Anadolu Vaizi: Krisostomos

Anadolu’nun güçlü ve değerli iman mirasının öz sahiplerinden biri olan Yuhanna Krisostomos’a, Türkçe ifade edilişiyle Altın Ağızlı Yuhanna’ya atfen yeni bir web sitesi yayın hayatına başladı. Krisostomos'un vaazlarını görmek ve siteyi incelemek için tıklayın!
Mesih Geliyor!

"Ama şunu bilin ki, ev sahibi, hırsızın gece hangi saatte geleceğini bilse, uyanık kalır, evinin soyulmasına fırsat vermez. Bunun için siz de hazır olun! Çünkü İnsanoğlu beklemediğiniz saatte gelecektir. Efendinin, hizmetkârlarına vaktinde yiyecek vermek için başlarına atadığı güvenilir ve akıllı köle kimdir? Efendisi eve döndüğünde işinin başında bulacağı o köleye ne mutlu! Size doğrusunu söyleyeyim, efendisi onu bütün malının üzerinde yetkili kılacak. Ama o köle kötü olur da içinden, `Efendim gecikiyor` der ve öteki köleleri dövmeye başlarsa, sarhoşlarla birlikte yiyip içerse, efendisi, onun beklemediği günde, ummadığı saatte gelecek, onu şiddetle cezalandırıp ikiyüzlülerle bir tutacak. Orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacaktır.” (Matta 24:43-51)
Yeni Ev
"Biliyoruz ki, barındığımız bu dünyasal çadır yıkılırsa, göklerde Tanrı`nın bize sağladığı bir konut -elle yapılmamış, sonsuza dek kalacak bir evimiz- vardır. Şimdiyse göksel evimizi giyinmeyi özleyerek inliyoruz. Onu giyinirsek çıplak kalmayız. Dünyasal çadırda yaşayan bizler ağır bir yük altında inliyoruz. Asıl istediğimiz soyunmak değil, giyinmektir. Öyle ki, ölümlü olan, yaşam tarafından yutulsun. Bizleri tam bu amaç için hazırlamış ve güvence olarak bize Ruh`u vermiş olan Tanrı`dır. Bu nedenle her zaman cesaretimiz vardır. Şunu biliyoruz ki, bu bedende yaşadıkça Rab`den uzaktayız. Gözle görülene değil, imana dayanarak yaşarız. Cesaretimiz vardır diyorum ve bedenden uzakta, Rab`bin yanında olmayı yeğleriz. Bunun için, ister bedende yaşayalım ister bedenden uzak olalım, amacımız Rab`bi hoşnut etmektir. Çünkü bedende yaşarken gerek iyi gerek kötü, yaptıklarımızın karşılığını almak için hepimiz Mesih`in yargı kürsüsü önüne çıkmak zorundayız." (2.Korintliler 5:1-10)

