<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hristiyan Blog &#124; Hristiyanlık ile ilgili bilgiler ve güncel haberler &#187; Haberler</title>
	<atom:link href="http://www.hristiyanblog.com/kategori/haberler/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.hristiyanblog.com</link>
	<description>Hristiyanlık ile ilgili bilgilerin bulunduğu güncel blog</description>
	<lastBuildDate>Thu, 04 Nov 2010 09:33:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.4</generator>
		<item>
		<title>Irak&#8217;ta Kiliseye Baskın: 52 Ölü, 67 Yaralı</title>
		<link>http://www.hristiyanblog.com/irakta-hristiyan-olduruldu/</link>
		<comments>http://www.hristiyanblog.com/irakta-hristiyan-olduruldu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 03 Nov 2010 14:21:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[ırak]]></category>
		<category><![CDATA[katliam]]></category>
		<category><![CDATA[mısır]]></category>
		<category><![CDATA[terör]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hristiyanblog.com/?p=910</guid>
		<description><![CDATA[İslamcı Militanlar Irak&#8217;ta kilise bastı ve bir çok kişiyi rehin aldı. Güvenlik güçleri bu duruma müdahale etse de en az 52 kişi öldü, 67 kişi ise yaralandı. Akşam ibadetinde yaklaşık 100 kişi bulunuyordu. O sırada Bağdat Kilisesine giren militanlar, kilisenin pastörüne saldırarak onu öldürdü. Daha sonra saldırganlar El-Kaide militanlarının hapisten çıkarılması için ve hristiyan olup [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.hristiyanblog.com/wp-content/uploads/2010/11/iraqchristians.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-911" title="ırak kilisesi" src="http://www.hristiyanblog.com/wp-content/uploads/2010/11/iraqchristians.jpg" alt="" width="256" height="180" /></a>İslamcı Militanlar Irak&#8217;ta kilise bastı ve bir çok kişiyi rehin aldı. Güvenlik güçleri bu duruma müdahale etse de en az 52 kişi öldü, 67 kişi ise yaralandı. Akşam ibadetinde yaklaşık 100 kişi bulunuyordu. O sırada Bağdat Kilisesine giren militanlar, kilisenin pastörüne saldırarak onu öldürdü. Daha sonra saldırganlar El-Kaide militanlarının hapisten çıkarılması için ve hristiyan olup Mısır&#8217;a giden 2 kadının kendilerine verilmesi için istekte bulundu. Daha önce müslüman olan 2 kadın, iman ettikten sonra Mısır&#8217;a sığınmıştı. Mısır kilisesi hristiyan olan kadınları teröristlere vermek istemiyor ve onları saklıyor. Militanlar, Mısır ve Irak kiliselerinin bu kadınları kendilerine vermemesi durumunda kilisedeki kadınlara saldıracaklarını ve onları alıkoyacaklarını duyurdu.</p>
<p>Tüm bu tehditlere rağmen Mısır hükümeti önlem almamakta ısrarcı. Sadece olanlardan mutsuz olduklarını belirten yetkili polis birimleri, kiliselere herhangi bir koruma sağlamıyor. Dolayısıyla kiliselerdeki insanların hayatları tehlikede. Lütfen dua ederken Ortadoğu&#8217;da hristiyanların çektikleri acıları ve oradaki kiliselerin zor durumlarını hatırlayın.</p>
<blockquote><p>O zaman sizi sıkıntıya sokacak, öldürecekler. Benim adımdan ötürü bütün uluslar sizden nefret edecek. -Matta 24:9</p>
<p>Evet, öyle bir saat geliyor ki, sizi öldüren herkes Tanrı`ya hizmet ettiğini sanacak. Bunları, Baba`yı ve beni tanımadıkları için yapacaklar. Bunları size şimdiden bildiriyorum. Öyle ki, saati gelince bunları size söylediğimi hatırlayasınız. Başlangıçta bunları size söylemedim. Çünkü sizinle birlikteydim.”  -Yuhanna 16:2-4</p></blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hristiyanblog.com/irakta-hristiyan-olduruldu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Thomas Cosmades Rab&#8217;bimizin Yanına Gitti</title>
		<link>http://www.hristiyanblog.com/thomas-cosmades-rabbimizin-yanina-gitti/</link>
		<comments>http://www.hristiyanblog.com/thomas-cosmades-rabbimizin-yanina-gitti/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 20 Sep 2010 18:09:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[thomas cosmades]]></category>
		<category><![CDATA[vefat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hristiyanblog.com/?p=892</guid>
		<description><![CDATA[Değerli büyüğümüz, İstanbul doğumlu olan ve Türkiye’de 50 yılı aşkın zamandır hizmet eden, güvenilir incil çevirileriyle ve yazdığı makaleler ile ülkemizde hizmet eden kardeşimiz Thomas Cosmades çok sevdiği RAB&#8217;bimizin yanına ve ebediyete intikal etmiştir. Kendisi ve verdiği tanıklık için RAB&#8217;be şükrediyor, onun gibi sadık, dürüst imanlıların kiliselerimizde yetişmesini diliyoruz. -Hristiyan bilgi kaynağı (http://www.hristiyan.gen.tr) THOMAS COSMADES: [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="size-full wp-image-881 alignnone" title="cosmades1" src="http://www.hristiyanblog.com/wp-content/uploads/2010/09/cosmades1.jpg" alt="" width="257" height="192" /></p>
<p>Değerli büyüğümüz, İstanbul doğumlu olan ve Türkiye’de 50 yılı aşkın zamandır hizmet eden, güvenilir incil çevirileriyle ve yazdığı makaleler ile ülkemizde hizmet eden kardeşimiz Thomas Cosmades çok sevdiği RAB&#8217;bimizin yanına ve ebediyete intikal etmiştir. Kendisi ve verdiği tanıklık için RAB&#8217;be şükrediyor, onun gibi sadık, dürüst imanlıların kiliselerimizde yetişmesini diliyoruz. -Hristiyan bilgi kaynağı (<a href="http://www.hristiyan.gen.tr">http://www.hristiyan.gen.tr</a>)</p>
<p><strong>THOMAS COSMADES: ‘HEP İSTANBULLU KALACAĞIM!’</strong></p>
<p>“Ben özbeöz bir Anadolu çocuğuyum. Kendimi böyle adlandırırım. Ben bu toprağın çocuğuyum derim!” sözleriyle başladı hayatını anlatmaya. Bizim zamanımızda Türkiye’de bizlere “Ekaliyet” denirdi. Şimdi “azınlık” deniyor. Evet azınlığız, ama hepimiz o toprağın çocuğuyuz gerçekten. Gerek ana, gerek baba tarafım Kapadokya’da doğmuş büyümüş, özbeöz Kapadokyalı insanlardır. Ben de köken olarak Kapadokyalıyım. 29 Nisan 1924’de İstanbul’da doğmuşum. Dünyayı dolaştım. Uzun yıllar Amerika’da, Yunanistan’da, Almanya’da yaşadım. Bana “Nerelisin?” diye sorduklarında, daima “İstanbulluyum!” cevabını verdim. Ben İstanbulluyum, hep İstanbullu kalacağım!<span id="more-892"></span></p>
