<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hristiyan Blog &#124; Hristiyanlık ile ilgili bilgiler ve güncel haberler</title>
	<atom:link href="http://www.hristiyanblog.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.hristiyanblog.com</link>
	<description>Hristiyanlık ile ilgili bilgilerin bulunduğu güncel blog</description>
	<lastBuildDate>Fri, 20 Aug 2010 22:12:51 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>John Calvin’in Yaşamı</title>
		<link>http://www.hristiyanblog.com/john-calvin-biyografi/</link>
		<comments>http://www.hristiyanblog.com/john-calvin-biyografi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 20 Aug 2010 22:05:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Reform]]></category>
		<category><![CDATA[biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[john calvin]]></category>
		<category><![CDATA[kalvin]]></category>
		<category><![CDATA[kalvinizm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hristiyanblog.com/?p=413</guid>
		<description><![CDATA[John Calvin 10 Temmuz 1509&#8242;da Fransa&#8217;nın Noyon kentinde doğdu. Gramer ve dil konusunda Maturius Corderius&#8217;un gözetmenliğinde Paris&#8217;te eğitim aldı ve Montaign Koleji&#8217;nde İspanyol bir profesörden felsefe dersleri aldı. Genç Calvin&#8217;in yaşamı daha çok, Noyon Psikoposu&#8217;nun yardımcısı olan babası tarafından kontrol edilmekteydi. Her ne kadar Calvin kendisini sıradan insanlardan birisi olarak tanımlasa da, babası oldukça hırslı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.hristiyanblog.com/wp-content/uploads/2009/11/johncalvin.jpg" alt="john calvin" title="john calvin" width="541" height="200" class="alignnone size-full wp-image-414" /><br />
John Calvin 10 Temmuz 1509&#8242;da Fransa&#8217;nın Noyon kentinde doğdu. Gramer ve dil konusunda Maturius Corderius&#8217;un gözetmenliğinde Paris&#8217;te eğitim aldı ve Montaign Koleji&#8217;nde İspanyol bir profesörden  felsefe dersleri aldı. Genç Calvin&#8217;in yaşamı daha çok, Noyon Psikoposu&#8217;nun yardımcısı olan babası tarafından kontrol edilmekteydi. Her ne kadar Calvin kendisini sıradan insanlardan birisi olarak tanımlasa da, babası oldukça hırslı bir kişiydi. Oğlunun entellektüel ve zeka bakımından arkadaşlarından bir hayli farklı olduğunu farkeden babası, onun aristokrat bir ailenin gözetiminde eğitim almasını istedi. Bu eğitim için genç Calvin, Montmore ailesinin gözetimine bırakıldı. Bu ailenin yanındaki eğitimini tamamladıktan sonra Calvin, Sorbonne Üniversitesi&#8217;ne gitti. Calvin&#8217;in babası, oğlunun bir gün rahip olacağını ve gençliğinden beri açıkça herkes tarafından görülen yetenekleriyle Katolik Kilisesi&#8217;nde önemli bir pozisyona yükseleceğini umut ediyordu. Bir süre sonra Calvin&#8217;in babası bu yöndeki planlarını değiştirmeye başladı. Avukatların rahiplerden çok daha fazla para kazandıklarını gördüğünde, oğlunun bütün çalışmalarını bırakıp bir hukuk fakültesinde okumasını istedi. <span id="more-413"></span>Calvin, isteksiz de olsa babasının sözünü dinleyerek Paris&#8217;in en seçkin hukuk fakültelerinden birisinde eğitimine başladı. Ancak Calvin, hayatının bu döneminde yaşamının geri kalanında gerçekten ne yapmak istediği konusunda kendisine sorular sormaya başlamıştı. Aslında ne bir rahip ne de bir avukat olmak istiyordu. Calvin&#8217;in istediği tek şey, bir ilim adamı olarak kitap yazmak ve insanların bu kitapları okuduklarını bilmekti. Calvin yaklaşık 23 yaşlarındayken, Romalı Stoacı filozof Seneca&#8217;nın yazdığı De Clementia (Merhamet Üzerine) adlı kitap üzerine bir yorum kitabı yazdı. Kitabın konusunun ve içeriğinin üst düzeyde bir dilde yazılması nedeniyle Calvin bu kitaptan elde edeceğini umduğu ünü elde edememişti.  </p>
<p>Calvin yazdığı kitaplarda hemen hemen kendisinden hiç bahsetmezdi. Bu yüzden Calvin&#8217;in nasıl iman ettiği konusunda elimizdeki tek bilgi, Mezmurlar üzerine yazdığı yorum kitabının önsözünde bulunmaktadır. Calvin burada kendisi hakkında şunları söylemektedir: “Hırslı ve kendim için bir ad kazanmak üzere çıktığım bu yolculukta devam ederken, Tanrı yolumu başka bir yöne çevirdi ve bana beklenmedik bir iman verdi”. Calvin&#8217;in yüreğindeki bu değişimin tarihi tam olarak tesbit edilemese de, 1532 yılından olduğu tahmin edilmektedir. 1534 yılında Calvin, babasının onun eğitim masraflarını karşılaması için atamış olduğu Katolik Kilisesi&#8217;ndeki görevinden istifa etti ve aldığı maaşı tamamen geri çevirdi. Babasının ölümü üzerine Noyon&#8217;a geri dönen Calvin, burada bir süre kaldıktan sonra tekrar Paris&#8217;e geri döndü.  </p>
<p>Paris Üniversitesi&#8217;nin rektörlüğüne Nicholas Cop atanmıştı. Cop, rektörlüğüne başlayacağı ilk günde bir konuşma yapmak için kürsünün arkasına geçti. Calvin&#8217;in hazırladığı tahmin edilen bu konuşmanın içeriği ve konuşmanın en sonunda “insan sadece lütuf aracılığı ile aklanır” sözü dinleyenler üzerinde bir soğuk duş etkisi yarattı. Böylece birçok kişi Nicholas&#8217;ın Protestan olduğunu anladı. Nicholas hiçbir zaman görevine başlayamadı çünkü bu konuşmayı yaptıktan sonra hayati tehlike nedeniyle sürekli kaçmak zorunda kaldı. Bu olay üzerine Sorbonne halkı ve Parlamento, Protestanlara ve özellikle Calvin&#8217;e karşı cephe aldılar. Tüm yetkililer Calvin&#8217;i aramaya başlamışlardı. Bir akşam kapısında birçok polis ve yetkili gören Calvin, arka pencereden atlayarak kaçtı ve 1533 yılından beri bir kaçak olarak yaşayarak acil olarak Paris&#8217;i terketmek zorunda kaldı. Calvin 1534 yılı içerisinde Paris&#8217;e geri döndü ve “Ölen ruhların bir çeşit uykuda oldukları” öğretisine karşı bir yazı yazdı. Bu yazısı üzerine önceki seferden daha da sert bir tepkiyle karşılaştı ve Fransa&#8217;yı terketmesi istendi. Ardından Calvin Basel&#8217;e gitti ve burada İbranice eğitimini tamamladıktan sonra ölümsüz eseri “Hristiyan İnancının Temelleri” (Institutes of Christian Religion) adlı kitabının ilk baskısını yayınladı. Calvin bu kitabı, inançları henüz tam olarak sistematize edilmemiş Protestanlar&#8217;ı bilgilendirmek ve uğrunda ölünen bu imanın nelerden oluşması gerektiğini açıklamak için yazmıştı.  Bu eseri Fransa Kralı I. Francis&#8217;e adadıktan sonra, Fransa&#8217;da imanları yüzünden öldürülen Protestanlar&#8217;ın inançlarını açıklayan başka bir savunma yazdı.  </p>
<p>Fransa&#8217;daki durumu göz önüne aldığında Calvin, amaçlarını yerine getirebilmek için rahatça kitaplarını yazabileceği ve çalışabileceği bir yere ihtiyacı olduğuna karar verdi. Bunun için en uygun yerin ise Strazburg olduğunu biliyordu. Fakat Strazburg&#8217;a giden sınır yollarının kapatılmış olduğunu gören Calvin, Cenevre&#8217;den geçerek kente varma amacındaydı. Cenevre&#8217;de sadece bir gece kalmayı düşünüyordu fakat Reformist bir teolog olan William Farrel, Calvin&#8217;in şehre geldiğinden haberdar edilmişti. Calvin&#8217;le görüşen Farrel ona, “Senin kesinlikle Cenevre&#8217;de kalman gerekir. Senin yardımına ihtiyacım var” dedi. Fakat Calvin kararlı bir şekilde “Hayır!Ben Strazburg&#8217;a gidip kitap yazmaktan başka birşey düşünmüyorum” dedi. Farrel, Calvin&#8217;in inatçılığına ve Cenevre&#8217;yi terketme isteğine o kadar kızdı ki sonunda ona, “Eğer Strazburg&#8217;a gidersen, Tanrı bütün çalışmalarını lanetleyecektir” dedi.  </p>
