder, bunun yanı sıra günahlıyı sevdikçe sever. İnsan öfkesinden başkalığı budur. Öfkeyle eyleme koyulanda zerre kadar sevgi yoktur; tek etkeni öfkedir. Ama Tanrı öfkelenir, yanı sıra da sever,<em> Tanrı sevgidir (I.Yuhanna 4:8,16).</em> Yalnız Tanrı’dır öfkeyle sevgiyi bağdaştıran, bunları kesin uyumda tutan.</p>
<p>Günahlı kişi korku ıstırabı altında işkence çekmesin. Tanrı’yı hem öfkesi hem de sevgisi kapsamında tanıyan O’nun gerçek niteliğini kavrayabilir. Ademoğlunun öfkeye set çekebilmek için akılları durduran özveriye koyulması hiç düşünülebilir mi? Oğlu öldürülen bağrı yanık baba katile, &#8220;Sen oğlumu öldürdün, ama ben senin bu suçuna karşı mahkemede fidye olarak canımı sunacağım; böylece hem öfkemi noktalayacağım, hem de adaletin ödün vermez dileğini karşılayacağım&#8221; diyebilir mi hiç?</p>
<p>Tanrı tam bu eylemi sonuçladı. Adaletinin dileğini karşılamak, böylece taşkın öfkesini gidermek için biricik Oğlu İsa Mesih’i yerimize sundu. Bu çetin soruna yaratık açısından değil, Yaratan-Kurtaran açısından yaklaşan, aklını düğümleyen sorunların teker teker çözüldüğüne tanık olur, ve bundan sevinç bulur. Dinden vecibeden önce günahaf konusuna eğilmek en önde yer tutan gerekçedir. Bundan ötesi ayrıntı, çoğu kez de çalkantı faslıdır.<em> &#8220;Günahlıyım. Tanrı’nın adaletini zorladım, O’nun kutsallığına karşı çıktım. Göksel Baba’yı mağdur etmiş bir suçluyum. Bunu kendim onaramam. Mesih’in benim yerime kurbanını kabul ediyorum, katında tövbeyle iman ediyorum. Bana verdiği sonsuz güveni için O’na binler binleri teşekkür sunuyorum.&#8221;</em></p>
<p><strong>Yazan:</strong> Thomas Cosmades</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hristiyanblog.com/insan-ofke-tanri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Haklıyla Haksız</title>
		<link>http://www.hristiyanblog.com/hakliyla-haksiz/</link>
		<comments>http://www.hristiyanblog.com/hakliyla-haksiz/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 29 Jan 2010 23:09:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[haklı]]></category>
		<category><![CDATA[haksız]]></category>
		<category><![CDATA[thomas cosmades]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hristiyanblog.com/?p=441</guid>
		<description><![CDATA[Tarihin korkutucu, yürek burkucu görünümü giderek kötüleþen haksızlıklar zinciriyle daha da çok boy alıyor. Bir adaletsizlik öncekini bastırıyor. Akla doğal bir soru gelebilir: Parlak denebilecek bir sayfayı oluşturmayan tarihin en sarsıcı ve ağlatıcı haksızlık olgusu acaba nedir, kime olmuştur? Bu konuda çeşitli düşünceler var. Ama kötü insanın en iyi insana uyguladığı o üzücü adaletsizlik eylemi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.hristiyanblog.com/wp-content/uploads/2010/01/makale.png"><img src="http://www.hristiyanblog.com/wp-content/uploads/2010/01/makale.png" alt="" title="makale" width="120" height="130" class="alignleft size-full wp-image-445" /></a>Tarihin korkutucu, yürek burkucu görünümü giderek kötüleþen haksızlıklar zinciriyle daha da çok boy alıyor. Bir adaletsizlik öncekini bastırıyor. Akla doğal bir soru gelebilir: Parlak denebilecek bir sayfayı oluşturmayan tarihin en sarsıcı ve ağlatıcı haksızlık olgusu acaba nedir, kime olmuştur? Bu konuda çeşitli düşünceler var. Ama kötü insanın en iyi insana uyguladığı o üzücü adaletsizlik eylemi hiç kimsenin dikkatinden kaçamaz. Tanrı Sözü şu açıklamada bulunur: <em>&#8220;Ama biz daha günahlıyken Mesih bizim yerimize öldü. Tanrı bize sevgisini bununla kanıtlıyor&#8221; (Romalılar 5:8).</em></p>
<p>Tanrı sevgisinin somut ve köklü kanıtı budur: Hakka adalete hiç saygısı olmayan din bağnazı insanların yargılamasıyla ölüme gönderilen Mesih, şu haksızlık dünyasında Tanrı sevgisinin etkin belgesi ve göstergesidir. Isa Mesih insanların günahı için ölürken altı saat süreyle çarmıhta ruh ve beden işkenceleri çekti. Ne demekti, tüm çağlarda tüm insanların günah yargısını taşımak? Haç üstünden yedi kez konuştu. Bunların ilki şudur: <em>&#8220;Ey Baba, onları bağışla; çünkü ne yaptıklarını bilmiyorlar!&#8221; (Luka 23:34).</em><br />
<span id="more-441"></span><br />
Tarihin bu en belirgin haksızlığını bilgisi egemenliği tartışma kaldırmayanTanrı hak ve adalet yöntemine dönüştürdü. Budur, aklı sarsan Tanrı eylemi! Kurtarıcı Isa düşünceyi sarsan insan kötülüğünü Baba’ya yükselttiği bu duygulandırıcı dilekle karşıladı. Bununla Tanrı sevgisini, affetme gücünü sergiledi. İdam yargılısı iki eşkıyanın ortasında asılmıştı O. Bu da öbürler gibidir dercesine! Ne yazık! Asılı haydutlardan biri haçta adalete uyanırken, öbürü gözlerini yumdu, yüreğini sertleştirdi, adaletsizliğinde öldü. Hakkı çiğnemeye eninde sonunda hak yargı yaraştığını kavramak istemedi.</p>
<p>Iki haydut yaşam boyu haksızlık hamuruyla yoğrulmuştu. Bireyin hak ve adalet ölçüsünü yitirmesi en acıklı düşüştür. Her ikisi de haçın üstünden lanet yağdırıyordu.  İsa’ya da.. Bütün bunlara karşı sevgi örneği Mesih ne direndi, ne de kimseyi lanetledi. Iki yargılı çarmıhta birer barut fıçısı kesilmiş. Biri, <em>&#8220;Mesih değil misin?&#8221; </em>dedi.<em> &#8220;Haydi, kendini de bizi de kurtar!&#8221;</em> Beden ve ruh işkencelerinin yanı sıra alay ve hakaret saldırıları.. Budur değerleri yitik ademoğlu! Kötülüğün her çeşidini işle, sıkışınca kolay bir çıkış yolu ara. Nasıl olabilir ikrarsız, tövbesiz kurtuluş? Yitirilmiş değerlerin ön sırasında adalet ölçüsünden sapmak belirir. Adalete saygıyı pazara çıkaran günahlı insan Tanrı adaletini nasıl zorladığını düşünebilirse titrer!</p>
