İnsanın Öfkesi ve Tanrı’nın Öfkesi
Nedir kitap yakma türünden erdeme, sağduyuya, gerçeğe rest çekeni etkileyen dağıtıcı gücün etkeni? KIZGINLIK, ÖFKE.. Başka yolla başa çıkamadığı bilgiye, inanca, görüşe çok sert bir eylemle yıkıcılığı sancağı kılmak.. Çünkü bu öfkeye set çekebilen gücün yeterliliğini tanımamış o! Kızgınlık bardağından içki içen pişmanlık yatağında kan kusacaktır. Öfke, hiddet, kızgınlık aynı ocakta kaynamış zehir zıkkım insan tepkisidir. Bunun getirdiği zarar, üzgü, yıkım dille anlatılamaz. Sevgiyi, acımayı, hoşgörüyü, bağışlayıcılığı kökten dışlayan çirkinlik alemidir öfke.
Tarih boyunca öfke sonucu ne denli savaşlar, soykırımlar, katliamlar oldu; oluyor da.. Ademoğlunun temel tutsaklığı öfkeyedir. Uygarlığın doruklaştığı şu döneme ‘Öfke Çağı’ dememiz hiç de yanlış olmaz. Bir futbol takımı oyun yitirir, yanlıları küplere biner, huligan yıkımını enikler. Toplumuna karşı bazılarının kanı başına sıçrar, ormanları ateşe verir ya da içerleyişini başka taşkınlıklara yöneltir. Terörizm eylemini esinleyen, yönelten duygu elbette yanıp tutuşan öfkedir. Bunun en belirgin, kahredici göstergesi, 11 Eylül 2001 cinnetidir. On dokuz kişiye öfke öylesi egemen olmuş ki, değerlerin tümünü —kendi canlarına saygıyı da— bir yana itiyor. Ve bu eylem Allah’a yükletiliyor!
Eski çağın insanı kızgınlığı kişileştirerek onu ürkü alevleri saçan bir tanrı biçimine sokuyor. Kızgınlık var masmavi gökte beliren bulutçuk gibi hemen dağılır, başkasıysa yıkıcı kasırgalar getiren kapkaranlık bulutlara dönüşür. İncil’de şu Tanrı buyruğu vurgulanır: "Öfkeye kapılınca bunu günaha dönüştürmeyin. Öfkenizin üzerine güneş batmasın. İblise fırsat vermeyin" (Efesoslular 2:26,27). Barış Başkanı İsa Mesih şu uyarıyı duyurur: "Size derim ki, kardeşine öfkelenen herkes yargılanmayı hak edecektir" (Matta 5:22). Rab, yıkıcı, dağıtıcı, ağlatıcı öfkeden söz etmekte. Günahı arıtıp varlığa egemen olunca O, öfke bulutlarını kesenkes dağıtır. Karşısındakini çamura toprağa batıran, galiz sövmeleri bastıran, gözdağı savuran ya da bıçağa sarılan kızgınlık, iblisin fırsatı ele alarak çaresiz kişiyi yönetmesinin belirgin örneğidir.
Bu dönümde, insan kızgınlığından apayrı özellikle beliren Tanrı kızgınlığına eğilmek yararlı olur. Bu kızgınlık Kutsal Söz’de şu sözlerle anlatılır: "Tanrı adil bir yargıçtır; güngünden öfke saçar... Kızgınlığının gücü üzerimden geçti; korku beni yedi bitirdi... Eriyip tükeniyoruz öfkenden; kızgınlığından dehşete düşüyoruz" (Mezmur 7:11; 88:16; 90:7). Ademoğlunun okşadığı, hiç bırakmadığı günaha karşı güngünden öfke taşıyan Tanrı, kişiye kesin ve belirgin uyarıda bulunur. Şaşmaz değişmez adaleti herkesi hakça yargılar. O’nun adaletini kendi kaprislerine, dinsel yorumlarına, öç alevlerine, kişisel büyüklenmelere alet yaparak günahını örtbas edenlere yaraşan yargı öfkeyle dolu Hak Yargıç’ın elinden yaraşan cezayı almaktır. Tanrı’nın hak kızgınlığı O’nun kutsallığından kaynaklanır, insanınkiyse cehennem alevlerinden beslenir.