<p>Çocukluğum, gençliğim Üsküdar’da geçti. Biz Kapadokyalıyız. Bununla daima seviniriz, hatta gururlanırız. Çünkü Kapadokya, Küçük Asya’nın, Anadolu’nun seçkin, en güzel bölgelerinden biridir. Atalarım Kayseri’nin Talas denilen çok güzel bir kasabasından İstanbul’a gelmişler. Hem ana, hem de baba tarafından atalarım Kapadokya’da, Talas’da yaşamışlardır. Atalarımın dilleri Türkçe idi. Gerçi biz Rumuz, Yunanlıyız, ama benim atalarım Rumcayı eğri büğrü konuşabiliyorlardı. Asıl konuşma dilleri Türkçe idi. Bu nedenle ben Rumcayı sonradan öğrendim. Anadilim Türkçe idi. Ben Türkçe örf, adet ve geleneklere göre yetişmiş bir çocuğum.</p>
<p>İSTANBUL DEYİNCE&#8230;</p>
<p>İstanbul deyince aklıma, çocukluğumun geçtiği Üsküdar İcadiye semtindeki hatıralar geliyor. Benim doğup büyüdüğüm, Kuzguncuk Tepesi’nde, İcadiye’deki evimiz “Kiriya Despina’nın evi diye bilinirdi. “Kiriya” Rumcada “Bayan, hanım” demektir. Despina ise büyükannemin adıydı. Boğaz’a hakim bir yerde, kartal yuvası gibi ahşap bir konaktı. Boğaz, masmavi önümüzden akardı. Boğaz’ın kenarındaki yalılar, saraylar, konaklar inci gibi görülürdü. Çok yerler gördüm. Ama Boğaz gibi güzel bir yer göremedim. Niceler, niceler Boğaz’ın güzelliği konusunda benimle hemfikirdir.</p>
<p>TOMA EFENDİ</p>
<p>Annemin babası, aslen Kapadokya’nın Fertek kasabasındanmış. Çok önceleri İstanbul’a gelmiş, sarraflıkta çok başarılı olmuş. Zenginlemiş. Yaşı ilerleyince evlenmeye karar vermiş. O zamanlar soyumuz Ortodoks dininden ayrılarak Amerikalı misyonerlerin Anadolu’da tanıttıkları Protestan inancını benimsemişler. Protestanlar sadece kendi inancında olanlarla evleniyorlarmış. Bu nedenle İstanbul’daki Toma Efendi’de Kapadokyalı bir Protestan kızla evlenmek istemiş. Yayamın erkek kardeşi, ona Talas’daki bir okulda öğretmenlik yapan Despina’yı tavsiye etmiş. Toma Efendi tavsiyeyikabul etmiş, müstakbel eşini İstanbul’a davet etmiş. Öğretmen Despina, bir tatar kervanıyla Kayseri’den Samsun’a gelmiş. Oradan da vapurla İstanbul’a ulaşmış. Kendisini iskelede Toma Efendi karşılamış. Böyle bir tanışmayla evlenmişler. İki kızları dünyaya gelmiş. Küçük kız Mariya, büyüyünce benim annem olmuş.</p>
<p>BABA TARAFIM</p>
<p>Baba tarafından soyum Kapadokyalı’dır. Babamın babasının adı Vasil Ağa imiş. Vasil Ağa da Protestan inancını benimsemiş. O da Kapadokya’nın Talas’ından. Rumların en önemli merkezlerinden birisi olan Kapadokya’da bir gelenek varmış. Kapadokyalılar genç erkeklerini meslek öğrenmek, görgülerini artırmak için İstanbul, İzmir, Trabzon, Adana, Mersin gibi büyük ticaret merkezlerine gönderirlermiş. Oralarda iş yeri açıp varlıklı hale gelenler, döner gelir Kapadokyalı bir kızla evlenirlermiş. Dedem Vasil Ağa da genç yaşında İstanbul’a çalışmaya gelmiş, çeşitli işlerde çalışmış. Okuma imkânı olmamış. Ama öğrenmeye çok meraklıymış. Bir ara Odesa’ya gitmiş, orada çalışmış, Rusça öğrenmiş. Tekrar İstanbul’a dönmüş. Bu arada varlıklı bir Rum aile ile dostluk kurmuş. Bu aile, genç Vasil’i kendi evlâtları gibi bağırlarına basmışlar ve konaklarında hizmetçilik yapan Helena isimli sarışın, mavi gözlü, Rusya’dan gelme, Polonya kökenli bir kızla evlendirmişler. Bu evlilik genç Vasil’e güzel olanaklar sağlamış. Vasil keresteci dükkanı açmış. Zamanla İstanbul’un büyük kereste toptancılarından biri haline gelmiş. Vasil Ağa diye ünlenmiş. Vasil Ağa ile Helena çiftinin altısı erkek biri kız toplam yedi çocukları olmuş. 1892’de ikinci oğul olarak babam Mihail dünyaya gelmiş.</p>
<p>Babam Mihail ile annem Mariya 1922’de evlenmişler. İlk çocukları olarak ben dünyaya gelmişim. Doğum tarihim 29 Nisan 1924.</p>
<p>OKUL YILLARIM</p>
<p>Ben Cumhuriyet çocuğuyum. Okul hayatım Atatürk döneminde geçti. Atatürk’ü çok sever ve sayardık. İlkokulu Kuzguncuk Rum İlkokulu’nda bitirdim. Bir yıl Fener Rum Lisesi’ne gittim. Okulumuza “Kırmızı Okul” derlerdi. Fener semtinin çok güzel tarihi bir binasıydı. Bu okulun çok kişi tarafından bilinen bir özelliği, en üstte bir gözlemevi (Observatuvar) olmasıydı. Başlangıç yıllarında okulun sunduğu derslerden biri de bu idi.</p>
<p>Rumca’yı okullarda öğrendim. Fener Rum Lisesi’nden Robert Kollej’e geçtim. İngilizceyi burada öğrendim. O yılların çok kaliteli eğitim veren okullarından biriydi. Bu okula gitmiş olmak hayatımda bana çok imkân verdi. Robert Kollej’de okurken Atatürk vefat etmişti. Ben on dört yaşındaydım. Hepimiz için çok üzücü, büyük bir olaydı. Hepimiz cenaze törenine katılmak için Dolmabahçe’ye gitmiştik.</p>
<p>Fakat Robert Koleji bitiremeden 1943 yılında ayrılmak zorunda kaldım. Çünkü, babam tüm kazancını Varlık Vergisi borcunu ödemeye yatırıyordu. Robert Kolej parasını ödeyemez hale geldi. Ben de istemeden, büyük bir keder içinde okul hayatımı yarıda bıraktım, çalışmaya başladım. Balıkpazarı’nda Kayserili bir pastırma tüccarının ticarethanesinde katip oldum. Bu yıllar İkinci Cihan Harbi yıllarıydı.</p>
<p>Okul hayatım, Atatürk reformlarının heyecanı içinde geçti. Tarih derslerimizde hep Osmanlı İmparatorluğu’nun ve padişahların kötülüklerini; yeni kurulan Cumhuriyet’in iyiliklerini öğrenirdik. “Geçmişi kapatalım! Geçmişterki acı olayları unutalım! Yeni bir Cumhuriyet kurduk. Bunu yaşatalım!” anlayışı hakimdi. Ermenilerin, Rumların başına gelenleri konuşmak imkansızdı. Bu konular ne evlerde, ne de okullarda konuşulmazdı;  hepsi de tabuydu.</p>
<p>KERESTECİLER ÇARŞISI ALEVLER İÇİNDE</p>
<p>Ben çocukluk dünyamın hatıraları arasında hayal meyal hatırlıyorum. Herhalde üç dört yaşlarında olacağım. Yıl 1927 ya da 1928 olabilir. Bir gece annemin, babamın “Keresteciler Çarşısı yanıyormuş! Eyvah! Dükkânımız gitti! Eyvah mahvolduk!” diye bağırışıyla uyanmıştım. Yangının alevleri ta bizim evden görülüyordu. Bu yangın evimizde uzun zaman konuşuldu. Bu nedenle benim hafızamda derin bir iz bırakmış.</p>
<p>Eminönü’nden Unkapanı’na doğru uzanan yolun başlangıcı o dönemlerde bambaşka bir durumdaydı. Şimdilerde Yağ İskelesi olarak bilinen yerde çok büyük bir Keresteciler Çarşısı varmış. Bu çarşıda toptan kereste ticareti yapılırmış. O yıllarda binalar genellikle ahşap yapı olarak inşa edildiğinden, kereste ticareti İstanbul’da önemli bir iş alanıymış. Keresteciler Çarşısı’nda dedem Vasil Ağa’nın toptancı dükkanı varmış. Çarşı esnafının hemen hemen tümü Rummuş. Arabalar, hamallar, mavnalar tahta, kereste taşırmış akşamlara kadar.</p>
