
Gerçek Hristiyanlardan birçoÄŸunun canını sıkan bir soru var: Görünen bir kilisenin birliÄŸini ne zaman terk etmeli? Bu soru, Hristiyanların “kilise ümidinin bir o mezhebe, bir öbür mezhebe gidip geldiÄŸi ilgisiz ve laubali tavırlar sonucunda ÅŸiddet kazanır. Kilise birliÄŸine gereÄŸinden fazla deÄŸer verip, saflığın ve doÄŸruluÄŸun kaybını göz ardı etme pahasına korumaya alışmakla ters tarafa doÄŸru ÅŸiddetlenir. Bazı kiliseler önderlerinin kilisenin saf-lığı, barışı ve birliÄŸi için çalışmak adına gizli bir yemin etmesini talep ederler. Ancak, eÄŸer bir kilise doktrin ve eylemlerinde iffetsiz hale gelir ve önder gerçekten kiliseyi temiz kılma arayışında olursa, büyük bir ihtimalle kilisenin barışını ve birliÄŸini bozmaya çalışmakla suçlanacaktır. Bu, barış, saflık ve birliÄŸi eÅŸit ÅŸekilde korumak için ortaya atılmanın bir “görevimiz tehlike” olduÄŸunu keÅŸfeden Eski AntlaÅŸma peygamberlerinin ve Yeni AntlaÅŸma elçilerinin akıbeti gibidir.
Gerçekte kiliseler, bozulma durumuna ve bedeli ağır hatalara sıklıkla düşer. Bir kiliseyi küçük iffetsizliklerden dolayı tamamen terk etmek, merhametten yoksun kalmaktır. Saflık anlamında hiçbir kilise mükemmel değildir, ne doktrininde ne de uygulamalarında. Sabır ve merhamet, kilise tökezlediğinde gereklidir. Bununla beraber, görünen bir kilise topluluğunun, değil belki, kesinlikle terk edilmesi gereken bir an vardır ki, bu, kili-senin inancından dönecek kadar bozulduğu andır. Sapkınlık, kilise, Hıristiyan inancının temel bir gerçeğini reddettiği zaman ortaya çıkar. Eğer, örneğin, kilise müjdeyi inkar etmiş ya da Sakramentleri terk etmişse, gerçek kilise olma özelliğini sona erdirmiştir; imanlı, ondan geri çekilmeye artık mecburdur.
okumaya devam edin…