<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hristiyan Blog &#124; Hristiyanlık ile ilgili bilgiler ve güncel haberler &#187; Hristiyanlık</title>
	<atom:link href="http://www.hristiyanblog.com/kategori/hristiyanlik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.hristiyanblog.com</link>
	<description>Hristiyanlık ile ilgili bilgilerin bulunduğu güncel blog</description>
	<lastBuildDate>Thu, 04 Nov 2010 09:33:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.4</generator>
		<item>
		<title>Hristiyan Forum</title>
		<link>http://www.hristiyanblog.com/hristiyan-forum/</link>
		<comments>http://www.hristiyanblog.com/hristiyan-forum/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 28 Sep 2009 12:00:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hristiyanlık]]></category>
		<category><![CDATA[hristiyan forum]]></category>
		<category><![CDATA[hristiyanlık forum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hristiyanblog.com/?p=328</guid>
		<description><![CDATA[Hristiyan forum mesaj panosu http://www.hristiyan.gen.tr/forum adresinde! Hemen üye olun siz de okumaya ve paylaşmaya başlayın&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.hristiyan.gen.tr/forum"><img src="http://www.hristiyanblog.com/wp-content/uploads/2009/09/hristiyanforum.jpg" alt="hristiyan forum" title="hristiyan forum" width="541" height="200" class="alignnone size-full wp-image-329" /></a><br />
Hristiyan forum mesaj panosu <a href="http://www.hristiyan.gen.tr/forum">http://www.hristiyan.gen.tr/forum</a> adresinde! Hemen üye olun siz de okumaya ve paylaşmaya başlayın&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hristiyanblog.com/hristiyan-forum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Neye İnanıyorum?</title>
		<link>http://www.hristiyanblog.com/neye-inaniyorum/</link>
		<comments>http://www.hristiyanblog.com/neye-inaniyorum/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 23 Sep 2009 19:47:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hristiyanlık]]></category>
		<category><![CDATA[cornelius van til]]></category>
		<category><![CDATA[kalvinizm]]></category>
		<category><![CDATA[Reform]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hristiyanblog.com/?p=288</guid>
		<description><![CDATA[Cornelius Van Til&#8217;in yazdığı &#8220;Neye İnanıyorum&#8221; isimli yazıyı okumak için burayı tıklayın!]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.hristiyanblog.com/wp-content/uploads/2009/09/neyeinaniyorum.jpg" alt="neye inaniyorum" title="neye inaniyorum" width="541" height="200" class="alignnone size-full wp-image-289" /><br />
Cornelius Van Til&#8217;in yazdığı &#8220;Neye İnanıyorum&#8221; isimli yazıyı <a href="http://www.yucelutuf.com/neye_inaniyorum.html" rel="nofollow"><strong>okumak için burayı tıklayın!</strong></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hristiyanblog.com/neye-inaniyorum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tanrı&#8217;yı Hiç Duymamış Kişiler Ne Olacak?</title>
		<link>http://www.hristiyanblog.com/tanriyi-duymamis-kisiler/</link>
		<comments>http://www.hristiyanblog.com/tanriyi-duymamis-kisiler/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Sep 2009 16:29:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hristiyanlık]]></category>
		<category><![CDATA[duymamış kişiler]]></category>
		<category><![CDATA[habersiz kişiler]]></category>
		<category><![CDATA[İsa Mesih]]></category>
		<category><![CDATA[Tanrı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hristiyanblog.com/?p=271</guid>
		<description><![CDATA[Bir ilahiyat öğretmeni olarak zaman zaman meraklı öğrencilerimin soruları ile karşılaşıyorum. Bu tarz merak sorularını hiçbir zaman bilgisayar listesi haline getirmemiş olmama rağmen sık sık sorulan soruları sıralamaya kalksam bu soru liste başında yer alan sorulardan olurdu. Sık sık sorulan sorulardan biri &#8220;Mesih İsa&#8217;yı duymamış Afrika&#8217;da yaşayan zavallı bir yerliye ne olacak?&#8221; sorusudur. Bu sorudaki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.hristiyanblog.com/wp-content/uploads/2009/09/hicduymamiskiseler.jpg" alt="tanrı sözü" title="tanrı sözü" width="541" height="200" class="alignnone size-full wp-image-272" /><br />
Bir ilahiyat öğretmeni olarak zaman zaman meraklı öğrencilerimin soruları ile karşılaşıyorum. Bu tarz merak sorularını hiçbir zaman bilgisayar listesi haline getirmemiş olmama rağmen sık sık sorulan soruları sıralamaya kalksam bu soru liste başında yer alan sorulardan olurdu. Sık sık sorulan sorulardan biri &#8220;Mesih İsa&#8217;yı duymamış Afrika&#8217;da yaşayan zavallı bir yerliye ne olacak?&#8221; sorusudur. Bu sorudaki derin kaygı, modern çağın medya iletişiminden yararlanamayan, yeryüzünün ücra bir köşesinde yaşayan insan içindir. Bu kişi Kutsal Kitap&#8217;ın müjdesinden en ufak bir söz bile duymaksızın yaşamış ve ölmüştür. Böyle bir kişi Tanrı önünde ne olacaktır?</p>