<p>İşte bu çarşı bir gecede yandı kül oldu. Tüccarlar varlıklarını kaybettiler.</p>
<p>Türk emekçiler de çorbacılarını yitirdiler. “Çorbacı” sözünü bugünün kuşakları bilmez. Rum ve Ermeni tüccarların yanında çalışan taşradan gelme işçiler, hamallar, arabacılar vb kendilerine iş veren bu insanlara “çorbacı” derlerdi. Kendilerine çorbayı sağladıklarından olsa gerek. Emekçilerin çorbacılara bağlılığı, saygısı derindi. Gayrimüslim işadamları da bu Türk çalışanları sever, onlara güvenirdi. Aralarında çok sıcak ve samimi bir iş bağlılığı vardı.</p>
<p>DÖNELİM KONUMUZA</p>
<p>Dedem Vasil Ağa, bu durumu hiç düşünmemişti. Ticari hayatı bir gecede yok olmuştu. Çarşıyı kimin yaktığı, yangının nasıl çıktığı bir türlü anlaşılamadı. Dedem bu yangından sonra ticaret hayatını noktaladı. Babam yanan çarşıya yakın bir yerde küçük bir kereste dükkânı açtı. Ailemizin geçimini sağlamaya çalışıyordu. Dedem ise Bakırköy’deki konağını yok pahasına sattı. İstanbul’u bir daha görmemek üzere Galata’dan vapura binip terk etti. Yunanistan’ın Pire şehrinde bir ev satın aldı. Fakat Pire’de huzur bulamadan, İstanbul hasreti içinde iki yıl sonra kalp krizinden ölüverdi.</p>
<p>Babaannem Helena ise, dedemden on yıl sonra, Yunanistan Hitler ordularının işgali altında iken, açlıktan telef olanlar arasına katılmıştı!</p>
<p>FUTBOL TAKIMLARI</p>
<p>Genç yıllarımda futbol oynardım. Ama kulüplerde değil, mahalle takımlarında.</p>
<p>İstanbul’da Rumların ve Ermenilerin kendilerine özel futbol takımları vardı. “Pera” adlı futbol takımı, Rumlardan meydana gelirdi. “Şişli” ise Ermenilerin futbol takımı idi. Bu takımlarda çok iyi futbolcular vardı. Pera ve Şişli takımları güçlü takımlar olmalarına rağmen, Türkiye Ligi takımları arasına alınmazlardı. Bu iki takım yılda birkaç kere sadece kendi aralarında oynarlardı. Neden Türk takımlarıyla maç yapmazlardı? Bu bir ayrımcılıktı. Dediklerine göre, memleketi yönetenler Rum ya da Ermeni futbol takımı Türk takımlarından biriyle oynarken olay çıkmasından korkuyorlarmış.</p>
<p>ZOR BİR DÖNEM</p>
<p>Atatürk’ün ölümüne yakın yıllarda dünya savaşa doğru gidiyordu. Ben Robert Kolej’de İspanya İçsavaşı’nı takip ederdim. O yıllarda solcuydum. İspanya’da Cunhuriyetçilerin kazanmasını tüm gönlümle istiyordum. Olmadı. Hitler’in yardımıyla, Faşist Franko kuvvetleri, Cumhuriyetçileri yendi. İspanya faşist bir rejim altında karanlık günleri yaşıyordu. Almanya’da ise naziler dünyayı savaşa götürüyordu. Gelişmeleri büyük bir kaygı içinde izliyordum.</p>
<p>Atatürk’ün ölümünden sonra, İsmet Paşa cumhurbaşkanı oldu. Böylece İnönü’nün Millî Şef’lik dönemi başladı. İnönü dönemi aşırı milliyetçiliğin, biz azınlıklara karşı sistemli baskı, dışlama ve yok etme uygulamalarının başlangıcı oldu.</p>
<p>1939 yılında 20 tertip, 25-45 yaş arası Hıristiyan erkekleri askere alındı. Amele Taburları’nda çalıştırılmaya başlandı. Olup bitenleri, siyasi gelişmeleri büyük bir korku ve tedirginlik içinde izliyordum. Babam o yıl 47 yaşında olduğundan askere alınmaktan kurtulmuştu. Eğer gitseydi her şeyimizi kaybederdik. Allah’tan iki yaş farktan kurtardı.</p>
<p>Amele Taburları dönemi bitti. Gidenler geri geldi. Bu sefer 1942 yılında Varlık Vergisi belâsı Gayrimüslimlerin başında patladı. Gazeteler Rum, Ermeni, Yahudi vatandaşları aşağılayan haberlere geniş yer veriyordu. Bunların çoğu yalan ve uydurmaydı.</p>
<p>Gayrimüslim tüccarlara, esnaflara, doktorlara, kısaca azınlıklara büyük miktarlarda vergiler koydular. Birçok insan bütün malını mülkünü satsa bile kendisinden istenen vergi borcunu ödeyemecekti. Ödeyemeyenler vatan haini ilan ediliyor, Aşkale’ye gönderiliyordu.</p>
<p>Babama da çok yüksek vergi konmuştu. Hepimiz korku içindeydik. Evimizi, dükkanımızı satsalar babamın borcunu ödeyemezdik. İşte böyle bir karagünde Maliyede çalışan bir Türk babama yardımcı oldu. Babamın Varlık Vergisi borcunu takside bağladı. Ödeme süresini uzattı. Böylece babam Aşkale’ye gitmekten kurtuldu. Bu da babamın ikinci şansı idi. 1942 kışında, Rusya’nın Almanya’ya karşı üstünlüğü anlaşılınca ve savaşın sonu belli olmaya başlayınca Saraçoğlu Hükümeti’nin siyasetinde yumuşama oldu.</p>
<p>Aşkale sürgünleri serbest bırakıldı. Fakat birçok insan sermayesini, malını mülkünü kaybetmişti. Vasil Ağaların malları Hacı Ağaların eline geçmişti! Aşkale’den dönenler ise iyice korkmuş, fakirleşmişti. Türkiye’yi terk etmenin yollarını arıyordu. Artık azınlıklara Türkiye’de güvenli bir gelecek olmadığı anlaşılmıştı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hristiyanblog.com/thomas-cosmades-rabbimizin-yanina-gitti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Luigi Padovese Öldürüldü!</title>
		<link>http://www.hristiyanblog.com/luigi-padovese-olduruldu/</link>
		<comments>http://www.hristiyanblog.com/luigi-padovese-olduruldu/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Jun 2010 13:50:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[cinayet]]></category>
		<category><![CDATA[Luigi Padovese]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[şehit]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hristiyanblog.com/?p=563</guid>
		<description><![CDATA[HATAY&#8217;ın İskenderun İlçesi&#8217;nde görev yapan Anadolu Episkoposluğu ve Havarisel Vekilli Luigi Padovese, bugün evinde uğradığı bıçaklı saldırıda öldü. Episkopos Padovese&#8217;yi öldüren kişinin 4.5 yıldır şoförlüğünü yapan Murat A. olduğu belirlendi. Murat A. suç aletiyle birlikte yakalandı. HATAY’ın İskenderun İlçesi’nde görev yapan Katolik Kilisesi Anadolu Havarisel Episkoposu Vekili Luigi Padovese, oturduğu sitenin bahçesinde bıçakla boğazı kesilerek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.hristiyanblog.com/wp-content/uploads/2010/06/padovese2.jpg"><img src="http://www.hristiyanblog.com/wp-content/uploads/2010/06/padovese2.jpg" alt="" title="padovese2" width="541" height="200" class="alignnone size-full wp-image-562" /></a></p>
