"Kilise Babaları" kategorisindeki yazıları görüntülüyorsunuz

Diyognetus

Yorum yok

diyognetus
Kilise Babalarından Mektuplar Serisi 8.Bölüm
Hristiyanlar “vücutlarında” yaşıyor, oysa vücutlarına göre deÄŸil. YaÅŸamlarını yeryüzünde sürdürürler, oysa uyrukları gökyüzüne aittir.
Hristiyanlar, ne yerleşim alanı, ne dil, ne de yaşam alışkanlıkları ile diğer insanlardan ayrılmazlar. Nitekim özel kentlerde yaşamıyorlar, acayip bir dil kullanmıyorlar, kendilerine özgü bir yaşam şekli sürdürmüyorlar. Öğretileri, yenilikleri seven insanlar tarafından derin düşünce ve araştırma yolu ile keşfedilmemiştir. Bazıları gibi de insanın türettiği felsefenin savunucusu değillerdir. Yunan veya barbar kentlerde, rastgele otururlar ve giysilerinde, gıdalarında ve yaşamlarında o yerin törelerini izlerler; fakat amaçları şahane ve herkesin kabullendiği görüşle inanılmaz bir yaşam şeklidir. Kendi vatanlarında otururlar; ama yabancılar gibi; yasalara bağlı vatandaşların tüm faaliyetlerine katılır, tüm zorunlulukları kabul ederler; fakat geçici konuklar gibi. Her yabancı ülke vatanlarıdır ve her vatan onlar için yabancı bir ülkedir. Diğerleri gibi evlenirler; fakat çocuklarını sokağa atmazlar. Sofralarını paylaşırlar, yatakları değil.

Vücutlarında yaÅŸarlar, oysa vücutlarına göre deÄŸil. YaÅŸamlarını yeryüzünde sürdürürler, oysa uyrukları gökyüzüne aittir. Yasalara itaat ederler, yaÅŸam ÅŸekilleri ise yasalardan üstündür. Herkesi severler ve herkesin zulmüne uÄŸrarlar. Tanınmazlar fakat yargılanırlar. Ölüme gönderilirler ve böylece yaÅŸamı alırlar. Yoksuldurlar, fakat birçoklarını zengin ederler. Her ÅŸeyden yoksundurlar, fakat her ÅŸeyi fazlasıyla bulurlar. Hor görülürler ve bunda ÅŸanlarını elde ederler. Ünleri saldırıya uÄŸrar ve bu ara adaletleri vurgulanır. Hakarete uÄŸrarlar, kendileri ise takdis ederler, onlara namussuzca davranılır, karşılığında saygı gösterirler. İyilik yapmalarına raÄŸmen suçlu gibi cezalandırılırlar ve cezalandırıldıklarında yaÅŸamı elde etmiÅŸ gibi mutlu olurlar. Yahudiler onlarla savaşırlar, yabancıymış gibi ve putperestler onlara eziyet ederler. Oysa onlardan nefret edenler, bu düşmanlıklarının nedenini açıklayamıyorlar. Tek bir ifade ile vücutta ruh ne ise dünyada Hristiyanlar aynı ÅŸeydir. Ruh, vücudun her uzvunda bulunur ve Hristiyanlar dünyanın her kentine dağılmış haldeler. Ruh vücutta konaklıyor; oysa vücuttan türemiyor. Hristiyanlar da bu dünyada konaklıyorlar, fakat bu dünyaya ait deÄŸiller. Görünmeyen ruh, görünen vücudun içine kapatıldığı gibi Hristiyanlar da görünürde dünyada yaÅŸamaktalar; oysaki Tanrı’ya gerçek tapınmaları görünmezdir. Hiçbir haksızlığa hedef olmamasına karşın vücut nefretle saldırıp, ruha savaÅŸ ilan etmektedir. Çünkü ruh duyumsal zevklerden haz duymasını engelliyor; aynı ÅŸekilde dünya, onlardan hiçbir hakaret görmemesine karşın salt kötülüğe karşı geldikleri için Hristiyanlar’dan nefret etmektedir.
Nasıl ki ruh nefret konusu olmakla birlikte vücudu ve uzuvları seviyorsa, aynı şekilde Hristiyanlar onlardan nefret edenleri severler. Ruh vücudun içine kapatılmıştır; oysa o bu vücudu desteklemektedir. Hristiyanlar da bir hapis örneği, dünyanın içine tutukludurlar; oysaki dünyayı taşıyan onlardır. Nasıl ki ölümsüz ruh ölümlü bir çadırda yaşıyorsa, aynı şekilde Hristiyanlar bozulabilen şeyler arasında yolculuk eden yolcular gibidirler ve gökyüzünün bozulmazlığını beklemekteler.
Gıdalarda ve içkilerde eziyet gören ruh, daha iyi olur. Eziyetlerle karşılaşan Hristiyanlar da her geçen gün ile çoğalırlar. Tanrı onları öylesine soylu bir yere yerleştirdi ki, orayı terk etmeleri uygun düşmez.
DEVAMINI OKU…

