Hristiyan Blog | Hristiyanlık ile ilgili bilgiler ve güncel haberler
19Eki/09

Diyognetus

diyognetus
Kilise Babalarından Mektuplar Serisi 8.Bölüm
Hristiyanlar "vücutlarında" yaşıyor, oysa vücutlarına göre değil. Yaşamlarını yeryüzünde sürdürürler, oysa uyrukları gökyüzüne aittir.
Hristiyanlar, ne yerleşim alanı, ne dil, ne de yaşam alışkanlıkları ile diğer insanlardan ayrılmazlar. Nitekim özel kentlerde yaşamıyorlar, acayip bir dil kullanmıyorlar, kendilerine özgü bir yaşam şekli sürdürmüyorlar. Öğretileri, yenilikleri seven insanlar tarafından derin düşünce ve araştırma yolu ile keşfedilmemiştir. Bazıları gibi de insanın türettiği felsefenin savunucusu değillerdir. Yunan veya barbar kentlerde, rastgele otururlar ve giysilerinde, gıdalarında ve yaşamlarında o yerin törelerini izlerler; fakat amaçları şahane ve herkesin kabullendiği görüşle inanılmaz bir yaşam şeklidir. Kendi vatanlarında otururlar; ama yabancılar gibi; yasalara bağlı vatandaşların tüm faaliyetlerine katılır, tüm zorunlulukları kabul ederler; fakat geçici konuklar gibi. Her yabancı ülke vatanlarıdır ve her vatan onlar için yabancı bir ülkedir. Diğerleri gibi evlenirler; fakat çocuklarını sokağa atmazlar. Sofralarını paylaşırlar, yatakları değil.

Vücutlarında yaşarlar, oysa vücutlarına göre değil. Yaşamlarını yeryüzünde sürdürürler, oysa uyrukları gökyüzüne aittir. Yasalara itaat ederler, yaşam şekilleri ise yasalardan üstündür. Herkesi severler ve herkesin zulmüne uğrarlar. Tanınmazlar fakat yargılanırlar. Ölüme gönderilirler ve böylece yaşamı alırlar. Yoksuldurlar, fakat birçoklarını zengin ederler. Her şeyden yoksundurlar, fakat her şeyi fazlasıyla bulurlar. Hor görülürler ve bunda şanlarını elde ederler. Ünleri saldırıya uğrar ve bu ara adaletleri vurgulanır. Hakarete uğrarlar, kendileri ise takdis ederler, onlara namussuzca davranılır, karşılığında saygı gösterirler. İyilik yapmalarına rağmen suçlu gibi cezalandırılırlar ve cezalandırıldıklarında yaşamı elde etmiş gibi mutlu olurlar. Yahudiler onlarla savaşırlar, yabancıymış gibi ve putperestler onlara eziyet ederler. Oysa onlardan nefret edenler, bu düşmanlıklarının nedenini açıklayamıyorlar. Tek bir ifade ile vücutta ruh ne ise dünyada Hristiyanlar aynı şeydir. Ruh, vücudun her uzvunda bulunur ve Hristiyanlar dünyanın her kentine dağılmış haldeler. Ruh vücutta konaklıyor; oysa vücuttan türemiyor. Hristiyanlar da bu dünyada konaklıyorlar, fakat bu dünyaya ait değiller. Görünmeyen ruh, görünen vücudun içine kapatıldığı gibi Hristiyanlar da görünürde dünyada yaşamaktalar; oysaki Tanrı'ya gerçek tapınmaları görünmezdir. Hiçbir haksızlığa hedef olmamasına karşın vücut nefretle saldırıp, ruha savaş ilan etmektedir. Çünkü ruh duyumsal zevklerden haz duymasını engelliyor; aynı şekilde dünya, onlardan hiçbir hakaret görmemesine karşın salt kötülüğe karşı geldikleri için Hristiyanlar’dan nefret etmektedir.
Nasıl ki ruh nefret konusu olmakla birlikte vücudu ve uzuvları seviyorsa, aynı şekilde Hristiyanlar onlardan nefret edenleri severler. Ruh vücudun içine kapatılmıştır; oysa o bu vücudu desteklemektedir. Hristiyanlar da bir hapis örneği, dünyanın içine tutukludurlar; oysaki dünyayı taşıyan onlardır. Nasıl ki ölümsüz ruh ölümlü bir çadırda yaşıyorsa, aynı şekilde Hristiyanlar bozulabilen şeyler arasında yolculuk eden yolcular gibidirler ve gökyüzünün bozulmazlığını beklemekteler.
Gıdalarda ve içkilerde eziyet gören ruh, daha iyi olur. Eziyetlerle karşılaşan Hristiyanlar da her geçen gün ile çoğalırlar. Tanrı onları öylesine soylu bir yere yerleştirdi ki, orayı terk etmeleri uygun düşmez.
DEVAMINI OKU...