<p>Bu soru neden sıklıkla sorulmaktadır? Neden birçok öğrenci bu soruya takılıp kalmıştır? Belki bu merakı teşvik eden başka faktörler vardır. Her şeyden önce, Batı dünyası, Hristiyanlığın temelinde Tanrı sevgisini olduğu konusundan yeterli bilgiye sahiptir. Buna ilave olarak Hristiyan inancının özünün Mesih&#8217;in eşsiz kişiliğinin önemi ve yaptığı işler olduğu konusunda da ortak bir anlayış vardır. Eğer Mesih eşsizse ve kurtuluş için gerekliyse bu konu hakkında hiçbir bilgisi olmayan kişi böyle bir kurtuluştan nasıl yararlanabilir? Eğer Tanrı insanları bu kadar çok seviyorsa o zaman neden hiç kimse bundan&#8217;mahrum olmasın diye gökyüzüne ilahi bir mesaj yazmadı? Neden Mesih İsa&#8217;nın kurtarışının &#8220;müjdesi&#8221; ondan yararlanabilme imkanı olan kültürle sınırlıdır?<br />
<span id="more-271"></span><br />
Soru yalnızca ilahiyat üzerinde bir şeyleri öğrenmeden kaynaklı değil aynı zamanda insanın merhameti ile de alakalıdır. Eğer çok merhametliysek o zaman bizden daha az imkana sahip olan herkese karşı da oldukça hassas olmalıyız. Biz burada baskın ya da emperyalist bir kültür ayrıcalığından bahsetmiyoruz. Biz burada kurtaran bir ayrıcalıktan bahsediyoruz. Tanrı&#8217;yı ikna edip bize kurtuluşumuzu ayrıcalıklı olarak sağlayacak olan esaslı bir doğruluğumuz yoktur. Hatta bizim bozulmuşluğumuzdan kaynaklı kurtuluşa olan büyük ihtiyaç üzerinde duran &#8220;ayrıcalığımız&#8221; bile tartışmalıdır. Günahın evrensel olduğundan beri ister medeni olsun, ister medeni olmasın, ister batılı olsun, ister batılı olmasın bir sınır yoktur ve bu noktada cevap bulmak oldukça zordur.</p>
<p><strong>Mesih İsa&#8217;yı Hiç İşitmemiş Olan Suçsuz Kişiye Ne Olacaktır?</strong><br />
Her ne dersek diyelim böyle bir soru ile karşılaşacağımız kesindir. Mesih&#8217;i duymayan suçsuz kişilere ne olacaktır?<br />
Sorunun ifade ediliş biçimi aslında cevabı etkileyecektir. Biz &#8220;işitmeyen suçsuz kişiye ne olacak?&#8221; biçiminde bir soru sorduğumuzda aslında soruyu oldukça önemli sanılarla da yüklemiş oluyoruz. Her ne olursa olsun eğer soruyu böyle soruyorsak cevap oldukça kolay ve açıktır. Mesih&#8217;i duymamış suçsuz bir yerli iyi bir durumdadır ve biz böyle bir kişinin kurtuluşu konusunda kaygılanmamalıyız. Suçsuz bir kişinin Mesih&#8217;i duymasına gerek yoktur. Böyle bir kişinin kurtulmaya ihtiyacı yoktur. Tanrı suçsuz bir kişiyi cezalandırmaz. Suçsuz kişinin kurtarıcıya ihtiyacı yoktur, kendi suçsuzluğu içinde kendisini kurtarabilir.</p>
<p>Soru böyle bir biçimde sorulduğu zaman dünyada suçsuz insanların olduğu gibi yanlış bir tahmin yürütmeye neden olur. Eğer bu böyleyse (ki Hristiyanlık böyle bir varsayımı kesinlikle reddeder) bu kişiler hakkında kaygı çekmemize gerek yoktur. Fakat hala biz &#8220;Mesih&#8217;i işitmemiş suçlu kişiye ne olur?&#8221; tarzında daha büyük bir soru ile karşı karşıya kalmaktayız.</p>
<p>Suçsuzluk varsayımı farkında olunmadan sorunun içine kaymıştır. Aslında sık biçimde bahsedilen suçsuzluk mükemmel bir suçsuzluk değil de göreceli (nispeten) bir suçsuzluktur. Gördüğümüz kadarı ile bazı kişiler diğer kişilerden daha kötüdürler. Kötülük daha kötü olanın yanında ayrıcalıklı bir konumda olmaktadır. Bir kişi Tanrı’nın emirlerini ayrıntılı bir biçimde bildiği halde kötülük içinde yaşıyorsa ve bu kötülüklerini sürekli tekrarlıyorsa bu kişinin kötülüğü bu konularda bilgisi olmayan kişiden nispeten çok daha berbattır.</p>
<p>Diğer taraftan eğer uzaktaki bu yerli suçluysa, bu kişinin suçu nerede bulunmaktadır? Hiç işitmediği Mesih&#8217;e inanmadığı için mi suçludur? Eğer Tanrı adilse bu adil olmayacaktır. Eğer Tanrı hiç işitme şansı olmayan bir kişiyi mesajına cevap vermiyor diye suçlayacaksa o zaman bu büyük bir adaletsizlik olacaktır. Tanrı’nın açıkladığı adaleti ile taban tabana uyumsuzluk olmuş olacaktır. Mesih&#8217;i işitmedilerse kimsenin bundan ötürü cezalandırılmayacağı konusunda tamamen emin olabiliriz.<br />
Şöyle rahat bir nefes almadan önce bu yerlinin henüz boynundaki ipten kurtulmadığını aklımızda tutalım. Bazıları böyle bir soru üzerinde düşünmeyi bu noktada kesmekte ve kendi görüşleri ile çabucak kendilerini rahatlatmaktadırlar. Bu noktada dile gelmeyen varsayım yalnızca Tanrı&#8217;ya karşı küfrün yalnızca Mesih&#8217;i kabul etmemek olduğudur. Bu yerli kişi bu konuda suçlu olmadığına göre bırakalım gitsin. Aslında bu kişiyi kendi başına bırakmak ona yapabileceğimiz en büyük yardım ve kurtarmadır. Eğer biz bu yerliye gider Mesih&#8217;i anlatırsak onun ruhunu sonsuz bir tehlike içine atmış olacağız. Böyle bir durumda Mesih&#8217;i bilmiş olacaktır ve eğer O&#8217;nu reddederse artık bu konuda bilgisiz olduğu gibi bir özrü olmamış olacaktır. Bu durumda yapabileceğimiz en iyi hizmet susmayı korumamızdır.</p>
<p>Fakat eğer yukarıdaki varsayımımız doğru değilse ne olacak? Eğer başka şeyler de Tanrı&#8217;ya karşı küfürse? Bu, durumu değiştirecek ve dogmatik uykumuzdan bizi uyandıracaktır. Eğer bir kişi Mesih&#8217;i duymadığı halde Baba Tanrı&#8217;yı işitmiş ve reddetmişse ne olacak? Baba Tanrı&#8217;yı reddetmek Oğul Tanrı&#8217;yı reddetmek gibi ciddi midir? Daha ciddi görülmese bile eşit derecede ciddidir.</p>
