“Biliyoruz ki, barındığımız bu dünyasal çadır yıkılırsa, göklerde Tanrı`nın bize saÄŸladığı bir konut -elle yapılmamış, sonsuza dek kalacak bir evimiz- vardır. Åžimdiyse göksel evimizi giyinmeyi özleyerek inliyoruz. Onu giyinirsek çıplak kalmayız. Dünyasal çadırda yaÅŸayan bizler ağır bir yük altında inliyoruz. Asıl istediÄŸimiz soyunmak deÄŸil, giyinmektir. Öyle ki, ölümlü olan, yaÅŸam tarafından yutulsun. Bizleri tam bu amaç için hazırlamış ve güvence olarak bize Ruh`u vermiÅŸ olan Tanrı`dır. Bu nedenle her zaman cesaretimiz vardır. Åžunu biliyoruz ki, bu bedende yaÅŸadıkça Rab`den uzaktayız. Gözle görülene deÄŸil, imana dayanarak yaÅŸarız. Cesaretimiz vardır diyorum ve bedenden uzakta, Rab`bin yanında olmayı yeÄŸleriz. Bunun için, ister bedende yaÅŸayalım ister bedenden uzak olalım, amacımız Rab`bi hoÅŸnut etmektir. Çünkü bedende yaÅŸarken gerek iyi gerek kötü, yaptıklarımızın karşılığını almak için hepimiz Mesih`in yargı kürsüsü önüne çıkmak zorundayız.” (2.Korintliler 5:1-10)