<p>Tam bu sırada iki eşkıyanın birinde büsbütün şaşırtıcı bir aydınlanma oldu. Yüreğinde tanrısal ışık parladı, hak adalet ilkesini kavradı. Ölümün kapkaranlık sonsuza götüren dikenli yol değil, sonsuz ışığa ileten kayrasal geçiş olabileceğini imanla kabul etti. Mesih’in gelecek parlak hükümranlığına sığındı. Ne iyi olurdu, sığınmacılığı arayan herkes o görkemli hükümranın kanatları altına sığınsa! Şu adaletsiz, güvenliksiz dünyada kendine sığınılacak bir ülke özleyen herkese o şanlı ülkeden bir çağrı geliyor. İsa Mesih,<em> &#8220;Ey bütün yorulanlar ve ağır yük altında yıprananlar&#8221;</em> diye her suçluya sesleniyor.<em> &#8220;Bana gelin; sizleri dinlendiririm&#8221; (Matta 11:28).</em></p>
<p>Rab İsa o anda yepyeni yaşama kavuşan tövbeliye şu güvenliği bildirdi:<em> &#8220;Doğrusu sana derim ki, bugün benimle birlikte cennette olacaksın&#8221; (Luka 23:39-43).</em> O mahkum insan  pasparlak bir aşamaya geldi. Adaletsizlikten adalete götüren yol Tanrı sevgisinden kaynaklanan iman taşlarıyla döşeliydi. Toplumun dışladığı insanı İsa kabul etti, önünde esenlik yolunu açtı. Bunu seçen yargılı sonsuzun gönencine kavuştu.</p>
<p>Öbür yargılı kendisini haçtan indirebilecek bir kaçış yolu arıyordu. Belki de gidip haksızlığına haksızlık katsın diye.. Gerçek kurtuluşa kavuşan yargılı ötekini kınadı: <em>&#8220;Senin Tanrı’dan korkun yok mu? Kendin de aynı yargıyla ceza görmektesin. Bizimki hak edilmiş cezadır. Yaptıklarımıza yaraşan karşılığı alıyoruz. Ama O hiçbir yolsuz iş yapmadı! Ya İsa, hükümranlığına geldiğinde beni anımsa!&#8221; (Luka 23:33-43).</em> Böyle bir ikrar peygamberlik bildirisini duymuş bir günahlının ağzından çıktı. Duyduklarına, bildiklerine oracıkta iman etti; yaşam boyu işlediği günaha rest çekti, tüm haksızlıklarını Mesih’in sağladığı adaletle değiş tokuş etti. Budur günahlının dönüşü: İsa’yı kurtarıcı olarak ikrar etmek, O’nun şimdiki ve gelecek hükümranlığına sığınmak.</p>
<p>Ne olabilir İncil’in temel mesajı? Hak İsa haksızlar yararına öldü. Tanrı sevgisinin sevindirici göstergesi budur. Bir yanda suçsuz İsa, öbür yanda idam yargılısı suçlu. Eşkıya ölürken günahlarınına yaraşan sonsuz yargıyı kavrayarak titriyor. Günahsız Mesih’i Tanrı’ca sağlanan kurbanı olarak tanıyor, o anda kesinlikle O’na kurtarıcı olarak  iman ediyor. İsa onu bağışlıyor, sonsuz cenneti veriyor. Öz niteliği sevgi olan göksel Baba bu özelliğini biricik Oğlu’nun ölümüyle mühürlüyor.</p>
<p>Şimdiki yaşamda günah affına, sonsuz güvencine kim kavuşabilir? Çok iyi olan mı? Çok dinsel olan mı? Bol bol hayır sevap işleyen mi? Serpuşa, libasa, saça sakala, tespihe özel dikkatle eğilen mi? Ne var ki, sonsuz vaadını ve güvenliğini alan suçlu bunlardan hiçbirini yapmadı, hem de yapamazdı! Kapkaranlık sonsuzun yolcusuyken haksızlıkların, adaletsizliklerin cezasına kurtulmalık olarak sunulan kurtarıcı Mesih’in kayrasına sığındı. Ne yazık! Öbür yargılı Tanrı sunusunu alayla tepti. Ademoğulları tez elden şüphe ve yadsıma tepkisi gösterebilir; özgürdür. Ama insanın katı yürekliliğiyle imansızlığı Tanrı eylemine sünger çekemez, ilerideki yargıyı gideremez. Evrenin yargıcı tüm haksızlıkları hak olan Kişi’ye yükledi, hak olanın kusursuz adaletini haksıza verdi. Kurtarıcıya iman edip günahından ayrılan suçluya.. Sen de Mesih’e imanla bu kişilerin arasına katılabilirsin. Evrende kalıcı tek sağlayış Tanrı armağanıdır. Kurtuluşun tatlılığı günahın acılığını bastırır. Bu çabasal değil, kayrasal gönençtir.</p>
<p><strong>Yazan: </strong>Thomas Cosmades</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hristiyanblog.com/hakliyla-haksiz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yaşamın Dinçliği</title>
		<link>http://www.hristiyanblog.com/yasamin-dincligi/</link>
		<comments>http://www.hristiyanblog.com/yasamin-dincligi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Nov 2009 21:44:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[thomas cosmades]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yaşamın dinçliği]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hristiyanblog.com/?p=397</guid>
		<description><![CDATA[Yaşamında hiç unutamayacağın, unutmaman gereken iyilikler dizisi ne olabilir? Bir sürü görgüyle çalkalanırken her olayı ve olguyu anımsayabilmek olanaksızdır. Davut’un en içtenlikli bir Mezmur’undan aktarılan bu ilahide, unutulmaması gereken köklü yararlar sıralanmakta. Yaratanı&#8217;yla sağlıklı ilişkide ola-nın zamanda ve sonsuzda akıldan silemeyeceği iyilikler zinciri şöyle sıralanır: Af, şifa, kurtuluş, kayra ve lütuf tacı, doyurulma, sürekli yaşam [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.hristiyanblog.com/wp-content/uploads/2009/11/yasamindincligi.jpg" alt="yasamindincligi" title="yasamindincligi" width="541" height="200" class="alignnone size-full wp-image-398" /><br />