<p><strong>Tanrı Hakkında İşitmiş Olan Kişi için Ne Diyebiliriz?</strong><br />
Bu noktada Yeni Antlaşma insanın evrensel olarak günahlılığını belirlemektedir. Yeni Antlaşma her konumda Baba Tanrı&#8217;yı reddetmiş bir dünyaya Mesih İsa&#8217;nın geleceğini duyurmaktadır. Mesih İsa kendisi: &#8220;Sağlamların değil, hastaların hekime ihtiyacı var. Gidin de, &#8220;Ben kurban değil, merhamet isterim sözünün anlamını öğrenin. Çünkü ben doğru kişileri değil, günahkarları çağırmaya geldim&#8221; (Matta 9:12,13) demektedir.</p>
<p>Mesih&#8217;i duymamış kişi hakkında cevap Romalılar 1. bölüm 18. ayetle başlayan bölümde bulunmaktadır. Bu bölüm Tanrı öfkesinin şiddetli bir biçimde vahyedilmesi ile başlar:<br />
&#8220;Haksızlıkla gerçeğe engel olan insanların bütün tanrısızlığına ve haksızlığına karşı Tanrı&#8217;nın gazabı gökten açıkça gösterilmektedir.&#8221;<br />
Dikkat edersek burada Tanrı&#8217;nın öfkesi suçlulara ve bilgisizlere karşı değil ama Tanrısızlara ve kötülere karşıdır. Bu ne çeşit bir kötülüktür? &#8220;Tanrısızlık&#8221; ve &#8220;kötülük&#8221; kelimelerinin her ikisi de etkinliği genel anlamda tanımlayan kelimelerdir. Aynı zamanda &#8220;Bastırılmaya çalışılan gerçek nedir?&#8221; diye sormamız gerekmektedir. Metnin geri kalan kısmı bunu açıklamaktadır:<br />
&#8220;Çünkü Tanrıya ilişkin bilinen ne varsa, gözlerinin önündedir; Tanrı hepsini gözlerinin önüne sermiştir. Tanrı&#8217;nın görünmeyen nitelikleri sonsuz gücü ve Tanrılığıdünya yaratılalı beri O&#8217;nun yaptıklarıyla anlaşılmakta, açıkça görülmektedir. Bu nedenle özürleri yoktur. Tanrı&#8217;yı bildikleri halde O&#8217;nu Tanrı olarak yüceltmediler, O&#8217;na şükretmediler. Tersine, düşüncelerinde budalalığa düştüler; anlayışsız yüreklerini karanlık bürüdü&#8221; (Romalılar 1:19-21).</p>
<p>Burada elçi ilahiyatçıların &#8220;genel vahiyle&#8221; demek istediklerini tanımlamaktadır. Bu, Tanrı&#8217;nın basit bir biçimde bir şeyi ifade ettiği anlamına gelmektedir. Vahyin &#8220;genel&#8221; karakteri iki şeyi ifade etmektedir, içerik ve seyirci. Genel içerik Tanrı&#8217;nın ayrıntılı bir biçimde tanımını kapsamaz. Kutsal Üçlük bu vahyin içinde olan bir bölüm değildir. Tanrı, sonsuz güç ve ilahiliğin sahibi olduğunu ifade eder. Bu vahiy, bu vahyi kabul eden herkesi içermektedir. Tanrı kendisini ufak çaplı seçkin bir akademik ve din adamlarından oluşan bir gruba açıklamamaktadır, o kendisini herkese açıklamaktadır.</p>
<p>Bu metin genel vahiy konusunda ne açıklamaktadır? Herşeyden önce, Tanrı hakkındaki konuların açık ve anlaşılır olduğunu görürüz. Bu bilgi oldukça sade ve açık bir yolla gösterilmiştir. Bu bilgi gizli bir bilgi değildir.</p>
<p>İkincisi, bilginin tam anlamı ile hedefine ulaştığını öğreniriz. Tanrı basit bir biçimde kabul edilsin ya da edilmesin farketmez diyerek genel bir vahiyde bulunmamıştır. Burada &#8220;Tanrıyı bildiler&#8221; diyor. Burada kişinin problemi Tanrı&#8217;yı bilmemesi problemi değildir; problem doğru olarak bildikleri bilgiyi reddetmeleri problemidir.<br />
Üçüncüsü, böyle bir vahyin dünyanın kuruluşundan beri var olduğunu öğreniyoruz. Ve bu vahyin sürekli bir biçimde devam eden bir vahiy olduğunu öğreniyoruz.<br />
Dördüncüsü, vahyin bir yaratılış yolu olarak geldiğini öğreniyoruz. Tanrı&#8217;nın görünmez doğası &#8220;yarattığı bütün şeyler aracılığı ile&#8221; kendisini ifade ediyor. Bütün yaradılış varlığının sahibinin muhteşem bir göstericisi olarak muhteşem bir tiyatro oluyor.</p>
<p>Beşincisi, biz vahyin kişide hiçbir özür bırakmaksızın yeterli olduğunu öğreniyoruz. Bu nedenle metin, &#8220;özürleri yoktur&#8221; demektedir. Elçilerin aklında yer eden bu özürler acaba nelerdi? Genel vahyin dışarda bıraktığı özürler nelerdi? Açıkçası bu dışarıda kalan özür bilgisizlik özürüdür. Eğer elçi bu genel vahiy konusunda haklıysa o zaman hiç kimse Tanrı&#8217;ya şunu söyleyemez: &#8220;Özür dilerim, Sana ibadet ve hizmette bulunamadım. Varlığından haberim yoktu. Eğer haberim olsaydı ^enin en itaatkar hizmetçin olurdum. Ben militan bir ateist değildim. Yalnızca agnostiktim (Tanrı&#8217;nın bilinemeyeceğine inanıyordum). Senin varlığını ispat edecek yeterli bir kanıtım yoktu.&#8221; Eğer Tanrı kendisini açık bir biçimde bütün insanlara açıkladıysa, hiçbir kişi bilgisizliğini Tanrı&#8217;ya ibadet etmeme konusunda bir özür olarak kullanamaz.</p>
<p>Bilgisizlik belli durumlarda belli konular için bir özür olarak kullanılabilir. Roma Katolik kilisesi kendi ahlak ilahiyatını, yenilebilir bilgisizlik ve yenilemez bilgisizlik arasındaki ayrıma bağlamıştır. Yenilebilir bilgisizlik üstesinden gelinebilir bilgisizliktir. Bunun özrü yoktur. Yenilemez bilgisizlik ise üstesinden gelinemeyecek bilgisizliktir. Özrü vardır.<br />