<p>Cenevre&#8217;de kalmaya karar veren Calvin, şehir komitesi tarafından hem kilise görevine hem de üniversitede teoloji profesörlüğüne atandı. Her ne kadar Cenevre şehir komitesi Protestanlık lehine düşünüyor olsa da, halk hala Katolik&#8217;ti. Bu nedenle Calvin&#8217;i kimse sevmiyor ve ona zulmetmek için ellerinden gelen her fırsatı kollluyorlardı. Calvin sokakta yürürken köpeklerini onun peşinden salıyor, hayvanlarına Calvin adını veriyorlardı. Bazen de gecenin ilerleyen saatlerinde insanlar Calvin&#8217;in penceresinin altında silahlarını ateşliyor, evini taşlıyorlardı. 1547 yılında bir gün vaaz vermek için kürsüye çıktığında bir tehdit mektubu gördü. Mektupta, eğer şehri terketmezse en yakın zamanda öldürüleceği yazıyordu. Bunlar sadece Katolikler&#8217;le olan sorunlardı. Oysa bir de Protestanlar&#8217;la olan sorunlar vardı. Cenevre&#8217;de bulunan Protestanlar arasında daha büyük gruplaşmalar vardı. Calvin, Protestanlar arasındaki bu çatışmanın tam ortasında kalmıştı. Belki de genç bir pastörün başına gelebilecek en kötü şey Calvin&#8217;in başına gelmişti. Düşmanlarından bir tanesi onun hakkında asılsız bir haber yaymaya başladı. Bu haber, aslında Calvin&#8217;in gizliden gizliye Tanrı&#8217;yı reddeden bir kişi olduğuydu. Calvin bu konuda kendisini savunmak zorundaydı fakat kendisini ne kadar savunduysa bu dedikodu da o kadar çok yayıldı. Cenevre&#8217;de geçirdiği bu birkaç yıl Calvin için çok zor geçmişti. Calvin&#8217;in Cenevre&#8217;ye gelişinden sonra herşey o kadar kötüye gitmişti ki, en sonunda şehir komitesi William Farrel ve Calvin&#8217;in Cenevre&#8217;den ayrılmalarını ve geri dönmemelerini istediler.  </p>
<p>Calvin Cenevre&#8217;den ayrıldıktan sonra Strazburg&#8217;taki Fransız bir imanlı topluluğunun pastörü olarak çalışması için davet edildi. Burada diğer bir ünlü teolog olan Martin Bucer ile tanıştı.Strazburg, Avrupa&#8217;da imanları yüzünden zulüm gören Protestanlar&#8217;ın sığındıkları ilk şehirdi. Şehrin önde gelen pastörleri Bucer ve Capito&#8217;ydu. Şehrin pazar yerinde Luther, Reformasyon, Kutsal Kitap&#8217;ın yeni çevirisi gibi konular konuşuluyor, hemen hemen her gün halka açık dersler veriliyordu.  </p>
<p>Calvin bu şehirde durmadan çalışmaya devam etti. Üniversitede teoloji dersleri veriyor, haftada 4 kez vaaz veriyor ve kilise işleriyle ilgileniyordu. Hristiyan İnancının Temelleri adlı kitabını altı bölümden 17 bölüme kadar çıkarmıştı. Calvin bu dönemde, kendisinden devamlı eşşiz bir yardımcı ve mükemmel bir eş diye bahsettiği Idelette De Bure ile tanışıp evlendi. Ancak Calvin, evliliğinin ilk 52 haftasının 45 haftasında, kilise hizmetini yapabilmek için evde yoktu.</p>
<p>Cenevre Komitesi, 1541 yılında yeni bir kararla Calvin&#8217;i tekrardan geri çağırdı. Calvin isteksiz de olsa Cenevre&#8217;ye geri döndü. Fakat şehir komitesine kilise yapısıyla ilgili bazı şartlar öne sürdü.  </p>
<p>Calvin kilisede bu düzenlemeleri yaparak bir anlamda Presbiteryenliğin kurucusu konumuna gelmiş sayılabilir. Calvin yalnızca Cenevre&#8217;deki kiliseyi organize etmekle kalmadı, aynı zamanda başka şeyler de yaptı. Bu yaptıkları genelde insanların pek fazla bilmediği türden şeylerdi. Tüm Avrupa&#8217;da Protestanlar&#8217;a baskı yapılıyordu ve bu baskıdan kaçmak isteyenlerin sığındıklar şehirlerden birisi de Cenevre&#8217;ydi. Calvin bu sığınmacılara nasıl yardım edebileceği konusunda düşünüyor ve onlar için kaygı çekiyordu. Yüreğindeki bu istekle, Cenevre&#8217;ye gelen yabancıları orada yaşayan yerli halkla kaynaştırmak, birleştirmek için bazı çalışmalara başladı. Onlara yiyecek, kalacak yer ve para sağlamaya çalıştı. Bulabildiği kadar onlara iş buluyor, gelen sığınmacı ve yetim çocuklar için ise sığınma evleri açtırıyordu. Calvin mektuplarından birisinde özel olarak ilgilendiği yaşlı bir kadından bahseder. Bu yoğun hayat temposu içerisinde Calvin, her sabah saat 5&#8242;te bu kadının yatağının başına gelerek ona Kutsal Kitap okurdu. Mektuplarında bu yaşlı kadının ölümden nasıl korktuğunu anlatır. Calvin, Kutsal Kitab&#8217;ın sözleriyle ve kendi düşünceleriyle bu kadına esenlik vermeye, rahatlatmaya çalışırdı. Yazmış olduğu aynı mektupta bir pastörün sorumluluklarından bahsederken şu sözleri de ekledi : “Bizler ağlayanlarla ağlamalıyız. Bunun anlamı şudur: Eğer bizler Hristiyansak, komşularımızın üzüntülerini paylaşmalıyız ve onların gözyaşlarına isteyerek ortak olmalıyız. Onları rahatlatmalıyız”.  Mektuplarındaki bu sözlerden Calvin&#8217;in gerçekten topluluğu ile nasıl derin bir iletişim içinde olduğunu anlayabiliriz. </p>
<p>Bir başka mektubu da, Fransa&#8217;da müjdeyi duyuran bir grup gence, Katolikler tarafından yakalanıp hapse atıldıkları sırada yazmıştı. Bu 5 genç mahkemeye çıkarılıp ölüm cezasına çarptırılmışlardı. Calvin bir anlamda bu mektubu onları rahatlatmak ve teşvik etmek için yazmıştı. Bu mektubu, onların öleceklerini bilerek, yüreği bununla dolu bir şekilde yazmıştır. Calvin bu gençleri, ne pahasına olursa olsun imanlarında güçlü kalmaları için teşvik eder. Bir başka yazdığı mektupta ise doğal bir afet sonucu eşini kaybeden bir kişiyi teselli etmeye çalışır. Calvin şöyle der: “Kardeşim, senin neler hissettiğini çok iyi biliyorum çünkü ben de eşimi kaybettim. Böylesine güç zamanlarda bizleri teselli eden tek şey, Tanrı&#8217;nın yüceliğine ve iyiliğine bakmaktır”. Calvin, Idelette De Bure ile 10 yıl mutlu bir evlilik yaşar fakat bu süre sonunda sevgili Idelette&#8217;ni kaybeder. Idelette&#8217;in Calvin&#8217;le olan evliliğinden bir oğlu olur fakat bu çocuk doğum esnasında hayatını kaybeder. Calvin bu olayı, “çok acı ve derin bir yara” olarak tarif etmesine rağmen, “Rab bize böylesine büyük bir acı verdi. Fakat O da bir Baba&#8217;dır ve bu yüzden çocukları için en iyisinin ne olduğunu O bilir” demiştir. İki yıl sonra bir kızları olur fakat bu çocuklarını da yüksek ateşten dolayı kaybederler. Ardından üçüncü bir çocukları olur fakat onu da aynı şekilde ölüm beklemektedir. Calvin ve Idelette, bütün bu acıların ortasında Rab&#8217;be hizmet etmeye ve O&#8217;nun yüceliği için hayatlarından vazgeçmeye hazır bir şekilde yola devam etmektedirler. Bütün bu olanların üzerine Papa yanlıları Calvin hakkında, “ Bu alçak, Idelette ile evlendi. Bu güzel kadın en verimli olduğu dönemde olmasına rağmen, bu adi adamın adı yeryüzünde daha fazla bulunmasın diye ona bir çocuk veremedi”. diyorlardı.  </p>
<p>Avrupa&#8217;da Michael Servetus adında sapkın öğretilere inanan bir kişi vardı. Servetus üçlübirliği reddediyordu ve bu inancını  belirten iki kitap yazmıştı. Servetus bu inancı yüzünden vatanı İspanya&#8217;dan kaçmak zorunda kalmıştı. Fransa&#8217;ya geldiğinde Katolikler Servetus&#8217;u yakalayarak hapse atmışlar ve daha sonra mahkemede yargılayarak Tanrı&#8217;ya karşı küfretme suçundan dolayı ölüm cezasına çarptırmışlardı. Fakat bu kişi her nasılsa hapishaneden kaçmayı başararak Cenevre&#8217;ye gitmişti. Bir gün Calvin kilisede vaaz verirken, vaazın tam ortasında Servetus içeriye girdi ve kim olduğu anlaşılır anlaşılmaz yakalandı. Protestanlar da Servetus&#8217;u Katolikler kadar sevmiyorlardı. Böylece Servetus, yargılanmak üzere bir mahkemeye çıkarıldı. Calvin de uzman tanık olarak bu mahkemeye çağrıldı. Daha önce geçen 15 yılda Servetus&#8217;un Calvin&#8217;e bazı mektuplar yazmış olduğu ve bu mektuplarında Calvin&#8217;le fikir çatışmasına girmek istediği ortaya çıkmıştı. İşte bu nedenle Calvin, Servetus&#8217;un öğretisinin ne olduğunu çok iyi biliyordu. Servetus herşeye rağmen üçlübirliğe karşı olan inancında ısrar etti ve herkesin önünde bunu kabul etmediğini açıkça belirtti. Bu mahkeme süresince Calvin, Servetus&#8217;a yol göstermek niyetindeydi. Onunla müjdeyi paylaşarak, içinde bulunduğu yanlıştan onu kurtarmaya çalıştı fakat Servetus her seferinde bunu reddetti. Mahkemenin son duruşmasında hakim, Servetus&#8217;u ölüm cezasına çarpttırdı. Calvin, inanılmaz bir merhamet ve acıma duygusuyla hakime giderek; ölüm cezasının kaldırılmasını, daha farklı bir ceza ile cezalandırılmasını istedi. Calvin&#8217;in bu isteği hakim tarafından reddedildi ve Servetus, Cenevre&#8217;de diri diri yakılarak öldürüldü.  </p>
