Tanrı’nın Varlığında Sürdürülen YaÅŸam

Bu baÄŸlamda Hristiyan inancının Reform geleneÄŸindeki bir Hristiyan için bütün yaÅŸam Coram Deo yani Kutsal Üçlüğün varlığında sürdürülen bir yaÅŸamdır. Kısacası, bütün yaÅŸam bu Tanrı’nın gerçekliÄŸinin ışığında anlaşılır. Günümüzün etkin Reform vaizlerinden olan John Piper bunu çok güzel ifade etmektedir: ‘Tanrı olmaksızın hiçbir ÅŸeyi anlamak mümkün deÄŸildir. Tanrı’yı bir kenara koyup bir ÅŸeyleri anlamaya kalkmak evrenin en önemli gerçeÄŸini bir kenara kaldırıp atmak olacağı için tamamen gerçek dışı olacaktır”.
Bu nedenle bu geleneÄŸi izleyen Hristiyanlar klasik inanç savunmasının ardındadırlar. Aslında bazıları yanlış bir biçimde, bu gelenekteki Hristiyanların, Aristoteles’in nedene dayalı bir Tanrı varlığı kanıtlaması görüşüne inandıklarını sanırlar. Ondan sonra Kutsal Yazı’lara dönüp bunu Kutsal Üçlük ve lütufkar Tanrı anlayışıyla baÄŸdaÅŸtırdıklarını düşünürler. Oysa bu tamamen yanlıştır. Bilinenin aksine böyle bir düşünceyle, Reform geleneÄŸi Hristiyan düşüncesinin oldukça sorunu vardır.
Her ÅŸeyden önce böyle bir düşünce Tanrı’yı yaratılmışların önünde yargı kürsüsüne oturtmak anlamındadır. Yani yaratılmış olan yaratanı var mı yok mu diye etüt edebilmekte, sorgulayabilmektedir. Aslında bu Yaratıcı’yla yaratılan arasındaki farklılığı, ayrımı tamamen ortadan kaldırmaktadır. Tanrı, Kendi var oluÅŸ gerçeÄŸi için kesinlikle yarattıklarına baÄŸlı deÄŸildir. Esas ve her noktasıyla yaratılanlar, Tanrı’ya yani O’na baÄŸlıdır.
İkinci noktaysa insanın nedenlerden ve deneyimlerinden yola çıkarak, Kutsal Yazı’larda Kutsal Üçlük’te Kendisini ifade eden o tek Tanrı’nın varlığını kanıtlamaya kalkışması tamamen baÅŸarısız bir giriÅŸim olarak kalacaktır. Çünkü insan sınırlı düşünen ve sınırları çok belli olan bir varlıktır. Böylesine sınırlı bir varlığın sınırlı düşüncesinin, varlığını kanıtlamaya çalıştığı ve belki de kendi nedenlerini ortaya sürerek ve yine de sınırlı nedenlerle kanıtladığı tanrısı ancak küçük bir “t” ile ifade edilen bir Tanrı olacaktır.
Üçüncü noktaysa böyle bir yaklaşımda bulunmak hiçbir biçimde bizi İbrahim’in, İshak’ın ve Yakup’un Tanrı’sının bilgisine ulaÅŸtırmayacaktır. Çünkü onların Tanrı’sı, Kutsal Kitap’ın bizlere anlattığı Tanrı, insan algılarının ötesinde her ÅŸeyi yaratan ve baÅŸlatan gerçek Tanrı’dır. Ve böyle bir Tanrı’ya kendi görüş ve kanıtlarımızla ulaÅŸmaya çalışmak elbette İbrahim’in, İshak’ın ve Yakup’un Tanrı’sının dışında bize baÅŸka bir tanrı takdim edecektir ve doÄŸal olarak Tanrı’dan baÅŸka bir tanrıyı tanrı olarak tanımak da putperestlikten baÅŸka bir ÅŸey olmayacaktır.
Kendi aklımıza, nedenlerimize ve kanıtlarımıza bakarak ulaştığımız tanrı bizim aklımızın ürünü olan bir tanrıdır. Bizim anlayışımız, algılarımız kendimize bir tanrı oluşturmuştur. Kendi istemlerimizi yerine getirmesi için rahatlıkla kontrol edebileceğimiz bir tanrı, kendi hayal gücümüzle kanıtlarımız birleştiğinde adeta ellerimizle yaptığımız bir put gibi yerli yerine oturmuştur.
Yazan: Rev. Prof. Robert Lynn
Yorumlar
Yorum yapın Geri izleme