Mesela bir TeksasTı sürücünün Kaliforniya&#8217;ya veya San Fransisko&#8217;ya kadar araba sürdüğünü düşünün. San Fransisko kent sınırlarına geldiğinde kırmızı ışıkta geçti. Bir polis memuru da sürücüyü durdurup ceza kesti. Sürücü, &#8220;Ben Teksaslıyım. Kaliforniya&#8217;da kırmızı ışıkta geçmenin yasak olduğunu bilmiyordum&#8221; diye bağırmaya başladı. Böyle bir bilgisizlikten dolayı özrü olduğu anlamına gelir mi? Elbette ki gelmez. Eğer bir Teksaslı Kaliforniya&#8217;da araba sürecekse o yörenin trafik yasalarını bilmek zorundadır. Yasalar öğrenmek isteyenler için açıkça yazılmıştır ve kilit altında tutulmamaktadır. Bu adamın bilgisizliği yenilebilir bir bilgisizliktir ve kişiye özür payı bırakmamaktadır.</p>
<p>Diğer taraftan, örneğin San Fransisko yetkilileri hızlı bir şekilde gelir elde etmek için gizli bir toplantı yapıyor ve yeşil ışıkta geçme kırmızı ışıkta durma kuralını değiştiriyorlar. Yasayı ihlal edenden de 100$ para almaya karar veriyorlar. Bunun üzerine her ışıklı kavşakta kırmızıda durup yeşilde geçene ceza kesiyorlar. Yakalanan sürücülerin bilgisizliklerinden ötürü özürleri var mıdır? Evet, bu kişilerin bilgisizlikleri yenilmez bilgisizliktir ve özürleri vardır.</p>
<p>Bu nedenle Mesih&#8217;i hiç işitmemiş kişinin bu konuda bilgisizliğini özür olarak ortaya koyabilir, ama Baba Tanrı&#8217;ya saygısızlık anlamında bilgisizliğini özür olarak kullanamaz.<br />
Fakat insanlar zaten dünya dinlerinin bir köşesinde bunu yaşamıyorlar mı? Kendi dinlerinin etkinliği bu kişileri Tanrı öfkesinin tehlikesinden uzaklaştırmıyor mu? Antropologların dediği gibi insan homo religiosus değil mi, bu anlamda din evrensel değil mi? Belki böyle kişiler kendi dinsel inançlarında yeterince eğitilmiş ve mantıklı olmayabilirler. Belki totem direklere, ineklere tapabilirler. En azından yapabildiklerinin en iyisini yapmaya çalışıyorlar. Daha iyisini bilmiyorlar. İneklere tapman bir toplumda doğup büyüdülerse nasıl farklı bir yolu denemeyi öğrenebilirler?</p>
<p>Bu noktada tam olarak genel vahiy fikri mahvedilmiştir. Eğer Pavlus doğruysa, dini uygulama putperestliği kabul etmemektedir, aksine suçu belirginleştirir. Bu nasıl mümkün olmaktadır? Pavlus genel vahiy konusunu şu sözleri ile işlemeye devam etmektedir:<br />
&#8220;Akıllı olduklarını ileri sürerken akılsız olup çıktılar. Ölümsüz Tanrı&#8217;nın yüceliği yerine ölümlü insana, kuşlara, dört ayaklılara, sürüngenlere benzeyen putları yeğlediler&#8230; Tanrı&#8217;yla ilgili gerçeğin yerine yalanı koydular. &#8216;Yaradandın yerine yaratığa tapıp kulluk ettiler. Oysa Tanrı sonsuza dek övülmeye layıktır! Amin&#8221; (Romalılar 1:22-25).</p>
<p>Elçi burada putperestliği dikkatle incelemektedir. Bunu gerçeğin bozulması olarak görmektedir. Tanrı&#8217;nın gerçeği ile yalan arasında bir değişme söz konusudur. Tanrı’nın yüceliği yaratılanın yüceliği ile yer değiştirmektedir. Yaratık ibadeti dindir, fakat bu putperestlik dinidir. Putlara tapınmada ateşli olmak Tanrı’nın yüceliğini ve ilahiliğini ateşli bir biçimde küçültmek anlamına gelmektedir. Eğer Tanrı açık bir biçimde yüceliğini ilan ediyorsa ve bu yücelik yaratıklara ibadetle değişiyorsa, sonradan gelen bir iman Tanrı&#8217;yı hoşnut etmez.</p>
<p>Bu nedenle kişilerin dindar olması Tanrı’nın onlardan hoşnut olduğu anlamına gelmez. Putperestlik tamamen Tanrı&#8217;yı küçültmeyi temsil etmektedir. Tanrı&#8217;yı yaratık seviyesine düşürmek Tanrı&#8217;yı ilahiliğinden soymak anlamındadır. Putperest din Tanrı&#8217;yı doğru bir biçimde araştırma teşebbüsünde bulunmak değil, Tanrı’nın kendi vahyini reddetme temelinde bir tanrı aramak demektir.</p>
<p><strong>Putperestler Nasıl Yargılanacaklardır?</strong><br />
Yeni Antlaşma&#8217;ya göre insanlar sahip oldukları ışığa göre yargılanacaklardır. Eski Antlaşma’nın bütün elemanları dünyanın bir ucunda yaşayan bazı kişilerce bilinmemektedir. Fakat bildiğimiz bir şey &#8220;yüreklerindeyazılı&#8221; bir yasanın var olduğudur (Romalılar 2:15) Henüz bilmedikler ve bulmayı istedikleri yasa ile yargılanırlar. Bir kişi kendisi bile üretmiş olsa kendi ürettiği bir yasayı tam olarak tutamaz.</p>
<p>Bir gün ofisimde &#8220;zoraki dinleyici&#8221; konumunda bir üniversite öğrencisine yardımcı olma durumundaydım. Annesinin zoruyla gelmişti. Annesi oldukça ateşli bir Hristiyandı ve oğlunun da Hristiyan olması için çok uğraşıyordu. Çocuk annesinin bu konudaki zorlamalarından ötürü yılmış ve inanç karşıtı olmuştu. Aile değerleri ile çatışma konumunda bir duruma gelmişti. Benimle konuştuğunda herkesin kendi etik kurallarını oluşturma hakkına sahip olduğunu ileri sürüyordu. Ahlak olarak kendi ahlakını belirleme yanlısıydı. Annesinin kendi inancını gırtlağına basıp aktarmaya çalışmasından büyük rahatsızlık duyuyordu.</p>