sardimeliton
Kilise Babalarından Mektuplar Serisi 7.Bölüm
Sardi’li Meliton’un Paskalya Vaazı’ndan…
Ben sizi diriltip, göklerde olan Baba’yı göstereceğim. Sağ elimle sizi yükselteceğim.
Sevgili kardeÅŸlerim, iyice dikkat edin: Paskalya’nın gizi yeni ve eskidir, ebedi ve zamansaldır, bozulabilen ve bozulmayan, ölümlü ve ölümsüzdür. Yasa’ya göre eskidir; Söz’e göre yenidir; ÅŸeklinde zamansal, lütfunda ebedidir; kuzunun kurbanı ile bozulabilen, Rabbin yaÅŸamı ile bozulmayandır; topraÄŸa gömülmesi ile ölümlü, ölülerin arasından diriliÅŸi ile ölümsüzdür.

Yasa eskidir, fakat söz yenidir; şekil zamansaldır, lütuf ebedidir; kuzu bozulabilendir, fakat bir kuzu gibi kurban edilip, Tanrı olarak dirilen Rab bozulmazdır.
“BoÄŸazlanmaya götürülen Kuzu gibi ve kırpıcılar önünde dilsiz duran koyun gibi, aÄŸzını açmadı” (YÅŸa. 53,7).
Simge geçti ve ifade edilen gerçek sonucuna vardı: bir kuzu yerine, her şeyi özetleyen Tanrı-insan Mesih.
Bunun içindir ki, kuzunun kurban edilmesi, Paskalya’nın kutlanması ve yasanın yazılışının sonucu İsa Mesih’tir. Eski yasada her ÅŸey Mesih için oluyordu. Yeni düzende oldukça üstün bir biçimle, her ÅŸey Mesih’e yöneliyor.
DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN!

antakyali teofilos
Kilise Babalarından Mektuplar Bölüm 6: Antakyalı Teofilos’tan Autolikus’a Mektup
İstersen iyileÅŸebilirsin. Kendini Hekim’e teslim et ve O ruhunun ve yüreÄŸinin gözlerini açacaktır. Bana: Tanrı’nı göster, desen, ben de sana: İçindeki insanı gösterirsen ben de sana Tanrı’mı gösteririm, derim. O halde, ruhunun gözlerinin gördüğünü ve yüreÄŸinin kulaklarının duyduÄŸunu göster bana. Nitekim vücudun gözleri ile görenler, bu dünyasal yaÅŸamda cereyan eden olayları algılayıp araları deÄŸiÅŸik olan ÅŸeyleri ayırırlar: aydınlık ve karanlık, beyaz ve siyah, güzel ve çirkin, ahenkli olanla karışık olanı, ölçülü olanla olmayanı, kısımlarında fazlalığı olanla eksikliÄŸi olanı. Kulaklara uygun olanlar için aynı ÅŸey söylenebilir, yani keskin, ağır ve tatlı sesler gibi. Tanrı’yı görme konusunda yüreÄŸin kulakları ve ruhun gözleri aynı ÅŸekilde davranırlar. Nitekim Tanrı onu görebilenler, yani gözleri olanlar tarafından görülebiliyor. Oysa bazılarının gözleri iyi seçemediÄŸinden güneÅŸi göremiyorlar. Bununla birlikte, körler görmüyor diye güneÅŸin ışık saçmadığı sonucuna varamayız. Bu da doÄŸru olur, çünkü körler kendi karanlıklarını kendilerine ve gözlerine baÄŸlıyorlar.
DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLA!