<p>Calvin&#8217;in Katolik yetkililerden kaçarak Fransa&#8217;ya gittiği dönemlerde Servetus ona bir mektup göndererek buluşmak ve neden üçlübirliğe inandığını kendisine açıklamasını istemişti. Calvin o gün hayatını tehlikeye atarak Servetus&#8217;la buluşmak üzere Paris&#8217;e gitti. Fakat Servetus randevuya gelmemişti. Buradan da anlaşılacağı üzere Calvin, Servetus&#8217;u kazanmak için tekrar tekrar çaba sarfetmişti. Reform&#8217;a veya Calvinizm&#8217;e karşı çıkanların Calvin&#8217;in adını kötülemek için kullandıkları bu olayda aslında Calvin&#8217;in hemen hemen hiç rolü yoktur. Calvin&#8217;in argümanlarını ve teolojisini beğenmeyip, çürütemeyenler her zaman “Calvin, Servetus&#8217;u yaktı!” diye bağırmaya devam edeceklerdir. Fakat tarih bize tamamen farklı bir şey söylemektedir. Yukarıda anlatılanlara ek olarak verilebilecek başka bir yararlı bilgi de, Calvin&#8217;in Cenevre&#8217;de vatandaş statüsünde bile olamamasıdr. Bu yüzden Servetus&#8217;un yakılmasını istese bile bu yönde oy kullanma yetkisine de sahip değildi. Daha önce şiddetli bir şekilde kovulduğu bu şehirde böylesine bir yetkiye sahip olduğu söylenemez.   </p>
<p>Bütün bu skandallar, dedikodular ve suçlamaların ortasında Calvin Rab&#8217;be bütün yaşamını sunmaya devam ediyordu. Hristiyan İnancının Temelleri kitabını 7 kez yazdı ve 6 bölümden 80 bölüme kadar genişletti. Bu kitabı 3 kez Fransızcaya çevirdi. Cenevre&#8217;de yaşamış olan ve Calvin&#8217;i çok yakından tanıyan bir kişi şöyle demişti: “Gece ve gündüz, Rab&#8217;bin önünde bir an bile çalışmayı bırakmadı”. Cenevre, Calvin&#8217;in bunca yoğun çalışmaları neticesinde ahaki yapısını gerçekten de değiştirmişti. Calvin 1536 yılında Cenevre&#8217;ye geldiğinde bu kent, genelevleri ve birahaneleri ile meşhurdu. Calvin şehre geldikten sonra fahişeler genelevleri bırakmaya ve insanlar artık içki içerek sarhoş oldukları bu birahanelere uğramamaya başlamışlardı. Cenevre&#8217;de çok büyük bir değişim yaşanmıştı ve insanlar Tanrı Sözü&#8217;nün vaaz edilmesi altında yaşamaya çağrılıyorlardı.Bir zamanlar Sodom ve Gomorra gibi olan bu şehir şimdi yeni bir Yeruşalem&#8217;e dönmüştü. İskoç Reformcu John Knox, Kraliçe I. Mary&#8217;nin zulmünden kaçarak Cenevre&#8217;ye gelmişti. Knox, bu şehirdeki Tanrı sevgisine ve tanrısallığa hayran kalmıştı. Arkadaşlarına yazdığı mektupta şunları yazmıştı:  </p>
<p>“Elçilerin yaşadıkları günden itibaren dünya üzerinde kurulmuş olan en mükemmel Mesih&#8217;in okulu burasıdır. Diğer yerlerde de Mesih&#8217;in vaaz edildiğini biliyorum ama ben daha önce dünya üzerindeki hiçbir yerde davranış şekillerinin, hayat biçimlerinin ve dinin böylesine içtenlikle değiştirildiğine tanık olmamıştım”  </p>
<p>Calvin aktif bir misyoner ve kilise kurucusuydu. Çoğu kişinin görüşü, “Calvinistler önceden belirlenmişliğe inandıklarından, müjdecilikle ilgilenmemeleri normaldir” şeklindedir. Fakat Calvin bunun tam tersini söylemiştir : “Tanrı insanları seçtiğinden dolayı, bizler Tanrı&#8217;nın bu yüce görevine katılmalıyız. Çünkü bu seçilmişlik aracılığıyla insanların Mesih&#8217;e gelecekleri ümidi vardır”. Calvin yazmış olduğu “Hristiyan İnancının Temelleri” adlı kitabında da bu soruya cevap verir: “Seçilmişlik ya da önceden belirlenmişlik öğretisinin içerisinde yüce görevi yerine getirme kavramı var mıdır?” Kitapta Calvin şöyle der: “Bizler, bu seçilmişlerin arasında kimler olduğunu bilemediğimiz için tanıştığımız herkesi sahip olduğumuz kurtuluşu ve esenliği paylaşmaya çağırıyoruz”  </p>
<p>18 .yüzyılda yaşamış ve Amerika&#8217;daki “Büyük Uyanış”ın en önemli iki baş karakteri olan George Whitefield ve Jonathan Edwards&#8217;da Calvinisttiler. Bu inanışla Amerika&#8217;nın doğu sahili de dahil olmak üzere baştan aşağı bütün eyaletleri gezerek vaaz verdiler ve müjdeyi duyurdular. Bunun sonucunda da binlerce kişi Mesih&#8217;e geldi.  </p>
<p>10 yıllık süre içerisinde Cenevre&#8217;ye gelen göçmenlerle birlikte kentin nüfusu ikiye katlandı. 1550 yılının başlarında Calvin&#8217;in ortaya attığı bir görüşe göre her sığınmacı kendi ülkesine geri dönmeli ve Kutsal Kitap&#8217;a uygun olarak Müjde&#8217;yi ülkesinde yaymalıydı. Calvin ve beraberindeki pastörler bir plan yaptılar. Sadece insanları Fransa&#8217;ya geri göndermekle kalmayıp, önce eğitimleriyle ilgilendiler. Calvin ve öğrencileri arasındaki ilişkileri o denli yakındı ki, bu kişiler eğitimlerini tamamlayıp ülkelerine döndükten sonra aradan yıllar geçmiş olsa da, mektuplar aracılığıyla Calvin&#8217;e danışır ve ondan fikir alırlardı. Calvin&#8217;in yaşamının sonuna kadar Fransa&#8217;daki müjdecilik hareketlerinde çok büyük bir artma olmuştu. 1555 yılında Fransa&#8217;da birçok kilise kurulmuştu. 1559 yılına gelindiğinde bu kiliselerin sayısı yaklaşık 100&#8242;ü bulmuştu. 1562 yılına gelindiğinde ise bu kiliselerin sayısı tam olarak 2150&#8242;ye varmıştı. Fransa&#8217;da kurulan kiliseler inanılmaz bir hızla büyümeye başlamışlardı. Bu kiliseleri kuranlardan biri Calvin&#8217;e bir mektup yazarak şunları demişti: “Tanrı öylesine olağanüstü yollardan çalıştı ki, bizler artık 4000-5000 kişiye vaaz vermek zorunda kalıyoruz”. Montpellier&#8217;den Calvin&#8217;e gelen başka bir mektupta da, “ Rab&#8217;bin müjdesini duymak isteyen o kadar çok kişi var ki, artık Pazar günleri toplam 5000-6000 kişiye vaaz veriyoruz”. Calvin Avrupa&#8217;daki birçok farklı ülkeye müjdeciler yetiştirdi ve gönderdi. Bu ülkelerin arasında İtalya, Hollanda, Macaristan, Polonya, İngiltere, İskoçya, İspanya da bulunmaktaydı. Brezilya&#8217;da kurulan ilk topluluklar da Calvin&#8217;in atayarak gönderdiği pastörlerin çalışmalarının sonucunda oluşmuşlardı. Calvin yazdığı bir mektupta tüm bunları neden yaptığını şöyle özetlemektedir:  </p>
<p><em>“Bizler elimizden gelen bütün çabayı göstererek Tanrı&#8217;nın yüceltilmesi için gayret etmeliyiz; öyle ki tüm dünya O&#8217;nun önünde toplansın. Gerçek bir Hristiyan&#8217;ın içinde her zaman diğerlerini de Mesih&#8217;e çekme arzusu olacaktır. Bu bir Hristiyan&#8217;ın sorumluluğudur! Bizler Mesih hakkında bilmemiz gereken şeyleri sadece kendimize saklamak için değil ama tüm bu gerçeklerin Mesih&#8217;i tanımayan kişilerce de bilinmesine çaba göstermeliyiz. Tanrı&#8217;nın görkemini ve iyiliğini her bir ulusa bildirmek bizim görevimizdir”  </em></p>
<p>Calvin haftada 5 kez vaaz veriyor, üniversitede öğretiyor, kilise sorunlarıyla ilgileniyor, kitap ve tüm Kutsal Kitap üzerine yorum kitapları yazıyordu. Her gün yalnızca 5 saat uyuyan, kronik hastalıklara sahip olan ve Tanrı&#8217;nın görkemi için devamlı çalışan bedeni artık son nefesini vermeye yaklaşıyordu. Ölüm döşeğinde yatarken bile Hezekiel  kitabı üzerinde yazdığı yorum kitabını bitirmekle uğraşırken, yakın arkadaşı Theodore Beza, “Yeter artık, lütfen gücünü harcama, çok hastasın” diye onu uyardığında Calvin, “ Rab beni almak için geldiğinde, beni tembel ve boş otururken görmesini mi istersin” dedi. 27 Mayıs 1564&#8242;te Hezekiel yorum kitabını tam olarak bitiremeden Calvin, görkemi için aşağılandığı, zulüm gördüğü, kendisini inkar ettiği ve hayatından vazgeçtiği Tanrısıyla buluşmak üzere 55 yaşında gözlerini yaşama kapadı. Calvin&#8217;den kurtulmak isteyen ve ona karşı derin bir nefret besleyen Papa IV. Pius onun hakkında şunları söyledi :  </p>
<p>“Bu heretik için para hiçbir zaman çekici olmadı. Eğer böyle hizmetkarlarım olsaydı, hükümdarlığım kıtadan kıtaya yayılırdı”.  </p>
<p>John Calvin&#8230; 1509-1564&#8230;<br />
<em><br />
Çeviren: Yüce Kabakçı<br />
Bu yazı www.yucelutuf.com&#8217;un izniyle yayınlanmaktadır.<br />
Kullanmak, dağıtmak ve çoğaltmak isteyenler yucelutuf@gmail.com&#8217;a mail atabilirler.</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hristiyanblog.com/john-calvin-biyografi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Reformasyon Dönemi</title>
		<link>http://www.hristiyanblog.com/reformasyon-donemi/</link>
		<comments>http://www.hristiyanblog.com/reformasyon-donemi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 12 Aug 2010 20:57:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Reform]]></category>
		<category><![CDATA[protestan reformu]]></category>
		<category><![CDATA[reformasyon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hristiyanblog.com/?p=365</guid>