<p>Annesinin yöntemine neden karşı durduğunu sordum. Eğer annesi kendi ahlakını kendisi belirleme durumundaysa o zaman inandığını başkasına da aktarmaya çabalaması doğal karşılanmalıydı. Annesinin anlayışı da kendi inancını başkalarına dayatma şeklindeydi. Annesinin kendisine karşı fazla hassas olmaması nedeniyle aslında Hristiyan ahlak anlayışına göre tutarlı davranmadığını açıkladım. Aksine annesi oğlunun ahlak anlayışına göre davranıyordu. Konuşmamız sırasında inandığı şeyin, kişilerin kendi inandığı şeye etki yapana dek inandıklarını yapabilmeleri olduğunu anladı. Kendisi için belli bir etik, herkes içinse başka bir etik istiyordu. Başkalarının davranışlarından şikayetçi olurken etiğe bakış açımızın en dip noktasının ne olduğuda açığa çıkmaktadır.</p>
<p>Afrika&#8217;da paganismin bir etiği vardır. Fakat bu etik bile bozulmuştur. Bu nedenle, Tanrı’nın yargısını üzerlerine çekmektedirler. Bazen medeniyetten uzak oldukları için ilkel yaşam lekelenmemiş bir yaşam olarak hayal edilmektedir. Aslında bu tarz bir düşünce gerçeğe uygun değildir.<br />
Dünyanın bir köşesindeki kişi eğer Mesih isa&#8217;yı işitmemişse bu konuda yargılanmayacaktır. Duyduğu halde reddettiği ve yüreğine yazılmış yasasına itaat etmediği için yargılanacaktır. Tekrar etmek gerekirse, kişiler işitmediklerinden değil, işittiklerinden yargılanacaklardır.</p>
<p>Eğer bütün insanlık Baba&#8217;yı işittikleri halde doğal olarak O&#8217;nu reddettilerse, bunu Mesih İsa&#8217;da sunulan kurtuluşun izlenmesi izlemektedir. Daha önce Baba hakkındaki vahyin reddi Mesih İsa hakkında hiçbir şey bilmeme tehlikesini de beraberinde getirmektedir. Mesih&#8217;i işitip O&#8217;nu reddetmek bu defa iki kez daha büyük tehlike doğurmuş olacaktır. Bu durumda yalnız Baba değil aynı zamanda Oğul da reddedilmiştir. Bu nedenle İncil&#8217;in her vaaz edilişi iki ucu keskin kılıç olmaktadır. İncil inanan için yüceliğin kokusu, reddeden için ölümün kokusudur.</p>
<p><strong>Bir Yerli Nasıl İşitebilir?</strong><br />
Eğer bir kişi Mesih&#8217;i duymamışsa oldukça ciddi bir biçimde tehlikededir, böyle kötü bir durum nasıl halledilebilecektir? Cevap elçi Pavlus&#8217;un açıklamasında yatmaktadır:<br />
&#8220;Ama iman etmedikleri kişiye nasıl yakaracaklar? Duymadıkları kişiye nasıl iman edecekler? Tanrı sözünü yayan olmazsa, nasıl duyacaklar? Sözü yaymaya gönderilmezlerse, sözü nasıl yayacaklar? Yazılmış olduğu gibi, &#8216;İyi haber müjdeleyenlerin ayakları ne güzeldir!9&#8243; (Romalılar 10:14,15).</p>
<p>Elçi burada kilisenin misyona olan ihtiyacını tekrarlamaktadır. Misyon (Latince&#8217;de göndermek) Tanrı sevgisi ile başlamaktadır. Tanrı dünyayı öyle sevdi ki kendi Oğlunu dünyaya gönderdi. Mesih&#8217;in misyonu Baba&#8217;yı reddedenler içindir. Reddedilen Baba Oğlunu göndermiştir ve Oğul da Kilisesini göndermiştir. Bu kilisenin dünyaya olan misyonunun temelini oluşturmaktadır. Bu henüz işitmemiş olanlar için Mesih&#8217;in buyruğudur. Bir vaaz eden olmaksızın işitemezler ve gönderilmeksizin bir vaaz eden de olamaz. Mesih&#8217;in buyruğu şudur; İncil her bir diyarda ve her bir millete, her bir kabileye ve her bir konuşulan dilde, her bir yaşayan cana vaaz edilmelidir. Eğer bu buyruk kilise aracılığı ile milletlere götürülürse, &#8220;işitmemiş olanlara ne olacak&#8221; gibi bir soru fazla bir anlam ifade etmeyecek.</p>
<p>Hristiyan, bu hiç işitmemişlerle ilgili soruyu hallettikten sonra ikinci bir soru sormalıdır: &#8220;Kilisenin dünya misyonunu yerine getirme konusunda bir şey yapmazsam bana ne olur?&#8221; Eğer Hristiyan bu soruyu ciddi bir biçimde ele alırsa o zaman cevabı da aynı derecede ciddi olacaktır. Kişinin yerliler konusundaki kaygısı merhametle başlamaktadır. Aynı şekilde bir merhamet cevabı ile son bulmaktadır.</p>
<p>Mesih&#8217;i hiç duymamış kişinin kader sorusu da yalnızca sözlerle değil aynı zamanda bir hareketle cevaplandırılmalıdır. Misyon bir üstünlük ya da sömürü şeklinde değil Mesih&#8217;in göndermesine itaatle yapılmalıdır. Herkesin Mesih&#8217;e ihtiyacı vardır. Bu ihtiyacı karşılamakta kilisenin görevidir.</p>
<p><strong>Akılda Tutulması Gereken Anahtar Noktalar</strong><br />
1. Herkes Baba Tanrı&#8217;yı biliyor (Romalılar 1:18) Müjdeyi işitmemiş olan putperestin problemi bizim evrensel<br />
olarak düşmüşlüğümüzün problemidir. Tanrı&#8217;nın kendisini bütün insanlara açıkladığı konusu üzerinde durmalıyız. Bütün insanlar bir Tanrı olduğunu biliyor. Dolayısı ile, hiçbiri bu konuda bilgisiz olduğunu ileri sürüp bunu bir özür olarak kullanamaz.<br />
2.Herkes Tanrı bilgisini çarpıttı ve reddetti Bütün insanlar Tanrı bilgisini çarpıttıklarına ve bilgiyi reddettiklerine göre, hiçbiri suçsuz değildir.<br />
3.Dünyada hiçbir insan suçsuz değildir. Müjdeyi duymaksızın ölen kişiler bilgilerine göre yargılanacaklardır. Baba Tanrı&#8217;yı reddettikleri için yargılanacaklardır. Tanrı hiçbir zaman suçsuz kişileri suçlamaz.<br />
4.Tanrı kişilerin sahip oldukları bilgilere göre yargılar. Bir &#8220;din&#8221; olarak putperestlik Tanrı&#8217;yı hoşnut etmez. Aynı zamanda bu durum Tanrı yüceliğini inciterek küçültür (Yeşaya 42:8) Putperestlik insanın Tanrı arayışını değil Tanrı&#8217;dan kaçışını temsil eder.<br />