Yaşamında hiç unutamayacağın, unutmaman gereken iyilikler dizisi ne olabilir? Bir sürü görgüyle çalkalanırken her olayı ve olguyu anımsayabilmek olanaksızdır. Davut’un en içtenlikli bir Mezmur’undan aktarılan bu ilahide, unutulmaması gereken köklü yararlar sıralanmakta. Yaratanı&#8217;yla sağlıklı ilişkide ola-nın zamanda ve sonsuzda akıldan silemeyeceği iyilikler zinciri şöyle sıralanır: Af, şifa, kurtuluş, kayra ve lütuf tacı, doyurulma, sürekli yaşam yeniliğine kavuşma.. Bunlarla donatılanın elbette hiçbir eksiği olmaz.</p>
<p>Dinçliği oluşturan kutluluklar zinciri nasıl anlatılabilir? Nam, san, onur, orun, güzellik, dinsellik, eğitimde-fizikte tanınmışlık, sporda üstünlük, taşkın varlık mı? Bunlara ve daha bir sürü bolluğa sahipken, dinçlik ne olduğunu bilemeyenler çok. Varlığı bolluklarla donatan Tanrı sağlayışını Davut üç bin yıl geride Mezmur konusu yapıyor, güngünden yenilenen iyilikleri saymakla tüketemiyor. Din-töre icapları ötesinde bilinemeyen yaşam kısır döngüdedir.<br />
<span id="more-397"></span><br />
&#8220;Ey canım, RABBİ kutsa,<br />
İçimde bulunan varlığın her parçası, O&#8217;nun kutsal adını kutsasın!<br />
Ey canım, RABBİ kutsa,<br />
Ve iyiliklerinin toplamını unutma..<br />
Bütün kötülüklerini bağışlayan, Bütün hastalıklarına şifa sağlayan..<br />
Yaşamını çürüklük çukurundan kurtaran,<br />
Sana kayra ve lütuf tacını giydiren..<br />
Özlemlerini iyilikle karşılayan O&#8217;dur.<br />
Gençliğini kartalınki gibi O yeniler&#8221; (Mezmur 103:1 5).</p>
<p>İnanıyorum dediği Tanrı&#8217;dan bu armağanlara kavuşan, onlardan yararlanan hasta ya da sağlam kişi gönençtedir. Kutlulukların diri kaynağı olana sürekli hamt sunmaktadır. Günahlıyı, hastayı, yoksulu, susuzu, acı karşılıksız iyilikleriyle donatan Tanrı&#8217;ya ne ödemeli? Teşekkür ve hamt.. Her kutluluğun kaynağı olan göksel Baba yaratığına ufak tefek hayır sevapla, din icaplarıyla, ahlak kurallarıyla karşılık vermez, kutluluk getirmez. O&#8217;nun bunlara gereksinimi yoktur. İyilikleri sınırsız sevgisinden, kayrasından kaynaklanır; herkese uzanan eli ’al’ der.</p>
<p>&#8220;İçimde bulunan varlığın her parçası, O&#8217;nun kutsal adını kutsa!&#8221; Bu Tanrı, hiçbir yolla ödenmeyen suçlu-luk borcumuzu, Mesih&#8217;in kurtarmalık kanıyla ve kayrasal affıyla arıtır. Ruh-can hastalığından özgür kılın-mak herkesin temel gereksinimidir. Düzensiz varlığın sayısız belirtilerinden biri olan hastalığa da Mesih yardım elini uzatır. Günahın açtığı çürüklük çukurundan suçluyu çeker, başını taçla donatır. Güçsüzlüğü-müzü kendi gücüyle giderir. Ve hastanın-sağlamın böylesi göksel desteğe kesin gereksinimini belirtir.</p>
<p>Hastalık, dengesi bozulmuş kurulu düzenin sarsıntılarından bir bakla. Acıklı ortam Kutsal Söz&#8217;de şöyle dile getirilir: &#8220;Tüm yaratılışın şu ana dek birlikte inlediğini ve doğum sancısı çekercesine birlikte kıvrandığını biliyoruz. Hem yalnız yaratılış değil! Ruh&#8217;un ilk ürününe sahip olan bizler de evlatlığa alınmayı ve bedenimizin kurtuluş bulmasını gözleyerek içimizde inliyoruz. Çünkü bu umutla kurtuluş bulduk. Ama umut bağlanan şey görünseydi ona umut denmezdi. Çünkü gördüğü şeye kim umut bağlar? Oysa görmediğimiz şeye umut bağlarsak, onu katlanışla gözleriz&#8221; (Romalılar 8:22 25).<br />
Hasta insanın gereksinimi pek çoktur. Kuşkusuz sabır-katlanış ön sırada gelir. Hastalık geçiren birçok kişi, bu üzücü görgünün bir eğitimci olduğuna tanıklık eder: &#8220;Düşkünlüğe uğramadan önce yoldan sapmıştım; ama şimdi Senin Sözü&#8217;nü tutuyorum&#8221; (Mezmur 119:67). Ve bunun yanı sıra Kutsal Kitap’ta şu Söz belirtilmekte: &#8220;Keder çekmek gülmekten iyidir, çünkü yüz üzüntüsü yürekte sevince yol açar&#8221; (Vaiz 7:3). Sevinçli, gönençli anlarımız tez unutulur; öte yandan geçmişin acısı kederi hem unutulmaz, hem de somut anılar bırakır. Sevinç eğitimci olamaz. Tersine, acı ve keder eğitimcidir. Onu böyle karşılayabilene.</p>
<p>Yoğun acı çeken, bedeni hastalık barınağına dönüşen Eyub peygamber şöyle dua etti:&#8221;Tuttuğum yolu O bilir; beni denediğinde, altın gibi çıkacağım&#8221; (28:10). Hasta yatağını eğitim basamağı kılarak Tanrı&#8217;nın sesini duyan, O’nun egemen gücüne ve Baba sevgisine sığınarak İsa Mesih&#8217;in kayrasını şifasını arayan sonsuzlar sonsuzu güvendedir. Bu bilgi aşamasına gelenin yaşam ve sonsuz görüşü sağlıklı yörüngededir: &#8220;Çünkü şu gelip geçici acılar, bizde ne sınırı ne de kısıtlaması  olan  sonsuz  yücelik  doluluğunu  oluşturmaktadır&#8221; (II Korintoslular 4:17). İşkenceler çektikten sonra ölen gömülen ve yeniden dirilen Mesih yücelerdedir. O&#8217;nun yeterliliğiyle donatılan kadın erkek sonsuz dinçliğin güvenliğindedir. Bu insan yüceliğin sevincindedir, bilgiyle sonsuzu beklemektedir: Hastalıksız, gözyaşsız, ölümsüz, iblissiz hükümranlığı.. Mesih tehlikelere açık bedenimizi kendi diriliş bedeninin benzerliğine yükseltecek. Böyle güçlü bir kurtarıcıya imanla bağlanmak, Tanrı’nın güncel desteğine kavuşmaktır.</p>
<p><strong>Yazan: Thomas Cosmades</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hristiyanblog.com/yasamin-dincligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Geçmiş Olsun</title>
		<link>http://www.hristiyanblog.com/gecmis-olsun/</link>