		<description><![CDATA[Diğer ülkelerin aksine en az can kaybı olan, sıkıntının en az olduğu ülke İskoçya&#8217;da, reform gerçeğinin John Knox&#8217;un yönetimi altında yapıldığını görüyoruz. İyi bir vaiz olmasına rağmen Calvin gibi iyi bir düşünür olmayan Knox, önceleri bir Roma Katolik rahibiydi. Roma kilisesi tarafından öldürülen Protestan George Wishart&#8217;ın etkisinde kalıyor. Katolik yanlıları Fransızlar tarafından Saint Andrew kalesinin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.hristiyanblog.com/wp-content/uploads/2009/10/reformasyon.jpg" alt="reformasyon" title="reformasyon" width="541" height="200" class="alignnone size-full wp-image-366" /><br />
Diğer ülkelerin aksine en az can kaybı olan, sıkıntının en az olduğu ülke İskoçya&#8217;da, reform gerçeğinin John Knox&#8217;un yönetimi altında yapıldığını görüyoruz. İyi bir vaiz olmasına rağmen Calvin gibi iyi bir düşünür olmayan Knox, önceleri bir Roma Katolik rahibiydi. Roma kilisesi tarafından öldürülen Protestan George Wishart&#8217;ın etkisinde kalıyor. Katolik yanlıları Fransızlar tarafından Saint Andrew kalesinin işgaliyle bir seneden fazla esir kalan Knox, beden ile ruhun çekişmesini, dünya ile olan mücadelesini deneyimliyor. Mary&#8217;nin hükümranlığı sırasında, Franfurt&#8217;a gidiyor ve buradaki Anglikan taraftarlarıyla kendi tutucu püritan görüşlerin çekiştiğini görüyoruz. Vaazlerinde, kadınların yönetici olamayacağını söylemesi, Calvin&#8217;in bile şaşırmasına neden oluyor.<span id="more-365"></span> Bu, reformasyonu yerleştirmesinde bir zorluktu onun için. 1559&#8242;da İskoç İnanç açıklamasını oluşturuyor. Westminster standartlarının uyumlanana kadar bu inanç açıklaması kullanılıyor. 1572&#8242;de ölen Knox, bütün görüşlerini Calvin&#8217;den alıyor ki; devlet ve din ilişkilerinde, kadınlar konusunda ayrıma düşüyor onunla.</p>
<p><em>Püritanizm nedir ? Öncüleri kimlerdir ? Bugüne kadar reformasyonun gelişiminin özeti.</em><br />
Püritanizmin sözlük anlamı: Püritan görüşleri doktrini (1). Püritanizmin tarih içerisinde almış olduğu evrim ve çeşitlilik, Püritanizme dair monist bir tanımlama getirmeyi güçleştirmektedir. Ünlü tarihçi Christopher Hill&#8217;in dediği gibi &#8221; Püriten &#8221; sözcüğü birçok yalnış anlama ve karıştırmayla hastalıklı bir hal almıştır. Öyleyse, öncelikle Püritanizmin karakterinde varolan bu çeşitlilik çözümlenmeye çalışılmalıdır (2). 16 ve 17. yüzyıllarda, 1. Elizabeth&#8217;in İngiliz kilisesinde başlattığı reformist harekete karşı çıkan, kendini &#8221; saflığı &#8221; aramak olarak tanımlayan bir Protestan doktrin ve ibadet şeklidir (3). 16. yüzyılda, M. Luther ve J. Calvin&#8217;in öncülüğünde Katolik kilisesine ve Papa&#8217;nın otoritesine karşı girişilen Reform hareletinin sonucunda doğmuştur ( 1529 ).</p>
<p>Püritanizmin atası Protestanlık diyorsak, öncüleri: Luther, Calvin, Zwingli, Bucer, Knox&#8217;dur. 16. yy. Avrupa&#8217;sında reform hareketi ( öze dönüş hareketi ) özellikle Zürih&#8217;de Ulrich Zwingli, Strazburg&#8217;da Martin Bucer, Cenevre&#8217;de John Calvin, Wittenberg&#8217;de Martin Luther önderliğinde yayılmaya başladı. Episkopal ve papalık sistemini kabul etmeyen İskoçyalı Protestanlar, Presbiteryen sistemi oluşturdular. İlahiyatçı John Knox&#8217;un çalışmalarıyla Prespiteryenlik İskoçya&#8217;da güçlendi (4). Reformun ilkeleri, Rotterdamlı Erasmus tarafından atılmıştır ( 1466 ). İngiltere&#8217;de John Colet ve Sir Thomas More ile birlikte çalıştı. 1517&#8242;de, Luther&#8217;in 95 maddelik tezini Wittenberg kilise kapısına çakması ile de başlamıştır. Almanya&#8217;da reform, farklı akımlara yol açtı. Zwingli, Zürih&#8217;de oluşturduğu dinsel yönetim çevresinde; devleti ve kiliseyi Tanrı&#8217;ya hizmet amacıyla birleştirdi. Calvin tarafından Basel&#8217;in takibinde Cenevre&#8217;de sınandı. 1534&#8242;de başta kral 8. Henry&#8217;nin bulunduğu Anglikan kilisesi kuruldu. Protesto hareketinin yaygınlık kazanması, reformasyonun ve çeşitli kiliselerin doğmasıyla sonuçlanmıştır.<br />
<strong><a href="http://www.hristiyan.gen.tr/forum/reformasyon-donemi-t138.html">DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN!</a></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hristiyanblog.com/reformasyon-donemi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sağlıksız Varlık</title>
		<link>http://www.hristiyanblog.com/sagliksiz-varlik/</link>
		<comments>http://www.hristiyanblog.com/sagliksiz-varlik/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 10 Aug 2010 16:56:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[İsa Mesih]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıksız varlık]]></category>
		<category><![CDATA[Tanrı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hristiyanblog.com/?p=362</guid>
		<description><![CDATA[Keşke her yapı sapasağlam olsaydı. Depremlerde çöken konutlar, sele kasırgaya dayanamayan binalar, emekçilerin canını yutan ocaklar. Ve en önemlisi, yaşam yolculuğu bozukluğa, kötülüğe her an açık olan insan. Onun yaratılışına ve sonrasına ilişkin şunlar yazılmıştır: &#8220;Tanrı insanı kendi benzeyişinde yarattı. Onu Tanrı’nın benzeyişinde yarattı; onları erkek ve dişi yarattı&#8221; (Yaratılış 1:27). &#8220;Tanrı insanı doğru yarattı; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.hristiyanblog.com/wp-content/uploads/2009/10/sagliksizvarlik.jpg" alt="sagliksiz varlik" title="sagliksiz varlik" width="541" height="200" class="alignnone size-full wp-image-363" /><br />
Keşke her yapı sapasağlam olsaydı. Depremlerde çöken konutlar, sele kasırgaya dayanamayan binalar, emekçilerin canını yutan ocaklar. Ve en önemlisi, yaşam yolculuğu bozukluğa, kötülüğe her an açık olan insan. Onun yaratılışına ve sonrasına ilişkin şunlar yazılmıştır: &#8220;Tanrı insanı kendi benzeyişinde yarattı. Onu Tanrı’nın benzeyişinde yarattı; onları erkek ve dişi yarattı&#8221; (Yaratılış 1:27). &#8220;Tanrı insanı doğru yarattı; ama onlar pek çok düzen aradılar&#8221; (Vaiz 7:29). Budur üzücü gelişim.</p>
<p>Kutsal-kusursuz Yaratan elbette bozuk insanı yaratamazdı. O’nun Yaratıcı’lığına inanan, her yapıtı kusursuz yaptığını kabul eder. O şu bilgiyi verir Kutsal Sözü’nde: &#8220;Yüceliğim için yarattğım, ona biçim verdiğim, evet kendisini oluşturduğum, adımla çağrılan her insanı ‘getir’ diyeceğim&#8221; (Yeşaya 43:7). Yazıklar olsun! Yaşam düzeniyle Yaratanı’nı yüceltmeye yaratılan insan tam tersine, yapıcısına yüz karası olmuş: &#8220;Tanrı’nın adı uluslar arasında sizin yüzünüzden kötülenmektedir&#8221; diye yazılıdır din bağlılarına (Romalılar 2:24). Ne denli acıklı bir görünüm, değil mi?</p>
<p>İnsan tarihin hangi döneminde bozuldu? Atalarımızın Tanrı istemini bir yana itip iblisin istemini uyguladıkları an! Atalarımız iblise uyruk olmayı seçti, kutsal kusursuz yaşamdan günahlı yaşama geçti. Bunu kişisel karar ve istekleriyle yaptılar. Ve tüm insanlık ailesinin başı, kökeni, pınarı niteliğinde bu güzelim soyun her kuşağını, her canını boyunlarına aldılar. Kutsal Söz buna ‘Özgün ve Kalıtımlı Günah’ demiş. Yapımız çürüktür. Irk, ulus, dil, din, siyasi tutum, eğitim ve daha her ne varsa, temelde hepimiz günah yargısı giymiş sağlıksız Adem çocuklarıyız. Birinin Adem’e dayanmadığını savlaması, elmanın elma ağacında yetişmediğini savunması gibidir. Ama hiç kimse salt Adem’in günahlılığı sonucunda yargılanmaz. Herkes özgür isteğiyle günah işler, ardından da din şartlarına, törelerine sarılarak günahını sildirmeye çabalar. Çürük elmanın çürüklüğünü gidermeye çabalamak gibidir bu.<br />
<span id="more-362"></span><br />
Ademoğlu Yaratan’ın başlangıçta verdiği ruhsal dinçliği, doğruluğu, kutsallığı, sevgiyi hakkı, adaleti yitirdi. Günah yaşamın her yanına dal budak saldı. Bu sonuç aklı, isteği, eylemleri olumsuz biçimde etkiledi, güzeli çirkinleştirdi. Ruhsal kavram yitirilmiş bulunuyor.. Bozuk akıl bozuk istekler enikler: Bencil, kapkaççı, çalımcı, çıkarcı, inatçı, karalayıcı, büyüklenici, göz dikici, hak çiğneyici, sömürücü, terör yöntemleri bulucu, baskıcı, işkenceci, kinci, sövücü, gözdağı verici, öç alıcı, kendi kendini mahvedici. Göstergelerin tümü çürük yapılı insana yönelik..<br />
