Ağustos, 2010 kategorisindeki yazıları görüntülüyorsunuz

john calvin
John Calvin 10 Temmuz 1509′da Fransa’nın Noyon kentinde doÄŸdu. Gramer ve dil konusunda Maturius Corderius’un gözetmenliÄŸinde Paris’te eÄŸitim aldı ve Montaign Koleji’nde İspanyol bir profesörden felsefe dersleri aldı. Genç Calvin’in yaÅŸamı daha çok, Noyon Psikoposu’nun yardımcısı olan babası tarafından kontrol edilmekteydi. Her ne kadar Calvin kendisini sıradan insanlardan birisi olarak tanımlasa da, babası oldukça hırslı bir kiÅŸiydi. OÄŸlunun entellektüel ve zeka bakımından arkadaÅŸlarından bir hayli farklı olduÄŸunu farkeden babası, onun aristokrat bir ailenin gözetiminde eÄŸitim almasını istedi. Bu eÄŸitim için genç Calvin, Montmore ailesinin gözetimine bırakıldı. Bu ailenin yanındaki eÄŸitimini tamamladıktan sonra Calvin, Sorbonne Üniversitesi’ne gitti. Calvin’in babası, oÄŸlunun bir gün rahip olacağını ve gençliÄŸinden beri açıkça herkes tarafından görülen yetenekleriyle Katolik Kilisesi’nde önemli bir pozisyona yükseleceÄŸini umut ediyordu. Bir süre sonra Calvin’in babası bu yöndeki planlarını deÄŸiÅŸtirmeye baÅŸladı. Avukatların rahiplerden çok daha fazla para kazandıklarını gördüğünde, oÄŸlunun bütün çalışmalarını bırakıp bir hukuk fakültesinde okumasını istedi. okumaya devam edin…

Reformasyon Dönemi

Yorum yok

reformasyon
DiÄŸer ülkelerin aksine en az can kaybı olan, sıkıntının en az olduÄŸu ülke İskoçya’da, reform gerçeÄŸinin John Knox’un yönetimi altında yapıldığını görüyoruz. İyi bir vaiz olmasına raÄŸmen Calvin gibi iyi bir düşünür olmayan Knox, önceleri bir Roma Katolik rahibiydi. Roma kilisesi tarafından öldürülen Protestan George Wishart’ın etkisinde kalıyor. Katolik yanlıları Fransızlar tarafından Saint Andrew kalesinin iÅŸgaliyle bir seneden fazla esir kalan Knox, beden ile ruhun çekiÅŸmesini, dünya ile olan mücadelesini deneyimliyor. Mary’nin hükümranlığı sırasında, Franfurt’a gidiyor ve buradaki Anglikan taraftarlarıyla kendi tutucu püritan görüşlerin çekiÅŸtiÄŸini görüyoruz. Vaazlerinde, kadınların yönetici olamayacağını söylemesi, Calvin’in bile ÅŸaşırmasına neden oluyor. okumaya devam edin…

sagliksiz varlik
KeÅŸke her yapı sapasaÄŸlam olsaydı. Depremlerde çöken konutlar, sele kasırgaya dayanamayan binalar, emekçilerin canını yutan ocaklar. Ve en önemlisi, yaÅŸam yolculuÄŸu bozukluÄŸa, kötülüğe her an açık olan insan. Onun yaratılışına ve sonrasına iliÅŸkin ÅŸunlar yazılmıştır: “Tanrı insanı kendi benzeyiÅŸinde yarattı. Onu Tanrı’nın benzeyiÅŸinde yarattı; onları erkek ve diÅŸi yarattı” (Yaratılış 1:27). “Tanrı insanı doÄŸru yarattı; ama onlar pek çok düzen aradılar” (Vaiz 7:29). Budur üzücü geliÅŸim.

Kutsal-kusursuz Yaratan elbette bozuk insanı yaratamazdı. O’nun Yaratıcı’lığına inanan, her yapıtı kusursuz yaptığını kabul eder. O ÅŸu bilgiyi verir Kutsal Sözü’nde: “YüceliÄŸim için yarattğım, ona biçim verdiÄŸim, evet kendisini oluÅŸturduÄŸum, adımla çaÄŸrılan her insanı ‘getir’ diyeceÄŸim” (YeÅŸaya 43:7). Yazıklar olsun! YaÅŸam düzeniyle Yaratanı’nı yüceltmeye yaratılan insan tam tersine, yapıcısına yüz karası olmuÅŸ: “Tanrı’nın adı uluslar arasında sizin yüzünüzden kötülenmektedir” diye yazılıdır din baÄŸlılarına (Romalılar 2:24). Ne denli acıklı bir görünüm, deÄŸil mi?

İnsan tarihin hangi döneminde bozuldu? Atalarımızın Tanrı istemini bir yana itip iblisin istemini uyguladıkları an! Atalarımız iblise uyruk olmayı seçti, kutsal kusursuz yaşamdan günahlı yaşama geçti. Bunu kişisel karar ve istekleriyle yaptılar. Ve tüm insanlık ailesinin başı, kökeni, pınarı niteliğinde bu güzelim soyun her kuşağını, her canını boyunlarına aldılar. Kutsal Söz buna ‘Özgün ve Kalıtımlı Günah’ demiş. Yapımız çürüktür. Irk, ulus, dil, din, siyasi tutum, eğitim ve daha her ne varsa, temelde hepimiz günah yargısı giymiş sağlıksız Adem çocuklarıyız. Birinin Adem’e dayanmadığını savlaması, elmanın elma ağacında yetişmediğini savunması gibidir. Ama hiç kimse salt Adem’in günahlılığı sonucunda yargılanmaz. Herkes özgür isteğiyle günah işler, ardından da din şartlarına, törelerine sarılarak günahını sildirmeye çabalar. Çürük elmanın çürüklüğünü gidermeye çabalamak gibidir bu.
okumaya devam edin…

Anlamsız Yaşam

Yorum yok

anlamsiz yaÅŸam
Yaratan’ın varlığa armağan ettiği şu gözler sürekli güzellik, içaçıcılık, yapıcılık görüyor olsaydı yaşam yolculuğu beğeni dizisine, imreni gezisine dönüşürdü. Oysa gördüklerimiz bambaşka! Keşke gözlerim dinmek bilmeyen acılar zincirine tanık olmasaydı. Keşke yeryüzündeki olayları donuklaşmış biçimde görebilseydim. Keşke her olgu ve sonuçlamada canımı yatıştırabilecek gözlükleri bulup takabilseydim. Ne yazık! İsteklerimin gerçekleşemeyeceğini bilerek bunlarla yaşamaya zorunluyum.

Gözlerimi şimdiki yaşama açtım, yavaş yavaş dünya göz kapaklarımın önünde sergilendi: Yürek burkan, acıtan, ağlatan bir yeryuvarlağı. Baktım, hizmeti aranılan bir park uzmanı. Çölü güllük gülistanlık ediyor, çirkinliği güzelliğe dönüştürüyor. Aman bilmez kanser ciğerlerini kemiriyor, altı ayda ölümün pençesine boyun eğiyor. O güzelim iş yarıda kalıyor, ailesi ne edeceğini şaşırıyor. Anlamdan yoksun yaradılış!
okumaya devam edin…


© 2012 Hristiyan Blog | Hristiyanlık ile ilgili bilgiler ve güncel haberler
Created by Hristiyan.gen.tr
vandelay theme