		<comments>http://www.hristiyanblog.com/gecmis-olsun/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Nov 2009 21:37:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[geçmiş olsun]]></category>
		<category><![CDATA[thomas cosmades]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hristiyanblog.com/?p=394</guid>
		<description><![CDATA[Bugünü güvensiz, yarını belirsiz yaşamın üzücü çalkantılarından biri de hastalık. Hepimiz onu geçirdik ya da geçirmekteyiz. Hastanın yanına gelen ona usulden ‘Geçmiş Olsun’ der, tez elden şifa diler. Doktor, hastabakıcı bakımla, ilaçla, iğnelerle hastayı iyi etmek ister. Sigorta hastanın masraflarını öder. Bu yoksa, hasta başkalardan acıma, destek bekler. Birçok hasta aşırı acıyla inler, yaşamı üzüntü [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.hristiyanblog.com/wp-content/uploads/2009/11/gecmisolsun.jpg" alt="gecmis olsun" title="gecmis olsun" width="541" height="200" class="alignnone size-full wp-image-395" /><br />
Bugünü güvensiz, yarını belirsiz yaşamın üzücü çalkantılarından biri de hastalık. Hepimiz onu geçirdik ya da geçirmekteyiz. Hastanın yanına gelen ona usulden ‘Geçmiş Olsun’ der, tez elden şifa diler. Doktor, hastabakıcı bakımla, ilaçla, iğnelerle hastayı iyi etmek ister. Sigorta hastanın masraflarını öder. Bu yoksa, hasta başkalardan acıma, destek bekler. Birçok hasta aşırı acıyla inler, yaşamı üzüntü dehlizine düşer, günlere kara perde iner. Bu arada yoksul aileler inler.</p>
<p>Tanrısayar biri olan Hezekiya, İ.Ö. 750 dolaylarında Yahuda kralıydı. Ağır bir hastalığa tutulmuştu. Tanrı onu sağlığa kavuşturdu, yaşam süresini on beş yıl uzattı. Bunun üzerine o şu içtenlikli ilahiyi yükseltti: &#8220;&#8216;Ölüler ülkesinin kapılarına inmek üzereyim&#8217; dedim. &#8216;Günlerimin tam öğle vaktinde yıllarımın kalan kesiminden yoksun kaldım; RABBİ diriler ülkesinde görmeyece-ğim, yeryüzünde yaşayanlar arasında artık insan yüzüne bakmayacağım&#8217; dedim. Konutum kalktı gitti; bir çoban çadırı gibi yanımdan çekildi. Yaşamımı bir dokumacı gibi sardım. O beni dokuma tezgahından kesiyor&#8230; Kırlangıç ya da turna nasıl cıvıldarsa, öyle cıvıldadım. Kumru gibi inledim, gözlerim yukarı bakmaktan zayıflıyor. Ya RAB, baskıdayım; Sen ol bana kefil&#8230; Beni iyi et, beni yaşat. Kuşkusuz, derin acılar çekmem esenliğim içindi. Canımı sevdiğinden beni çürüme çukurundan kurtardın. Çünkü bütün suçlarımı sırtının ardına attın&#8230;Yaşayan insan, bugün benim yaptığım gibi Sana hamdedecek&#8230; RAB beni kurtarmaya hazırdır. RABBİN konutunda, tüm yaşam boyunca ezgilerimizi sazlarla yükselteceğiz&#8221; (Yeşaya 38:9 20).<br />
<span id="more-394"></span><br />
Eyub peygamber katmerli acılarda kıvranırken haykırdı: &#8220;Miras olarak bana sefillik ayları düştü, payım olarak da sıkıntı geceleri. Yattığımda, ne zaman kalkacağım, derim&#8230; Günlerim dokuma tezgahından daha tez umutsuzlukta tükenmekteler&#8230; İnsan nedir ki, onu böylesi önemli sayarsın, onunla ilgilenirsin, düşüncen onda odaklanır&#8221; (Eyub 7:3,4,6,17). Yaşam boyu hastalığa açık varlıklarız. Ne var ki, biraz da tınmazlıkla gün tüketiyoruz. Eyub da sapasağlam, varlıklı saygılı biriyken hastalık tayfun hızıyla bastırıverince dünyaları çöktü.</p>
<p>Ne denli duygulandırıcıdır öncekine koşut tutulabilecek başka bir dua: &#8220;Ya RAB, Seni yardıma çağırdım. Sabahleyin duam Seni karşılar. Niçin ya RAB, canımı kendinden atıyorsun? Niçin yüzünü benden gizliyorsun? Düşkünüm, gençliğimden bu yana ölümle burun burunayım..&#8221; (Mezmur 88:13 15). Hasta yatağında düşüncelere dalanın çaresizliğinden kopup gelir böyle içtenlikli bir yakarı. Bu tartılı dua yaşamın korkularına, sarsıntılarına, acılarına eğilir; varlığın gelip geçiciliğine değinir. Ölümün bir nefes bırakma olduğunu kişiye anımsatır, her şeyin vericisi Tanrı’yla sanki tartışır. Kaderi, kısmeti, tecelliyi bir yana bırakıp bu düşünceyle dua etmenin yararı kendine özgüdür.</p>
<p>Yaşamı her tür dertle, üzgüyle, çalkantı ve günahla beliren Davut peygamber, çok iyi bilinen bir Mezmur&#8217;da şu canlı tanıklığı verir: &#8220;RAB Çobanım&#8217;dır, hiçbir eksiğim olmaz. Canıma taze güç katar&#8221; (23:1,3). İyi Çoban diye betimlenen Tanrı&#8217;nın apayrı özellikleri hemen ışığa çıkar: Sınırsız sevgiyle sevdiği kişiye yakınlığı, ilgiyle ona acıması, her dertte güçlükte yardım sunması.. Çobanın elindeki asa güttüğü koyuna destek ve yeterlik sağlayan, güçsüzlüğe güç katan güvencedir, kanıtlı iman simgesidir. Buna Mesih’in kayrası denir.</p>
<p>Hastanın desteğe, şefkate, avuntuya gereksinimi belirgindir. Benimsenecek sağlıklı tutum, hiç yozlaşmayan göksel yardıma imanla sarılmaktır. Temel gereksinim, her tür bakımın ötesinde bulunan gücedir. İsa Mesih yeryüzündeyken çok sayıda hastayı sağlığa kavuşturdu, nice dertli cana esenlik verdi. O, şifa kaynağıdır. Tanrı&#8217;nın yüce adlarından biri şudur: RAB Şifa Veren (Çıkış 15:26). İnsan bedeni kuşanarak aramızda yaşayan Mesih insanı uğraştıran her derdi giderebilir. İncil’in her sayfası bu tanrısal eylemlerin ışın ışın yanan belgesidir.</p>