Sağlıklı, erdemli tutum hepimizin gözü önünde. Bunları uygulamaya çağrı açık açık belirtiliyor. Ne etmeli ki, ademoğlu bir sürü sağlıksız isteğe bağlı. Günaha tutsak kişi onlardan kaçacağı şeylere seğirtir, sığınacağı değerlerden uzaklaşır. İğreneceği şeyleri özler, özeneceği şeyleri teper. Yereceği şeyleri över, öveceği şeyleri yerer. Bu tutum, çürük yapının varlığa egemen kesilmesinden kaynaklanmakta. Yaratan’ın böyle dengesiz bir varlık yaratmadığı kanıt mı ister? Günahlı insanın içinden dışarıya fokur fokur irin birikintisi çıkmakta: Günah çıkartısı.</p>
<p>Hak adalet sözleri hep duyulur, öte yandan da çiğnenir. Yargı kuruluşları yasaları işlerliğe koymaya çalışır. Ne yazık; birçok alanda bunu kesinleştiremez. Tanrı’nın On Buyruk’u adalet gereğini duyurur. On Buyruk’un her biri çiğnenmiş. Tanrı adaletin uygulanışından vazgeçemez. Yasayla, şeriatla, sevapla düzeltilemeyen adalet ağlamakta. Bu savsaklığa karşı Tanrı sağlayışı sunulmakta: İnsanın günahını günahsız İsa Mesih yüklendi.  Zedelenen adaletin dileğini Mesih ödedi. Adaleti sarsan insanın sağlığı yitiktir. Adaleti zorlayan insan bunu kavrayıp imanla Rab İsa Mesih’e sığınınca, hem adaletsizliği kaldırılır, hem de İsa Mesih’in doğruluğuyla donatılır o.</p>
<p>Tanrı kayrasıyla kurtuluşa eren şu  içtenlikli ikrarı yükseltir: &#8220;Bedenin ve düşük aklın istekleri neyse onu uyguladık. Bütün ötekiler gibi, biz de doğal yapımız gereği tanrısal öfkenin çocuklarıydık&#8221; (Efesoslular 2:3). Günahlı insan kurtarıcı İsa Mesih’in bağışlamalığıyla arıtılıp affedilince bağış gönencinde yaşayana doğrultulan Tanrı buyruğu şu olur: &#8220;Bir zamanlar böyle yaşarken, siz de vaktinizi bunlarla geçiriyordunuz. Ama şimdi bunların tümünü üzerinizden atın; Kızgınlığı, öfkeyi, kötülüğü, sövücülüğü, ağzınızdan çıkabilecek kirli sözleri. Madem ki eski insanı yaptıklarıyla birlikte kesip attınız, öyleyse birbirinize yalan söylemeyin. Bunun yerine bilgide yenilenen, kendisini yaratana benzeyen yeni insanı giyindiniz&#8221; (Koloseliler 3:7-10).</p>
<p>Ademoğlu niçin içtenlikli sevgiyle sevemiyor? Niçin candan affedemiyor? Niçin kincilik besliyor? Niçin barışı geliştiremiyor? Niçin adalet kapsamında yönetilemiyor, hem de bu düzeyde yönetemiyor? Niçin yıkıcı duyguları bastıramıyor? Haksızlığa katlanacak yerde niçin haksızlığı haksızlıkla karşılıyor? Çünkü bu tür erdemli davranışlar sadece sağlam ve kutsal bir yürekten kaynaklanabilir. Öte yandan hasta yüreğin ürünü, kaynağına özgü bozukluk çıkartısıdır. Kaynağın neyse sen de osun!</p>
<p>Atamız Adem’le başlayan günah kişisel sorundur. Sonra da toplumsal ve evrensel sorun. Günah bozukluğuyla etkilenmeyen yön yoktur. İşte Kutsal Söz’ün yargısı: &#8220;Bir tek insan yüzünden günah nasıl dünyaya girdiyse günah yüzünden de ölüm dünyaya girdi. Böylece bütün insanları ölüm sardı. Çünkü tümü günah işledi&#8221; (Romalılar 5:12). Bir inancın denektaşı, günah sorununa nasıl yaklaştığı, günahtan arıtılma gereğini nasıl ele aldığıdır. İncil’in her günahlıya müjdesi şudur: &#8220;Ama Tanrı kayrasının ve armağanının bir tek insanın —İsa Mesih’in— kayrasında bunca kişi yararına bollukla dağıtılması daha kesindir&#8221; (Romalılar 5:15). Buna senden ne yanıt gerekir?</p>
<p><strong>Yazan: Thomas Cosmades</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hristiyanblog.com/sagliksiz-varlik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anlamsız Yaşam</title>
		<link>http://www.hristiyanblog.com/anlamsiz-yasam/</link>
		<comments>http://www.hristiyanblog.com/anlamsiz-yasam/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 07 Aug 2010 16:49:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[anlamsız yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hristiyanblog.com/anlamsiz-yasam/</guid>
		<description><![CDATA[Yaratan’ın varlığa armağan ettiği şu gözler sürekli güzellik, içaçıcılık, yapıcılık görüyor olsaydı yaşam yolculuğu beğeni dizisine, imreni gezisine dönüşürdü. Oysa gördüklerimiz bambaşka! Keşke gözlerim dinmek bilmeyen acılar zincirine tanık olmasaydı. Keşke yeryüzündeki olayları donuklaşmış biçimde görebilseydim. Keşke her olgu ve sonuçlamada canımı yatıştırabilecek gözlükleri bulup takabilseydim. Ne yazık! İsteklerimin gerçekleşemeyeceğini bilerek bunlarla yaşamaya zorunluyum. Gözlerimi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.hristiyanblog.com/wp-content/uploads/2009/10/anlamsizyasam.jpg" alt="anlamsiz yaşam" title="anlamsiz yaşam" width="541" height="200" class="alignnone size-full wp-image-360" /><br />
Yaratan’ın varlığa armağan ettiği şu gözler sürekli güzellik, içaçıcılık, yapıcılık görüyor olsaydı yaşam yolculuğu beğeni dizisine, imreni gezisine dönüşürdü. Oysa gördüklerimiz bambaşka! Keşke gözlerim dinmek bilmeyen acılar zincirine tanık olmasaydı. Keşke yeryüzündeki olayları donuklaşmış biçimde görebilseydim. Keşke her olgu ve sonuçlamada canımı yatıştırabilecek gözlükleri bulup takabilseydim. Ne yazık! İsteklerimin gerçekleşemeyeceğini bilerek bunlarla yaşamaya zorunluyum.</p>
<p>Gözlerimi şimdiki yaşama açtım, yavaş yavaş dünya göz kapaklarımın önünde sergilendi: Yürek burkan, acıtan, ağlatan bir yeryuvarlağı. Baktım, hizmeti aranılan bir park uzmanı. Çölü güllük gülistanlık ediyor, çirkinliği güzelliğe dönüştürüyor. Aman bilmez kanser ciğerlerini kemiriyor, altı ayda ölümün pençesine boyun eğiyor. O güzelim iş yarıda kalıyor, ailesi ne edeceğini şaşırıyor. Anlamdan yoksun yaradılış!<br />
<span id="more-361"></span><br />
Baktım erdemli bir kadın,  sevgiyle dolu bir anne, sağa sola iyilik eylemleriyle dolu; herkesin övgüsü.. Ne var ki kocası içkiye, kumara, hovardalığa tutsak; aileye ilgisi gitmiş. Üstelik ikide bir karısını pataklıyor. Anne çocuklarına tutkun. Aman, babalarının yolunu tutmasınlar, diyor. Sevgisini yağdırdığı çocuklar annenin huyunu alacak yerde, babanın düzensiz izini tutuyor. Böyle tersleme böylesi sevgiye!</p>
<p>Baktım, dünyaya gözlerini açmaları ellerinde olmayan yavrular. Gün ışığını görmeden ana rahminden kazınanlar var. Doğanlardan kimisi aç, kimisi çıplak, kimisi okumasız-yazmasız, kimisi yuvasız, kimisi ilaçsız, kimisi uyuşturucu kullanan anneden, kimisi de AIDS hastalığına tutulan insandan dünyaya gelmiş. Aralarında ne değerler kaynayıp gidiyor! Dehalar yetişebilirdi bunlardan, insanlığa geniş çapta yardım sunabilirdi, bilimi zenginleştirebilirdi. Ne yazık! Hiçbiri gerçekleşemeyecek. Yorumlanamayan bir yaşam!</p>
<p>Baktım, mitolojide Mars olarak bilinen savaş tanrısı, şu yirminci yüzyılda yaklaşık yüz milyon canı biçmiş, soykırımları uygulamış, krematoryomlar kurmuş, ocaklar kurutmuş, kentleri kül viran etmiş, tüyleri ürperten zalimlikleri işkenceleri eniklemiş ve daha neler yapmamış! Günümüzde terörizmi körüklemiş, insan haklarının yüzüne tükürmüş. Şu haksız adaletsiz ortamı düzeltmeye benim elimden ne gelebilir ki?<br />
Baktım, iki genç. Biri tığ gibi, öbürüyse gül gibi olabilirken, gencecik yaşta ayartılmış. Sigara, marijuana, şırınga derken eroin kurbanı bir erkek ve bir de kız! Sanki kadavra kesilmişler. Düşük beden, çökük omuzlar, sarsık adımlar.. Ve bu korkutucu görünüm dört bucakta genç insanları hep biçmekte. Mezar açmış ağzını! Ve şişirmiş keseyi uyuşturucu tacirleri. Yüzüne tükürülsün kahredici cehennem işkencesinin..</p>
<p>Baktım, Yaratan’ın kusursuzlukta, güzellikte oluşturduğu hava, toprak, sular, canlı varlıklar, bitkiler, kısacası tüm doğa.. Herbirinin kendine özgü sağlığı, çekiciliği belirgin. Ama baştanbaşa bozukluğa, yozlaşmaya, pisliğe bırakılmış güzelim doğa! Kirlenmiş, çirkinleşmiş, kökü kurumuş. Kurulu düzenden yararlanmak, onunla gurulanmak dururken, ademoğlu çevresini bozmuş, herşeyi yozlaştırmış, acılar zinciri oluşturmuş. Bu ne yıkıcılık, ne acımazlık! O güzel düzen neden yitirilmiş!</p>
