
Genç ekonomist seçkin Ekonomi Okulu’nu başarıyla bitirmiş, prestijli bir şirket onu hemen işe almış, omuzuna geniş sorumluluklar yüklemiş. Kısa zamanda yükselmiş, şirketin yönetim kurulunda oturmaya çağrılmış. Tüm kararların orada verildiği kurul.. Şirkete çok çekici bir iş önerisi geliyor; herkes heyecanlı. Sözleşme gerçekleşirse gelişim çok parlak. Bu önemli işi getiren, sözü geçer iki kişi var heyetin karşısında. Onlarca karakterli ya da karaktersiz olmanın hiçbir önemi yok! Yeter ki para kırılsın. O iki kişi eninde sonunda anlaşmayı bütünlemek için el altından önemli bir bağış diliyor, kısacası rüşvet! Kurulda herkes, ne yapalım iş iştir düşüncesiyle açıktan parayı sunmaya hazır. Sıra genç ekonomiste gelince, „Ben bu karara katılamam“ diyor, “İsa Mesih’e bağlılığım bende temiz karakteri gerektiriyor.” Bir anda tüm kurul üyeleri şaşkın şaşkın birbirine bakışıyor. Oturum dağılıyor, şirket müdürü genç ekonomisti bir kenara çekip konuşuyor: “Şirketin yararı, çıkarı en önde gelen kovalayışımızdır. Sen bunu baltaladın. Başarılı çalışman çok güzel; ama bu yetmez! Bundan böyle yönetim kurulunda yetkin kalmıyor.” Genç ekonomist şirkette kendisine olanakların kısıtlandığını oracıkta anlıyor, başka bir iş aramaya koyuluyor.
Neyle betimlenebilir karakter sağlamlığı? Kış aylarında, özellikle kuzey ülkelerinde saçak buzu, ya da buz salkımı diye bilinen görünüm iç açıcıdır. Kılıcı andıran uzun buz parçaları yapıların saçaklarından büyük birer kalem gibi sarkar. Bunlar tertemiz sudan oluşmuşsa, güneş ışınlarının çarpması çok beğenilen bir görünümü oluşturur. Ama damdan gelen su kirli ve çamurluysa kimse onlara bakmaz.
İnsanı insandan ayırt eden özelliğe eskiden seciye denirdi. Yeni deyimi: Özyapı ya da ıra. Karakter diye bilinen erdem düzeyinden şaşana seciyesiz, ya da karaktersiz denir. Konuşması, tutumu, davranışı kararı okka dört yüz dirhem denebilecek kim vardır? Ademoğlu günahlı yüreğini karakteriyle gösteriyor. Paklığı tartışma kaldırmayan buz salkımı gibi her bozukluktan arı varlığı nerede bulmalı? Tutumu günaha, düşüklüğe daima açık kişinin önüne her gün bir sürü bozukdüzen, hatta karanlık öneri fırlatılır. Sapasağlam iç yapıyla bunları gerektiği gibi göğüsleyebilmenin yolu ne olabilir?
Okullar, üniversiteler bir yarışma alanı. Herkes başarıyı kovalamakta. Kopyacılık en kestirme yol. Karakteri yıkan bu hileye rest çekebilen genç kimdir? Hakkım neyse olana razıyım, diyebilen.. İki arkadaş otolarında giderken mafiya düzenlerini enikonu yeriyor, çamura bürüyor. Yol kenarında çantayla kaçak içkiler, sigaralar süren birine takılıyor gözleri. Fırsat bu fırsat.. Mafiya dolaplarına sen de katkıda bulun, mallarını satın al! Kınaması çok kolay, uygulaması çok güç, değil mi? Niceler karakterli olmayı, karaktersizlikle değiştirmiş. Pak karakterden önde tutulan gerekler enine boyuna sırıtmakta. Elbette, karakterli olmak isteyenler çok; ama ilkin bastıran sorunlarla ilgilenmeli! Bunlar çözüldükten sonra, karakteri iyileştirmeye belki zaman kalır. Ne var ki, kirli damlalar giderek kümeleşir, buz salkımı çirkinleşir.
Kökten çürük ortamda akıntıya kürek çekenlerdensin sen de. Siyaset alanı bozuk mu bozuk! Ticaret dünyasında sağtöre aktöre pazara çıkarılmış. Eğitim kuşakları sarsıntıda. Spor ilişkileri sarsak sursak. Düzensizlik her yanda egemen! Din kuruluşları bozukluğun önemli bir kesimi.. Parlak karakteri özleyen, bunu arayanlar nerede?
İnsanlık tarihinin geçmişinde geleceğinde günahsızlık, kusursuzlukla beliren tek kişi vardır: Yüceden gelen, yine yücelere yükselen İsa Mesih. Salt O’dur parlak karakteri insan yaşamına getirebilen, bu karakteri yıldızlar gibi her yanda parlatabilen. Kimse irade gücüyle, din görenekleriyle, demokrasiyle, eğitimle, kültürle ve daha ne varsa hiçbir şeyle Tanrı’ca onaylanan, insanlara taş çıkartan karakter tümlüğüne erişemedi şimdiye dek. Bu eylem tanrısaldır, yüceden sağlanan bütünlemedir.
Karakter bozukluğunun gerisindeki etkenler ne olabilir? Bencillik, yalancılık, yararcılık, para-zevk-san arayıcılık, haksızlıkta sakıncasızlık, din perdesi gerisinde her tür çıkarcılık, vb. Kirli su damlalarının birikintisi görünümü yozlaştırır. O kişide kin var, düşmanlık var, sürtüşme var, adaletsizlik var ve daha neler yok! Birey kendini kendi ölçüsüyle ölçer, ama herkesçe görülen köy kılavuz istemez. Karaktersizlik bangır bangır bağırır.
Karaktersiz insanlar pak karakter kaynağı İsa Mesih’i yargıya çektiler. Karşılarında en güçlü orduların üstünlüğünden daha pek yeterliliği olanı görünce ne edeceklerini şaşırdılar. Suçladıkları İsa’nın önünde suçlu-yargılı duruma düştüler. Mesih’in günahsızlığı karaktersizlerin bozukluğuna ayna görevini gördü. Peygamber Tanrı yargısını şöyle dile getirir: „Buğday ektiler dikenler biçtiler. Emek verdiler yarar görmediler. RAB’BİN aşırı öfkesi nedeniyle ürünlerinden utanacaklar“ (Yeremya 12:13).
İsa Mesih günahlı bireye yeniden doğuş verir, onu yeni karakterle donatır, Tanrı’nın meleklerin karşısında parlak aşamaya yükseltir. Bu kişi bundan böyle karakterini lekelendirmemeye kararlıdır. Karakter parlaklığını benimseyen, başka Mesih bağlılarıyla sürekli paydaşlıktadır; güçlenir ve onları güçlendirir. Günahın, bozukluğun çekiciliğine kapılmaz. Temiz karakterin sürekli paklığı için imanla göksel Babası’na yakarır, karakteriyle oynamanın getireceği acıklı sonuçları göz önünde tutarak, engerekten kaçarcasına bozukluktan kaçar. Ona bu yeterliği kurtarıcısı sağlar. Pak karakter arayan Tanrı’nın koyduğu yasaları yaşamda kurtarıcı Mesih gerçekleştirir. O seni de çağırıyor: „Ben bunun için doğdum, gerçeğe tanıklık edeyim diye dünyaya geldim. Gerçekten yana olan herkes sesime kulak verir“ (Yuhanna 18:37).
Yazan: Thomas Cosmades
Yorumlar
Yorum yapın Geri izleme