<p>Yaratan sağlıklı, yaşam doluluğuyla donatımlı insan yarattı. Ne var ki araya sokulan günah birçok düzensizlikle birlikte hastalığı da getirdi. Günümüzde ulusları uğraştıran çevre kirliliği, insansal bozukluğun en çirkin uzantılarındandır. Çevre hasta, insan hasta, her varlık hasta. Kral Hezekiya ağır hastalığının ortasında şöyle seslenir: &#8220;Çünkü bütün günahlarımı sırtının ardına attın.&#8221; Ademoğlu dinç ve sağlamken belki günahlılığını pek düşünmez. Öyle ya, her iş tıkırındayken yaşamda çöreklenen düzensizlikler zinciri akla getirilmez. Ama kişi hasta yatağındayken, dertlerle boğuşurken günahlılık sırıtmaya başlar.</p>
<p>İsa Mesih sağlığa kavuşturduğu insanların günahını da af etti. Onlara günah boyunduruğundan özgürlük verdi, dertle kavrulan insanlardan her ağırlığı giderdi. Rab hastayı iyi edebilir. Daha da güzeli, canı günah yükünden sadece O arıtabilir. Bu Mesih&#8217;ten arıtma dilemek, kurtarıcılığına iman ederek güvenliğe kavuşmak yaşam-sonsuz gönencidir. İsa’nın bir adı da ’Esenlik Başkanı’ dır (bkz. Yeşaya 9:6). O’nun sevgisinden kaynaklanan sağaltma tümdür, kesindir.</p>
<p><strong>Yazan: Thomas Cosmades</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hristiyanblog.com/gecmis-olsun/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Temel Gereksinim</title>
		<link>http://www.hristiyanblog.com/temel-gereksinim/</link>
		<comments>http://www.hristiyanblog.com/temel-gereksinim/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 03 Oct 2009 21:13:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[temel gereksinim]]></category>
		<category><![CDATA[temel ihtiyaç]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hristiyanblog.com/?p=353</guid>
		<description><![CDATA[Isı, ışık, elektrik, denge ve devinim kurallarını iyice bilmeyenin fizik dalında çalışmaya heveslenmesi yanlışlar zincirini oluşturur. Kimya etkilerini ve bileşimlerini kavrayamayanın formüller simgelemesi gülünç sonuçlar doğurur. Bunlara benzer olarak sağlıklı yaşam görünüşüyle ilgili aktöre, sağtöre, etik, erdem, özveri, sevgi, sevecenlik, yararlılık ilkelerini benimsemeyenin Tanrı konusunu etmesi, laf cambazlığıyla uğraşmaya eşitdeğerdir. Tanrı’ya beğenilen, insan kardeşi sevindiren [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.hristiyanblog.com/wp-content/uploads/2009/10/temelgereksinim.jpg" alt="temel gereksinim" title="temel gereksinim" width="541" height="200" class="alignnone size-full wp-image-354" /><br />
Isı, ışık, elektrik, denge ve devinim kurallarını iyice bilmeyenin fizik dalında çalışmaya heveslenmesi yanlışlar zincirini oluşturur. Kimya etkilerini ve bileşimlerini kavrayamayanın formüller simgelemesi gülünç sonuçlar doğurur. Bunlara benzer olarak sağlıklı yaşam görünüşüyle ilgili aktöre, sağtöre, etik, erdem, özveri, sevgi, sevecenlik, yararlılık ilkelerini benimsemeyenin Tanrı konusunu etmesi, laf cambazlığıyla uğraşmaya eşitdeğerdir.</p>
<p>Tanrı’ya beğenilen, insan kardeşi sevindiren yaşamı belirten ve apaçık sergileyen İsa Mesih, kişinin temel gereksinimlerini güneşin nesneleri parlattığı gibi, tüm şüphe bulutlarını dağıtırcasına tanımladı. Yeryüzündeki parlak hizmetine başlarken bir dağa çekildi, kırk gün kırk gece oruç tuttu, dua etti O. Doğallıkla bu uzun süre sonunda açlık duydu. Günahsız İsa’yı günaha kışkırtmayı kendine amaç edinen iblis, bulunmaz fırsatın ele geçtiğini sandı. Kirli düşüncesi binlerce yıl geriye, Aden bahçesine gitti. Yaradan’ın kusursuz-günahsız yapıtı Adem’le Havva’yı ustalıkla nasıl tongaya getirmişti! O yenginin tadı daha anısındaydı. İnsan soyu o gün günaha tutsaklanarak, Yaradanı’yla sağlıklı ilişkiden koparılarak cennetten atılmamış mıydı? Ama şeytanın oyunu karşısında çaresiz kalmayan Tanrı şimdi Kurtarıcı’yı gönderiyordu.<br />
<span id="more-353"></span><br />
İsa’yı sıradan bir kötülüğe dürtmekle değil, O’nu yasal sayılan eylemlerle bozabileceğini tasarlayan iblis insanlığın kurtarıcısına aynı sinsilikle yaklaştı. İblis Mesih’i gerçek amacından saptırabileceğini sandı. “Eğer Tanrı’nın Oğlu’ysan” dedi, “Söyle şu taşlar ekmek olsun!” Mucize işleyen İsa’ya bundan daha doğal bir öneri gelebilir miydi? Ne var ki, yeryüzüne gelişinin amacını ve sonuçlayacağı eylemin sonucunu çok iyi bilen Isa böyle bir oyuna gelemezdi. Hemen şeytanı yanıtladı: “İnsan yalnız ekmekle yaşamaz, Tanrı’nın ağzından çıkan her Söz’le yaşar” (Matta 4:1-4).</p>
<p>Tanrı’nın hiç eskimeyen, değişmeyen ilkelerini insanlığa anlatan Mesih, sağlıklı amaca ulaşmak için doğal sayılan gereksinimlerin bile ikinci sıraya itilmesi gerektiğini belirtti. Taşları somunlara dönüştürüp açlığını gidermek İsa’ya en kolay işti elbette. İki ayrı durumda birkaç ekmekle balığı çoğaltarak binlerce insanı doyuran O değil midir? Kırk yıl süreyle çölde susuz ekmeksiz dolaşan İsrail toplumunu yüceden gönderdiği manayla besleyen kimdi? Ama çıkarcılığa, yararcılığa hiçbir durumda ödün vermeyen Mesih, iblisin çirkin önerisine uyarak eyleme başvurmadığını insanlara ve meleklere gösterdi.</p>