Tanrısal Üzüntü
Kardeşler, umudu olmayan öbür insanlar gibi kederlenmemeniz için, gözlerini yaşama kapamış olanlar konusunda bilgisiz kalmanızı istemiyoruz. (1. Selanikliler 4:13)
Duygularının dizginlerinin başıboş olmamasına dikkat etmelisin yoksa seni üzüntünün içerisinde daha da fazla günaha sürükleyebilirler. O gözyaşlarını ölüler için değil, günahların için yaktığın ağıtlar için dökmelisin. Tıpkı hiçbir umuda sahip olmayanlar ve görkemli ve sonsuz yaşama götürecek olan mükemmel diriliş umuduna sahip olanlar arasında bir fark olması gerekiyorsa, çektiğin üzüntü konusunda seninle diğerlerinin arasında da bir fark olması gerekmektedir. Elçi Pavlus, ‘bilgisiz kalmanızı istemiyoruz’ demektedir. Diğerleri bu bilgiye sahip değildir ve bu yüzden üzüntülerini en aşırı derecede yaşamaktadırlar fakat ben sizlerin bu kişiler gibi üzülmenizi istemem. Rab’de ölenlerin ölümlerinin, mutlaka uyanacakları bir uyku olduğunu, mezarlarının, dirilişin sabahı gelip çattığında içlerinden çıkacakları bir yer olduğunu bilmiyor musunuz? Bundan da öte şu anda ruhlarının Baba Tanrı, Mesih ve sonsuz Ruh ile birlikte olarak sayılamayacak kadar çok melek ve kutsalın arasına katıldıklarına, devamlı sevgi içerisinde, devamlı bir şekilde Tanrı’dan zevk aldıklarına ve İsa’nın kanıyla kurtarması, Kutsal Ruh’un sonsuz yaşamın mirasçıları olarak belirlemesi için Tanrı’nın onları seçtiğine iman etmiyor musun? Onlar sevinç içindeyken sen hala yakınacak mısın? Onlar övgü ilahileri söylerken sen ağıtlar mı yakacaksın? Onlar yüceltildiği için mi kendini sıkıntı içerisinde bulacaksın? … Eğer seninle konuşabilselerdi şunları duyardın: ‘Sen her gün sıkıntı içerisindesin, biz ise sonsuz esenlik, rahat ve zafer; sen günah ve Şeytan’ın tehlikesiyle yaşamaktasın, biz ise bunlardan tamamen kurtulduk; RAB’be olan sevgin mükemmelden çok uzak iken bizlerin sevgisi hiçbir şeyle karşılaştırılamaz; bizlerin Tanrı, Mesih ve sonsuz yaşamın görkemi hakkında bildiklerimizi bilmiyorsun, bizim gördüklerimizi görmüyor, bizim tadını çıkardıklarımızı tadamıyorsun, bu yüzden gözyaşlarını bizim için değil kendin için harca, bizim için değil kendin için ağla… Dua ediyor, bekliyor ve bizim olduğumuz yerde olmayı ümit ediyorsun, biz ise senin olduğun yerde olmayı artık asla istemiyoruz. Biz senin yaşadığın evden daha iyisine, sahip olduklarından daha iyisine, çalıştığın işten daha iyisine, ve kendini meşgul ettiğin şeylerden daha iyisine sahibiz. Bu yüzden kendin için üzül, bizim için değil’
Yazan: Thomas Doolittle
Çeviren: Yüce Kabakçı (www.yucelutuf.com)
İnsanın Öfkesi ve Tanrı’nın Öfkesi
Nedir kitap yakma türünden erdeme, sağduyuya, gerçeğe rest çekeni etkileyen dağıtıcı gücün etkeni? KIZGINLIK, ÖFKE.. Başka yolla başa çıkamadığı bilgiye, inanca, görüşe çok sert bir eylemle yıkıcılığı sancağı kılmak.. Çünkü bu öfkeye set çekebilen gücün yeterliliğini tanımamış o! Kızgınlık bardağından içki içen pişmanlık yatağında kan kusacaktır. Öfke, hiddet, kızgınlık aynı ocakta kaynamış zehir zıkkım insan tepkisidir. Bunun getirdiği zarar, üzgü, yıkım dille anlatılamaz. Sevgiyi, acımayı, hoşgörüyü, bağışlayıcılığı kökten dışlayan çirkinlik alemidir öfke.
Tarih boyunca öfke sonucu ne denli savaşlar, soykırımlar, katliamlar oldu; oluyor da.. Ademoğlunun temel tutsaklığı öfkeyedir. Uygarlığın doruklaştığı şu döneme ‘Öfke Çağı’ dememiz hiç de yanlış olmaz. Bir futbol takımı oyun yitirir, yanlıları küplere biner, huligan yıkımını enikler. Toplumuna karşı bazılarının kanı başına sıçrar, ormanları ateşe verir ya da içerleyişini başka taşkınlıklara yöneltir. Terörizm eylemini esinleyen, yönelten duygu elbette yanıp tutuşan öfkedir. Bunun en belirgin, kahredici göstergesi, 11 Eylül 2001 cinnetidir. On dokuz kişiye öfke öylesi egemen olmuş ki, değerlerin tümünü —kendi canlarına saygıyı da— bir yana itiyor. Ve bu eylem Allah’a yükletiliyor!