5.Müjde Tanrı&#8217;nın kaybolan kişi için kurtuluş armağanıdır. Tanrı, Mesih&#8217;i insanlara suçlarından kurtulma şansı vermek için göndermiştir. Eğer bir kişi Mesih&#8217;i reddederse o zaman hem Baba&#8217;yı hem de Oğul&#8217;u reddetmeden ötürü iki kez yargıyı üzerine çekmiş olacaktır (Koloseliler 1:1317).<br />
6.Putperestlerin Baba Tanrı ile barış sağlaması için Mesih&#8217;e ihtiyaçları vardır. Mesih&#8217;in kendisi putperestleri kayıplar olarak görmektedir.<br />
7.Mesih, herkesin Müjde&#8217;yi duyması için kiliseye buyruk vermektedir (Markos 16:15&#8242;e bakın).<br />
8.Mesih&#8217;i reddetmek iki kez daha fazla yargıyı getirmektedir (2. Timoteos 4:1&#8242;e bakın).<br />
9.&#8221;Din&#8221; insanları kurtarmaz ancak suçlarını arttırır.</p>
<p><strong>Yazan: R.C. Sproul</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hristiyanblog.com/tanriyi-duymamis-kisiler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hristiyan Yaşantısının Amacı</title>
		<link>http://www.hristiyanblog.com/hristiyan-yasantisi/</link>
		<comments>http://www.hristiyanblog.com/hristiyan-yasantisi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Sep 2009 19:40:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hristiyanlık]]></category>
		<category><![CDATA[hristiyan]]></category>
		<category><![CDATA[hristiyanlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hristiyanblog.com/?p=267</guid>
		<description><![CDATA[Hristiyan olduğum ilk zamanlarda, Hristiyan topluluğunun üyeleriyle tanıştırılmıştım. Çok geçmeden benden, Tanrı’yla her gün belirli bir vakit geçirmem, Kutsal Kitabı okuyup dua etmem beklendiğini anladım. Kilise’ye gitmem bekleniyordu. Artık küfür etmeyerek, içki ve sigara içmeyerek ya da bunun benzeri şeyleri yapmayarak inancımı belli etmem bekleniyordu. Kutsal Kitabın sözünü ettiği doğruluğun bunun çok ötesinde bir şey [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.hristiyanblog.com/wp-content/uploads/2009/09/hristiyanamac.jpg" alt="hristiyan yaşantısı" title="hristiyan yaşantısı" width="541" height="200" class="alignnone size-full wp-image-268" /><br />
Hristiyan olduğum ilk zamanlarda, Hristiyan topluluğunun üyeleriyle tanıştırılmıştım. Çok geçmeden benden, Tanrı’yla her gün belirli bir vakit geçirmem, Kutsal Kitabı okuyup dua etmem beklendiğini anladım. Kilise’ye gitmem bekleniyordu. Artık küfür etmeyerek, içki ve sigara içmeyerek ya da bunun benzeri şeyleri yapmayarak inancımı belli etmem bekleniyordu. Kutsal Kitabın sözünü ettiği doğruluğun bunun çok ötesinde bir şey olduğundan haberim yoktu. Buna rağmen, çoğu yeni Hıristiyan gibi, bu şeylere önem vermeyi öğrendim. Kişisel mektuplarım yeni bir biçim almıştı. Yeni Antlaşma mektuplarından alıntılar gibilerdi sanki. Çok geçmeden, güncelik konuşmalarımda Hıristiyan türü laf kalabalıkları yapmayı da öğrenmiştim. Artık hiçkimseye birşey “söylemiyordum”, yanlızca onlarla “paylaşıyordum”. Her iyi şey, “bereket” oldu, ve artık cümlelerime basmakalıp ruhsal sözler serpiştirmekten kendimi alıkoyamıyordum.</p>
<p>Tabi çok geçmeden anladım ki Hristiyan yaşantısı, gündelik dua zamanlarından ve kutsanmış kelimelerden çok daha öte bir kavramdı. Tanrı’nın daha fazlasını istediğini anladım. İmanımda ve itaatimde olgunlaşmamı, sütü aşıp, et yememi arzuluyor Tanrı. Ayrıca farkettim ki, Hristiyan dili hem Hristiyan olmayan hem de Hristiyanlar için anlamsız bir iletişim biçimidir. Gerçek tanrısallığı bulmaktan çok konuşmalarımda bir ayetin cümle yapısını taklit etmekle ilgilendiğimi anladım.<br />
<strong><a href="http://www.hristiyan.gen.tr/forum/hristiyan-yasantisinin-amaci-t373.html">Devamını okumak için tıklayın!</a></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hristiyanblog.com/hristiyan-yasantisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sakrament Nedir?</title>
		<link>http://www.hristiyanblog.com/sakrament-nedir/</link>
		<comments>http://www.hristiyanblog.com/sakrament-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 Sep 2009 18:53:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hristiyanlık]]></category>
		<category><![CDATA[hristiyan sakramentleri]]></category>
		<category><![CDATA[sakrament]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hristiyanblog.com/?p=187</guid>
		<description><![CDATA[Sakramentler Kutsal Kitabın bu yüce göksel gerçeklerini alıp bizim kavrayışımıza adapte ediyor. Özetlemek gerekirse Sakramentler fiziksel öğelere iliştirilmiş Tanrının Mesih`te sunduğu vaatleridir. Mesih`teki sevgisinin görünür hal almasıdır. Evvelce de söylemiş olduğumuz gibi, neden görünen fiziksel ve yaratılmış işaretlere ihtiyaç duyarız. Neden vaatlerin varlığı yetmiyor bize? Cevap basittir. Gerçek olamayacak kadar harika dediğiniz bir şey duydunuz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.hristiyanblog.com/wp-content/uploads/2009/09/sakramentnedir.jpg" alt="sakrament" title="sakrament" width="541" height="200" class="alignnone size-full wp-image-188" /><br />