Birçok ilişkide ölçüsüz ademoğlu, kızgınken ölçüsüzlüğünü tüm çirkinliğiyle sergiler. İnsanın öfkesi kötü ilişkileri, yıkımı enikler. Öte yandan Tanrı’nın kızgınlığı her durumda kendi adalet ilkesini savunur. Insansal öfke bencil çıkarcı duygulardan beslenir. Hıncı, kıskançlığı, çekememezliği, güvensizliği, kuşkuyu, korkuyu içerleyişi ve bu türden aşağılık duygularını dışarıya verir. Adil Yaratan-Kurtaran bunlardan bir tekiyle etkilenemez. O’nun öfkesi her durumda kutsallık-doğruluk sınırı içinde işler. Tanrısal kızgınlığın tek ereği, günahlının sarstığı evrensel düzen ve erdem ilkelerini savunmak, sarsılan dengeyi saptamaktır.
Temizliğe saygısı olan, her tür kirlilik karşısında iğrenti duyan kişi Tanrı’nın günah doğrultusunda taşıdığı kızgınlığı daha iyi kavrayabilir. Kutsal Tanrı öz varlığıyla çelişki oluşturan hiçbir bozukluğa sünger geçirmez. Ters durumda egemenliğinin ayaklar altında çiğnenmesine göz yuman biri olurdu. Hayır! O’nun adaleti tamdır, öfkesi korkutucudur. Musa peygamber günahlının sarsıntısına değinerek Tanrı’ya şöyle yakınır: "Bütün günlerimiz Senin gazabında geçiyor; Yıllarımızı bir soluk gibi bitirmekteyiz" (Mezmur 90:9). İşin şaşırtıcı yönü, günahı öfkeyle karşılayan Tanrı öte yandan sevgisini de kısmaz. O günahtan nefret eder, bunun yanı sıra günahlıyı sevdikçe sever. İnsan öfkesinden başkalığı budur. Öfkeyle eyleme koyulanda zerre kadar sevgi yoktur; tek etkeni öfkedir. Ama Tanrı öfkelenir, yanı sıra da sever, Tanrı sevgidir (I.Yuhanna 4:8,16). Yalnız Tanrı’dır öfkeyle sevgiyi bağdaştıran, bunları kesin uyumda tutan.
Günahlı kişi korku ıstırabı altında işkence çekmesin. Tanrı’yı hem öfkesi hem de sevgisi kapsamında tanıyan O’nun gerçek niteliğini kavrayabilir. Ademoğlunun öfkeye set çekebilmek için akılları durduran özveriye koyulması hiç düşünülebilir mi? Oğlu öldürülen bağrı yanık baba katile, "Sen oğlumu öldürdün, ama ben senin bu suçuna karşı mahkemede fidye olarak canımı sunacağım; böylece hem öfkemi noktalayacağım, hem de adaletin ödün vermez dileğini karşılayacağım" diyebilir mi hiç?
Tanrı tam bu eylemi sonuçladı. Adaletinin dileğini karşılamak, böylece taşkın öfkesini gidermek için biricik Oğlu İsa Mesih’i yerimize sundu. Bu çetin soruna yaratık açısından değil, Yaratan-Kurtaran açısından yaklaşan, aklını düğümleyen sorunların teker teker çözüldüğüne tanık olur, ve bundan sevinç bulur. Dinden vecibeden önce günahaf konusuna eğilmek en önde yer tutan gerekçedir. Bundan ötesi ayrıntı, çoğu kez de çalkantı faslıdır. "Günahlıyım. Tanrı’nın adaletini zorladım, O’nun kutsallığına karşı çıktım. Göksel Baba’yı mağdur etmiş bir suçluyum. Bunu kendim onaramam. Mesih’in benim yerime kurbanını kabul ediyorum, katında tövbeyle iman ediyorum. Bana verdiği sonsuz güveni için O’na binler binleri teşekkür sunuyorum."
Yazan: Thomas Cosmades