19Eki/09

Sardi’li Meliton

sardimeliton
Kilise Babalarından Mektuplar Serisi 7.Bölüm
Sardi’li Meliton’un Paskalya Vaazı’ndan…
Ben sizi diriltip, göklerde olan Baba’yı göstereceğim. Sağ elimle sizi yükselteceğim.
Sevgili kardeşlerim, iyice dikkat edin: Paskalya'nın gizi yeni ve eskidir, ebedi ve zamansaldır, bozulabilen ve bozulmayan, ölümlü ve ölümsüzdür. Yasa'ya göre eskidir; Söz'e göre yenidir; şeklinde zamansal, lütfunda ebedidir; kuzunun kurbanı ile bozulabilen, Rabbin yaşamı ile bozulmayandır; toprağa gömülmesi ile ölümlü, ölülerin arasından dirilişi ile ölümsüzdür.

Yasa eskidir, fakat söz yenidir; şekil zamansaldır, lütuf ebedidir; kuzu bozulabilendir, fakat bir kuzu gibi kurban edilip, Tanrı olarak dirilen Rab bozulmazdır.
"Boğazlanmaya götürülen Kuzu gibi ve kırpıcılar önünde dilsiz duran koyun gibi, ağzını açmadı" (Yşa. 53,7).
Simge geçti ve ifade edilen gerçek sonucuna vardı: bir kuzu yerine, her şeyi özetleyen Tanrı-insan Mesih.
Bunun içindir ki, kuzunun kurban edilmesi, Paskalya'nın kutlanması ve yasanın yazılışının sonucu İsa Mesih'tir. Eski yasada her şey Mesih için oluyordu. Yeni düzende oldukça üstün bir biçimle, her şey Mesih'e yöneliyor.
DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN!

19Eki/09

Antakyalı Teofilos’un Mektubu

antakyali teofilos
Kilise Babalarından Mektuplar Bölüm 6: Antakyalı Teofilos’tan Autolikus'a Mektup
İstersen iyileşebilirsin. Kendini Hekim'e teslim et ve O ruhunun ve yüreğinin gözlerini açacaktır. Bana: Tanrı'nı göster, desen, ben de sana: İçindeki insanı gösterirsen ben de sana Tanrı'mı gösteririm, derim. O halde, ruhunun gözlerinin gördüğünü ve yüreğinin kulaklarının duyduğunu göster bana. Nitekim vücudun gözleri ile görenler, bu dünyasal yaşamda cereyan eden olayları algılayıp araları değişik olan şeyleri ayırırlar: aydınlık ve karanlık, beyaz ve siyah, güzel ve çirkin, ahenkli olanla karışık olanı, ölçülü olanla olmayanı, kısımlarında fazlalığı olanla eksikliği olanı. Kulaklara uygun olanlar için aynı şey söylenebilir, yani keskin, ağır ve tatlı sesler gibi. Tanrı'yı görme konusunda yüreğin kulakları ve ruhun gözleri aynı şekilde davranırlar. Nitekim Tanrı onu görebilenler, yani gözleri olanlar tarafından görülebiliyor. Oysa bazılarının gözleri iyi seçemediğinden güneşi göremiyorlar. Bununla birlikte, körler görmüyor diye güneşin ışık saçmadığı sonucuna varamayız. Bu da doğru olur, çünkü körler kendi karanlıklarını kendilerine ve gözlerine bağlıyorlar.
DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLA!

4Eki/09

Justinus’un Mektupları

justinus
Kilise Babalarından Mektuplar Serisinin 5.Bölümü: Justinus'un Mektupları
Justinus'la çağımızın ikinci yüzyılına giriyoruz ve başlangıç Kilise'sinden ayrılıyoruz. Bu devirde Hristiyanlar’ın büyük kısmı paganizmden gelmektedir. Hristiyanlık Greko-Romen dünyada yaşamaktadır. Kilise'de de çok yaygın olan, Marcion herezisi dönemidir. Bu herezi, Eski Antlaşma'nın Tanrı'sı ile Yeni Antlaşma'nın Tanrı'sı arasında kesin bir ayırım yapmaktadır. Biri öç alıcı ve kıskanç bir Tanrı'dır, diğeri sevgi Tanrı'sıdır. Bugün Justinus'un yazılı eserleri olarak elimizde şunlar kalmıştır: Birinci Apoloji: Hristiyanlar’ın ve Hristiyan’lığın savunulması, 150 yılına doğru imparator Antoninus'a hitap eder. Tryphon'la Diyalog: 160 yılına doğru Efes'te bir Hristiyan’la bir Yahudi arasındaki diyalog. Gerçekte bu, Eski Antlaşma'nın Hristiyanlık açısından okunmasıdır.