Sakramentler Kutsal Kitabın bu yüce göksel gerçeklerini alıp bizim kavrayışımıza adapte ediyor. Özetlemek gerekirse Sakramentler fiziksel öğelere iliştirilmiş Tanrının Mesih`te sunduğu vaatleridir. Mesih`teki sevgisinin görünür hal almasıdır. Evvelce de söylemiş olduğumuz gibi, neden görünen fiziksel ve yaratılmış işaretlere ihtiyaç duyarız. Neden vaatlerin varlığı yetmiyor bize? Cevap basittir. Gerçek olamayacak kadar harika dediğiniz bir şey duydunuz mu? Müjde de buna benziyor. Mesih hakkındaki iyi haberin vaaz edildiğini duyuyoruz. Bu öylesine harikadır ki, bu gerçekten gerçek olabilir mi? Daha sonra Tanrı bizlere su, ekmek ve şarap veriyor. Bunlar hem dokunup hem koklayıp, duyabileceğimiz şeyler. Tanrı bir anlamda benim size Mesih`te verdiğim vaatler şu anda yediğiniz ekmek kadar gerçektir, içmekte olduğunuz şarap kadar gerçektir diyor. Benim sizlere vermiş olduğum vaatler içine girmekte olduğunuz şu su kadar gerçektir. Bizler öylesine bir dünyada yaşıyoruz ki, çoğu zaman bu dünyanın şeyleri bize Tanrısal gerçeklerden daha gerçekmiş gibi geliyor. İstanbul`da yürüdüğünüzde gördüğünüz bütün her şey, sesler, kokular, gereksinimler gerçekçi bir biçimde yüzünüze geliyor. Belki de öyle günler geliyor ki, bu gördükleriniz İsa’dan daha gerçekmiş gibi gelecek. Sonra kiliseye gidiyorsunuz. Sonra görünmeyen Tanrı kendisini bizlere görünür biçimde sunuyor. Aniden kendimizi tekrar gerçekten gerçek olan şeye demirlenmiş olarak görüyoruz. <strong><a href="http://www.hristiyan.gen.tr/forum/sakrament-nedir-p678.html">Devamı için tıklayın!</a></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hristiyanblog.com/sakrament-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çarmıh Nedir?</title>
		<link>http://www.hristiyanblog.com/carmih-nedir/</link>
		<comments>http://www.hristiyanblog.com/carmih-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 Sep 2009 18:47:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hristiyanlık]]></category>
		<category><![CDATA[çarmıh]]></category>
		<category><![CDATA[haç]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hristiyanblog.com/?p=184</guid>
		<description><![CDATA[Adalet &#8211; Merhamet &#8211; Lütuf &#8211; Sevgi, bu dört kelime bir Hristiyan’ın hayatında büyük anlamlar taşırlar ve Hristiyanlar tarafından iyi düşünülmelidirler. Yazıyı okumak için burayı tıklayın!]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.hristiyanblog.com/wp-content/uploads/2009/09/carmihnedir.jpg" alt="çarmıh haç" title="çarmıh haç" width="541" height="200" class="alignnone size-full wp-image-185" /><br />
Adalet &#8211; Merhamet &#8211; Lütuf &#8211; Sevgi, bu dört kelime bir Hristiyan’ın hayatında büyük anlamlar taşırlar ve Hristiyanlar tarafından iyi düşünülmelidirler. <strong><a href="http://www.hristiyan.gen.tr/forum/carmih-nedir-t313.html">Yazıyı okumak için burayı tıklayın!</a></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hristiyanblog.com/carmih-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>40 Temel Hristiyanlık Öğretisi</title>
		<link>http://www.hristiyanblog.com/temel-hristiyanlik-ogretisi/</link>
		<comments>http://www.hristiyanblog.com/temel-hristiyanlik-ogretisi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 Sep 2009 20:44:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hristiyanlık]]></category>
		<category><![CDATA[hristiyan]]></category>
		<category><![CDATA[hristiyan öğretisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hristiyanblog.com/?p=180</guid>
		<description><![CDATA[Hristiyanlık inancındaki, Kutsal Kitap&#8217;ın bizlere verdiği 40 temel öğretinin maddeler halinde sıralanmış hali. Bu maddeleri sırayla okumak için tıklayın!]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.hristiyanblog.com/wp-content/uploads/2009/09/40temel.jpg" alt="hristiyan öğretisi" title="hristiyan öğretisi" width="541" height="200" class="alignnone size-full wp-image-181" /><br />
Hristiyanlık inancındaki, Kutsal Kitap&#8217;ın bizlere verdiği 40 temel öğretinin maddeler halinde sıralanmış hali. <strong><a href="http://www.hristiyan.gen.tr/forum/40-temel-hristiyan-p648.html">Bu maddeleri sırayla okumak için tıklayın!</a></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hristiyanblog.com/temel-hristiyanlik-ogretisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hristiyan Olmak</title>
		<link>http://www.hristiyanblog.com/hristiyan-olmak/</link>
		<comments>http://www.hristiyanblog.com/hristiyan-olmak/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Sep 2009 13:23:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hristiyanlık]]></category>
		<category><![CDATA[hıristiyanlık]]></category>
		<category><![CDATA[hristiyan]]></category>
		<category><![CDATA[hristiyan olmak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hristiyanblog.com/?p=157</guid>