<p>Yiyeceğe gereksinim yaşamda ilk sırayı mı tutar? Belki! Ama belirli durumlarda bunun kişiyi bencil davranışa götürdüğü de yadsınamaz. Oburluk, açgözlülük, pisboğazlık, tıka basa atıştırarak mide fesadına uğramak da bambaşka konu. Bunların yanı sıra, tok acın halinden anlamaz, tok evin aç kedisi, acından ölmek gibi deyimler açlıktan kırılanları anımsatan uyarıcı, eleştirici kullanımlardır. Insanlık ailesinde altı kişiden birinin açlıktan kıvrandığı, her geçen gün kırk beş bin çocuğun açlık ve hastalıktan öldüğü, insan kardeşin çöp tenekelerinden yiyecek aradığı utandırıcı bir dünyadayız. Kutsal Kitap’ta şu gerçek belirtilir: “Yemekler mide içindir, mide de yemekler için. Tanrı onu da, ötekini de ortadan kaldıracak. Beden de rasgele cinsel ilişki için değildir, Rab içindir. Rab da bedenin esenliği içindir” (I.Korintoslular 6:13).</p>
<p>Doğal düzeyde doğan, yetişen ve yaşamını sürdüren ademoğlu bir sürü isteme tutsaktır. Insan bedeni kuşanarak insanlar arasına gelen kurtarıcı Mesih, somut ve sağlıklı değerlerin doğal düzey ötesinde bulunanlar olduğunu gösterdi. Maddi şeylere bağlılık, çıkarcılık, bencillik, rüşvetçilik, açgözlülük puta tapıcılıkla eşit tutulur Kutsal Kitap’ta. Bu tutsaklıklardan özgürlük doğal gereçlerle, dinsel göreneklerle sağlanamaz. Böyle köklü bir aşamaya ruhsal-göksel güçle varılır. Tanrı Mesihi’ni bunu gerçekleştirmeye gönderdi.</p>
<p>Yaradan toprağı suyu yaptı. Toprağı suya gereksinimli kıldı; suyu da, toprağı sulamaya.. Suyun toprağı sulaması sevindiricidir. Günaha tutsak ademoğlunu kurtarmaya, ona yepyeni yaşam sağlamaya gelen Mesih, insanın sadece para kazanmakla, mal mülk yapmakla, uyku uyumakla, zevk, keyf, seks ardından koşmakla yaşam amacına ulaşamayacağını vurgular. İsa, Tanrı’nın ağzından çıkan her Söz’le kişinin canını doyurması gerektiğini belirtir.</p>
<p>İsa Mesih’in şu bildirisi seni de içerir: „Insan tüm dünyayı kazanır da canını zarara uğratırsa ne yararı olur? Ya da, insan canına karşılık ne ödeyebilir?“ (Matta 16:26). Temel değerlerin sürekli kaydığı, hep altüst edildiği ortamdayız. Yaşamda en üstün saydığın değer ne olabilir? Kurtarıcı  Mesih’in vurguladığına göre, bu kendi canındır. İsa bunu bir kuram, yorum, görüş olarak öne sürmedi. Canın kurtulsun diye kendi canını kurtulmalık kıldı. Tövbeyle, imanla O’nu değerlendirmek Tanrı ve melekler karşısında en sağlam karardır.</p>
<p><strong>Yazan: Thomas Cosmades</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hristiyanblog.com/temel-gereksinim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yaşamın Tadı ve Ötesi</title>
		<link>http://www.hristiyanblog.com/yasamin-tadi-otesi/</link>
		<comments>http://www.hristiyanblog.com/yasamin-tadi-otesi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 03 Oct 2009 20:44:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yaşamın ötesi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşamın tadı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hristiyanblog.com/?p=349</guid>
		<description><![CDATA[İnsanlığın başına Demokles’in kılıcı gibi asılı duran nükleer savaş öcüsü yaklaşık on yıldır etkisini yitirdi. Bir bakımdan rahatladık. Ama başka başka kılıçlar, hem de yoğunlaşan hızla güncel yaşamı baskıda, korkuda, kuşkuda kıskıvrak sıkıştırıyor: Uyuşturucular salgını, AIDS virüsü, cinayetler, mafialar, kanlı eylemler, ekonomik bunalımlar, çevre kirlilikleri, nükleer artıkları, asit yağmuru, nüfus patlayışı, işsizlik, eğitimsizlik, sağlıkta bakımsızlık, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.hristiyanblog.com/wp-content/uploads/2009/10/yasamintadi.jpg" alt="yaşam" title="yaşam" width="541" height="200" class="alignnone size-full wp-image-350" /><br />
İnsanlığın başına Demokles’in kılıcı gibi asılı duran nükleer savaş öcüsü yaklaşık on yıldır etkisini yitirdi. Bir bakımdan rahatladık. Ama başka başka kılıçlar, hem de yoğunlaşan hızla güncel yaşamı baskıda, korkuda, kuşkuda kıskıvrak sıkıştırıyor: Uyuşturucular salgını, AIDS virüsü, cinayetler, mafialar, kanlı eylemler, ekonomik bunalımlar, çevre kirlilikleri, nükleer artıkları, asit yağmuru, nüfus patlayışı, işsizlik, eğitimsizlik, sağlıkta bakımsızlık, siyasette yolsuzluk, ve ve ve.. Bunlara doğa felaketlerini de eklersek altı sakat, kaygan yeryüzünde bulunduğumuz o anda akılları oyalıyor.</p>
<p>Bu sorunlar birçok kişiyi düşündürmekle birlikte, onlara karşı umursamazlıkla davrananlar, kayıtsız kalanlar da çok! Günümüzden birkaç bin yıl önce Eyub şöyle demiş: “Ademoğlu sıkıntıya doğar. Tıpkı kıvılcımların yukarıya uçuştuğu gibi&#8230; Kadından doğmuş insanın günleri kısadır ve sıkıntıyla doludur” (5:7; 14:1). Genel bunalım yalnız ademoğullarını değil, yaşayan varlıkları ve tüm doğayı etkilemiş. Bu görünüm Kutsal Kitap’ta şöyle anlatılır: “Tüm yaradılışın şu ana dek birlikte inlediğini ve doğum sancısı çekercesine birlikte kıvrandığını biliyoruz” (Romalılar 8:22).<br />
<span id="more-349"></span><br />
Şu çileli dünyayı kapsayan genel acı ve sarsıntı, İsa Mesih’e inananların güvenlikle beklediği parlak çağı haber veriyor. Karanlık ışığın habercisidir, demiş bir düşünür. Evet, İsa Mesih’in günahtan arıttığı kadına erkeğe O’nun görkemli gelişini güvenle gözleyene, çalkantılı yeryüzünde Bin Yıllık barış ve esenlik hükümranlığını kesin imanla bekleyene sarsılmaz gerçek budur.</p>
