Bir imanlı, birliğinden ne zaman kopmalı?

Gerçek Hristiyanlardan birçoÄŸunun canını sıkan bir soru var: Görünen bir kilisenin birliÄŸini ne zaman terk etmeli? Bu soru, Hristiyanların “kilise ümidinin bir o mezhebe, bir öbür mezhebe gidip geldiÄŸi ilgisiz ve laubali tavırlar sonucunda ÅŸiddet kazanır. Kilise birliÄŸine gereÄŸinden fazla deÄŸer verip, saflığın ve doÄŸruluÄŸun kaybını göz ardı etme pahasına korumaya alışmakla ters tarafa doÄŸru ÅŸiddetlenir. Bazı kiliseler önderlerinin kilisenin saf-lığı, barışı ve birliÄŸi için çalışmak adına gizli bir yemin etmesini talep ederler. Ancak, eÄŸer bir kilise doktrin ve eylemlerinde iffetsiz hale gelir ve önder gerçekten kiliseyi temiz kılma arayışında olursa, büyük bir ihtimalle kilisenin barışını ve birliÄŸini bozmaya çalışmakla suçlanacaktır. Bu, barış, saflık ve birliÄŸi eÅŸit ÅŸekilde korumak için ortaya atılmanın bir “görevimiz tehlike” olduÄŸunu keÅŸfeden Eski AntlaÅŸma peygamberlerinin ve Yeni AntlaÅŸma elçilerinin akıbeti gibidir.
Gerçekte kiliseler, bozulma durumuna ve bedeli ağır hatalara sıklıkla düşer. Bir kiliseyi küçük iffetsizliklerden dolayı tamamen terk etmek, merhametten yoksun kalmaktır. Saflık anlamında hiçbir kilise mükemmel değildir, ne doktrininde ne de uygulamalarında. Sabır ve merhamet, kilise tökezlediğinde gereklidir. Bununla beraber, görünen bir kilise topluluğunun, değil belki, kesinlikle terk edilmesi gereken bir an vardır ki, bu, kili-senin inancından dönecek kadar bozulduğu andır. Sapkınlık, kilise, Hıristiyan inancının temel bir gerçeğini reddettiği zaman ortaya çıkar. Eğer, örneğin, kilise müjdeyi inkar etmiş ya da Sakramentleri terk etmişse, gerçek kilise olma özelliğini sona erdirmiştir; imanlı, ondan geri çekilmeye artık mecburdur.
İmanlıların, topluluklarının bozulmaya başladığını fark ettikleri, ancak onarmak veya ıslah etmek amacıyla kalmakta ısrarcı oldukları zamanlar da vardır. Bu hassasiyet, doğrusu, yüce bir davranıştır, ama çoğu kez imanlıları kronik bir mücadelenin içine atar.
İmanlıların görünmez kilise içine dahil olmalarının er-demi ile hoÅŸnut oldukları birlik, bu kiliseye, yani Mesih ile olan birlikteliÄŸimize, dahil olmanın temel kaidesi iÅŸlevini gören bir birliktir. Mesih ile olan kiÅŸisel iliÅŸkimize dair, Yeni AntlaÅŸma ismin iki halini kullanır: -de (en) ve -e (eis). Kutsal Kitap inancında bizler “Mesih’e” iman etmeye çaÄŸrıldık. Böyle bir inancı tecrübe ettiÄŸimizde “Mesih’te” oluruz ve Mesih de bizde olur. Mesih’te olmak, her ne kadar kiÅŸisel ve bireyselse de asla ferdi deÄŸildir. KiÅŸisel olarak Mesih’le birlik olmuÅŸ her birey aynı zamanda kiÅŸisel olarak Mesih’te olan diÄŸer kiÅŸilerle birleÅŸmiÅŸtir. Bu Mesih ile olan mistik birliÄŸimizin bütünlüğünü kapsar ve elçilerin birliÄŸinin gerçekliÄŸini tanımlar. Bireysel imanlı asla izole edilmiÅŸ ÅŸekilde yaÅŸamaz; her zaman birlik içindedir. Gerçek bir Hıristiyan’ın “BirleÅŸtirilmiÅŸ Hıristiyan” olarak tanımlanması mümkün-dür. Bizler birleÅŸtirildik, çünkü, birleÅŸtirilmiÅŸ bir oluÅŸumunun, vere corpus’un, baÅŸka deyiÅŸle, Mesih’in gerçek bedeninin içine yerleÅŸtirildik. O zaman kilise sadece bir organizasyon deÄŸil, yaÅŸayan bir organizmadır; çeÅŸitli hayati parçalarla desteklenen, ya-ÅŸayan bir organizma.
Yeni Antlaşma, kiliseyi tanımlarken beden benzetmesini kullandığında, bahsettiği, farklılık içindeki bir birliktir. İnsan bedeni, fonksiyonel açıdan bütünün sağlığı için gerekli olan bireysel ve birlikte birçok farklı parçadan oluşmuştur. Farklı işlevleri yerine getirseler de bir göz, en az kulak kadar gereklidir. Kilise içinde, hepsi kilisenin refahı ve misyonun yerine getirilmesi için gerekli bir çok farklı hizmet ve armağan vardır.
Armağan ve fonksiyonların çeşitliliğinin ötesinde başka çeşitlilik öğeleri de kilisede mevcuttur. Kilise insanlardan oluşur ve insanlar birçok yönden birbirlerinden farklılık gösteririler. Her türlü etnik ve sosyoekonomik geçmişe sahip insanlar kilise çatısı altında bir araya gelirler. İnsan kişiliğinin bütün çeşitliliği tem-sil edilir. Kilise içine kapanık ve dışa dönük bireylere sahiptir. Bazıları geveze İken bazıları suskundur. Buna ek olarak, kilise, ruhsal yolculuğunda çok farklı noktalarda olan ve farklı kutsallık seviyelerinde olan kişilerden oluşur.
Mesih’in görüntüsüne benzeyiÅŸ ortak bir hedeftir. Hepimiz O’nu taklit etmeye, O’na boyun eÄŸmeye ve emirlerine itaat etmeye davet edildik. Bu anlamda tekdüzeliÄŸe bir çaÄŸrı söz konusudur. Ancak, bu, insanları bireyselliklerinden mahrum olacakları bir kalıba girmeye zorlayan kasvetli, renksiz bir tekdüzelik deÄŸildir. Bu tarz bir tek düzelik kurtaran deÄŸil, makineleÅŸ-tiren bir tekdüzelik olur. Hıristiyan kutsallaÅŸma hedefi, kiÅŸiliÄŸin ya da bireyselliÄŸin yitirilmesi deÄŸildir. KiÅŸiliÄŸin yitirilmesi, benliÄŸin bir girdabın içine düşüp kayıtsızlık içine yutularak bir cins Ruh dünyasına sokulması arayışında olan birtakım dinlerde vaat edilir. Bir Hıristiyan için, Mesih’le olan birlik ve Mesih’e benzeyiÅŸ, kiÅŸisel benliÄŸi artırır, yok etmez. Kilise, e piuribus unum düsturunun son ÅŸekillenmiÅŸ halidir.
Yorumlar
Yorum yapın Geri izleme