		<description><![CDATA[Hristiyan olmak belli kurallar bütününü yerine getirmek demek değildir. Diğer din ve inançlarda insanlar belli kuralları uygulayarak kendi ilahlarına yaklaşmaya çalışırlar. Ancak Tanrı&#8217;ya şükretmeliyiz ki bizi belli kuralları yerine getirmemiz karşılığında kurtarmıyor. Bu yüzden hristiyan olmak bazı kuralların takipçisi olmayı değil, İsa Mesih&#8217;in takipçisi olmayı gerektirir. İsa Mesih&#8217;i ise Kutsal Kitap&#8217;ı, yani tevrat, zebur ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-158" title="hristiyan olmak" src="http://www.hristiyanblog.com/wp-content/uploads/2009/09/hristiyanolmak.jpg" alt="hristiyan olmak" width="541" height="200" /><br />
Hristiyan olmak belli kurallar bütününü yerine getirmek demek değildir. Diğer din ve inançlarda insanlar belli kuralları uygulayarak kendi ilahlarına yaklaşmaya çalışırlar. Ancak Tanrı&#8217;ya şükretmeliyiz ki bizi belli kuralları yerine getirmemiz karşılığında kurtarmıyor. Bu yüzden hristiyan olmak bazı kuralların takipçisi olmayı değil, İsa Mesih&#8217;in takipçisi olmayı gerektirir. İsa Mesih&#8217;i ise Kutsal Kitap&#8217;ı, yani tevrat, zebur ve incil&#8217;i okumadan tanımanız olanaksızdır. O yüzden Tanrı&#8217;yı tanımak istiyorsanız öncelikle O&#8217;nun sözünü okumalısınız.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><em><strong>Hristiyan olmak için sahip olmanız gereken ilk şey Tanrı sözüne imandır.</strong></em></span><br />
- Tanrı sizi seviyor ve sizinle kişisel bir ilişki kurmak istiyor. Bu baba ile çocuk ilişkisi gibidir.<br />
- Günahlarımız yüzünden hepimiz Tanrı&#8217;dan ayrı düştük. Bu yüzden ondan uzak kaldık. Ve günahın bedeli ölümdür, hepimiz ölümü hakettik.<br />
- İsa Mesih çarmıhta bizim günahlarımızın bedelini ödedi ve bizler O&#8217;nun ödediği bu bedel karşılığında Tanrı ile kişisel ilişki kurabilir, O&#8217;nun çocuğu olabiliriz.<br />
<span id="more-157"></span><br />
<strong><em><span style="text-decoration: underline;">Kutsal Kitap, iman etme konusunu aşağıdaki ayette olduğu gibi basitçe açıklar:</span></em></strong><br />
&#8220;Çünkü Tanrı dünyayı o kadar çok sevdi ki, biricik Oğlu`nu verdi. Öyle ki, O`na iman edenlerin hiçbiri mahvolmasın, hepsi sonsuz yaşama kavuşsun. Tanrı, Oğlu`nu dünyayı yargılamak için göndermedi, dünya O`nun aracılığıyla kurtulsun diye gönderdi. O`na iman eden yargılanmaz, iman etmeyen ise zaten yargılanmıştır. Çünkü Tanrı`nın biricik Oğlu`nun adına iman etmemiştir.&#8221;<br />
<span style="color: #003366;">(Yuhanna 3:16-18)</span></p>
<p>&#8220;İsa ona, “Diriliş ve yaşam Ben`im” dedi. “Bana iman eden kişi ölse de yaşayacaktır.&#8221;<br />
<span style="color: #003366;">(Yuhanna 11:25)</span></p>
<p>&#8220;Onlar, “Rab İsa`ya iman et, sen de ev halkın da kurtulursunuz” dediler.&#8221;<br />
<span style="color: #003366;"> (Elç. İşleri 16:31)</span></p>
<p>Kendi işlerimiz, yaptıklarımız bizi Tanrı&#8217;nın gözünde daha yükseğe çıkarmıyor. Yukarıda da açıkladığımız gibi, Mesih&#8217;in çarmıhı sayesinde Tanrı&#8217;ya yaklaşabiliyoruz. Ancak iman ettiysek, bu iman bizim eylemlermizde de açıkça görülecektir. İman eden kişi, eski yaşamındaki işlerinden, günahlarından tövbe eder. Hayatında meyveler verir ve çevresine örnek olur. Bazen kişiler &#8220;zaten affedildik, o zaman günah işleyebilir miyiz?&#8221; şeklinde sorular sorabiliyor. Ancak eğer bu şekilde düşünüyor ve bu şekilde bir motivasyon ile hayatımızı sürdürüyorsak hem iman etmemiş hem de Tanrı&#8217;yı tanımanın yakınında bile olmamışızdır.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><em><strong>Romalılar 10.bölüm 9-10 ayetleri şöyle der;</strong></em></span><br />
&#8220;İsa`nın Rab olduğunu ağzınla açıkça söyler ve Tanrı`nın O`nu ölümden dirilttiğine yürekten iman edersen, kurtulacaksın. Çünkü insan yürekten iman ederek aklanır, imanını ağzıyla açıklayarak kurtulur.&#8221;</p>
<p>Dolasıyla iman etmek, hristiyan olmak sadece belli sözleri söylemek, belli şeylere inanıyorum demek değildir. İman etmek, yürekten bazı şeylerin varlığını kabul etmek ve hayatını Tanrı&#8217;ya yönlendirmektir. Tanrı insanların ırklarına, renklerine, nerede doğduklarına ve geçmişlerinin ne olduğuna bakarak insanları aklamaz. Hristiyan ülkeler, toplumlar yoktur. Ancak yürekten iman etmiş kişiler vardır. Kendisine hristiyan diyen kişi eğer bu ölçütlerde iman etmemişse, Tanrı&#8217;nın gözünde hristiyan değildir.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><em><strong>Son olarak iman ne demek, kutsal kitap bize bunu da söylüyor. Okuyalım ve düşünelim&#8230;</strong></em></span><br />
<em>&#8220;İman, umut edilenlere güvenmek, görünmeyen şeylerin varlığından emin olmaktır.&#8221;</em><br />
<span style="color: #003366;"> (İbraniler 11:1)</span></p>
<p><span style="color: #003366;"><span style="color: #333333;"><strong><em>HristiyanBlog.com</em></strong></span><br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hristiyanblog.com/hristiyan-olmak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