<p>Baktım, dinler Tanrı-insan, insan-insan ilişkilerini sağlıklı doğrultuya sokacak yerde sen sen, ben ben çatışmalarını körüklüyor, Tanrı doğrultusunda hak, adalet, kutsal yaşam gereğini belirtecek yerde, bireyleri bağnazlığa sürükleyen din baskılarını, dışlamaları kışkırtıyor; yaşam düzeni yerine töreyi, biçimi öğretiyor, iç yaşam parlaklığını tanıtacak yerde, sadece göz boyayan giysiler, türbanlar, başlıklar, sakallarla alemi oyalıyor; açları doyuracak, yaşamı kurtaracak yerde siyasal oyunlarla sinirleri gerginleştiriyor kin saçıyor, adam öldürülsün, terörizm eylemleri yapılsın diye fetva çıkarıyor. Yapmacık davranışla azizlik satıyor ve azizlik ediyor. Anlamsız oyunbazlık!</p>
<p>Baktım, yalan gerçeği karanlığa boğuyor. Hiç ara verilmeksizin saf kafalara yalan pompalanıyor, nicelerin yöntemi tersine gidiyor. Yasasızlık yasasayarları bastırıyor. Adaletsizlik her yana duman attırıyor. Kaba kuvvet güçsüzü sindiriyor. Haksızlık hakka üstün geliyor, hak hukuk tarihe karışıyor. Sevgi inim inim inliyor.  Bilek gücüyle beslenen yetki yetersizi eziyor. Mezarlıklardan ses seda çıkmıyor. Kılıcın gücü kılıçsıza gülüyor. Zalimlik övülüyor; alt edilene, ona zaten bu yaraşırdı deniyor. Bu muydu herkesi eşitlikte, özgürlükte yaratanın öngördüğü ortam? Rafa mı atılacaktı tüm haklar? Böylesi düzensiz dengesiz dünyadan anlam çıkarmak da sanki ne?</p>
<p>Şu bozukdüzen dünyada anlam taşıyan, cana can katan bir ortam  aradım. Bunu bulmak için Tanrı açıklamasına döndüm: Öncesiz çağlardan, yüceliğin parlaklığından; çalkantılı yeryüzüne bambaşka biri gelmiş. İnsan değilken insan bedeni bürünmüş, salt sevgiyle donatılmış, ademoğullarının acılarına katılmış, güçlü eliyle güçsüze yardım sağlamış. Düşmanlıklar zincirini sevgiyle göğüslemiş, bir yanağına vurana öbür yanağı çevirmiş. Birgün O’nu kıskıvrak bağlamışlar, tiye alarak yargılamışlar, sonra da bir tepeye yürütüp iki eşkıya arasında asmışlar. Ama Yaratan’ın peygamberler ağzıyla haber verdiği göksel-evrensel sunu buymuş. O asılınca, üç saat süreyle her yanı karanlık örtmüş, yer titremiş, melekler ağlamış, kurtuluş bulanlar sevinmiş, Ölmüş, O’nu gömmüşler, ama üçüncü gün güçle dirilmiş, yengiyle göklere çıkmış, Kutsal Ruhu’nu göndermiş, kişileri sonsuz cezadan sonsuz yaşama aktaran Kişi olduğunu kanıtlamış. Yeniden gelişinin, hicransız düzeni gerçekleştireceğini her yanda duyurmuş. Anlamdan yoksun varlığa anlam getiren Tanrı sağlayışı meğer buymuş.</p>
<p><strong>Yazan: Thomas Cosmades</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hristiyanblog.com/anlamsiz-yasam/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Luigi Padovese Öldürüldü!</title>
		<link>http://www.hristiyanblog.com/luigi-padovese-olduruldu/</link>
		<comments>http://www.hristiyanblog.com/luigi-padovese-olduruldu/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Jun 2010 13:50:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[cinayet]]></category>
		<category><![CDATA[Luigi Padovese]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[şehit]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hristiyanblog.com/?p=563</guid>
		<description><![CDATA[HATAY&#8217;ın İskenderun İlçesi&#8217;nde görev yapan Anadolu Episkoposluğu ve Havarisel Vekilli Luigi Padovese, bugün evinde uğradığı bıçaklı saldırıda öldü. Episkopos Padovese&#8217;yi öldüren kişinin 4.5 yıldır şoförlüğünü yapan Murat A. olduğu belirlendi. Murat A. suç aletiyle birlikte yakalandı. HATAY’ın İskenderun İlçesi’nde görev yapan Katolik Kilisesi Anadolu Havarisel Episkoposu Vekili Luigi Padovese, oturduğu sitenin bahçesinde bıçakla boğazı kesilerek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.hristiyanblog.com/wp-content/uploads/2010/06/padovese2.jpg"><img src="http://www.hristiyanblog.com/wp-content/uploads/2010/06/padovese2.jpg" alt="" title="padovese2" width="541" height="200" class="alignnone size-full wp-image-562" /></a></p>
<p>HATAY&#8217;ın İskenderun İlçesi&#8217;nde görev yapan Anadolu Episkoposluğu ve Havarisel Vekilli Luigi Padovese, bugün evinde uğradığı bıçaklı saldırıda öldü. Episkopos Padovese&#8217;yi öldüren kişinin 4.5 yıldır şoförlüğünü yapan Murat A. olduğu belirlendi. Murat A. suç aletiyle birlikte yakalandı. HATAY’ın İskenderun İlçesi’nde görev yapan Katolik Kilisesi Anadolu Havarisel Episkoposu Vekili Luigi Padovese, oturduğu sitenin bahçesinde bıçakla boğazı kesilerek öldürüldü. 63 yaşlarındaki Luigi Padovese&#8217;nin cinayet şüphelisi olarak kendisi gibi katolik olan şoförü Murat Altun gözaltına alındı.<span id="more-563"></span></p>
<p>Olay, ilçeye bağlı deniz kenarındaki Karağaç Beldesi Sultanköy Sitesi’nde bugün saat 14.25&#8242;de meydana geldi. Anadolu ve Suriye’deki Katolik kiliselerinin bağlı olduğu Katolik Kilisesi Anadolu Havarisel Episkopos Vekili Luigi, iki katlı binanın ön bahçesinde bıçaklı saldırıya uğradı. Padovese olay yerinde can verdi. İhbar üzerine gelen polis, çevre güvenliği alarak inceleme başlattı. İskenderun’a 2004’de atanan ve çevresinde sevilen bir kişi olan Episkopos Luigi Padovese’nin cesedi Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı.</p>
<p><strong>ŞOFÖRÜ GÖZALTINA ALINDI</strong><br />
Episkopos Vekili Luigi Padovese&#8217;yi bıçakla boğazını kesip öldürdüğü iddiasıyla şoförü Murat Altun gözaltına alındı. İskenderun Katolik Kilisesi&#8217;nin müştemilatında kalan Murat Altun&#8217;un katolik ve bekar olduğu belirtildi. Murat Altun&#8217;un ilk ifadesinde, şoförlüğünü yaptığı Hıristiyan din adamı Luigi Padovese&#8217;yi aralarında çıkan bir tartışma sonucu öldürdüğünü söylediği belirtildi. Emniyet yetkilileri ilk belirlemelere göre olayın siyasi bir yönünün olmadığını söyledi. Katolik Kilisesi Anadolu Havarisel Episkoposluğu 10 yıl önce kuruldu. Türkiye’nin yarısından fazlası (480.000 kilometrekare), Akdeniz’den Karadeniz’e, Ankara’dan Irak sınırına kadar olan alandaki kiliseler buraya bağlı.</p>
<p><strong>HATAY VALİSİ: ZANLI YAKALANDI</strong><br />
Hatay Valisi Mehmet Celalettin Lekesiz, Anadolu Kiliseleri Episkoposu Luigi Padovese&#8217;yi bıçaklayarak öldüren zanlının suç aletiyle yakalandığını bildirdi.</p>
<p>Lekesiz yaptığı açıklamada, konunun kendisine intikal etmesinin ardından yaptığı araştırmada, hastaneye kaldırılırken hayatını kaybeden Padovese&#8217;yi öldürdüğü iddia edilen zanlı Murat A&#8217;nın gözaltına alındığını söyledi. Vali Lekesiz, zanlı Murat A&#8217;nın Padovese&#8217;nin yaklaşık 4,5 yıldır şoförlüğünü yaptığının belirlendiğini ifade etti.</p>
<p>Olayı kapsamlı olarak araştırdıklarını kaydeden Lekesiz, şöyle konuştu:</p>
<p>“Padovese&#8217;yi bölgemizde bulunduğu için yakın tanıyoruz. Ölümü hepimizi üzdü. Zanlı suç aletiyle yakalandı. İlk araştırmaya göre konunun siyasi bir tarafı yok. 4,5 yıldır Padovese&#8217;nin şoförlüğünü yapan zanlının psikolojik sorunları olduğunu ve tedavi gördüğünü öğrendik. Padovese&#8217;nin öldürülmesi kişisel bir olay gibi görünüyor. Olayı detaylı bir şekilde araştırıyoruz.”</p>
<p><strong>TERÖRİST SALDIRIYI KINAMIŞTI</strong><br />
Padovese, Süryani Katolik Kilisesi&#8217;nde iki gün önce düzenlenen ilk ayindeki konuşmasında, İskenderun&#8217;daki 6 askerin şehit edildiği terör saldırısını kınamış, askerlere Allah&#8217;tan rahmet, yakınlarına da sabır dilemişti.</p>
<p>Anadolu Kiliseleri Episkoposu Luigi Padovese İskenderun&#8217;un, farklı dinlerin bir arada yaşadığı, farklı kültürlerin beşiği olduğunu vurgulayarak, “Süryani kilisesinin açılması anayasa ve devletin inanç özgürlüğüne verdiği önemin göstergesidir” diye konuşmuştu.</p>
<p><strong>İTALYA&#8217;NIN İZMİR KONSOLOSU CARTA BÖLGEYE GİDİYOR</strong><br />
Anadolu Katolik Kilisesi Episkoposu Luigi Padovese&#8217;nin öldürülmesi üzerine, İtalya&#8217;nın İzmir Konsolosu Simon Carta&#8217;nın bölgeye gitmekte olduğu öğrenildi.</p>
<p>İtalya&#8217;nın Ankara Büyükelçiliği yetkilileri, olayın çok yeni olduğunu ve gelişmeleri yakından takip ettiklerini söyleyerek, Konsolos Carta&#8217;nın İskenderun&#8217;a hareket ettiğini belirtti.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hristiyanblog.com/luigi-padovese-olduruldu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Matta 27.Bölüm Animasyon</title>