<p>HATAY&#8217;ın İskenderun İlçesi&#8217;nde görev yapan Anadolu Episkoposluğu ve Havarisel Vekilli Luigi Padovese, bugün evinde uğradığı bıçaklı saldırıda öldü. Episkopos Padovese&#8217;yi öldüren kişinin 4.5 yıldır şoförlüğünü yapan Murat A. olduğu belirlendi. Murat A. suç aletiyle birlikte yakalandı. HATAY’ın İskenderun İlçesi’nde görev yapan Katolik Kilisesi Anadolu Havarisel Episkoposu Vekili Luigi Padovese, oturduğu sitenin bahçesinde bıçakla boğazı kesilerek öldürüldü. 63 yaşlarındaki Luigi Padovese&#8217;nin cinayet şüphelisi olarak kendisi gibi katolik olan şoförü Murat Altun gözaltına alındı.<span id="more-563"></span></p>
<p>Olay, ilçeye bağlı deniz kenarındaki Karağaç Beldesi Sultanköy Sitesi’nde bugün saat 14.25&#8242;de meydana geldi. Anadolu ve Suriye’deki Katolik kiliselerinin bağlı olduğu Katolik Kilisesi Anadolu Havarisel Episkopos Vekili Luigi, iki katlı binanın ön bahçesinde bıçaklı saldırıya uğradı. Padovese olay yerinde can verdi. İhbar üzerine gelen polis, çevre güvenliği alarak inceleme başlattı. İskenderun’a 2004’de atanan ve çevresinde sevilen bir kişi olan Episkopos Luigi Padovese’nin cesedi Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı.</p>
<p><strong>ŞOFÖRÜ GÖZALTINA ALINDI</strong><br />
Episkopos Vekili Luigi Padovese&#8217;yi bıçakla boğazını kesip öldürdüğü iddiasıyla şoförü Murat Altun gözaltına alındı. İskenderun Katolik Kilisesi&#8217;nin müştemilatında kalan Murat Altun&#8217;un katolik ve bekar olduğu belirtildi. Murat Altun&#8217;un ilk ifadesinde, şoförlüğünü yaptığı Hıristiyan din adamı Luigi Padovese&#8217;yi aralarında çıkan bir tartışma sonucu öldürdüğünü söylediği belirtildi. Emniyet yetkilileri ilk belirlemelere göre olayın siyasi bir yönünün olmadığını söyledi. Katolik Kilisesi Anadolu Havarisel Episkoposluğu 10 yıl önce kuruldu. Türkiye’nin yarısından fazlası (480.000 kilometrekare), Akdeniz’den Karadeniz’e, Ankara’dan Irak sınırına kadar olan alandaki kiliseler buraya bağlı.</p>
<p><strong>HATAY VALİSİ: ZANLI YAKALANDI</strong><br />
Hatay Valisi Mehmet Celalettin Lekesiz, Anadolu Kiliseleri Episkoposu Luigi Padovese&#8217;yi bıçaklayarak öldüren zanlının suç aletiyle yakalandığını bildirdi.</p>
<p>Lekesiz yaptığı açıklamada, konunun kendisine intikal etmesinin ardından yaptığı araştırmada, hastaneye kaldırılırken hayatını kaybeden Padovese&#8217;yi öldürdüğü iddia edilen zanlı Murat A&#8217;nın gözaltına alındığını söyledi. Vali Lekesiz, zanlı Murat A&#8217;nın Padovese&#8217;nin yaklaşık 4,5 yıldır şoförlüğünü yaptığının belirlendiğini ifade etti.</p>
<p>Olayı kapsamlı olarak araştırdıklarını kaydeden Lekesiz, şöyle konuştu:</p>
<p>“Padovese&#8217;yi bölgemizde bulunduğu için yakın tanıyoruz. Ölümü hepimizi üzdü. Zanlı suç aletiyle yakalandı. İlk araştırmaya göre konunun siyasi bir tarafı yok. 4,5 yıldır Padovese&#8217;nin şoförlüğünü yapan zanlının psikolojik sorunları olduğunu ve tedavi gördüğünü öğrendik. Padovese&#8217;nin öldürülmesi kişisel bir olay gibi görünüyor. Olayı detaylı bir şekilde araştırıyoruz.”</p>
<p><strong>TERÖRİST SALDIRIYI KINAMIŞTI</strong><br />
Padovese, Süryani Katolik Kilisesi&#8217;nde iki gün önce düzenlenen ilk ayindeki konuşmasında, İskenderun&#8217;daki 6 askerin şehit edildiği terör saldırısını kınamış, askerlere Allah&#8217;tan rahmet, yakınlarına da sabır dilemişti.</p>
<p>Anadolu Kiliseleri Episkoposu Luigi Padovese İskenderun&#8217;un, farklı dinlerin bir arada yaşadığı, farklı kültürlerin beşiği olduğunu vurgulayarak, “Süryani kilisesinin açılması anayasa ve devletin inanç özgürlüğüne verdiği önemin göstergesidir” diye konuşmuştu.</p>
<p><strong>İTALYA&#8217;NIN İZMİR KONSOLOSU CARTA BÖLGEYE GİDİYOR</strong><br />
Anadolu Katolik Kilisesi Episkoposu Luigi Padovese&#8217;nin öldürülmesi üzerine, İtalya&#8217;nın İzmir Konsolosu Simon Carta&#8217;nın bölgeye gitmekte olduğu öğrenildi.</p>
<p>İtalya&#8217;nın Ankara Büyükelçiliği yetkilileri, olayın çok yeni olduğunu ve gelişmeleri yakından takip ettiklerini söyleyerek, Konsolos Carta&#8217;nın İskenderun&#8217;a hareket ettiğini belirtti.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hristiyanblog.com/luigi-padovese-olduruldu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nuh&#8217;un Gemisi Bulundu</title>
		<link>http://www.hristiyanblog.com/nuhun-gemisi-bulundu/</link>
		<comments>http://www.hristiyanblog.com/nuhun-gemisi-bulundu/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 27 Apr 2010 08:30:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[nuh]]></category>
		<category><![CDATA[nuhun gemisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hristiyanblog.com/?p=541</guid>
		<description><![CDATA[Tarihin en çok merak edilen efsanelerinden biri olan Nuh&#8217;un Gemisi&#8217;nin, bulunduğu iddia edildi. Hong Konglu ve Türk bilimadamlarından oluşan 15 kişilik bir grup, Ağrı Dağı&#8217;nda 4 bin metre yükseklikte, 12 metre boyunda, 5 metre yükseliğinde bir ahşap yapı bulduklarını, hatta içine girip araştırma yaptıklarını da açıkladı. Grup, ahşap yapıdan alınan ahşap parçalarının karbon testi yardımıyla [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-542" title="10" src="http://www.hristiyanblog.com/wp-content/uploads/2010/04/10.jpg" alt="" width="468" height="351" /></p>
<p>Tarihin en çok merak edilen  efsanelerinden biri olan Nuh&#8217;un Gemisi&#8217;nin, bulunduğu iddia edildi. Hong  Konglu ve Türk bilimadamlarından oluşan 15 kişilik bir grup, Ağrı  Dağı&#8217;nda 4 bin metre yükseklikte, 12 metre boyunda, 5 metre yükseliğinde  bir ahşap yapı bulduklarını, hatta içine girip araştırma yaptıklarını  da açıkladı. Grup, ahşap yapıdan alınan ahşap parçalarının karbon testi  yardımıyla 4 bin 800 yıllık olduğu, bunun da kutsal  kitaplarda anlatılan Nuh Tufanı&#8217;nın tarihiyle uyuştuğunu savundu. South  China Morning Post gazetesine göre Hong Konglu Evangelical Media, Noah&#8217;s  Ark Ministry International ve Türk bilimadamlarından oluşan grup, Pazar  günü Hong Kong&#8217;da yaptıkları basın toplantısında büyük iddiayı  açıkladı. Grup, Nuh&#8217;un Gemisi&#8217;ne ait olduğunu öne sürdükleri parçaları,  gemide hayvanların bir arada tutmak için kullanılan ipleri ve çivi  benzeri birçok parçayı da gazetecilere gösterdi.<span id="more-541"></span></p>
<p><strong>Yeri gizli tutuluyor</strong><br />