Justinus Filistin kökenlidir, Naplusa'da (eski Sichem), Samiriye'de doğmuştur. Ataları Yunanlı muhacirlerdir. Bu durum, bir Grek formasyonuna sahip olmasını açıklamaktadır. Justinus, Tanrı'yla ilgili gerçeğin peşinde koşan kaygılı bir inançsal ruha sahiptir. Büyük filozoflara başvuracaktır. Kentten kente birçok yolculuk yapmıştır. 135 yılına doğru, Efes'te yaşlı bir Hristiyan filozofa rastlaması Justinus'a yeni bir yol açar. Bu gizemli ihtiyar ona şöyle demişti: "Her şeyden önce, aydınlık kapılarının sana açılması için dua et. Çünkü eğer Tanrı ve Mesih ona anlamayı bahşetmemişse, kimse göremez ve de anlayamaz." Bunun üzerine Justinus, tereddüt etmeksizin, Hristiyan imanını benimser ve tinsel buluşunu Yahudiler'e ve paganlara da nakletmek ister. İhtida etmiş bir filozof olan Justinus bütün yaşamı boyunca filozof olarak kalacaktır. Justinus'la Kilise içinde yeni bir görev, laik bir Hristiyan filozof görevi doğar. Justinus Roma'ya yerleşir. 165 yılında, imparator Marcus Aurelius zamanında Justinus, öğrencilerinden altısı ile birlikte tutuklanır. Hristiyan olduğu için öldürülür.

Justinus bir optimist'tir. Çok açık kafalıdır ve bu durum ona, felsefe ve akıl düzeyinde her türlü karşılaştırmayı serinkanlılıkla kabul etmek imkânını vermektedir. Justinus bir tarih teolojisinin temellerini atmaktadır. Fakat Justinus'un en kişisel teolojik özelliği, kuşkusuz onun, Tanrı Sözü üzerindeki öğretişidir. Justinus'a göre, Tanrı Sözü bilginin kaynağıdır. Fakat Tanrı Sözü aynı zamanda bilginin konusudur. Çünkü Tanrı'yı açıklayan, Tanrı Sözü’dür.
DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN!

2Eki/09

Barnaba’ya Atfedilen Mektup

barnabas
Kilise Babalarından Mektuplar Serisinin 4.Bölümü: Barnaba'ya Atfedilen Mektup (2.YY)
Son derece sertleşen ve İncil'in bazı bölümlerine yakın olan Yahudi karşıtı polemik "Barnaba'nın Mektubu"nun konusunu teşkil etmektedir. 1. yüzyıl sonlarına veya 2. yüzyıl başlarına ait, yazarı bilinmeyen bu metin, bir olasılıkla "iki yolun öğretisini” "Didake" ile paylaştığından Suriye kökenlidir. Ancak Pavlus'un yoldaşı Barnaba'ya ait sayılmamalıdır. Eski Antlaşma'nın Hristiyan’ca kullanımı (yorumu) üzerinde uzun bir vaaz olan bu mektupta yazar, Yahudileri, Eski Antlaşmadaki Mesih'in gelişine ait kehanetleri doğru şekilde anlamamakla ve bu yüzden Mesih İsa'nın öğretisini bir tüm olarak reddetmekle suçluyor. Barnaba'ya göre Eski Antlaşmayı okumanın (yorumlamanın) tek doğru şekli metnin, sadece tensel anlamı ile değil de tinsel anlamının idrak edilmesi gerekir. Bu da "alegorik" (mecazi) yorumun, yani sözcüklerin gizli ve sadece Ruh'un inanç sahibine açıkladığı anlamını araştıran yorumun sayesinde olabilmektedir.
DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN!

28Eyl/09

Polikarp’ın Mektupları

polikarp
İlk Kilise Babalarından Mektuplar Serisinin 3.Bölümü: Polikarp'ın Mektupları
Polikarpos büyük olasılıkla, İncil yazarı Yuhanna'nın öğrencisidir. İzmir episkoposuydu. İzmir tiyatrosunda halkın önünde bir odun yığını üzerinde yakılarak öldürüldü. Ölürken, şehit edilmeye layık görülmüş olduğu için Rabbe şükretti. 23 Şubat 155 günü şehit edildi. Devamını okumak için burayı tıklayın!

Kutsal Kitap’tan Ayetler

Yaşayışınız para sevgisinden uzak olsun. Sahip olduklarınızla yetinin. Çünkü Tanrı şöyle dedi: “Seni asla terk etmeyeceğim, Seni asla yüzüstü bırakmayacağım.” — İbraniler 13:5

Son Eklenenler

Kategoriler

Bağlantılar

Hristiyan Blog nedir?

Hristiyanlık ile ilgili makale ve bilgilerin linklerini ve hristiyanları ilgilendiren güncel haberleri günlük olarak yayınlayan bir web sitesidir. Hristiyan Blog'un amacı insanların hristiyanlık ile ilgili doğru ve güncel bilgiye kısa yoldan ulaşması, gerçeklerden uzak kalmamasıdır.