<p>Şu bunalımlı çağın ötesindeki durumla tanış olmak, kişinin varlığına karşı en başta beliren sorumluluğudur. Bu konuda Tanrı hiç kimseyi bilgisiz bırakmıyor. Yeryüzüne ilk kez gelip kurtuluş sağlayan Mesih, ikinci gelişinde kendisini bekleyenlere esenlik getirecek. Şimdiki yaşamın ötesindeki gelişimleri öğrenmek somut bilgi edinmektir. Konuya ilişkin Mesih’in anlattığı ilginç bir olay var: “Varlıklı bir adam vardı. Giysileri erguvan çiçeği renginde ince ketendendi. Kapısının önüne Lazaros adında bir yoksulu yatırırlardı. Bedeni baştan başa açık yaralarla doluydu. Varlıklı adamın sofrasından atılan atıklarla karnını doyurmaya özlem duyardı. Köpekler de gelip açık yaralarını yalarlardı. Günlerden bir gün yoksul adam öldü, melekler tarafından Ibrahim’in yanında oturmaya götürüldü. Varlıklı adam da öldü ve gömüldü. Ölüler ülkesinde işkence çekerken gözlerini kaldırınca ırakta İbrahim’i ve yanında oturan Lazaros’u gördü. ‘Ey İbrahim baba!’ diye seslendi, ‘Bana acı. Lazaros’u gönder de parmağının ucunu suya batırsın, dilimi serinletsin. Çünkü bu alevin ortasında acıyla kıvranıyorum.’ Ama İbrahim şu yanıtı verdi: ‘Ey oğul, yaşamında iyi şeylerle gönenç bulduğunu, Lazaros’un ise türlü kötülükler çektiğini anımsa. Ama şimdi o avutuluyor, sense acıyla kıvranıyorsun. Üstelik, bizimle sizin aranızda koca bir boşluk saptanmıştır. Öyle ki, buradan oraya geçmek isteyenler bunu başaramasın; oradan da hiç kimse bizim bulunduğumuz yere geçemesin.’ Bunun üzerine adam, ‘Sana yalvarırım, ey baba!’ dedi, ‘Lazaros’u babamın evine sal. Beş kardeşim var. Onları uyarsın ki, onlar da bu işkence yerine gelmesinler.’ Ama İbrahim şu yanıtı verdi: ‘Musa’yı ve peygamberleri biliyorlar. Onları dinlesinler.’ Adam, ‘Hayır, İbrahim baba’ dedi, ‘Ama ölülerden biri onlara giderse, günahlarından dönerler.’ İbrahim de ona, ‘Eğer Musa’yı ve peygamberleri dinlemiyorlarsa, ölüler arasından biri dirilse bile inanmazlar’ diye karşılık verdi“ (Luka 16:19-31).</p>
<p>Düşünceleri şu geçici yaşamın ötesine, zaman ve mekan kavramının ilerisine, sonsuza, sonsuzun görünümüne taşıyan Rab İsa Mesih canlı bir gelişimi ayrıntılarıyla açıklıyor. O herşeyi bilendir; öncesiz çağlardan geldi, sonsuza yükseldi. O’nun değindiği dönemde de bunalımlar eksik değildi. Adı verilmeyen kişinin tüm kovalayışı yazlıkkışlık evler, parlak giysiler, iştah açıcı yiyecekler, kazanç getiren uğraşlardı. Bunların gönencindeyken acıma duygusunu körletti. Canı kayrasıyla kurtaran, seven ve acıyan Rabbi gerçek kişiliğinde tanımamak, O’na Babam diyememek sevgiyi acıyışı düğümler, yaşama da sonsuza da sağlıklı yaklaşımı engeller. Şu sağlıksız dönem sağlıklı görüşü, sağduyulu yaklaşımı gerektirir. Bunuysa İsa Mesih verir. </p>
<p>Yaşama-sonsuza ilişkin böyle bir kavrama gelmeyenin durumu bencillik derininde çalkantı, geleceği de umutsuzluk karanlığında iniltidir. Varlıklı kişi kısa yaşamın özüne, içeriğine hiç eğilmedi. Kafasında kurduğu giderayak formüllerle yaşam gizinin basitine gitti, akılsızlığın ürününü devşirdi. İşler tıkırındayken günah boyunduruğunu, kurtuluş gereğini, sosyal yükümlülükler çağrısını hasıraltı etti. Gününü gün etmenin aldatıcılığıyla kenetlendi; günlerden birgün öldü ve gömüldü. Parlak cenaze töreni, bol keseden övgü canını gelecek işkenceden kurtaramadı. Mesih’in kurtarışını tepmek onun yaşamına mal oldu. Sayısız kişinin tutumu bu değil mi?</p>
<p><strong>Yazan: Thomas Cosmades</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hristiyanblog.com/yasamin-tadi-otesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İntihar</title>
		<link>http://www.hristiyanblog.com/intihar/</link>
		<comments>http://www.hristiyanblog.com/intihar/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 2009 21:33:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[intihar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hristiyanblog.com/?p=341</guid>
		<description><![CDATA[Yüreğe işleyen acılar zinciri her yanda giderek uzanıyor, insan kardeşi bir dertten öbürüne götürüyor. Trajedilerin önde geleni, insanın kendini öldürmesidir demek pek de yanlış olmaz! Şu bunalımlı, karışık çağda ürkütücü bir intihar salgını var. Her ulustan, her soydan her boydan, kadın ve erkek yaşam bunalımlarının çözümünü intiharda buluyor. Her sekiz saniyede bir kişi intiharla telef [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.hristiyanblog.com/wp-content/uploads/2009/10/intihar.jpg" alt="intihar" title="intihar" width="541" height="200" class="alignnone size-full wp-image-342" /><br />
Yüreğe işleyen acılar zinciri her yanda giderek uzanıyor, insan kardeşi bir dertten öbürüne götürüyor. Trajedilerin önde geleni, insanın kendini öldürmesidir demek pek de yanlış olmaz! Şu bunalımlı, karışık çağda ürkütücü bir intihar salgını var. Her ulustan, her soydan her boydan, kadın ve erkek yaşam bunalımlarının çözümünü intiharda buluyor. Her sekiz saniyede bir kişi intiharla telef oluyor. Bunlar sarsıcı duygular, sağlıksız tepkiler ve çelişkiler okyanusunda boğuşuyor: Yalnızlık, işsizlik, yoksulluk, hastalık, madunluk, umutsuzluk, başarısızlık, hak çiğnenişi, acıdan ağrıdan doğan bunalım, yanıtsız haykırı, düş kırıklığı, çeşitli hastalıklar zinciri, cezaevleri katlanamazlığı, alkol-uyuşturucu tıkanıklığı, intikam, öfke, korku, şüphe, utanç, depresyon, kapkaranlık dört yol ağzı, hiç dinmeyen gözyaşı, vb.</p>