Basın toplantısına, gruba çalışmalarının başından beri veren  Ağrı Vali Yardımcısı Murat Güven, Ağrı İlk Turizm Müdürü Muhsin Bulut ve  Doğubeyazıt Kaymakamlık Yazı İşleri Müdür İbrahim Şahin de katıldı.  Toplantıda, şu anda yeri gizli tutulan Nuh&#8217;un Gemisi&#8217;nin UNESCO Dünya  Mirası Listesi&#8217;ne alınması ve üzerinde bilimsel araştırma yapılması  çağrısı da yapıldı. Grup, yapının yerinin Türk yönetiminin bölgede  arkeolojik kazı için gerekli önlemleri alana kadar gizli tutulacağını da  söyledi.<</p>
<p><strong>Gemiye girdik</strong><br />
Hong Konglu grup, aşırı muhafazakar evanjelist Hristiyan kuruluşları  olan &#8216;Media Evangelism&#8217; ve Uluslararası Nuh&#8217;un Gemisi Birliği, NAMI&#8217;den  oluşuyor. Türk hükümetinin destek verdiği ilk Nuh&#8217;un Gemisi araştırma  grubu olduklarını söyleyen grubun lideri Man Fai Yuen, basın  toplantısında şöyle konuştu: &#8220;Bizim girdiğimiz bölüm, tarihte anlatılan  gemiye çok benziyor. Biz, bu ahşap yapının içini bulan ve görüntüleyen  ilk ekip olduk. 38 milimetre uzunluğundaki bir tahta parçasına, <span style="color: blue;">İran</span>&#8216;da karbon testi yaptırdık. 4 bin 800 yıl  öncesine ait bir selvi ağacına ait olduğu ortaya çıktı.&#8221; Tevrat&#8217;a göre  Nuh&#8217;un Gemisi, gofer ağacından yapılmıştı. Yuen, bu iki ağaç arasındaki  benzerliklerin test edildiğini de söyledi.</p>
<p><strong>Kalıntıyı buzul korudu</strong><br />
Araştırmaya katılan ve daha önce birçok kez Ağrı Dağı&#8217;nda  araştırmalar yapan Hollandalı Gerrit Aalten gemiyle ilgili verileri  değerlendirirken, &#8220;Elimizde efsanevi Nuh&#8217;un Gemisi&#8217;ni bulduğumuza dair  güçlü kanıtlar var&#8221; diye konuştu. <span style="color: blue;">İstanbul</span> Üniversitesi&#8217;nden arkeolog Prof. Oktay  Belli de, bu ahşap yapının bir insan yerleşim biriminden kalmasının  mümkün olmadığını, 3 bin 500 metreden daha yüksek bir yerde, bugüne  kadar hiç insan yerleşimi bulunmadığını söyledi. Grubun bir diğer üyesi  Sütçü İmam Üniversitesi Jeoloji Bölümü&#8217;nden Dr. Ahmet Özbek de  buzulların ve volkanik maddelerin düşük ısıda bu bölgenin bozulmadan  kalmasına yardım etmiş olabileceğini söyledi. Basın toplantısında hazır  bulunan Ağrı İl Turizm Müdürü Muhsin Bulut, &#8220;Bu dünyayı şoke edecek bir  haber. 2 bin yıldan <a onmouseover="showAd('25799','102133' ,event);clearAdInterval();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>fazla</strong></span></a> süredir tarih ve görgü  tanıkları bize bir geminin tufandan kurtularak Ağrı Dağı&#8217;na oturduğunu  söylüyor. İnsanlar bunun Nuh&#8217;un Gemisi olduğuna inandı. Ben bu grubun  nihayet bu gemiyi bulduğuna ve bunun Nuh&#8217;un Gemisi olduğuna inanıyorum&#8221;  dedi. Ağrı Vali Yardımcısı Murat Güven de, gruptan 4 Hong Konglu&#8217;ya  Ağrı&#8217;nın fahri hemşehriliği verildi.</p>
<p><strong>Ortak bildiri yayınlandı</strong><br />
Uluslararası Nuh&#8217;un Gemisi Birliği (NAMI) <a onmouseover="showAd('25724','101224' ,event);clearAdInterval();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>ile</strong></span></a> Türk yetkililer, basın  toplantısından sonra açıkladıkları bildiride Nuh&#8217;un Gemisi&#8217;nin  bulunmasının ideolojik farklılıkları da bitireceği savunuldu. Bildiride,  &#8221; Burada imzası bulunanlar Ağrı Dağı&#8217;nda Nuh&#8217;un Gemisi için bilimsel  araştırmalar yapılmasında anlaşmıştır. Buradaki sonuçlar, insanoğlunun  ortak inançları ve tarihleri için çok önemlidir. Nuh&#8217;un Gemisi&#8217;nin  keşfinin yüzyıllardır süren ulusal ideolojik farklılıkları bitireceğine  inanıyoruz.</p>
<p><strong>Araştırmalar 2008&#8242;de başladı</strong><br />
Grubun Türk lideri Ahmet Ertuğrul da, bölgedeki bu yapıdan 2008  Haziran&#8217;da kendisine gelen bir bilgiyle haberdar olduğunu belirterek,  &#8220;Hemen bir ekip topladım ve yola koyuldum. Ahşap yapıyı bulduk ve içine  girdik. Fotoğraflarını çektim. Yıllardır NAMI ile çalıştığım için de  keşfimden onları haberdar ettim&#8221; diye konuştu. Bunun üzerine Ekim  2009&#8242;da bölgeye bu kez kameralarla giden Hong Konglu ve Türk uzmanlar,  volkanik kül ve buzlar altında bulunan ve el yordamıyla kazılan ahşap  yapının içine girdi ve görüntüledi.</p>
<p><strong>15 kişilik ekip </strong><br />
Hong Konglu ve Türk bilimadamlarından oluşan 15 kişilik bir grup 3  yıllık araştırmalarının sonunda önemli veriler elde etti.</p>
<p><strong>Gemiden parçalarla toplantı! </strong><br />
BİlİmadamlarI Hong Kong&#8217;daki basın toplantısında ortaya çıkardıkları  çok çarpıcı verileri de açıkladılar. Ahşap yapının girilen bölümünün 5  metre yüksekliğinde, 12 metre genişliğinde olduğunu açıklayan uzmanlar  yapının kutu şeklinde değil, bir gemi gibi eğimli olduğunu vurguladı.  Araştırmacı Panda Lee, &#8220;Orada bir metre eninde, yarım metre boyunca  küçük bir kapı vardı. Bu kapı da, başka bir bölüme açılıyordu&#8221; diye  konuştu. İki metre boyunda, iki metre eninde ve iki metre yükseliğindeki  bu kutu şeklindeki bölümün, hayvanların konulduğu bölüm olduğuna inanan  araştırmacılar, burada çivi, ip ve askı parçaları da buldu. Grup,  yeterli oksijenleri olmadığı için bu bölüme giremediklerini de söyledi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hristiyanblog.com/nuhun-gemisi-bulundu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Malatya Katliamı&#8217;nın 3.Yılı</title>
		<link>http://www.hristiyanblog.com/malatya-katliaminin-3-yili/</link>
		<comments>http://www.hristiyanblog.com/malatya-katliaminin-3-yili/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 18 Apr 2010 16:46:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[malatya katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[necati aydın]]></category>
		<category><![CDATA[tilmann geske]]></category>
		<category><![CDATA[uğur yüksel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hristiyanblog.com/?p=533</guid>