		<link>http://www.hristiyanblog.com/matta-27-bolum-animasyon/</link>
		<comments>http://www.hristiyanblog.com/matta-27-bolum-animasyon/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 20 May 2010 13:30:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[video]]></category>
		<category><![CDATA[animasyon]]></category>
		<category><![CDATA[matta]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hristiyanblog.com/?p=552</guid>
		<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><object width="550" height="413"><param name="allowfullscreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="movie" value="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=11694598&amp;server=vimeo.com&amp;show_title=1&amp;show_byline=1&amp;show_portrait=0&amp;color=00ADEF&amp;fullscreen=1" /><embed src="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=11694598&amp;server=vimeo.com&amp;show_title=1&amp;show_byline=1&amp;show_portrait=0&amp;color=00ADEF&amp;fullscreen=1" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" width="550" height="413"></embed></object></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hristiyanblog.com/matta-27-bolum-animasyon/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Karakter Oluşturan İlkeler</title>
		<link>http://www.hristiyanblog.com/karakter-olusturan-ilkeler/</link>
		<comments>http://www.hristiyanblog.com/karakter-olusturan-ilkeler/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 13 May 2010 22:32:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[ilke]]></category>
		<category><![CDATA[karakter]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hristiyanblog.com/?p=368</guid>
		<description><![CDATA[Karakter Oluşturan İlkeler isimli yazıyı okumak için burayı tıklayın!]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.hristiyanblog.com/wp-content/uploads/2009/10/karakterolusturanilkeler.jpg" alt="karakterolusturanilkeler" title="karakterolusturanilkeler" width="541" height="200" class="alignnone size-full wp-image-369" /><br />
Karakter Oluşturan İlkeler isimli yazıyı okumak için <strong><a href="http://www.hristiyan.gen.tr/forum/karakter-olusturan-ilkeler-t429.html">burayı tıklayın!</a></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hristiyanblog.com/karakter-olusturan-ilkeler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nuh&#8217;un Gemisi Bulundu</title>
		<link>http://www.hristiyanblog.com/nuhun-gemisi-bulundu/</link>
		<comments>http://www.hristiyanblog.com/nuhun-gemisi-bulundu/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 27 Apr 2010 08:30:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[nuh]]></category>
		<category><![CDATA[nuhun gemisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hristiyanblog.com/?p=541</guid>
		<description><![CDATA[Tarihin en çok merak edilen efsanelerinden biri olan Nuh&#8217;un Gemisi&#8217;nin, bulunduğu iddia edildi. Hong Konglu ve Türk bilimadamlarından oluşan 15 kişilik bir grup, Ağrı Dağı&#8217;nda 4 bin metre yükseklikte, 12 metre boyunda, 5 metre yükseliğinde bir ahşap yapı bulduklarını, hatta içine girip araştırma yaptıklarını da açıkladı. Grup, ahşap yapıdan alınan ahşap parçalarının karbon testi yardımıyla [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-542" title="10" src="http://www.hristiyanblog.com/wp-content/uploads/2010/04/10.jpg" alt="" width="468" height="351" /></p>
<p>Tarihin en çok merak edilen  efsanelerinden biri olan Nuh&#8217;un Gemisi&#8217;nin, bulunduğu iddia edildi. Hong  Konglu ve Türk bilimadamlarından oluşan 15 kişilik bir grup, Ağrı  Dağı&#8217;nda 4 bin metre yükseklikte, 12 metre boyunda, 5 metre yükseliğinde  bir ahşap yapı bulduklarını, hatta içine girip araştırma yaptıklarını  da açıkladı. Grup, ahşap yapıdan alınan ahşap parçalarının karbon testi  yardımıyla 4 bin 800 yıllık olduğu, bunun da kutsal  kitaplarda anlatılan Nuh Tufanı&#8217;nın tarihiyle uyuştuğunu savundu. South  China Morning Post gazetesine göre Hong Konglu Evangelical Media, Noah&#8217;s  Ark Ministry International ve Türk bilimadamlarından oluşan grup, Pazar  günü Hong Kong&#8217;da yaptıkları basın toplantısında büyük iddiayı  açıkladı. Grup, Nuh&#8217;un Gemisi&#8217;ne ait olduğunu öne sürdükleri parçaları,  gemide hayvanların bir arada tutmak için kullanılan ipleri ve çivi  benzeri birçok parçayı da gazetecilere gösterdi.<span id="more-541"></span></p>
<p><strong>Yeri gizli tutuluyor</strong><br />
Basın toplantısına, gruba çalışmalarının başından beri veren  Ağrı Vali Yardımcısı Murat Güven, Ağrı İlk Turizm Müdürü Muhsin Bulut ve  Doğubeyazıt Kaymakamlık Yazı İşleri Müdür İbrahim Şahin de katıldı.  Toplantıda, şu anda yeri gizli tutulan Nuh&#8217;un Gemisi&#8217;nin UNESCO Dünya  Mirası Listesi&#8217;ne alınması ve üzerinde bilimsel araştırma yapılması  çağrısı da yapıldı. Grup, yapının yerinin Türk yönetiminin bölgede  arkeolojik kazı için gerekli önlemleri alana kadar gizli tutulacağını da  söyledi.<</p>
<p><strong>Gemiye girdik</strong><br />
Hong Konglu grup, aşırı muhafazakar evanjelist Hristiyan kuruluşları  olan &#8216;Media Evangelism&#8217; ve Uluslararası Nuh&#8217;un Gemisi Birliği, NAMI&#8217;den  oluşuyor. Türk hükümetinin destek verdiği ilk Nuh&#8217;un Gemisi araştırma  grubu olduklarını söyleyen grubun lideri Man Fai Yuen, basın  toplantısında şöyle konuştu: &#8220;Bizim girdiğimiz bölüm, tarihte anlatılan  gemiye çok benziyor. Biz, bu ahşap yapının içini bulan ve görüntüleyen  ilk ekip olduk. 38 milimetre uzunluğundaki bir tahta parçasına, <span style="color: blue;">İran</span>&#8216;da karbon testi yaptırdık. 4 bin 800 yıl  öncesine ait bir selvi ağacına ait olduğu ortaya çıktı.&#8221; Tevrat&#8217;a göre  Nuh&#8217;un Gemisi, gofer ağacından yapılmıştı. Yuen, bu iki ağaç arasındaki  benzerliklerin test edildiğini de söyledi.</p>
<p><strong>Kalıntıyı buzul korudu</strong><br />
Araştırmaya katılan ve daha önce birçok kez Ağrı Dağı&#8217;nda  araştırmalar yapan Hollandalı Gerrit Aalten gemiyle ilgili verileri  değerlendirirken, &#8220;Elimizde efsanevi Nuh&#8217;un Gemisi&#8217;ni bulduğumuza dair  güçlü kanıtlar var&#8221; diye konuştu. <span style="color: blue;">İstanbul</span> Üniversitesi&#8217;nden arkeolog Prof. Oktay  Belli de, bu ahşap yapının bir insan yerleşim biriminden kalmasının  mümkün olmadığını, 3 bin 500 metreden daha yüksek bir yerde, bugüne  kadar hiç insan yerleşimi bulunmadığını söyledi. Grubun bir diğer üyesi  Sütçü İmam Üniversitesi Jeoloji Bölümü&#8217;nden Dr. Ahmet Özbek de  buzulların ve volkanik maddelerin düşük ısıda bu bölgenin bozulmadan  kalmasına yardım etmiş olabileceğini söyledi. Basın toplantısında hazır  bulunan Ağrı İl Turizm Müdürü Muhsin Bulut, &#8220;Bu dünyayı şoke edecek bir  haber. 2 bin yıldan <a onmouseover="showAd('25799','102133' ,event);clearAdInterval();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>fazla</strong></span></a> süredir tarih ve görgü  tanıkları bize bir geminin tufandan kurtularak Ağrı Dağı&#8217;na oturduğunu  söylüyor. İnsanlar bunun Nuh&#8217;un Gemisi olduğuna inandı. Ben bu grubun  nihayet bu gemiyi bulduğuna ve bunun Nuh&#8217;un Gemisi olduğuna inanıyorum&#8221;  dedi. Ağrı Vali Yardımcısı Murat Güven de, gruptan 4 Hong Konglu&#8217;ya  Ağrı&#8217;nın fahri hemşehriliği verildi.</p>
<p><strong>Ortak bildiri yayınlandı</strong><br />
Uluslararası Nuh&#8217;un Gemisi Birliği (NAMI) <a onmouseover="showAd('25724','101224' ,event);clearAdInterval();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>ile</strong></span></a> Türk yetkililer, basın  toplantısından sonra açıkladıkları bildiride Nuh&#8217;un Gemisi&#8217;nin  bulunmasının ideolojik farklılıkları da bitireceği savunuldu. Bildiride,  &#8221; Burada imzası bulunanlar Ağrı Dağı&#8217;nda Nuh&#8217;un Gemisi için bilimsel  araştırmalar yapılmasında anlaşmıştır. Buradaki sonuçlar, insanoğlunun  ortak inançları ve tarihleri için çok önemlidir. Nuh&#8217;un Gemisi&#8217;nin  keşfinin yüzyıllardır süren ulusal ideolojik farklılıkları bitireceğine  inanıyoruz.</p>