justinus
Kilise Babalarından Mektuplar Serisinin 5.Bölümü: Justinus’un Mektupları
Justinus’la çağımızın ikinci yüzyılına giriyoruz ve baÅŸlangıç Kilise’sinden ayrılıyoruz. Bu devirde Hristiyanlar’ın büyük kısmı paganizmden gelmektedir. Hristiyanlık Greko-Romen dünyada yaÅŸamaktadır. Kilise’de de çok yaygın olan, Marcion herezisi dönemidir. Bu herezi, Eski AntlaÅŸma’nın Tanrı’sı ile Yeni AntlaÅŸma’nın Tanrı’sı arasında kesin bir ayırım yapmaktadır. Biri öç alıcı ve kıskanç bir Tanrı’dır, diÄŸeri sevgi Tanrı’sıdır. Bugün Justinus’un yazılı eserleri olarak elimizde ÅŸunlar kalmıştır: Birinci Apoloji: Hristiyanlar’ın ve Hristiyan’lığın savunulması, 150 yılına doÄŸru imparator Antoninus’a hitap eder. Tryphon’la Diyalog: 160 yılına doÄŸru Efes’te bir Hristiyan’la bir Yahudi arasındaki diyalog. Gerçekte bu, Eski AntlaÅŸma’nın Hristiyanlık açısından okunmasıdır.

Justinus Filistin kökenlidir, Naplusa’da (eski Sichem), Samiriye’de doÄŸmuÅŸtur. Ataları Yunanlı muhacirlerdir. Bu durum, bir Grek formasyonuna sahip olmasını açıklamaktadır. Justinus, Tanrı’yla ilgili gerçeÄŸin peÅŸinde koÅŸan kaygılı bir inançsal ruha sahiptir. Büyük filozoflara baÅŸvuracaktır. Kentten kente birçok yolculuk yapmıştır. 135 yılına doÄŸru, Efes’te yaÅŸlı bir Hristiyan filozofa rastlaması Justinus’a yeni bir yol açar. Bu gizemli ihtiyar ona şöyle demiÅŸti: “Her ÅŸeyden önce, aydınlık kapılarının sana açılması için dua et. Çünkü eÄŸer Tanrı ve Mesih ona anlamayı bahÅŸetmemiÅŸse, kimse göremez ve de anlayamaz.” Bunun üzerine Justinus, tereddüt etmeksizin, Hristiyan imanını benimser ve tinsel buluÅŸunu Yahudiler’e ve paganlara da nakletmek ister. İhtida etmiÅŸ bir filozof olan Justinus bütün yaÅŸamı boyunca filozof olarak kalacaktır. Justinus’la Kilise içinde yeni bir görev, laik bir Hristiyan filozof görevi doÄŸar. Justinus Roma’ya yerleÅŸir. 165 yılında, imparator Marcus Aurelius zamanında Justinus, öğrencilerinden altısı ile birlikte tutuklanır. Hristiyan olduÄŸu için öldürülür.

Justinus bir optimist’tir. Çok açık kafalıdır ve bu durum ona, felsefe ve akıl düzeyinde her türlü karşılaÅŸtırmayı serinkanlılıkla kabul etmek imkânını vermektedir. Justinus bir tarih teolojisinin temellerini atmaktadır. Fakat Justinus’un en kiÅŸisel teolojik özelliÄŸi, kuÅŸkusuz onun, Tanrı Sözü üzerindeki öğretiÅŸidir. Justinus’a göre, Tanrı Sözü bilginin kaynağıdır. Fakat Tanrı Sözü aynı zamanda bilginin konusudur. Çünkü Tanrı’yı açıklayan, Tanrı Sözü’dür.
DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN!


© 2012 Hristiyan Blog | Hristiyanlık ile ilgili bilgiler ve güncel haberler
Created by Hristiyan.gen.tr
vandelay theme