<p>Şu bunalımlı, kudurgan çağın acı cilvelerinden biri, intihar olaylarının her ülkede, her kentte yaygınlığıdır. Avusturya, Danimarka gibi ekonomik düzeyin üstte bulunduğu ülkelerde intihar oranı çok yüksek! Bu olgu çarpıcı bir gerçeği kanıtlamakta: Parasal, konutsal, eğitimsel olanakların yerinde olması mutlu, sevinçli bir yaşamın anahtarı olamıyor! Bu insan kardeşlerin bunalımı yaşamdan bıkkınlık, çeşitli katlanılmazlık, günlerden usanganlıktır. Sıradan kişinin yanı sıra her aşamadan insan kardeş bunalımın çalkantısında: Ruhbilimciler, doktorlar, dişçiler, avukatlar, büyük iş sahipleri, yüksek eğitimliler, homoseksüeller. Bazı yerlerde 18-35 yaşında genç bayanların zorla; daha yaşlı ve evli kişilerle evliliğe zorlanışı bu oranı yüzde seksene götürüyor.<br />
<span id="more-341"></span><br />
Çeşit çeşit intihar var. Örneğin bir okulda bazı öğrenciler art arda intihara başvurur. Kopyecilik intiharı: Önemli birini örnek yapar. Grup intiharı: Yüzlerce insanın bir tarikata bağlılığından doğar. Her yıl yaklaşık beş milyon kişi sigaradan kaynaklanan hastalıklar sonucu ölüyor. Bile bile intihar! Giderayak seks ilişkilerinden fokurdayan AIDS virüsü. Karayollarını yarış alanına dönüştürenlerin ölümü. Başkalarını da yakarak..</p>
<p>Yaratan, pul para güvenliğinden önce yoksul olsun varlıklı olsun herkese yaşam yönteminin anlamını, şimdiki dönemin amacını sağlamakta ve bunu göstermekte. Kaptansız gemi kayalara ya da başka bir gemiye bindirir. Tanrı herkese en güçlü ve etkili kaptanı atadı. İsa Mesih&#8217;in yetkili, güvenlikli çağrısı şöyle duyurulur: &#8220;Ey bütün yorulanlar ve ağır yük altında yıprananlar! Bana gelin. Sizleri dinlendiririm. Boyunduruğumu takının, benden öğrenin. Çünkü ben yumuşak huylu ve engin yürekliyim. Böylece, canlarınıza dinlenme bulacaksınız&#8221; (Matta 11:28,29).</p>
<p>Çok  kişiye  dertlerle  yaşam  yükleri kaldırılamaz türden.. Baskılar okyanusun dalgaları gibi. Ama diri Tanrı sevgiyle, sevecenlikle, kayrayla doludur. Ölümü alt eden İsa Mesih&#8217;ten her tür yardım, destek, umut aranabilir. Bunun gönencine gelenlerin sayısı pek çoktur. İntihar işkencesiyle çalkalanana şu güven dolu tanıklık duyurulur: &#8220;Bu düşkün insan bağırdı ve RAB işitti; onu tüm sıkıntılarından kurtardı&#8221; (Mezmur 34:6).</p>
<p>Toplum içinde bir bütünüz. Özellikle yeryuvarlağının büsbütün büzüştüğü şu çağda. İçinde acıma duygusu bulunan kişi insan kardeşinin esenliğinden, güvenliğinden sorumludur. Bir ruhbilimci, hemen hemen herkese belirli bir zamanda intihar düşüncesi gelmiştir diyor. Ama bu itkinin işkencesi altında çalkalanmayanın kendinden sorması gereken bazı köklü sorular vardır: Intihar kışkırtısıyla çalkalanana nasıl yardımcı olabilirim? Böyle biriyle karşılaşırsam yarasına melhem olabilir miyim? Dayanılmaz çalkantılarla yıpranan insan kardeşe masmavi gökyüzünü gösterebilir miyim? Ben başkalarına ruhsal yardım sunabilecek biri miyim? Bin bir çeşit baskıyla ezileni acımaktan başka ne yapabilirim? Tesellinin, avuntunun kaynağını tanıdım mı?</p>
<p>Büyük bir kentte bir İncil öğütçüsü haftanın bir akşamını bu genel bunalımı içeren konuşmalara, ön çalışmalara ayırır. Toplantı kadın erkek, genç yaşlı, okumuş çok okumamış herkese açık. Herhangi biri kimliğini  belirgin etmeden, çevresindekilerden kuşkulanmadan, yersiz bir soruyla karşılaşmadan bu yere gelir, konuşanı dinler: İntihara götüren bunalımlar zinciri nedir? Bunlar nasıl göğüslenebilir, nasıl atlatılabilir? vb. Her hafta başka başka kişiler bu ilginç toplantıya katılır. Hiç kimseden içerletici, korkutucu soru sorulmaz. Konuşma sonunda oldukça kabarık sayıda erkek kadın, öğütçüyle özel görüşme için gün ve saat ayırır. İşin ilginç yönü, pek çok kişinin bu köklü bunalımla boğuştuğu, yardım aradığı belirir. Böylece birçokların intihar eğilimi önlenir. Ve en önemlisi, bu insanlar yaşamın, sonsuzun gerçek anlamı ve niteliğiyle yüzleşir.</p>
<p>İntihar yaşam israfıdır. Önlenebilen trajedi. Çoğu kez intiharı tasarlayan kişi sevilmeme, dışlanma duygusuyla kavrulur. Bazı yerlerde Mesih inanlılarının &#8216;Sıcak telefon hattı&#8217; dedikleri bir bağlantı merkezi vardır. İntihar duygusu eğleştiren, telefonla destek arayabiliyor, yıkım önlenebiliyor.  Kurtarıcı Mesih&#8217;in sevgisi bunları yaptırıyor. </p>
<p>Ailelerde intihar olgusuyla çalkalananlara nasıl yardım sunulabilir? Örneğin, babanın intihar ettiği ailenin bunalımı.. Bu da, yoğun çabayı gerektiren sorumluluk. Yalnızlık, kayıtsızlık, dört yol ağzında kalmışlık intihar tasarısını yanardağa dönüştürüyor. Intihar adayını bunalımlar zinciri sarmış. Mahva götüren zincirler nasıl kırılabilir? Rab İsa kendisini insanla özdeş kılar. İlgisizliği yargılayacağını belirtir: &#8220;Açtım, bana yiyecek vermediniz; susuzdum, susuzluğumu gidermediniz. Yabancıydım, beni içeri almadınız. Çıplaktım, beni giydirmediniz. Hastaydım, cezaevindeydim, beni görmeye gelmediniz&#8221; (Matta 25:42,43). Soruna sevgi dolu yürekle gelir Mesih. İblis kincilik yıkıcılığıyla saldırır. Kahredici denge yerimize ölen, dirilen Mesih&#8217;in insan kavramı ötesinde sevgisiyle kırılır. Bu sevgiyi değerlendiren sonra da canları kurtarır. </p>
<p><strong>Yazan: Thomas Cosmades</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hristiyanblog.com/intihar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