<p><strong>Araştırmalar 2008&#8242;de başladı</strong><br />
Grubun Türk lideri Ahmet Ertuğrul da, bölgedeki bu yapıdan 2008  Haziran&#8217;da kendisine gelen bir bilgiyle haberdar olduğunu belirterek,  &#8220;Hemen bir ekip topladım ve yola koyuldum. Ahşap yapıyı bulduk ve içine  girdik. Fotoğraflarını çektim. Yıllardır NAMI ile çalıştığım için de  keşfimden onları haberdar ettim&#8221; diye konuştu. Bunun üzerine Ekim  2009&#8242;da bölgeye bu kez kameralarla giden Hong Konglu ve Türk uzmanlar,  volkanik kül ve buzlar altında bulunan ve el yordamıyla kazılan ahşap  yapının içine girdi ve görüntüledi.</p>
<p><strong>15 kişilik ekip </strong><br />
Hong Konglu ve Türk bilimadamlarından oluşan 15 kişilik bir grup 3  yıllık araştırmalarının sonunda önemli veriler elde etti.</p>
<p><strong>Gemiden parçalarla toplantı! </strong><br />
BİlİmadamlarI Hong Kong&#8217;daki basın toplantısında ortaya çıkardıkları  çok çarpıcı verileri de açıkladılar. Ahşap yapının girilen bölümünün 5  metre yüksekliğinde, 12 metre genişliğinde olduğunu açıklayan uzmanlar  yapının kutu şeklinde değil, bir gemi gibi eğimli olduğunu vurguladı.  Araştırmacı Panda Lee, &#8220;Orada bir metre eninde, yarım metre boyunca  küçük bir kapı vardı. Bu kapı da, başka bir bölüme açılıyordu&#8221; diye  konuştu. İki metre boyunda, iki metre eninde ve iki metre yükseliğindeki  bu kutu şeklindeki bölümün, hayvanların konulduğu bölüm olduğuna inanan  araştırmacılar, burada çivi, ip ve askı parçaları da buldu. Grup,  yeterli oksijenleri olmadığı için bu bölüme giremediklerini de söyledi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hristiyanblog.com/nuhun-gemisi-bulundu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kutsal Kitap&#8217;ın Yazıldığı Diller</title>
		<link>http://www.hristiyanblog.com/kutsal-kitapin-yazildigi-diller/</link>
		<comments>http://www.hristiyanblog.com/kutsal-kitapin-yazildigi-diller/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 Apr 2010 16:57:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kutsal Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[aramice]]></category>
		<category><![CDATA[ibranice]]></category>
		<category><![CDATA[yunanca]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hristiyanblog.com/?p=538</guid>
		<description><![CDATA[Kutsal Kitap üç dilde yazılmıştır, okumak için burayı tıklayın!]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.hristiyan.gen.tr/belgeler/kutsal-kitap-dil/"><img src="http://www.hristiyanblog.com/wp-content/uploads/2010/04/kutsalkitapdil.jpg" alt="" title="kutsalkitapdil" width="541" height="130" class="alignnone size-full wp-image-539" /></a></p>
<p><a href="http://www.hristiyan.gen.tr/belgeler/kutsal-kitap-dil/">Kutsal Kitap üç dilde yazılmıştır, okumak için burayı tıklayın!</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hristiyanblog.com/kutsal-kitapin-yazildigi-diller/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Malatya Katliamı&#8217;nın 3.Yılı</title>
		<link>http://www.hristiyanblog.com/malatya-katliaminin-3-yili/</link>
		<comments>http://www.hristiyanblog.com/malatya-katliaminin-3-yili/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 18 Apr 2010 16:46:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[malatya katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[necati aydın]]></category>
		<category><![CDATA[tilmann geske]]></category>
		<category><![CDATA[uğur yüksel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hristiyanblog.com/?p=533</guid>
		<description><![CDATA[18 Nisan 2007&#8242;de Malatya Katliamında dünyadan ayrılan ve RAB&#8217;bin yanına giden üç kardeşimiz için bugün Elazığ ve Malatya&#8217;da anma törenleri yapıldı. Malatya&#8217;daki Zirve Yayınevi&#8217;ne 18 Nisan 2007 tarihinde düzenlenen baskında öldürülen 1&#8242;i Alman 3 kişiden Uğur Yüksel, ölümünün üçüncü yılında Elazığ&#8217;daki mezarının başında anıldı. Anma törenine, Yüksel&#8217;in annesi ve Protestan kilisesinin temsilcileri ve cemaat üyeleri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>18 Nisan 2007&#8242;de Malatya Katliamında dünyadan ayrılan ve RAB&#8217;bin yanına giden üç kardeşimiz için bugün Elazığ ve Malatya&#8217;da anma törenleri yapıldı.<br />
<a href="http://www.hristiyanblog.com/wp-content/uploads/2010/04/fft5_mf414143.jpeg"><img src="http://www.hristiyanblog.com/wp-content/uploads/2010/04/fft5_mf414143.jpeg" alt="" title="malatya katliamı" width="450" height="300" class="alignnone size-full wp-image-534" /></a><br />
Malatya&#8217;daki Zirve Yayınevi&#8217;ne 18 Nisan 2007 tarihinde  düzenlenen baskında öldürülen 1&#8242;i Alman 3 kişiden Uğur Yüksel, ölümünün  üçüncü yılında Elazığ&#8217;daki mezarının başında anıldı. Anma törenine,  Yüksel&#8217;in annesi ve Protestan kilisesinin temsilcileri ve cemaat üyeleri  katıldı. Malatya&#8217;daki Zirve Yayınevi&#8217;ne düzenlenen baskında öldürülen Uğur  Yüksel&#8217;in Elazığ merkeze bağlı Mansuruşağı Mezrası&#8217;ndaki mezarı başında  yapılan anma törenine, felçli olan babası İbrahim Yüksel katılmazken  annesi Hatice Yüksel ve Protestan kilisesinin sözcüleri ve cemaat  üyeleri katıldı. Geçmiş yıllara oranla daha kalabalık bir grubun  katıldığı anma töreninde, anne Hatice Yüksel oğlunun mezar taşına  sarılarak yapılan ayini izledi.<span id="more-533"></span></p>
<p>Anma töreninde İstanbul Protestan kilisesi adına konuşan Uğur Saçkesen,  İsa Mesih&#8217;i sevdikleri için üç kardeşlerinin aralarından alındığını  belirterek, “Uğur kardeşimiz, kendi halkını ve ülkesini seven, bu halk  için, bu ülke için, bu ülkenin esenliği ve barışı için dua eden bir  kardeşimizdi. Peki, ne oldu bir insanı başka bir insanı öldürmek için ne  motive edebilir. Dünyada bir insanın yaşamı milliyetçilik mi? Dindarlık  mı? Eğitim mi? Ne olabilir? Bu ülke için dua eden bu toprakların  çocukları yalnızca İsa mesihi sevdikleri için öldürüldü. 3 yıl geçti. Bu  3 yıl içersinde Türk kilisesi Türkiye&#8217;de bulunan kiliseler Uğur  kardeşimizden, Tilman kardeşimizden, Necati kardeşimizden aldıkları  bayrağı yukarı çıkartma konusunda daha azimli, daha kararlı, daha  istekli, daha cesaretli oldu” dedi. Anma törenine katılan grup daha  sonra Malatya&#8217;ya hareket etti.</p>
<p><strong>TİLMAN GESKE MALATYA’DA ANILDI</strong></p>
<p>Almanya vatandaşı Tilman Ekhart Geske için, Malatya&#8217;daki Ermeni  Mezarlığı&#8217;nda düzenlenen anma törenine, Diyarbakır Kiliseler Baş Pastörü  Ahmet Güvener, Geske&#8217;nin eşi Suzanna Geske, 3 çocuğu ve Hıristiyan  cemaati mensupları katıldı.</p>
<p>Yayınevinde öldürülen Uğur Yüksel&#8217;in Elazığ’daki anma töreninden sonra  Malatya&#8217;da da düzenlenen anma töreninde, Alman Tilman Ekhart Geske&#8217;nin  mezarının başında ilahiler okundu. Anma töreninde Tilman Ekkehart  Geske’nin eşi Susanna Geske, kızları Michale (15), Miriam (10) ve oğlu  Lukas (13), mezara çiçekler bırakarak dua etti. Anma töreni sırasında  polis ekipleri de çevrede geniş güvenlik önlemleri aldı. Mezarlığa  yabancı kişilerin girmesine izin verilmezken, gazetecilerin uzak bir  noktadan görüntü almalarına izin verildi.<br />
Malatya Ermeni Mezarlığı’ndaki tören yaklaşık 1 saat sürdü. Tören  sonunda Tilman Ekhart Geske’nin eşi Suzanna Geske, kameralara  konuşmazken, kızı Michale&#8217;in babasının mezarında ağladığı görüldü.</p>
<p>Bu arada anma töreni sırasında Zirve Yayınevi&#8217;nde öldürülen, Tilman  Ekhart Geske, Uğur Yüksel ve Necati Aydın&#8217;ın resimlerinin bulunduğu  büyük bir poster açıldı.<br />
(DHA)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hristiyanblog.com/malatya-katliaminin-3-yili/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