		<description><![CDATA[18 Nisan 2007&#8242;de Malatya Katliamında dünyadan ayrılan ve RAB&#8217;bin yanına giden üç kardeşimiz için bugün Elazığ ve Malatya&#8217;da anma törenleri yapıldı. Malatya&#8217;daki Zirve Yayınevi&#8217;ne 18 Nisan 2007 tarihinde düzenlenen baskında öldürülen 1&#8242;i Alman 3 kişiden Uğur Yüksel, ölümünün üçüncü yılında Elazığ&#8217;daki mezarının başında anıldı. Anma törenine, Yüksel&#8217;in annesi ve Protestan kilisesinin temsilcileri ve cemaat üyeleri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>18 Nisan 2007&#8242;de Malatya Katliamında dünyadan ayrılan ve RAB&#8217;bin yanına giden üç kardeşimiz için bugün Elazığ ve Malatya&#8217;da anma törenleri yapıldı.<br />
<a href="http://www.hristiyanblog.com/wp-content/uploads/2010/04/fft5_mf414143.jpeg"><img src="http://www.hristiyanblog.com/wp-content/uploads/2010/04/fft5_mf414143.jpeg" alt="" title="malatya katliamı" width="450" height="300" class="alignnone size-full wp-image-534" /></a><br />
Malatya&#8217;daki Zirve Yayınevi&#8217;ne 18 Nisan 2007 tarihinde  düzenlenen baskında öldürülen 1&#8242;i Alman 3 kişiden Uğur Yüksel, ölümünün  üçüncü yılında Elazığ&#8217;daki mezarının başında anıldı. Anma törenine,  Yüksel&#8217;in annesi ve Protestan kilisesinin temsilcileri ve cemaat üyeleri  katıldı. Malatya&#8217;daki Zirve Yayınevi&#8217;ne düzenlenen baskında öldürülen Uğur  Yüksel&#8217;in Elazığ merkeze bağlı Mansuruşağı Mezrası&#8217;ndaki mezarı başında  yapılan anma törenine, felçli olan babası İbrahim Yüksel katılmazken  annesi Hatice Yüksel ve Protestan kilisesinin sözcüleri ve cemaat  üyeleri katıldı. Geçmiş yıllara oranla daha kalabalık bir grubun  katıldığı anma töreninde, anne Hatice Yüksel oğlunun mezar taşına  sarılarak yapılan ayini izledi.<span id="more-533"></span></p>
<p>Anma töreninde İstanbul Protestan kilisesi adına konuşan Uğur Saçkesen,  İsa Mesih&#8217;i sevdikleri için üç kardeşlerinin aralarından alındığını  belirterek, “Uğur kardeşimiz, kendi halkını ve ülkesini seven, bu halk  için, bu ülke için, bu ülkenin esenliği ve barışı için dua eden bir  kardeşimizdi. Peki, ne oldu bir insanı başka bir insanı öldürmek için ne  motive edebilir. Dünyada bir insanın yaşamı milliyetçilik mi? Dindarlık  mı? Eğitim mi? Ne olabilir? Bu ülke için dua eden bu toprakların  çocukları yalnızca İsa mesihi sevdikleri için öldürüldü. 3 yıl geçti. Bu  3 yıl içersinde Türk kilisesi Türkiye&#8217;de bulunan kiliseler Uğur  kardeşimizden, Tilman kardeşimizden, Necati kardeşimizden aldıkları  bayrağı yukarı çıkartma konusunda daha azimli, daha kararlı, daha  istekli, daha cesaretli oldu” dedi. Anma törenine katılan grup daha  sonra Malatya&#8217;ya hareket etti.</p>
<p><strong>TİLMAN GESKE MALATYA’DA ANILDI</strong></p>
<p>Almanya vatandaşı Tilman Ekhart Geske için, Malatya&#8217;daki Ermeni  Mezarlığı&#8217;nda düzenlenen anma törenine, Diyarbakır Kiliseler Baş Pastörü  Ahmet Güvener, Geske&#8217;nin eşi Suzanna Geske, 3 çocuğu ve Hıristiyan  cemaati mensupları katıldı.</p>
<p>Yayınevinde öldürülen Uğur Yüksel&#8217;in Elazığ’daki anma töreninden sonra  Malatya&#8217;da da düzenlenen anma töreninde, Alman Tilman Ekhart Geske&#8217;nin  mezarının başında ilahiler okundu. Anma töreninde Tilman Ekkehart  Geske’nin eşi Susanna Geske, kızları Michale (15), Miriam (10) ve oğlu  Lukas (13), mezara çiçekler bırakarak dua etti. Anma töreni sırasında  polis ekipleri de çevrede geniş güvenlik önlemleri aldı. Mezarlığa  yabancı kişilerin girmesine izin verilmezken, gazetecilerin uzak bir  noktadan görüntü almalarına izin verildi.<br />
Malatya Ermeni Mezarlığı’ndaki tören yaklaşık 1 saat sürdü. Tören  sonunda Tilman Ekhart Geske’nin eşi Suzanna Geske, kameralara  konuşmazken, kızı Michale&#8217;in babasının mezarında ağladığı görüldü.</p>
<p>Bu arada anma töreni sırasında Zirve Yayınevi&#8217;nde öldürülen, Tilman  Ekhart Geske, Uğur Yüksel ve Necati Aydın&#8217;ın resimlerinin bulunduğu  büyük bir poster açıldı.<br />
(DHA)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hristiyanblog.com/malatya-katliaminin-3-yili/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hindistan&#8217;da Budistlerin Saldırısı</title>
		<link>http://www.hristiyanblog.com/hindistan-olisabang/</link>
		<comments>http://www.hristiyanblog.com/hindistan-olisabang/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 15 Apr 2010 12:00:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[budist]]></category>
		<category><![CDATA[budizm]]></category>
		<category><![CDATA[hindistan]]></category>
		<category><![CDATA[olisabang]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hristiyanblog.com/?p=530</guid>
		<description><![CDATA[Kardeşler bugün ortalıkta şöyle bir dua isteği dolaşıyor; &#8220;yalvarıyorum hindistan kilisesi için dua edin.budistler iki akşam önce 20 kiliseyi yaktılar.Bugün olisabang bölgesinde 200 kiliseyi yok etme planı hazırladılar.Bu 24 saat içinde 200 misyoneri öldüreceklerini açıkladılar.Şuan tüm hristiyanlar gizlenmeye çalışıyorlar.Lütfen onlar için dua edin ve bu haberi tüm hristiyanlara iletin.Allaha yalvaralım ki hindistandaki kardeşlerimize merhamet göstersin&#8221; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="text-decoration: underline;">Kardeşler bugün ortalıkta şöyle bir dua isteği dolaşıyor;</span><br />
<em>&#8220;yalvarıyorum hindistan kilisesi için dua edin.budistler iki akşam önce 20 kiliseyi yaktılar.Bugün olisabang bölgesinde 200 kiliseyi yok etme planı hazırladılar.Bu 24 saat içinde 200 misyoneri öldüreceklerini açıkladılar.Şuan tüm hristiyanlar gizlenmeye çalışıyorlar.Lütfen onlar için dua edin ve bu haberi tüm hristiyanlara iletin.Allaha yalvaralım ki hindistandaki kardeşlerimize merhamet göstersin&#8221;</em></p>
<p><span style="text-decoration: underline;">Bu bir yalan. Hindistan&#8217;da Olisabang diye bir bölge yok. Böyle bir saldırı yaşanmadı. Bu mesaj aylardır çeşitli ortamlarda ingilizce olarak ortada dolaşan kandırmaca forward mail&#8217;dir. Şimdi Türkçe&#8217;ye çevirilmiş ve Türk hristiyanlar arasında yayılmaya çalışılıyor. Hindistan halkını dualarınızda anmayı unutmayınız, ancak lütfen böyle bir olayın olduğu konusunda duyuru yapanları uyarınız.</span></p>
<p><strong>Hristiyan bilgi kaynağı</strong></p>
<p>http://www.hristiyan.gen.tr</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hristiyanblog.com/hindistan-olisabang/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Diriliş Bayramınız Kutlu Olsun!</title>
		<link>http://www.hristiyanblog.com/dirilis-bayrami-paskalya/</link>
		<comments>http://www.hristiyanblog.com/dirilis-bayrami-paskalya/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 03 Apr 2010 15:43:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[İsa Mesih]]></category>
		<category><![CDATA[diriliş]]></category>
		<category><![CDATA[diriliş bayramı]]></category>
		<category><![CDATA[paskalya]]></category>
		<category><![CDATA[yeşua]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hristiyanblog.com/?p=509</guid>
		<description><![CDATA[Evet, O gerçekten dirildi! Herkesin Diriliş Bayramını kutlarız. Şabat Günü`nü izleyen haftanın ilk günü, tan yeri ağarırken, Mecdelli Meryem ile öbür Meryem mezarı görmeye gittiler. Ansızın büyük bir deprem oldu. Rab`bin bir meleği gökten indi ve mezara gidip taşı bir yana yuvarlayarak üzerine oturdu. Görünüşü şimşek gibi, giysileri ise kar gibi bembeyazdı. Nöbetçiler korkudan titremeye [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.hristiyanblog.com/wp-content/uploads/2010/04/dirilisbayrami541.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-510" title="dirilisbayrami541" src="http://www.hristiyanblog.com/wp-content/uploads/2010/04/dirilisbayrami541.jpg" alt="" width="541" height="200" /></a></p>
<h3><strong>Evet, O gerçekten dirildi! Herkesin Diriliş Bayramını kutlarız.</strong></h3>
<p>Şabat Günü`nü izleyen haftanın ilk günü, tan yeri ağarırken, Mecdelli Meryem ile öbür Meryem mezarı görmeye gittiler. Ansızın büyük bir deprem oldu. Rab`bin bir meleği gökten indi ve mezara gidip taşı bir yana yuvarlayarak üzerine oturdu. Görünüşü şimşek gibi, giysileri ise kar gibi bembeyazdı. Nöbetçiler korkudan titremeye başladılar, sonra ölü gibi yere yıkıldılar. Melek kadınlara şöyle seslendi: <em><span style="color: #008000;">“Korkmayın! Çarmıha gerilen İsa`yı aradığınızı biliyorum. O burada yok; söylemiş olduğu gibi dirildi. Gelin, O`nun yattığı yeri görün. Çabuk gidin, öğrencilerine şöyle deyin: `İsa ölümden dirildi. Sizden önce Celile`ye gidiyor, kendisini orada göreceksiniz.` İşte ben size söylemiş bulunuyorum.”</span></em></p>
<p>Kadınlar korku ve büyük sevinç içinde hemen mezardan uzaklaştılar; koşarak İsa`nın öğrencilerine haber vermeye gittiler. <strong>İsa </strong>ansızın karşılarına çıktı, <em><span style="color: #ff0000;">“Selam!”</span></em> dedi. Yaklaşıp İsa`nın ayaklarına sarılarak O`na tapındılar. O zaman <strong>İsa</strong>, <span style="color: #ff0000;"><em>“Korkmayın!”</em></span> dedi. <em><span style="color: #ff0000;">“Gidip kardeşlerime haber verin, Celile`ye gitsinler, beni orada görecekler.”</span></em></p>
<p>Kadınlar daha yoldayken nöbetçi askerlerden bazıları kente giderek olup bitenleri başkâhinlere bildirdiler. Başkâhinler ileri gelenlerle birlikte toplanıp birbirlerine danıştıktan sonra askerlere yüklü para vererek dediler ki, “Siz şöyle diyeceksiniz: `Öğrencileri geceleyin geldi, biz uyurken O`nun cesedini çalıp götürdüler.` Eğer bu haber valinin kulağına gidecek olursa biz onu yatıştırır, size bir zarar gelmesini önleriz.” Böylece askerler parayı aldılar ve kendilerine söylendiği gibi yaptılar. Bu söylenti Yahudiler arasında bugün de yaygındır.</p>
<p>On bir öğrenci Celile`ye, <strong>İsa</strong>`nın kendilerine bildirdiği dağa gittiler. <strong>İsa</strong>`yı gördükleri zaman O`na tapındılar. Ama bazıları kuşku içindeydi. <strong>İsa </strong>yanlarına gelip kendilerine şunları söyledi: <em><span style="color: #ff0000;"><br />
“Gökte ve yeryüzünde bütün yetki bana verildi. Bu nedenle gidin, bütün ulusları öğrencilerim olarak yetiştirin; onları Baba, Oğul ve Kutsal Ruh`un adıyla vaftiz edin; size buyurduğum her şeye uymayı onlara öğretin. <strong>İşte BEN, dünyanın sonuna dek her an sizinle birlikteyim.</strong>” </span></em></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><span style="color: #000000;">(KUTSAL KİTAP, MATTA 28.BÖLÜM)</span></span><em><span style="color: #ff0000;"><br />
</span></em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hristiyanblog.com/dirilis-bayrami-paskalya/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kutsal Cuma</title>
		<link>http://www.hristiyanblog.com/kutsal-cuma/</link>
		<comments>http://www.hristiyanblog.com/kutsal-cuma/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Apr 2010 22:50:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[İsa Mesih]]></category>
		<category><![CDATA[good friday]]></category>
		<category><![CDATA[kutsal cuma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hristiyanblog.com/?p=502</guid>
		<description><![CDATA[Kutsal Kitap, Matta 27.Bölüm 32-66 Dışarı çıktıklarında Simun adında Kireneli bir adama rastladılar. İsa`nın çarmıhını ona zorla taşıttılar.Golgota, yani Kafatası denilen yere vardıklarında içmesi için İsa`ya ödle karışık şarap verdiler. İsa bunu tadınca içmek istemedi. Askerler O`nu çarmıha gerdikten sonra kura çekerek giysilerini aralarında paylaştılar. Sonra oturup yanında nöbet tuttular. Başının üzerine, BU, YAHUDİLER`İN KRALI [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-503" title="kutsalcuma541" src="http://www.hristiyanblog.com/wp-content/uploads/2010/04/kutsalcuma541.jpg" alt="" width="541" height="200" /></p>
<p><strong>Kutsal Kitap, Matta 27.Bölüm 32-66</strong><br />
Dışarı çıktıklarında Simun adında Kireneli bir adama rastladılar. İsa`nın çarmıhını ona zorla taşıttılar.Golgota, yani Kafatası denilen yere vardıklarında içmesi için İsa`ya ödle karışık şarap verdiler. İsa bunu tadınca içmek istemedi. Askerler O`nu çarmıha gerdikten sonra kura çekerek giysilerini aralarında paylaştılar. Sonra oturup yanında nöbet tuttular. Başının üzerine, BU, YAHUDİLER`İN KRALI İSA`DIR diye yazan bir suç yaftası astılar.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">İsa`yla birlikte, biri sağında öbürü solunda olmak üzere iki haydut da çarmıha gerildi. </span>Oradan geçenler başlarını sallayıp İsa`ya sövüyor, “Hani sen tapınağı yıkıp üç günde yeniden kuracaktın? Haydi, kurtar kendini! Tanrı`nın Oğlu`ysan çarmıhtan in!” diyorlardı. Başkâhinler, din bilginleri ve ileri gelenler de aynı şekilde O`nunla alay ederek, “Başkalarını kurtardı, kendini kurtaramıyor” diyorlardı. “İsrail`in Kralı imiş! Şimdi çarmıhtan aşağı insin de O`na iman edelim. Tanrı`ya güveniyordu; Tanrı O`nu seviyorsa, kurtarsın bakalım! Çünkü, `Ben Tanrı`nın Oğlu`yum` demişti.” İsa`yla birlikte çarmıha gerilen haydutlar da O`na aynı şekilde hakaret ettiler.<br />
<span id="more-502"></span><br />
Öğleyin on ikiden üçe kadar bütün ülkenin üzerine karanlık çöktü. Saat üçe doğru İsa yüksek sesle, “Eli, Eli, lema şevaktani?” yani, “Tanrım, Tanrım, beni neden terk ettin?” diye bağırdı. Orada duranlardan bazıları bunu işitince, “Bu adam İlyas`ı çağırıyor” dediler. İçlerinden biri hemen koşup bir sünger getirdi, ekşi şaraba batırıp bir kamışın ucuna takarak İsa`ya içirdi. Öbürleri ise, “Dur bakalım, İlyas gelip O`nu kurtaracak mı?” dediler. İsa, yüksek sesle bir kez daha bağırdı ve ruhunu teslim etti.</p>
<p>O anda tapınaktaki perde yukarıdan aşağıya yırtılarak ikiye bölündü. Yer sarsıldı, kayalar yarıldı. Mezarlar açıldı, ölmüş olan birçok kutsal kişinin cesetleri dirildi. Bunlar mezarlarından çıkıp İsa`nın dirilişinden sonra kutsal kente* girdiler ve birçok kimseye göründüler. İsa`yı bekleyen yüzbaşı ve beraberindeki askerler, depremi ve öbür olayları görünce dehşete kapıldılar, “Bu gerçekten Tanrı`nın Oğlu`ydu!” dediler. Orada, olup bitenleri uzaktan izleyen birçok kadın vardı. Bunlar, Celile`den İsa`nın ardından gelip O`na hizmet etmişlerdi. Aralarında Mecdelli Meryem, Yakup ile Yusuf`un annesi Meryem ve Zebedi oğullarının annesi de vardı.</p>
<p>Akşama doğru Yusuf adında zengin bir Aramatyalı geldi. O da İsa`nın bir öğrencisiydi. Pilatus`a gidip İsa`nın cesedini istedi. Pilatus da cesedin ona verilmesini buyurdu. Yusuf cesedi aldı, temiz keten beze sardı, kayaya oydurduğu kendi yeni mezarına yatırdı. Mezarın girişine büyük bir taş yuvarlayıp oradan ayrıldı. Mecdelli Meryem ile öteki Meryem ise orada, mezarın karşısında oturuyorlardı. Ertesi gün, yani Hazırlık Günü`nden* sonraki gün, başkâhinlerle Ferisiler Pilatus`un önünde toplanarak, “Efendimiz” dediler, “O aldatıcının, daha yaşarken, `Ben öldükten üç gün sonra dirileceğim` dediğini hatırlıyoruz. Onun için buyruk ver de üçüncü güne dek mezarı güvenlik altına alsınlar. Yoksa öğrencileri gelir, cesedini çalar ve halka, `Ölümden dirildi` derler. Son aldatmaca ilkinden beter olur.” Pilatus onlara, “Yanınıza asker alın, gidip mezarı dilediğiniz gibi güvenlik altına alın” dedi. Onlar da askerlerle birlikte gittiler, taşı mühürleyip mezarı güvenlik altına aldılar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hristiyanblog.com/kutsal-cuma/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Açıklamalı Kutsal Kitap</title>
		<link>http://www.hristiyanblog.com/aciklamali-kutsal-kitap/</link>
		<comments>http://www.hristiyanblog.com/aciklamali-kutsal-kitap/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 28 Mar 2010 16:03:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[açıklamalı kutsal kitap]]></category>
		<category><![CDATA[akkit]]></category>
		<category><![CDATA[incil]]></category>
		<category><![CDATA[Kutsal Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[tevrat]]></category>
		<category><![CDATA[zebur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hristiyanblog.com/?p=474</guid>
		<description><![CDATA[Kutsal Kitap&#8217;ın, üst kısımda ayetler, alt kısımda açıklamalar olmak üzere, çeşitli konularda bilgi kutularnını, makalelerin, her kitabın girişlerinin geniş olarak yer aldığı, haritalar, tablolar, konu dizini, ABC dizini ile zenginleştirilmiş, kültüre göre uyarlanmış açıklamalarını içeren çalışma kitabı Yeni Yaşam Yayınları tarafından satışa sunulmuştur. Online sipariş için order@yyyayinlari.com adresine e-mail atmak gerekiyor.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.hristiyanblog.com/wp-content/uploads/2010/03/akkit2.jpg"><img src="http://www.hristiyanblog.com/wp-content/uploads/2010/03/akkit2.jpg" alt="" title="akkit2" width="541" height="150" class="alignnone size-full wp-image-479" /></a><br />
Kutsal Kitap&#8217;ın, üst kısımda ayetler, alt kısımda açıklamalar olmak üzere, çeşitli konularda bilgi kutularnını, makalelerin, her kitabın girişlerinin geniş olarak yer aldığı, haritalar, tablolar, konu dizini, ABC dizini ile zenginleştirilmiş, kültüre göre uyarlanmış açıklamalarını içeren çalışma kitabı Yeni Yaşam Yayınları tarafından satışa sunulmuştur. Online sipariş için order@yyyayinlari.com adresine e-mail atmak gerekiyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hristiyanblog.com/aciklamali-kutsal-kitap/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anadolu Vaizi: Krisostomos</title>
		<link>http://www.hristiyanblog.com/anadolu-vaizi-krisostomos/</link>
		<comments>http://www.hristiyanblog.com/anadolu-vaizi-krisostomos/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Mar 2010 20:24:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[altın ağızlı yuhanna]]></category>
		<category><![CDATA[krisostomos]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hristiyanblog.com/?p=467</guid>
		<description><![CDATA[Anadolu’nun güçlü ve değerli iman mirasının öz sahiplerinden biri olan Yuhanna Krisostomos’a, Türkçe ifade edilişiyle Altın Ağızlı Yuhanna’ya atfen yeni bir web sitesi yayın hayatına başladı. Krisostomos&#8217;un vaazlarını görmek ve siteyi incelemek için tıklayın!]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img alt="" src="http://www.krisostomos.info/wp-content/uploads/1.jpg" title="krisostomos" class="alignnone" width="541" height="200" /><br />
Anadolu’nun güçlü ve değerli iman mirasının öz sahiplerinden biri olan Yuhanna Krisostomos’a, Türkçe ifade edilişiyle Altın Ağızlı Yuhanna’ya atfen yeni bir web sitesi yayın hayatına başladı. <a href="http://www.krisostomos.info">Krisostomos&#8217;un vaazlarını görmek ve siteyi incelemek için tıklayın!</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hristiyanblog.com/anadolu-vaizi-krisostomos/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

